Bursa'da notalarla örülen 50 yıllık bir ömür: Müziğin ruhuyla yaşayan usta
Bursa’nın Orhaneli ilçesinde doğan Yaşar Yokuş, 50 yılı aşkın süredir müzikle uğraşıyor. Küçük yaşlarda başlayan müzik sevgisini yıllar içinde binlerce öğrenciye aktaran Yokuş, müziğin sadece enstrüman çalmak olmadığını ifade etti. Yokuş, müziğin insanı kötülüklerden arındıran, ruhu iyileştiren güçlü bir etkiye sahip olduğunu belirtti.

Bursa’nın Orhaneli ilçesine bağlı Karesi Köyü’nde 1951 yılında dünyaya gelen Yaşar Yokuş, 50 yılı aşkın süredir müzikle iç içe bir yaşam sürdürüyor. Çocukluk yılları köyde geçen Yokuş, ilkokuldan sonra ailesiyle birlikte Bursa’ya taşındı.
Ortaokul yıllarında okul korosuna girerek müziğe olan ilgisini geliştiren Yokuş, lise döneminde bir arkadaşının saz çalmasıyla bu enstrümana ilgi duymaya başladı. 1970 yılında liseden mezun olduktan sonra kendi çabalarıyla sazı metoduyla öğrenerek kısa sürede profesyonel müzisyenliğe adım attı.
Müzikal kariyerinin yanı sıra eğitim alanında da aktif olan Yaşar Yokuş, 50 yıldır müzik dersleri veriyor. Bağlamanın dışında gitar, ut, keman, kaval kemanı ve çeşitli nefesli çalgılar üzerine de çalışmalar yapan Yokuş’un binlerce öğrencisi bulunuyor.
1951 yılında dünyaya gelen ve ömrünü müziğe adayan Yaşar Yokuş, muhabirine hayatının dönüm noktalarını, müziğe olan tutkusunu ve yarım asırlık tecrübesini anlattı.
"Arkadaşımdan ilham aldım"
1951 yılında Orhaneli ilçesinin Karesi Köyü'nde doğduğunu söyleyen Yokuş, " Çocukluğum ilkokulu bitirene kadar köyde geçti. Daha sonra okumak için Bursa'ya yerleştik. Ortaokul okurken okul korosuna girdim. Liseye geçtiğimde yine aynı şekilde müzikle devam ettim. Lisede saz çalan bir arkadaş bizim sınıftaydı. Ben de o an sazı merak ettim. 1970 yılında okulu bitirdim. Daha sonra işin içinde buldum kendimi. 1-2 yıl içinde okuldan aldığım bilgilerle sazı tamamen metoduyla öğrendim. İlerleyen zamanlarda artık profesyonel olarak saz çalmaya başladım. Daha sonra iki yıl İstanbul'da çalıştım. Türkiye'nin yaklaşık kırk ilinde değişik programlara gittim" dedi.
"50 yıldır ders veriyorum"
Askerlik görevi için gittiği yerde asker bandosuna alındığını belirten Yokuş, " Askerlikte notalarım daha çok gelişti. Askerlik bittikten sonra Bursa'ya geldiğimde şehir bandosuna girdim. Müzikle beraber eğitim mesleğine de girdim. 50 yıldır ders veriyorum. Bağlamanın haricinde gitar, ut, keman, kaval kemanı ve nefesli sazlar olmak üzere hepsinin üzerinde çalışmalarım ve öğrencilerim var" diye belirtti.
"Binlerce öğrencim var"
Küçük yaşlarda müziğe ilgi duymaya başlayan Yokuş, " Müzik insanın ruhunda olacak. Bizler küçük yaşlarda bunu büyüklerimizde gördük. Bizim dönemimizde çobanlarımızın çantasının içinde kavalı vardı. 7 yaşında kaval çalmayı öğrendim. Çobanlardan kaval üflemek için iki kilometre ileride su getirip verirdik, izin versin çalalım diye. 50 yıldır ders veriyorum. Binlerce öğrencim var. Büyükşehir Belediye Konservatuvarı Halk Müziği Bölümü'nün ilk öğretmeniyim. Şu anki bütün öğretmenlerin öğretmeniyim" şeklinde konuştu.
"Her sanat insanı kötülüklerden alır"
Müzik, insan yaşadığı sürece devam eder. Yapay zeka müzik üretebilir ama canlı performansın yerini alamaz” diyen Yokuş, sözlerini şöyle tamamladı:
"İnsan yaşadığı müddetçe müzik bitmez. İnsan müzikle iç içedir. Müziğin bitmesi mümkün değildir. Yapay zeka müzik yapar yapmaz ayrı, ama canlı olarak performans gösteremez. Müziğin de insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Eski zamanlarda her makamın, kişinin derdine göre o makamdan çalarak o derdi alma imkânı vardı. İnsan üzüntüsünden daha çok hasta olur. Hangi enstrümanı çalarsanız çalın, o anda üzerinizdeki bütün stres ve hastalıkları unutuyorsunuz. Farkına varmadan tedavi olmuş olursunuz. İnsan hobisine göre ilgi duyacağı sanatı seçer. Ama her sanat insanı kötülüklerden alır. Bütün sanatların hepsine bakın, "güzel sanatlar" diyorlar. Güzel sanatlarda daima güzelin güzelini yakalamaya çalışıyorsunuz" diye konuştu.
İLKHA