Ego

Beri gel dediğimde heybeme emek ile doldurduğum, yaşanmasını istediğim elbiselerim beni örtmek için ortaya çıktı.

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

Bunları ne ara elde etmiştim veya kime diktirdiğimi hatırlamadığım rengarenk yıldız parçacıklarıyla süslenmiş parlak ve göz alan bir zemin üzerindeki davetkar emek, beni her zamankinden daha fazla içine çekmeye çalışır. Gelmesi gereken o ama içine çekilen, hatta sürüklenerek koşar adım ona doğru giden benin vücut bulmuş halindeki kişinin aydın güneş ışıkları altında oraya ışınlanmasıdır.
İnsan veya kişilerin çalışmayla elde ettikleri ölçülerin normal insan normlarında olan kişiliğin içinde şekillendiği ama kendi normlarını aşan durumda ise yük haline gelen, yalnızlaştıran öz benlik yapısıdır. Burada yaptıkların sicil defteri halinde senin rehberliğine soyunur, senin rehberlik ettiğin dönemin dışına taşan taraflar veya dayatıcı yönler bir daha kendi normların çekilmedikçe olumsuz yakıştırmalarla karşına çıkacak yöndür aslında.
Seni ben yarattıysam seni nasıl terbiye edeceğimi de bilirim, kendi normlarım vardır, çevremde bu kadar derviş varken ve bunların bana yaşattıkları en mutlu anların ise en yalın haliyle sade ve mütevazı yaşamlarıdır. Bir taşın üzerinde yemek yiyişimiz, ağaç dalına astığımız kurutulmuş gıdalarımızı kıyıda köşede saklı bütün kelimeler gibi dar günlere sakladığımız atraksyonlarımıza dönüştürmeyi hep beraber öğrendik. Şimdi üretkenlik sırasını ifa etmek için ileri atılan bütün melekelerime sesleniyorum işinizi layıkıyla yapın ama lütfen mütevazı olmaya ve kalmaya devam edin.
Egosunu yenenlerin tabi tutulduğu sınıf veya katman dervişlik yaşam tarzı, ne kadar çalışırsan çalış tek mal varlığın sırtındakiler ve sizin doğru bulduğunuz onurlu yaşam biçim. Toprağa yerleşik daraltılmış yaşamda bir şeyiniz olmayabilir ama bütün dünya sathı bilginize, emeğinize muhtaç ve üretkenliğini, yarattığın her şeyin senin yanında yer alacağını bildiğinden seni; on metrekareye tel örgü çekip içinde yaşayandan daha fazla mal varlığına sahip kişi yapar, daha fazla bilgi ve gezme özgürlüğünü hanende tutar. En büyük gerçek hazine haritaları gibi beynindeki özgürlüğün, özgünlüğün seni daha farklı bir öncü yapar unutma eğer bencil egoyu konuşturmazsan, patlamış egoyu tahta oturmazsan yolun açık demektir.
Olumsuz benlik (ego) insanlara yapay bir gemi gibi görünüp, kurtarıcı bir gemiymiş gibi sana yanaşır ve çaktırmadan seni istila ettikten sonra yoluna güzergahına devam eder, bu aldatıcı gemi en erken zamanda ve kıyıya yakın olmayan bir yerde kendini seninle birlikte batıran şişme yapaylıktır. Bu yapaylığa aldanan insan manzaraları tarih bilincinde saklı materyallerdir ama çevremizde de egosu patlamış insanların üstten bakma, hakir görme yaklaşımlarını gördüğünüzde bu kişi çok zaman geçmeden kendisini ve çevresini batıracaktır demek abartı olmaz.
Biz her şeye kendimizi o kadar kaptırdık ki neyin bize hitap edip etmediğini de kaçırdığımız zamanları yaşadığımızın bile farkına varamıyoruz ki birilerinin borazanını öttürdükten sonra fark ediyoruz, bizim boş bıraktığımız alanları işgal eden ukala kişiliklerin oluşması bir süreç sorası mümkün ve bu gelişimden habersiz isek bizim eksikliğimiz gösterir. Uyuduğumuz gösterir veya bakıp dikkat etmediğimiz için görmediğimizi gösterir.
Ben olmadan senin ne anlamın var dediğimizde veya oluşan bir oluşumda ilkin kendi yerimize baktığımızda, burada benim rolüm ne diye sorabilmeliyiz. Büyük laflar etmeden yaşamdaki rolümüz nedir ve yaşamı ne kadar etkileyebiliyoruz diye sorgulayıp daha sonra önce kendimizi sonra da çevremizi yanıltmayacak büyük laflar etmeliyiz ki büyük lafın vebali büyük emektir hele emek dökemeyeceksek durduğumuz yerde doğru davranışın telaşına düşmeliyiz.
Bir fotoğrafta önce kendimize bakmamız hele bizde eksik elekten geçemeyen farklı davranışlar varken; bu işte ben olmalıyım, bu iş bensiz yürüyemez, özellikle beni çek veya beni öne çıkar yaklaşımı da ayrı bir handikap. Bu davranış kendine aşırı güvenin dayatıcı yönüne tekabül eder ki mütevazılık bu işin neresinde diye sorduğunuzda ise hiçbir yerinde diye cevap veririm.
Dünyadaki en büyük gelişmeyi elde eden emektarların harcadıkları kaç yıllık emek sende yok ise ve emeği yok saysan, görmemezlikten gelsen, ego değil de nedir?
Kendini koruyup var olmak için yemek yemek farklı, burada çekinilmesi gereken kendi hukukun olanın ötesine gidip başka alanları daraltmaktır.
Bir tek kendini sevmek, hep ben ve kazanmak için bütün yollar mubahtır yaklaşımı, hastalıklı bir yaklaşım insanlığı da yok eder.
Benim gibi egoyu çok küçültmekte doğru değil yani ne şiş yansın ne kebap yani vücut ısısı kadar dengede veya terazinin iki yanı gibi eşit olmalı.

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle