Mardin TÜKODER Başkanı Öztürk: Alım gücünü yükseltmek için ücret dengesinin sağlanması lazım
Mardin Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Başkanı Musa Öztürk, enflasyonun günlük hayata etkileri, alım gücü ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler hakkında değerlendirmelerde bulunarak, "Alım gücümüzü yükseltmek için elbette çok çalışmak gerekir ama çalışmanın karşılığında hakkını da vermek gerekir. Ücret adaleti ve denkliği mutlaka sağlanmalıdır." dedi.
Mardin Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Başkanı Musa Öztürk, enflasyonun günlük hayata etkileri, alım gücü ve ileriki döneme ilişkin beklentiler hakkında muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
Enflasyonun tüm yaşamı doğrudan etkilediğini belirten Öztürk, birçok kalemde fiyatların ciddi şekilde yükseldiğini ve yükselmeye devam ettiğini söyledi.
Enflasyonun temel ihtiyaçlar üzerinde ciddi etkilerine dikkat çeken Öztürk, "Özellikle son zamanlardaki enflasyonun günlük hayatımız üzerindeki etkileri üzerinde durmak istiyorum. Malum, enflasyonun günlük hayattaki yansımaları yalnızca istatistik rakamlardan ibaret değildir. Bu, bireylerin harcama alışkanlıklarını, harcamalarını ve sosyal yaşamını doğrudan etkileyen bir durumdur. Enflasyon, tüm yaşantımızı da doğrudan etkilemektedir. Bu etkileri birkaç başlık altında özetleyecek olursak; öncelikle gıda ve temel ihtiyaçlar üzerinde ciddi etkileri oluyor. Her türlü taze sebze ve meyve, süt ve süt ürünleri ile diğer kuru gıda fiyatlarında enflasyonun ciddi şekilde hissedildiği görülmektedir. Bunun yanında, günlük ihtiyaçlarımızdan biri olan dışarıda yemek yeme alışkanlığı, iş temposunun yoğunluğu nedeniyle toplumumuzda önemli ölçüde arttı. Bu durum, ilgili işletmeler için gelir kaynağı olsa da fiyatların bu oranda artmasına yol açmakta ve enflasyonun bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşantımızda vazgeçilmez olan bir diğer konu ise barınmadır. Son günlerde kiralar ve konut satış fiyatlarındaki artış henüz durmuş değil. Türkiye genelinde ve Mardin özelinde fiyatlarda herhangi bir duraklama veya gerileme görülmüyor." şeklinde konştu.
Öztürk, enerji tüketiminde de ciddi enflasyon artışı yaşandığını ifade ederek, "Bir başka önemli konu ise enerji. Özellikle yaz aylarında, sıcak bölgelerde serinleme amacıyla enerji tüketimi artmakla beraber enerji fiyatlarındaki yükseliş de enflasyonu ciddi şekilde artırmaktadır. Ülkemizde tasarruf alışkanlığı yetersiz. Gelir düzeyinin yetersizliği nedeniyle özellikle orta gelirli kesim ay sonunu zor getirmektedir. Özellikle son aylarda İran-israil savaşının ardından akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışların enflasyon üzerinde ciddi etkileri olduğu görülmektedir. Son iki-üç aylık dönemi değerlendirecek olursak, enerji fiyatlarının özellikle ulaşım ve haberleşme üzerinde ciddi etkiler yaptığı gözlemlenebilir. Ulaşımda da fiyatların çok ciddi şekilde yükselmesine neden oldu. Önümüzdeki ay, eylül ayında okulların ve üniversitelerin açılmasıyla, havaların da biraz serinlemesiyle birlikte Türkiye’de her sene olduğu gibi akaryakıt fiyatlarının bu şekilde devam etmesinin ulaşım üzerinde daha da ciddi etkileri olacağı söz konusu." ifadelerini kaydetti.
"Okulların fiyatlarını yüzde 100’e varan oranlarda artırdığını medyadan görüyoruz"
Özellikle özel okullarda artan maliyetlere de dikkat çeken Öztürk, şunları aktardı:
"Eğitim de en önemli konulardan biri. Şu anda okullar tatilde olduğu için ailelere henüz ciddi bir yük getirmiş değil ancak önümüzdeki aydan itibaren özellikle özel okullardaki fiyat artışları kendini gösterecektir. Okul sahipleri de enerji ve vergiler açısından girdi maliyetleri yükseldiği için kendilerini korumak amacıyla bu maliyetleri fiyatlara yansıtıyor. Son zamanlarda bu konu çok gündemde oldu. Bazı okulların fiyatlarını yüzde 100’e varan oranlarda artırdığını medyadan görüyoruz. Umarız Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumlar şimdiden gerekli tedbirleri alır da önümüzdeki aylarda velilerimiz ve tüketicilerimiz daha fazla mağdur olmaz. Özel sağlık hizmetlerinde de ciddi fiyat artışları görüyoruz. Dövizdeki yükseliş nedeniyle ilaç ve tıbbi malzemelerde büyük ölçüde dışa bağımlı olmamız, sağlık alanında da ciddi etkiler oluşturmakta. Bu da enflasyonu körükleyen nedenlerden biridir."
"Ücret adaleti ve denkliği mutlaka sağlanmalıdır"
Alım gücünü artırmak için yapılması gerekenleri aktaran Öztürk, "Alım gücümüzü yükseltmek için elbette çok çalışmak gerekir ama çalışmanın karşılığında hakkını da vermek gerekir. Ücret adaleti ve denkliği mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye’de son yıllarda kurumlar arasında, memurlar ve diğer kamu personeli arasında çok büyük ücret farklılıkları oluştu. Her kurum kendi kuralını koymaya çalışıyor. ‘Benim personelim daha çok çalışıyor, daha önemli.’ anlayışı hakim oluyor. Halbuki devlet kurumlarının hepsi önemlidir. Önemsiz kurum olmaz, olsa zaten açılmazdı. İş yükü farklı olabilir ama hizmetin hepsi değerlidir. Buna rağmen aynı odada, aynı masada, aynı görevi yapan insanların farklı ücret aldığına şahit oluyoruz. Kadrolu, kadrosuz, sözleşmeli, geçici derken büyük farklar ortaya çıktı. Bu da hem ücret adaletsizliği oluşturuyor hem de çalışanlar arasında huzursuzluğa yol açıyor." şeklinde belirtti.
"Zorunlu tüketim maddelerinde KDV ve ÖTV gibi vergilerin eşit olması başlı başına bir adaletsizliktir"
Öztürk, KDV, ÖTV ve benzeri vergilerde de aynı yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
"Vergi politikası da en az ücretler kadar önemli. Verginin adaletli olması, kişinin gelir düzeyine göre belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle KDV ve ÖTV gibi vergilerin adil olması şart. Bu konuda bir örnek verilecekse trafik cezalarında bile saatte 10 kilometre hız aşımı yapınca, beş milyon liralık lüks araç da düşük maliyetli bir araç da aynı cezayı ödüyor. Bunun da farklı değerlendirilmesi gerekir. Nasıl ki Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde motor gücüne ve araç yaşına göre kademeli vergilendirme yapılıyorsa, cezalar ve vergiler de gelir düzeyine göre düzenlenmelidir. KDV, ÖTV ve benzeri vergilerde de aynı yaklaşım benimsenmelidir. Vergiler enflasyonu doğrudan etkiliyor. Üstelik zorunlu tüketim maddelerinde KDV ve ÖTV gibi vergilerin eşit oranlı olması başlı başına bir adaletsizliktir."
"En zayıf kesim enflasyonun altında eziliyor"
Öztürk, rekabetin olmadığı ortamda fiyatların ciddi oranda artış göstereceğini belirterek, "Enflasyonu körükleyen bir başka neden de rekabet ortamının olmamasıdır. Rekabetin olmadığı yerde fiyatlar ciddi anlamda yükselir ve satıcının inisiyatifine kalır. Haksız rekabeti, fahiş fiyatlamayı, kalitesiz üretimi ve mevzuata aykırı uygulamaları önlemek için denetimler şikayet üzerine değil, sürekli ve düzenli olarak yapılmalıdır. Toplumun bu konuda daha bilinçli olması da elbette önemlidir; ancak denetim mekanizmaları her zaman aktif olmalıdır. Ayrıca çok dar gelirli, asgari ücretin altında geliri olan ailelerimiz var. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile yaşlı ve engelli vatandaşlarımıza yapılan yardımların da hakkaniyetle, gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması şarttır. Eğer yetersiz kalınıyorsa belediyeler ve ilgili kamu kurumları; gıda, ısınma ve barınma gibi temel ihtiyaçlarda bu kesime destek olmalıdır. Aksi takdirde en zayıf kesim enflasyonun altında eziliyor." ifadelerini kullandı.
İleriki döneme ilişkin beklentileri hakkında da konuşan Öztürk, "Herkesin ekonomik açıdan refah içinde, temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiği, evinde huzurla oturabildiği veya en azından kirasını kolayca ödeyebildiği bir toplum yapısına kavuşmayı arzuluyoruz. Ancak mevcut durumda, gözlemlere göre henüz yeterli ve etkili bir tedbirin alındığını göremiyoruz. Maalesef mevcut seyrin devamı halinde, özellikle eylül ve ekim aylarında, okulların açılması ve kış sezonunun gelmesiyle birlikte yeni ve ciddi fiyat artışları yaşanabileceğini tahmin ediyorum. Yine de inşallah böyle olmaz." temennisinde bulundu.
İLKHA