TÜVTÜRK

Uzmanından öğrencilere yeni eğitim yılı öncesi önemli tavsiyeler

Rehberlik danışmanı Feyyat Özdemir, bu süreçte aile, öğrenci ve okulun birlikte hareket etmesinin öğrencilerin uyum ve başarısına katkı sağlayacağını belirtti.

  • 10.09.2026 16:33
Uzmanından öğrencilere yeni eğitim yılı öncesi önemli tavsiyeler

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala öğrencilerin okul düzenine yeniden adapte olması önem kazanıyor. Tatil döneminin ardından öğrencilerin ders düzenine geçişte yaşayabileceği zorluklara ilişkin değerlendirmelerde bulunan rehberlik danışmanı Feyyat Özdemir, ailelerin bu süreçte öğrencilere destek olması gerektiğini söyledi.

“Aile, öğrenci ve okul ekip halinde bir araya gelmeli”

Feyyat Özdemir

Öğrencilerin tatilden çıktıkları için yeni eğitim yılına hazırlanmalarının biraz zor olabileceğini belirten Özdemir, “Öğrenciler tatilden çıkmış oluyorlar, yeni bir eğitim yılına hazırlanmaları belki tatil çıkışı olduğu için biraz zor olabiliyor. İlk önce o tatil dönüşünü sakince atlatmaları gerekiyor. Bu da tabii ki ailelerin ciddi şekilde onlara katkı sağlamaları gerekiyor. Ailenin katkısı ne kadar fazla olursa, aile ne kadar öğrenci ile beraber okul diyaloğu sağlarsa öğrenci o kadar daha iyi uyum sağlar.” dedi.

İlk haftadan itibaren ders içerikli tedbirler almaktan ziyade okul uyumuna önem verilmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, “İlk haftadan itibaren hemen böyle ders içerikli tedbir almaktan ziyade okul uyumunu, işte mesela aileyle beraber oturup bu yılki hedefini falan konuşabilirler. Eğer hedef doğru konuşulursa, aile öğrenci ile doğru bir diyalog kurarsa ve aynı zamanda aile, öğretmen, öğrenci iyi bir ekip olurlarsa o öğrencimiz seneye de doğru hazırlanmış olur. Buradaki mesele şudur, eğer bir öğrencinin yeni eğitim yılına doğru ve daha iyi hazırlanması nasıl olur diyorsanız, aile, öğrenci ve okul ekip halinde bir araya geldiklerinde o öğrenci seneye daha doğru başlamış olur ve inşallah problemsiz de devam eder.” diye konuştu.

“İlk 15 gün öğrencilerin kendi aralarındaki problemleri ile uğraşıyoruz”

Öğrencilerin okulun ilk günlerinde en çok okul ortamına uyum sağlama, akranlarıyla doğru diyalog geliştirme ve ders çalışma motivasyonunu ortaya koyma konularında zorlandığını belirten Özdemir, “Öğrencilerin en çok zorlandığı konular okul ortamına uyum sağlamak, akranlarıyla doğru bir diyalog geliştirmek, ders çalışma motivasyonunu ortaya koyma konularında biraz zorluk yaşıyorlar. Bunları, yani okul ortamına, arkadaşlarıyla uyum meselesini çözdüklerinde daha da başarılı olurlar.” dedi.

Öğrencilerin öğretmenleriyle diyalog kurmasının uyum sürecini kolaylaştıracağını dile getiren Özdemir, “Burada tabii ki ilk geldiklerinde mutlaka öğretmenlerle, özellikle mesela sınıf öğretmeni ile rehber öğretmeniyle diyalog kurduğunda onları o uyumu da daha rahat olmuş olur inşallah.” ifadelerini kullandı.

İlk haftalarda öğrencilerin kendi aralarındaki davranış ve diyaloglarda sorunlar yaşayabildiğini söyleyen Özdemir, “Bizim daha çok zorlandığımız bir şey, ilk haftada daha çok öğrencilerin kendi aralarındaki diyalogları, davranışları. Yani biraz daha o hafta, 1-2 hafta sorun yaşıyorlar. Biz de müdahale etmek zorunda kalıyoruz. Yani bizim için belki de ilk 15 gün, ilk hafta öğrencilerin kendi aralarındaki problemleri ile uğraşıyoruz. Bunları çözmeye çalışıyoruz. İnşallah bunu çözdüğümüzde daha da iyi bir hafta, iyi bir sene geçirmiş olurlar.” şeklinde konuştu.

“Öğrenci sadece başarı odaklı bir hedef belirlememeli”

Tatil dönüşünde öğrencilerin okul düzenine yeniden alışabilmesi için aile ve okulun öğrencinin sorumluluklarını hatırlatması gerektiğini belirten Özdemir, “Tatilden döndükleri için zaten rahat davranıyorlar. Hem aile hem okul, onlara artık bir okul ortamında olduklarını, bir ders yüklerinin olduğunu ve bunun için bir çaba sarf etmesi gerektiğini onlarla paylaşmalıdırlar.” dedi.

Öğrencilerin motivasyonunda yalnızca akademik başarının değil, davranış ve ahlaki boyutun da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Özdemir, “Bir öğrencinin motivasyonunu sağlamak istiyorsanız ve tatil dönüşü okula, okul düzenini kolaylaştırmak istiyorsanız öğrenci sadece başarı odaklı bir hedef belirleme, doğru değildir. Aynı zamanda ahlaki olarak, davranış olarak, mesela başka insanlarla sınıf ortamını paylaşırken nelere dikkat edecek, yani bu işin hem başarı boyutunu hem de insani boyutunu, ahlaki boyutunu hem okul olarak hem de aile, öğrenciye verdiğimizde bu işi daha kolay bir şekilde başarmış oluruz.” diye konuştu.

Tatil döneminde dijital ortamların kullanımına da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Özdemir, “Aynı zamanda öğrenciyi, hani hepimizin ortak bir hastalığı haline gelmiş, öğrenci tatilde belki de sınırsız bir şekilde dijital ortamları kullanmıştır; tablettir, telefondur. Şimdi okula başlanmış artık, değil mi? Zamanını mutlaka buraya harcayacaktır. Bununla ilgili sınırlama getirmek lazım. Burada da ailelerin kesinlikle güçlü olması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Ailenin öğrencinin dijital materyal kullanımında sınırlar koyması gerektiğini dile getiren Özdemir, “Öğrenciye bu dijital materyalleri sınırlarken, işin odağında aile olacak ve bunu da öğrenci yaptıracak. Eğer tatil ortamı gibi rahat davranırlarsa o öğrenci, çocuk şöyle bir anlayışa sahip olur; yani aklıyla veya geleceğe bakarak planlama yapmaktan ziyade haz duygusuyla hareket ediyor, nefsi ile hareket ediyor, onun hoşuna ne gidiyorsa onu istiyor.” dedi.

Özdemir, “Bunu ve bu kuralı aile ve okul ortamı öğrenciye verecek ki yani çocuğun hedeflerine dönük olan çalışmalarını aile ve okul ortamı organize edecek. Çocuğa, ‘Sen her zaman kendi nefsine göre, kendi haz duyguna göre hareket edemezsin.’ anlayışını biz verdiğimizde çocuk da kendi sınırlarını bilmiş olacak.” şeklinde konuştu.

Öğrencilerin sınırlarını bilmesinin önemine dikkat çeken Özdemir, “Bu sene yaptığımız RİBA rehberlik anketlerinde İzmir çapında, sanırım Türkiye çapında şu sonuç ortaya çıktı. Çocuklarımız sınırlarını bilmiyorlar. Biz mesela bu sene İzmir’de hem okulumuzda hem de bütün İzmir’de çıkan ortak bir sonuç var. Sınır koyma, öğrencimize sınır koyma alışkanlığını öğretmeye çalışacağız. Tatil dönüşü de en çok bunda zorlanıyoruz. Sınır, sınırlarını bildiğinde uyumu da olacaktır inşallah.” ifadelerini kullandı.

Velilerin okul ile düzenli iletişim halinde olması gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Veli mutlaka okul ile diyaloğu düzenli hale getirmelidir. Yani şunu meslek hayatımıza biz hep gördük. Ben şu anda 32. yıldır çalışıyorum. Eğer bir veli düzenli bir şekilde okula geliyorsa, öğrencinin durumunu soruyorsa ve bizim ona dediğimiz gibi eve gidip eleştirmekten ziyade, tehdit etmekten ziyade ve ona kızmaktan ziyade, ‘Evet evladım, ben bugün okula gittim, öğretmenlerden şu geri bildirimini aldım.’ Onunla bir toplantı şeklinde onun iyi taraflarını ve eksik olan taraflarını onunla konuştuğumda kesinlikle ona katkı sağlamış olur.” dedi.

Velilerin çocuğu okula bırakıp sonrasında süreci takip etmemesinin yeterli olmadığını belirten Özdemir, “Şu anlayışı artık benimsemiyoruz; çocuğu okula getirdik, bıraktıktan sonra gittik. Bu kesinlikle günümüz dünyasında, yeni eğitim ortamı için kesinlikle yeterli olmuyor. Zaten olumsuz da yanlış bir anlayış. Hep beraber veli, ne kadar okulda, tabii okulun, öğretmenin işine karışmadan gelecek; öğrencinin olumlu taraflarını, olumsuz taraflarını öğrenecek ve sonra da evde bunu değerlendirmesini yaptığında bu işi beraber, o motivasyonu sağlamış oluruz.” ifadelerini kullandı.

Yeni eğitim yılında öğrencilerin öncelikle bir hedef belirlemesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Yeni öğretim yılında en önemli tavsiyelerimiz, önce bir kere tabii ki herkesin bir başarı hedefi vardır. O başta hedefleri koyacaktır. Yani öğrenci hedefsiz insan şuna benziyor; eğer bir hani rotası, gideceği limanı belli olmayan bir gemiye diyoruz ki hangi yönden rüzgâr eserse essin ona faydası olmaz. Önce öğrenci bir kere bir hedef ortaya koyacaktır.” dedi.

Aile ve okulun öğrencinin hedefini belirlemesinde birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Özdemir, “Aile tabii bu hedefi aileyle ve okulla beraber, hangi hedef ona uygundur, ne yapması gerekiyor, bunu ortaya koyduğunda en azından bir rotası belli olmuş olacak.” diye konuştu.

Teknolojinin öğrenciler için faydalı şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Özdemir, “Sonra da teknoloji anlamda aileyle beraber mutlaka teknolojiyi kendisi için faydalı hale getirmesi gerekiyor. Çok çok iyi öğrencilerimiz olduğu halde maalesef teknolojiyi olumsuz kullandıkları için onların o başarısı maalesef ortaya çıkmıyor ve sırf hani bu teknolojiden dolayı kaybettiğimiz, hedefinden uzaklaşan birçok öğrencimiz oluyor.” şeklinde konuştu.

Özdemir, “İkinci olarak da mutlaka teknolojiyi kullanacak ama faydalı bir şekilde kullanacaktır. Aile, okul ve öğrenci beraber çalıştıklarında, hani bu üçlü saç ayağını beraber kurduğumuzda öğrencinin başarısı da beraberinde gelecektir.” dedi.

İLKHA

Editör: Esra Üründü

Yorum Yaz