Görevimiz

“Varlık ve insan niçin yaratıldı?” sorusu tarih boyunca felsefe, kelam, tefsir, hadis alimleri ve sufileri meşgul etmiş bir sorudur… Tarihte birçok cevap verildi bu soruya… Kimine göre sanatkâr sanatını görmek istedi, kimine göre de alem Allah’tan taştı…
Kimi Allah’ı gizli bir hazine olarak tarif etti ve tanınmak istediği için varlığı yarattığını söyledi ve bunu kudsi hadis formatına sokup servis etti…
Kimileri de mahlukatın Hz. Muhammed için var edildiğini iddia etti ve iddiasına kudsi hadis libası giydirip dokunulmaz kıldı… Bu rivayetler hadis alimlerince uydurma olarak değerlendirilmiştir… Zaten bu rivayetlerin yaratılış amacını ifade ettikleri de söylenemez… Allah’ın tanınmak istediğini ve Hz. Peygamberi, varlığın gayesi gören anlayışın Kur’an ve sünnetle bağdaşır bir tarafı bulunmamaktadır… Ne Allah’ın tanınmaya ihtiyacı vardır ne de koca bir alem bir insan için yaratılmıştır…
Soruya Kur’an’dan cevap vermek daha doğru olacaktır… Kur’an insanın ve varlığın oyun olsun diye değil (Enbiya, 16-17) belli bir gaye için yaratıldığını (Ankebut, 44 vs.) söyler… O halde bu gayenin peşine düşmemiz gerekir… Kur’ani cevaplar dururken uydurma rivayetlere yönelmek doğru bir davranış değildir… Bu soruya cevap olarak herkesin aklına Zariyat suresi 56. ayette geçen “cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım” ifadesi gelecektir… Lakin bu cevap Kur’an’ın verdiği cevabın sadece bir bölümüdür… Asıl gaye, amaç; Hud suresi 118-119. Ayetlerde belirtildiği gibi rahmettir… İnsanın yaratılış gayesi ilahi rahmete ermektir, rahmeti yaşamaktır, rahmete ulaşmaktır, rahmeti yaymaktır…
Ayet insanların rahmet için yaratıldığını açık bir dille ifade etmektedir… Ayetin bağlamına bakıldığında insanın tefrika, kavga, ihtilaf vs. olumsuz durumlar için değil rahmet için yaratıldığı söylenmektedir…
Neden olmasın ki? Baksanıza Allah insanı “beyturrahim/rahim evi/ana rahmi” denilen yerde yaratmakta ve adeta insanı rahmet evinde rahmetle yoğurup dünyaya göndermektedir… İnsanın rahmet için yaratıldığını bilenler, insanın geldiği ana rahmine “beyturrahim” demişlerdir… Dolayısı ile biz varlık gayemiz doğrultusunda ilahi rahmetten ana rahmine, ana rahminden, rahmetin yaşanacağı merkeze, dünyaya, rahmeti yaşamak ve yaşatmak için gönderildik… Baksanıza yeni doğan çocuğa, onun masum, saf duruşuna ve ona duyduğumuz sevgiye, şefkate…
Allah’ın rahmetinin gazabı geçmesi, rahmetinin her şeyi kaplamış olması, Allah’ın yüz rahmetinden sadece birinin dünyada işlediği konusundaki ayet ve hadisler bu gerçeği anlatmıyor mu? Kur’an’da her surenin “rahman ve rahim” ismi ile başlaması sana bir şeyler ifade etmiyor mu? Neden Allah başka isimlerle değil de bu isimlerle başlar surelere hiç düşünmedin mi? Çünkü bütün esmalar bu iki isimde toplanır… Bana rahmet nedir diye sorarsanız “tüm iyilik ve güzelliklerin ortak adıdır, kaynağıdır” derim…
Madem ki rahmet için yaratıldık neden kötülüklerle karşı karşıya kaldık, kötülerin tasallutuna maruz bırakıldık diyorsun… Eyvallah haklı ve yerinde bir soru ve itirazdır bu… Unutma ki dünya hayatı ahiret hayatının yanında bir hiçtir… Ve iyi bil ki rahmetin anahtarı ubudiyettir… İnsan rabbine kul olunca rahmete erer, kulluktan uzaklaşınca kendini rahmetten eder… Allah’ın sözünden çıkmak rahmetin dışına çıkmak demektir… Onun içindir ki Allah gönderdiği Kur’an’a rahmet ismini verir, vahyi rahmet diye isimlendirir… Hz. Peygamberi ve tüm peygamberleri rahmetinin bir eseri olarak gönderdiğini ve rahmet için gönderdiğini (Enbiya, 107; Duhan, 6) belirtir…
Kur’an, insanın varlığına hizmet eden rüzgar, yağmur gibi kevni olaylara da rahmet adını verir… Zira bunların varlık amacı rahmettir… Kur’an’ın tabiri ile kainat, insanın daha iyi yaşaması için insana amadedir ve bunun için yaratılmıştır (Hac, 65; Bakara, 29)…
Kısacası kardeşim Allah alemi rahmetle kuşatmıştır… Kur’an, Allah’a ve resulüne uyulduğunda, takvalı olunduğunda rahmete erileceğini söyler… Tüm bu buyrukların anlamı şudur; “rahmete giden yol kulluktan geçer…”
Allah rahmet etmek için insanı yarattı... İnsan rahmeti yaysın ve yaşasın diye yaratıldı… Yani kardeşim biz rahmeti, sevgiyi, saygıyı, şefkati, acımayı, güzelliği yaşamak ve yaşatmak için yaratıldık…
Kulluğun hedefi de bu güzellikleri yaşamak ve yaşatmaktır… O halde sana düşen fitne, fesat ve tüm kötülüklerden uzak durmak ve ilahi amaca koşmaktır…
Yani görevimiz: RAHMETİ/TÜM İYİLİK VE GÜZELLİKLERİ YAŞAMAK VE YAŞATMAKTIR…

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle