Avrupa iş gücü açığını robotlarla çözmeye çalışıyor
Avrupa'da nüfusun yaşlanması ve iş gücünün daralması, kıtanın çalışma hayatında yeni çözümler aramasına yol açıyor. Bu kapsamda yapay zekâ destekli robotlar, Avrupa'nın iş gücü açığını azaltabilecek seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Avrupa Yapay Zekâ Destekli Robotik Mükemmeliyet Ağı (euROBIN), 2 Eylül'de Avrupa Parlamentosunda 15 robotik sistem ve uygulamayı sergiledi. Brüksel'deki etkinlikte araştırmacılar, şirketler ve karar vericiler bir araya geldi.
Sergilenen sistemler arasında su pompalarını otomatik olarak parçalara ayırarak yeniden kullanılabilir malzemeleri kurtaran robotlar, sofra gereçlerini düzenleyip bulaşık makinesine yerleştiren robotlar ile engellerin üzerinden geçebilen ve nesneleri taşıyabilen sistemler yer aldı.
Robotik uygulamalar; döngüsel ekonomi kapsamında üretim, insanların günlük yaşamına yardımcı olma ve lojistik ile ulaşım olmak üzere üç ana alanda tanıtıldı.
Alman Fraunhofer Enstitüsünün yer aldığı projede, su pompalarının robotlar tarafından parçalarına ayrılmasıyla yeniden kullanılabilir bileşenlerin geri kazanılması hedefleniyor. Bu tür uygulamaların nitelikli iş gücü eksikliği, artan maliyetler ve daha sıkı çevre kuralları karşısında geri dönüşüm sektörüne katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
2035'e kadar 11 milyon kişilik iş gücü kaybı
Avrupa Merkez Bankasına göre, göçün devam etmemesi ve iş gücüne katılımın artırılmaması halinde Avro Bölgesi'ndeki iş gücü, nüfusun yaşlanması nedeniyle 2035'e kadar yaklaşık 11 milyon kişi azalabilir.
Ancak bu rakamın doğrudan 11 milyon kişilik boş iş pozisyonu anlamına gelmediği vurgulanıyor. Göçün yanı sıra kadınların, yaşlıların ve halihazırda iş gücü dışında bulunan kişilerin çalışma hayatına daha fazla katılması da iş gücü arzını artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Son üç yılda Avro Bölgesi'ne gelen göçmenlerin 3 milyondan fazla ek iş pozisyonunun doldurulmasına katkı sağladığı, iş gücü dışında bulunan yaklaşık 2,5 milyon kişinin de istihdama katıldığı bildirildi. Bu kişilerin yüzde 60'ının kadınlardan oluştuğu belirtildi.
Robotlar henüz insanın yerini almaya hazır değil
Brüksel'deki gösteriler, robotların belirli görevleri yerine getirebildiğini ortaya koysa da bu sistemlerin insanların yaptığı işleri bütünüyle devralabilecek seviyeye ulaştığı anlamına gelmiyor.
Sergilenen robotlar; bardakları toplama, sofra gereçlerini düzenleme, mekanik parçaları sökme ve kontrollü ortamlarda hareket etme gibi önceden belirlenmiş görevlerde kullanıldı.
Ancak bir robotun fabrikada, depoda veya evde tam bir çalışma vardiyası boyunca görev yapabilmesi için beklenmedik durumlarla başa çıkma, farklı ortamlara uyum sağlama, arızaları yönetme ve insanların yanında güvenli şekilde çalışabilme kapasitesinin daha ileri seviyeye taşınması gerekiyor.
İtalyan Teknoloji Enstitüsünün bilimsel direktörü Giorgio Metta, insansı robotların en önemli avantajlarından birinin insanların kullanımına göre tasarlanmış ortamlarda çalışabilmeleri olduğunu belirtiyor. Bu kapsamda robotların kapılar, merdivenler, mutfaklar, araçlar ve üretim hatları gibi insanlara göre tasarlanmış alanlara uyum sağlaması hedefleniyor.
Bununla birlikte insansı robotların yaygın şekilde çalışma hayatına girmesi için yüksek güvenilirlik, kabul edilebilir işletme maliyeti, eğitim ve insan denetimi gibi koşulların karşılanması gerekiyor.
Avrupa teknoloji yarışında yerini güçlendirmek istiyor
Avrupa Parlamentosundaki etkinlik yalnızca iş gücü açığına yönelik bir çözüm arayışı olarak görülmüyor. Avrupa aynı zamanda yapay zekâ destekli robotik alanında ABD ve Çin'le rekabet edebilecek güçlü bir sanayi oluşturmayı hedefliyor.
Etkinlikte, önümüzdeki 10 ila 15 yıl içinde Avrupa'da yapay zekâ destekli robotik sektörünün otomotiv sanayisiyle kıyaslanabilecek ekonomik ağırlığa ulaşması üzerine değerlendirmeler yapıldı.
Bu nedenle robot teknolojisi; yatırım, tedarik zincirleri, fikri mülkiyet ve Avrupa'daki araştırmaların şirketlere, ürünlere ve pazarlara dönüştürülmesi gibi konularla birlikte ele alınıyor.
Robot hata yaparsa sorumluluk kimin?
Robotların çalışma hayatında yaygınlaşması, güvenlik ve sorumluluk konusunda da yeni soruları beraberinde getiriyor.
Avrupa Birliği'nin yapay zekâ yasası, yapay zekâ sistemlerini risk seviyelerine göre sınıflandırıyor. Ürün ve altyapı güvenliğiyle bağlantılı sistemlerin yanı sıra bazı çalışan yönetimi ve işe alım araçları yüksek riskli sistemler arasında değerlendiriliyor. Bu sistemler için risk değerlendirmesi, çalışma süreçlerinin belgelenmesi, insan denetimi ve siber güvenlik gibi yükümlülükler öngörülüyor.
Ancak iş yerinde robotların kullanımından doğabilecek maddi zarar veya yaralanmalarda sorumluluğun kime ait olacağı gibi soruların tamamı yalnızca yapay zekâ düzenlemeleriyle çözülmüş değil.
Robotların gerçekten iş gücü açığını kapatmak amacıyla mı kullanılacağı yoksa şirketlerin çalışan sayısını azaltmak için mi tercih edeceği ve robotların sağladığı verimlilik artışından elde edilen kazancın nasıl paylaşılacağı da tartışılmaya devam ediyor.
Bu nedenle Avrupa'daki tartışmanın merkezinde yalnızca "Robotlar insanların işlerini alacak mı?" sorusu bulunmuyor. Asıl tartışma, robotların hangi işleri üstleneceği, çalışma kurallarını kimin belirleyeceği ve ortaya çıkacak ekonomik kazanımların şirketler, çalışanlar ve toplum arasında nasıl paylaşılacağı üzerinde yoğunlaşıyor.
İLKHA