Erdoğan: Kanal İstanbul'u yapacağız! Kanal İstanbul nedir? Kanal İstanbul ve Montrö Sözleşmesi ilişkisi nedir?

Kanal İstanbul, İstanbul'un Avrupa yakasında Karadeniz'den Marmara Denizi'ne uzanması tasarlanan bir su yolu projesidir. Geçmişte benzerleri önerilmiş olsa da, bu hâliyle Kanal İstanbul projesi 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Proje için ilk ihale 26 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirildi. Son dönemlerde sıkça tartışılan Kanal İstanbul projesi nedir? Kanal İstanbul güzergahı ve Kanal İstanbul ve Montrö Sözleşmesi ilişkisi hakkında detaylar...

GÜNCEL
PAYLAŞ:

KANAL İSTANBUL PROJESİ NEDİR?

İstanbul'un Avrupa yakasında Karadeniz'den Marmara Denizi'ne uzanması tasarlanan bir su yolu projesidir. Geçmişte benzerleri önerilmiş olsa da, bu hâliyle Kanal İstanbul projesi 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Proje için ilk ihale 26 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirildi.

  • İstanbul Boğazı'na alternatif su yolu projesinin tarihi Roma İmparatorluğu'na kadar uzanır. Bitinya Valisi Plinius ile İmparator Trajan arasındaki yazışmalarda Sakarya Nehir Taşımacılığı Projesi'nden ilk defa bahsedilmiştir.
  • Karadeniz ve Marmara'yı yapay bir boğazla birbirine bağlama fikri 16. yüzyıldan bu yana 6 kez gündeme gelmiştir. 1500'lü yılların ortalarında Osmanlı Devleti'nin hayata geçirmeyi planladığı 3 büyük projeden biri Sakarya Nehri ve Sapanca Gölü'nü Karadeniz ve Marmara'ya bağlamaktı. 1550 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde gündeme geldi. Dönemin iki büyük mimarı Mimar Sinan ve Nicola Parisi hazırlıklara başlamasına rağmen savaşlardan dolayı bu projenin hayata geçirilmesi iptal edildi.

Kanal İstanbul projesinin ilk mimarları dört Osmanlı padişahıdır. Arşiv belgeleri incelendiğinde Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz, Sultan II. Abdülhamid ve Sultan V. Mehmed Reşad’ın projeyle ilgilendikleri açıkça görülür.

Projenin Amacı

Yılda yaklaşık 43.000 geminin geçtiği İstanbul Boğazı, en dar yeri 698 m olan doğal bir su yoludur. Gemi trafiğinde tonajlardaki artış, teknolojik gelişmeler sonucu gemi boyutlarının büyümesi ve özellikle akaryakıt ve benzeri diğer tehlikeli/zehirli maddeleri taşıyan gemi (tanker) geçişlerinin artması, İstanbul üzerinde büyük baskı ve tehdit oluşturmaktadır.

İstanbul Boğazı’nda su yolu ulaşımını riske eden keskin dönüşler, kuvvetli akıntılar ve transit gemi trafiği ile dik kesişen kent içi deniz trafiği mevcuttur. Boğaz’ın her iki yakasında yüzbinlerce sakin yaşamaktadır. Boğaziçi gün içinde milyonlarca İstanbullu için ticaret, yaşam ve geçiş yeridir. Boğaz, geçen gemi trafiğinin oluşturduğu riskler açısından her geçen yıl daha tehlikeli hale gelmektedir. 100 yıl öncesinde 3-4 bin olan yıllık gemi geçiş sayısı artmış ve bugün 45-50 bine ulaşmıştır.

Seyir emniyetinin arttırılması için uygulanan tek yönlü trafik organizasyonu nedeniyle büyük gemiler için Boğaz’da ortalama bekleme süresi, beklemeye takılan her gemi için yaklaşık 14,5 saattir. Bekleme süresi bazen gemi trafiğine ve hava şartlarına bazende yaşanacak bir kaza veya arızaya bağlı olarak 3-4 günü,hatta haftayı bulabilmektedir.

Bu çerçevede, İstanbul Boğazı’na alternatif bir geçiş koridorunun planlanması zorunlu hale gelmiştir. Kanal İstanbul ile günde 500 bin yolcuyu seyahat ettiren şehir hatlarıyla transit geçiş yapan gemilerin 90 derecelik dik kesişmelerinin yaratacağı ölümcül olabilecek kaza risklerinin önüne geçilerek, halkımız için güvenli bir seyahat sağlanabilecektir. Aynı zamanda kent içi ulaşımda denizyolunun payının arttırılması mümkün olabilecektir. 

Bu bağlamda, Kanal İstanbul Projesi'nin amacı,

  • İstanbul Boğazı'nın tarihsel ve kültürel dokusunun korunması ve güvenliğinin arttırılması,
  • İstanbul Boğazı’nda öncelikle deniz trafiğinden kaynaklanan yükün azaltılması ve Boğaz güvenliğinin artırılması.
  • İstanbul Boğazı’nın trafik güvenliğinin sağlanması,
  • Seyir emniyetinin sağlanması,
  • Yeni bir uluslararası deniz trafiğine açık bir su yolunun oluşturulması
  • Olası bir İstanbul depremi dikkate alınarak, yatay mimariye dayalı depreme dayanıklı modern bir yerleşim alanı oluşturulması.

Projenin özellikleri

Açıklamalara göre, resmî adıyla Kanal İstanbul, şehrin Avrupa Yakası'nda hayata geçirilecek. Hâlihazırda Karadeniz ile Akdeniz arasında alternatifsiz bir geçit olan İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiğini rahatlatmak adına Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir su yolu açılacak.

Kanalın Marmara Denizi ile birleştiği noktada 2023 yılına değin kurulması öngörülen iki yeni kentten biri kurulacak. Kanalın uzunluğu 40–45 km; genişliği yüzeyde 145–150 m, tabanda ise yaklaşık 125 m olacak.

Suyun derinliği 25 m olacak. Bu kanalla birlikte İstanbul Boğazı tanker trafiğine tümüyle kapanacak, İstanbul'da iki yeni yarımada, yeni bir de ada oluşacaktır.

453 milyon metrekareye kurulması planlanan "Yeni Şehir"'in 30 milyon metrekaresini Kanal İstanbul oluşturmaktadır. Diğer alanlar 78 milyon metrekare ile havaalanı, 33 milyon metrekare ile Ispartakule ve Bahçeşehir, 108 milyon metrekare ile yollar, 167 milyon metrekare ile imar parselleri ve 37 milyon metrekaresi ise ortak yeşil alanlara ayrılmıştır.

Projenin etüt çalışması iki yıl sürecek. Çıkartılan topraklar, büyük bir havalimanı ve liman yapımında kullanılacak, taşocaklarının ve kapatılan madenlerin doldurulması için yararlanılacak.

Projenin maliyetinin 10 milyar doların üzerinde olabileceği belirtiliyor.

15 Ocak 2018 tarihinde projenin güzergâhı belli olmuştur. Ulaştırma Bakanlığı tarafından projenin Küçükçekmece Gölü, Sazlısu Barajı ve Terkos Barajı güzergahlarından geçeceği kamuoyuna duyurulmuştur.

Tarihçe

Benzer projeler

İstanbul Boğazı'na alternatif su yolu projesinin tarihi Roma İmparatorluğu'na kadar uzanır. Bitinya Valisi Plinius ile İmparator Trajan arasındaki yazışmalarda Sakarya Nehir Taşımacılığı Projesi'nden ilk defa bahsedilmiştir.

Karadeniz ve Marmara'yı yapay bir boğazla birbirine bağlama fikri 16. yüzyıldan bu yana 6 kez gündeme gelmiştir. 1500'lü yılların ortalarında Osmanlı Devleti'nin hayata geçirmeyi planladığı 3 büyük projeden biri Sakarya Nehri ve Sapanca Gölü'nü Karadeniz ve Marmara'ya bağlamaktı. 1550 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde gündeme geldi. Dönemin iki büyük mimarı Mimar Sinan ve Nicola Parisi hazırlıklara başlamasına rağmen savaşlardan dolayı bu projenin hayata geçirilmesi iptal edildi.

İstanbul'un batısında bir kanal projesi ilk kez TÜBİTAK'ın Bilim ve Teknik dergisinde Ağustos 1990 tarihinde yayınlanan bir makalede önerilmiştir. Dönemin Enerji Bakanlığı Müşaviri Yüksel Önem'in kaleme aldığı makalenin başlığı "İstanbul Kanalı'nı Düşünüyorum" idi. Büyükçekmece Gölü'nden başlayıp Terkos Gölü'nün batısından geçecek İstanbul Kanalı, uzunluğu 47 km, su yüzeyindeki genişliği 100 m, derinliği 25 m olarak tasarlanmıştır. 1994 yılında Bülent Ecevit İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz’le Marmara arasında bir kanal açılmasını önermişti. Ve proje "Boğaz ve DSP’nin Kanal Projesi" ismiyle DSP'nin seçim broşürlerinde yer almıştı.

Aşağıdaki tablo İstanbul Boğazı'ndan geçen büyük gemilerin toplam hacmini ve miktarını göstermektedir:

Yıl Toplam gros ton Boyu 200 metreden büyük gemi adedi
2006 475,796,880 3,653
2007 484,867,696 3,653
2008 513,639,614 3,911
2009 514,656,446 3,871
2010 505,615,881 3,623
2011 523,543,509 3,800
2012 550,526,579 3,866
2013 551,771,780 3,801
2014 582,468,334 3,895
2015 565,216,784 3,930
2016 565,282,287 3,873
2017 599,324,748 4,005
2018 613,088,166 4,106
2019 638.892.062 4,400
2020 619.758.776 4,952

Kanal İstanbul

İlk defa 23 Eylül 2010'da gazeteci Hıncal Uluç tarafından "Başbakan'dan bir 'Çılgın' proje ki.." adlı yazısında projenin içeriği verilmeden bahsedilmiştir. 2011 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın deyimiyle "çılgın proje" olarak basına yansıdı ancak projenin adı, içeriği ve yeri uzun süre gizli tutuldu. 27 Nisan 2011 tarihinde Sütlüce'de bulunan Haliç Kongre Merkezi'nde yapılan basın toplantısıyla projeye ilişkin temel bilgiler açıklandı.

Projenin özellikleri

Amaç

Kanal İstanbul Projesi ile ilgili ana amaç, mevcut gemi trafiğinin, İstanbul Boğazı’nın yanı sıra oluşturulacak bir kanal ile gelecekteki seyir sayısı ve gemi özelliklerindeki değişimler de dikkate alınarak Karadeniz’den Marmara Denizi’ne geçişinin hızlı, güvenli ve ekonomik olarak sağlanması, İstanbul Boğaziçi'ndeki yoğun gemi geçiş trafiğinden kaynaklanan çok yönlü sorunların çözümlenmesidir.

Kanal İstanbul, lojistik ve turizm sektörünü güçlendirmesi, İstanbul Havalimanı gibi büyük projelerle entegre olması, İstanbul Boğazı’nın trafik yükünü hafifleterek buradan tehlikeli madde taşıyan tankerlerden dolayı olası tehlike ve riskleri minimize etmesi ve yerel hukuka tabi yapay bir su yolu olması amaçlanıyor.

Açıklamalara göre, resmî adıyla Kanal İstanbul, şehrin Avrupa Yakası'nda hayata geçirilecek. Kanalın Marmara Denizi ile birleştiği noktada 2023 yılına değin kurulması öngörülen iki yeni kentten biri kurulacak. Kanalın uzunluğu 40–45 km; genişliği yüzeyde 145–150 m, tabanda ise yaklaşık 125 m olacak. Suyun derinliği 25 m olacak. Bu kanalla birlikte İstanbul Boğazı tanker trafiğine tümüyle kapanacak, İstanbul'da iki yeni yarımada, yeni bir de ada oluşacaktır.

453 milyon metrekareye kurulması planlanan "Yeni Şehir"'in 30 milyon metrekaresini Kanal İstanbul oluşturmaktadır. Diğer alanlar 78 milyon metrekare ile havaalanı, 33 milyon metrekare ile Ispartakule ve Bahçeşehir, 108 milyon metrekare ile yollar, 167 milyon metrekare ile imar parselleri ve 37 milyon metrekaresi ise ortak yeşil alanlara ayrılmıştır.

Projenin etüt çalışması iki yıl sürecek. Çıkartılan topraklar, büyük bir havalimanı ve liman yapımında kullanılacak, taşocaklarının ve kapatılan madenlerin doldurulması için yararlanılacak. Projenin maliyetinin 10 milyar doların üzerinde olabileceği belirtiliyor.

Yerleşim planı

15 Ocak 2018 tarihinde projenin güzergâhı belli olmuştur. Kanal İstanbul için nihai güzergah, beş alternatif güzergah arasında yapılan çalışmaların ardından seçildi. Ulaştırma Bakanlığı tarafından projenin Küçükçekmece Gölü, Sazlısu Barajı ve Terkos Barajı güzergahlarından geçeceği kamuoyuna duyurulmuştur.

Kanal güzergahının yaklaşık 6.149 m’lik kısmı İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi sınırları içerisinde, yaklaşık 3.189 m’lik kısmı İstanbul ili, Avcılar ilçesi sınırları içerisinde, yaklaşık 6.061 m’lik kısmı İstanbul ili, Başakşehir ilçesi sınırları içerisinde ve kalan yaklaşık 27.383 m’lik kısmı ise İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi sınırları içerisinden geçmektedir. Kanal güzergahının 1.724 m’si Marmara Denizi, 3.680 m’si ise Karadeniz içerisinde kalmaktadır.

Kanal İstanbul gidiş ve geliş olarak tek yönlü işletilecek bir yapay su yolu olup, kanaldan geçmesi öngörülen maksimum gemi boyutu dikkate alındığında en dar yerinde kanal taban genişliği 275 metre ve minimum su derinliği 20,75 metredir. Kanal üzerinde planlanan köprü geçişleri doğrultusunda kanaldan geçebilecek en büyük gemi boyutları; 275 – 350 m uzunluk, 49 m genişlik, 17 m su çekimi ve su seviyesinden 58 m yükseklik olarak belirlenmiştir.

  Kanal İstanbul Panama Kanalı Süveyş Kanalı
Genişliği 275 m 62.5 m 205 m
Uzunluğu 45 km 80 km 193 km
Maksimum kemer 77.5 m 51.2 m 51.2 m

Kanal güzergahı boyunca kanal içerisinde olabilecek bir arıza veya kaza durumunda gerekli yardımın sağlanacağı 7 adet Acil Bağlanma Alanı ve gemi trafiğine bağlı olarak beklemek için de Küçükçekmece Gölü’nde 2 adet demirleme alanı bulunmaktadır. Buna ek olarak, kanal girişlerinde hizmet gemilerinin yerleşmesi için birer adet olmak üzere toplam 2 adet Römorkör Bağlanma Alanı yer almaktadır.

Maliyet

Projenin toplam maliyeti 75 milyar ₺ olarak açıklanmıştır. Köprü ve havalimanları gibi yatırımlar da hesaba katıldığında toplam maliyetin 118 milyar ₺ olacağı tahmin edilmektedir.

Yorumlar


Projenin açıklandığı 27 Nisan 2011 tarihinde çeşitli görüşler açıklandı. Projenin Terkos'un ve Büyükçekmece'nin batısında gerçekleşeceğini ifade eden Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Zekai Görgülü, "Proje için Haliç-Cendere Vadisi gibi konuştuk ama simulasyonu izleyince bu tek başına bir kanal projesi değil. Özellikle Karadeniz kıyısında ciddi bir yapılaşmanın da kurulduğunu gördük. Belki de yeni açıklanan kentlerden biri de olabilir." dedi. Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Mesut Caşın, projenin Rusya'yı ve Karadeniz'e kıyıdaş olan ülkeleri rahatlatması yönünden de önemli olduğunu söyledi. Greenpeace çevreci örgütü, projenin İstanbul'un su kaynaklarını bitireceğine, deniz kimyasını bozarak canlıların yok olmasına yol açacağına ve tarım-orman arazilerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti. Örgütün Akdeniz Genel Direktörü Uygar Özemsi bu projenin gerçekleşmesi durumunda deniz canlılarının, su havzalarının, verimli tarım alanlarının ve ormanların ciddi şekilde olumsuz etkileneceğini belirtti. Mimarlar Odası'nın İstanbul Şubesi'nden Mücella Yapıcı, projenin İstanbul'un doğal yaşam kaynaklarını tehlikeye atacağını ve İstanbul Boğazı'ndaki petrol tankerlerinin yarattığı tehlikenin Kanal İstanbul'da da mevcut olacağını söyledi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Kadir Seyhan ise İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiğinin balık göçlerini olumsuz etkilediğini ve Kanal İstanbul'un balık göçlerini kolaylaştıracağını söyledi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası, İstanbul'un deprem ve ulaşım gibi en önemli sorunlarını çözmesini beklediği bu projenin, bunların aksine başka sıkıntılara da yol açacak bir proje olacağını savundu. İstanbul'un artık tehdit altında olan doğal ve çevresel değerlerini kaybetmesine yol açacak bir proje olacağını belirtti.

Haliç'in temizlenmesinde görev almış Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Cemal Saydam, Kanal İstanbul projesinin Marmara Denizi'nde ekolojik felakete neden olacağını söyledi. Haziran 2014'te Cemal Saydam ve 4 arkadaşı, Çılgın Proje Kanal İstanbul adında bir kitap yayınladı. Bu kitapta projenin İstanbul'un su kaynaklarına, deniz canlılarına etkisinin ne olacağı incelenmektedir. Ayrıca, Cemal Saydam Karadeniz ve Akdeniz arasındaki tuzluluk ve besin maddesi farklılılarından dolayı kanalın İstanbul'da çürük yumurta kokusuna neden olacağını söylemiştir.

Kanal İstanbul ile ilgili ÇED raporu Aralık 2019'da yayınlanmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu da, "İstanbul’un bu projeye değil,  Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul geneline asılan, Ya Kanal Ya İstanbul sloganı bulunan afişler de söküldü. İmamoğlu sınırlı finansal kaynakların öncelikle İstanbul'u depreme hazırlamak ve ekonomi için kullanılması gerektiğini söyledi ve Kanal İstanbul bütçesiyle İstanbul'daki tüm riskli binaların yeniden yapılabileceğini söyledi. MAK Danışmanlığın 2020 yılında İstanbul'da yaptığı ankete göre, ankette katılanların yüzde 80.4 Kanal İstanbul projesini desteklemediğini söyledi. Destekleyenlerin oranı yüzde 7.9'da kaldı.

İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, projenin kendi kendisini finanse edebilecek bir proje olduğunu ifade etti ve "Birkaç yüz milyar dolar para getirebilecek bir proje. Şu anki boğazdan çok daha güzelini bile yapabiliriz." diye konuştu. Aşçıoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aşçıoğlu, projenin devlete sıfır maliyeti olacağını düşündüğünü belirtti. Aşçıoğlu, "Başbakan 'Genellikle devlet arazilerinin yoğun olduğu yerlerden geçmeye gayret göstereceğiz.' dedi. Bu ikinci boğazın maliyetini karşılar ve geçer. Yatırım oralara kayacak. Devletin malı değerlenecek." dedi. Fakat, Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Korkut Boratav'ın dediğine göre Kanal İstanbul'un "özel ve toplumsal getiri ve maliyet öğelerini birlikte dikkate alan bir net getiri hesabının negatif bir değer vermesi dahi olasıdır."

Montrö Sözleşmesi

Projenin İstanbul Boğazı'na alternatif bir kanal olduğu ortaya çıkınca hukukçular arasında kanalın yasal statüsü hakkında tartışmalar başladı. Kanalın Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne aykırı bir durum yaratıp yaratmayacağı tartışılmaya başlandı.

Montrö sözleşmesi ile Amerika Birleşik Devletleri, Karadeniz'e ancak sınırlı tonajlarla, yüklerle, silahlarla ve sınırlı bir süreliğine girebiliyordu. Yapılması planlanan bu kanalın Montrö sözleşmesine dâhil olup olmayacağı ve Yeni Büyük Oyun'daki yeri de tartışma konularından birisi oldu.

  • Birçok hukukçu yapılan sözleşmenin iki denizi birbirine bağlayan yol veya yollar anlamında değerlendirileceği ve tehlikeli yük geçişi için iyi bir alternatif olmanın dışında fazla bir alternatif sağlamayacağı yönününde görüş bildirmiştir.

Emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı'ya göre Kanal İstanbul, Montrö Sözleşmesi’ni etkilemiyor. "Montrö Boğazlar Sözleşmesi İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı’nı kapsıyor. Karadeniz'e geçecek gemilerin de öncesinde Marmara ve Çanakkale'den geçme şartlarını Montrö düzenliyor. Dolayısıyla Marmara Denizi’ne nereden girerseniz girin bir şey fark etmez. Orası kara ülkesinin devamı gibi kabul edilir ve Deniz Hukuku’nda bir ada olmaz" ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle