TÜVTÜRK

ABD, İran ile uzun süreli ve maliyetli bir savaş döngüsüne mi sürükleniyor?

New York Times'da yayınlanan analize göre ABD’nin İran’a yönelik savaşı, Afganistan ve Irak’ta yıllarca süren askeri müdahalelerin ardından Washington’ın yeniden uzun süreli ve maliyetli bir çatışmanın içine sürüklenebileceği düşüncesini gündeme getirdi.

  • 31.08.2026 17:33
ABD, İran ile uzun süreli ve maliyetli bir  savaş döngüsüne mi sürükleniyor?

New York Times'da yayınlanan analize göre İran Savaşı, ABD’nin Afganistan ve Irak’taki uzun süreli askeri müdahalelerinin ardından aynı türden bir çıkmaza sürüklenme ihtimalini gündeme getirdi.

ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş, Washington'ın son çeyrek yüzyıldaki askeri müdahalelerinin bilançosunu yeniden tartışmaya açtı.

Özellikle Afganistan ve Irak savaşları, ABD'nin askeri üstünlüğünün tek başına kalıcı siyasi sonuç üretmeye yetmediğini gösteren iki önemli örnek olarak öne çıkıyor.

Afganistan'daki savaş 20 yıl sürdü ve ABD'nin Ağustos 2021'de çekilmek zorunda kalmasıyla sona erdi. Irak'taki savaş da ABD için yıllarca süren askeri ve siyasi maliyetlere yol açtı.

İran Savaşı ise başlangıçta daha sınırlı bir askeri operasyon olarak sunulmasına rağmen, çatışmanın uzaması halinde Washington'ın yeniden uzun süreli bir bölgesel savaşa saplanabileceği görüşlerini güçlendiriyor.

İran Savaşı'nın maliyetine ilişkin tahminler hızla yükseliyor.

Iran War Cost Tracker verilerine dayanan hesaplamalara göre İran Savaşı'nın ABD'ye maliyeti 30 milyar doları aşmış durumda.

Savaşın ilk altı gününün yaklaşık 11,3 milyar dolara mal olduğu, daha sonraki dönemde ise günlük harcamanın yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Bu rakam, savaşın Washington bütçesi üzerindeki yükünün ne kadar hızlı büyüyebildiğine işaret ediyor.

Afganistan savaşı için toplam maliyetin 2 trilyon doların üzerine çıktığı, Irak savaşının maliyetinin ise 1 trilyon doları aştığı tahmin ediliyor.

İran Savaşı'na yönelik en önemli eleştirilerden biri, ABD'nin askeri saldırının ardından ne yapacağına ilişkin net bir siyasi plan ortaya koyamaması.

Bu soru, ABD'nin Avrupalı müttefikleri arasında da gündeme geldi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, savaşın ilk aylarında ABD'nin “çıkış stratejisini” göremediğini söylemiş ve çatışmanın Irak ve Afganistan savaşlarına benzemesinden endişe ettiğini belirtmişti.

Merz ayrıca Avrupalı ülkelerin savaş başlamadan önce Washington tarafından yeterince danışılmadığını ifade ederek, çatışmanın uzamasının Avrupa ekonomileri açısından da ciddi maliyetler oluşturduğunu dile getirmişti.

İran Savaşı'nın başında Trump yönetimi saldırıların esas olarak hava gücü, füze saldırıları ve deniz unsurları üzerinden yürütüldüğünü vurguladı.

Trump, kara birliklerine ihtiyaç duyulmayabileceğini ancak “gerekli olması halinde” bu seçeneğin değerlendirilebileceğini söyledi.

Savaşın yalnızca doğrudan çatışmalardan ibaret olmadığı da ortaya çıktı.

Brown Üniversitesi'nin "Costs of War" projesine göre 11 Eylül sonrası savaş bölgelerinde en az 4,5 milyon insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Bu ölümlerin büyük bölümünün doğrudan çatışma yerine açlık, hastalık, altyapının çökmesi ve diğer dolaylı etkilerden kaynaklandığı belirtiliyor.

Bununla birlikte İran'ın Irak ve Afganistan ile birebir aynı olmadığına dikkat çekiliyor.

İran, güçlü devlet kurumlarına, büyük nüfusa, gelişmiş füze kapasitesine ve bölgesel ortaklıklar üzerinden geniş bir etki alanına sahip.

Ayrıca Hürmüz Boğazı gibi küresel enerji piyasaları açısından kritik bir geçiş noktasına sahip olması, İran savaşının ekonomik sonuçlarını Irak ve Afganistan savaşlarından farklılaştırıyor.

Boğazdaki çatışmalar petrol ve doğal gaz fiyatlarını etkilerken, enerji arzındaki kesintiler ABD'nin yanı sıra Avrupa ve Asya ekonomileri üzerinde de baskı oluşturuyor.

İran Savaşı yalnızca dış politika meselesi olmaktan çıkarak Trump yönetiminin iç siyasi gündeminin de önemli başlıklarından biri haline geldi.

Trump'ın savaşın gerekliliğine ilişkin açıklamalarına rağmen kamuoyu desteği konusunda tartışmalar sürüyor.

Daha önce yapılan kamuoyu araştırmalarında Amerikalıların önemli bir bölümünün İran'a yönelik askeri operasyonun ABD'yi daha güvenli hale getirmediğini düşündüğü görülmüştü. Bazı anketlerde seçmenlerin yaklaşık yarısı askeri müdahalenin ABD'yi daha az güvenli hale getirdiğini belirtmişti.

Bu durum, savaşın uzaması halinde Trump açısından siyasi maliyetin de artabileceğine işaret ediyor.

İran Savaşı Washington ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıklarını da büyüttü.

Trump, Avrupalı NATO ülkelerini Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için yeterince askeri destek vermemekle eleştirdi.

Avrupa ülkeleri ise İran savaşının kendi güvenlik çıkarları açısından nasıl sonuçlanacağı ve çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme ihtimali konusunda temkinli davranıyor.

New York Times'ın gündeme taşıdığı temel mesele, ABD'nin İran'a karşı askeri üstünlük sağlayıp sağlayamayacağından çok daha geniş.

Asıl soru, ABD'nin askeri operasyonu hangi siyasi sonuçla ve hangi takvim içinde sona erdireceği.

İran konusunda nükleer program, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı, bölgesel güvenlik ve İran'ın gelecekteki siyasi yönelimi gibi başlıkların yalnızca askeri güç kullanılarak çözülmesi kolay görünmüyor.

Bu nedenle İran savaşı uzadıkça Washington'da, "ABD yeni bir savaşı kazanıyor mu, yoksa daha önce Afganistan ve Irak'ta yaşanan uzun ve maliyetli savaş döngüsünün yeni bir versiyonuna mı giriyor?" tartışmalarını daha da büyütecek.

İLKHA

Yorum Yaz