Öter: Çiftçinin kullandığı mazot, gübre ve ilaçtan ÖTV ve KDV alınmamalı
Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO), ekmeklik buğday ihracatına yönelik kısıtlamayı kaldırmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Mardin Zahireciler ve Hububatçılar Derneği Başkanı Mehmet Şerif Öter, kararın ülke ekonomisi açısından olumlu olduğunu belirterek, çiftçilerin yüksek girdi maliyetleri nedeniyle acil destek beklediğini söyledi.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), ülke içi üretim, stok durumu ve tüketim ihtiyacının yeterli seviyede olması nedeniyle Mart 2025'ten bu yana uygulanan ekmeklik buğday ihracatı kısıtlamasını kaldırdı.
Yapılan açıklamada, piyasa istikrarını sağlamak, üretici ve tüketicilerin menfaatlerini korumak ile gıda arz güvenliğini sürdürmek amacıyla piyasa gelişmelerinin yakından takip edildiği belirtilirken, ekmeklik buğday ve buğday kırıkları ihracatının 29 Temmuz itibarıyla yeniden başlatılmasına karar verildiği bildirildi.
Konu hakkında Mardin Zahireciler ve Hububatçılar Derneği Başkanı Mehmet Şerif Öter, mikrofonuna değerlendirmelerde bulundu.
Üreticiler ve tüccarlar açısından ihracatın olması her zaman olumlu olduğunu belirten Öter, üreticilerin yaşadığı yüksek girdi maliyetleri ve büyük sıkıntıların bir an önce giderilmesi için devletin acil gerekli önlemleri alınması gerektiğini söyledi.
Bu yıl verimli bir hasat sezonu geçirdiklerini belirten Öter, "Üreticiler ve tüccarlar açısından ihracatın olması her zaman iyidir. Şu anda dünyanın en pahalı buğdayına devletin yaptığı alım sebebiyle ülkemizde sahibiz. Ancak pahalı buğday almamıza rağmen çiftçimiz dünyanın en borçlu çiftçisidir. Malum girdi maliyetleri çok yüksek durumda. Yapılan bu alımlara karşılık yurt dışından daha uygun fiyatlı buğday da getirilebilir. Bu açıdan olumlu bir durumdur. Çok şükür bu sene mahsul durumu iyi geçti. Aşırı yağışlar sebebiyle bazı yerlerde protein eksikliği görülse de lokal birkaç bölge hariç genelde hububat verimi bu sene iyi oldu. İhracatın, tarım sanayimize ve milli ekonomimize olumlu katkısı olacaktır. Fakat üreticilerin yaşadığı yüksek girdi maliyetleri ve büyük sıkıntıların bir an önce giderilmesi için devletimizin ve hükümetimizin acil gerekli önlemleri alması gerekmektedir." şeklinde konuştu.
"İhracat her yönüyle ülke ekonomisi açısından olumludur"
Öter "Çiftçi, bugün dünyanın en pahalı mazotunu kullanmaktadır. Buğday fiyatlarına geçen seneye göre yüzde 20 civarında bir artış yapıldı ama öte yandan mazota yüzde 100'ün üzerinde, gübreye yüzde 80'in, ilaca aynı şekilde zam geldi. Her türlü girdiye yüksek zamlar geldiği ortadadır. Bu haliyle çiftçinin üretime devam etmesi oldukça zordur. Kim zarar ettiği bir işte emek ve alın teri dökmek ister ki? Bu şartlarla sürdürülebilir bir üretim yapmak mümkün değildir. Bu durum ciddi bir sorun haline gelmiştir ve bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Yine de ihracat her yönüyle ülke ekonomisi açısından olumludur." dedi.
Ekmeklik buğday ihracatından bölge üreticisinin faydalanabileceği hususuna açıklık getiren Öter, şunları aktardı: "TMO ve LİDAŞ’ın alım standartlarına girmeyen buğdaylara yurt dışında daha iyi bir fiyat verilebilir. Bu da üretici açısından bir nebze olsun nefes almalarını sağlayacaktır diye umut ediyoruz. Neticede bu bir ticarettir, zaman zaman buğday kıtlığı ve sıkıntısı da yaşanabilmektedir. Buğday, insanın yaşam kaynağı, sofrasındaki ekmeğin, makarnanın temel ham maddesidir ve stratejik bir öneme sahiptir. Eğer ülkemizin buğday ihtiyacının olduğu bir dönemde bulunsa idik, olaya farklı bakıp 'İhtiyacımız varken nasıl ihracat yapılır, yarın buğday fiyatları karaborsaya düşebilir' şeklinde düşünürdük. Fakat şu an böyle bir sorun bulunmamaktadır. Bugün her ne kadar enflasyon genel bir sorun olarak ortada dursa da asıl büyük sıkıntıyı yaşayan kesim çiftçilerimizdir. Bu ihracat hamlesi sayesinde onların elindeki ekmeklik buğdayın fiyatının birkaç kuruş artarak, kendilerine bir katkı sunmasını ümit etmekteyiz."
"Fabrikalarımıza ve faizsiz kredi ve teşvik imkanları mutlaka sağlanmalı"
Öter, faizden dolayı çiftçilerin çok zor durumda kaldıklarını söyleyerek Bugün üreticiler için faiz belası çok yüksektir. Sadece tarım sanayisi değil, tüm sanayi, ticaret, imalat ve istihdamın sağlanması nihayetinde sermayeye bağlıdır. İmalatçı ve fabrikacılar, üretim yapabilmek için bankadan kredi çekmek zorunda kalmaktadır. Bu sebeple üretim yapan, istihdam sağlayan fabrikalarımıza ve faizsiz kredi ve teşvik imkanları mutlaka sağlanmalıdır. Mardin’de bu sebeple birçok fabrika ya kapalı durumda ya da yüzde yirmi kapasiteyle çalışmaktadır. Pandemi öncesinde 4 yıl üst üste Irak’a yaptığı un ve diğer gıda ihracatıyla, Türkiye’de en çok un ihraç eden firma olarak dört yıl üst üste ödül alan bu bölgemizde, şu anda sadece birkaç firma ham buğdayı boşaltır durumda. Eskiden her fabrikanın önünde on-on yirmi kamyon beklerken, bugün bölgede yirmi kamyon bulmak zor. Fabrikanın sesi gelmiyor, çalışmıyorsa; unun, makarnanın, bulgurun kokusu duyulmuyorsa orada bereket de yok demektir. Bu yüksek faiz oranlarıyla üretim yapmak mümkün olmadığından, fabrikacılara gerekli destek bir an önce verilmelidir." ifadelerini kullandı.
"Çiftçinin kullandığı mazot, gübre ve ilaçtan ÖTV ve KDV alınmamalı"
Öter, ifadelerini şöyle sürdürdü: "Çiftçilerimiz bizim velinimetimizdir. Hele bizim bölgemizde, ülke genelinde olduğu gibi girdi maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Buna ek olarak, üretim ve sulamada kullanılan elektrik maliyetleri o kadar yüksektir ki, çiftçinin bu faturayı ödemesi mümkün değildir. Elektrik şirketinin de bu maliyeti tek başına karşılaması mümkün olmadığından, devreye hükümetimiz, devletimiz ve ilgili bakanlıklarımız girmelidir. Çiftçinin kullandığı mazot, gübre ve ilaçtan ÖTV ve KDV alınmamalıdır. Dünyada tarımı geliştirmek, üretimi ve enerjiyi artırmak isteyen ülke yönetimleri, çiftçilerine bir dizi teşvik, hibe ve eğitim desteği sunmaktadır. Bizde ise denizlerde sosyetik sürat teknesi ve yatlarda kullanılan mazottan vergi alınmazken; çamur içerisinde üretim yapıp ülkeyi besleyen, hepimizin gıdasını temin eden çiftçiden tüm bu vergiler tahsil edilmektedir.
En azından tarımsal faaliyette kullanılan kalemlerde vergiler sıfırlanmalıdır. Böylece üretimin önündeki engeller kalkacak, çiftçi toprağıyla yeniden barışacaktır. Çiftçi de toprağını tekrar severek çalışacaktır. Ancak çiftçi artık yoruldu. Bakın toprak satış sitelerine bakın; toprak, iki yıl önceki fiyatının yüzde ellisine düştü. Eskiden dönümü iki yüz elli-üç yüz bin liraya çıkan toprak, şimdi yüz elli bin liraya bile alıcı bulamıyor. Çünkü çiftçi zarar ettiği için elindekini satmak zorunda kalıyor. O yüzden hem çiftçimize destek verilmeli hem de onun malını alıp işleyen, ihraç ederek ülkeye döviz girdisi sağlayan fabrikacılara destek sunulmalıdır. Üretimin olduğu yerde bereket ve zenginlik vardır."
"Çiftçi ve sanayicinin faiz yükü altında ezilmesine son vermeli"
Devletin imalat ve üretim sahalarına el atması gerektiğini dile getiren Öter, "Peygamber Efendimiz Aleyhisselam 'Rızkın onda dokuzu ticaret ve cesarettedir' buyurmuştur. Çiftçi ve fabrikacı cesaret ediyor ama kapitalist sistemin sömürü aracı bankaların korkunç faizleri altında eziliyor, kazandığını faize ödeyerek iflasa sürükleniyor. Bölgemizde de bu durum malumdur. Artık devletimiz imalat ve üretim sahalarına el atmalı, çiftçi ve sanayicinin faiz yükü altında ezilmesine son vermeli, onları desteklemeli, vergi muafiyetleri ve indirimleriyle yanlarında olduğunu göstermelidir. Burada bertaraf edeceği, sileceği veya muaf tutacağı vergi ve faizlerin karşılığını, bu canlanacak üretim ağı sayesinde ülke milli ekonomisine kat kat daha fazla katkı sunarak fazlasıyla alacaktır." diye kaydetti.
İLKHA