TÜVTÜRK

Eğitimci Şenoğlu: Tesettürümüz kulluğumuzun gereğidir

Gazze'ye destek eylemleri kapsamında yürütülen bir soruşturma nedeniyle imza vermek için Adana'daki Şehit Mustafa Sarı Polis Merkezi Amirliği'ne gittiğini belirten emekli edebiyat öğretmeni Fevziye Şenoğlu, fotoğraf işlemi sırasında başörtüsünü açması yönünde baskıyla karşılaştığını iddia etti.

  • 07.09.2026 12:12
Eğitimci Şenoğlu: Tesettürümüz kulluğumuzun gereğidir

Emekli edebiyat öğretmeni Fevziye Şenoğlu, Gazze'ye destek eylemleri kapsamında hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle 1 Eylül'de imza işlemi için gittiği Şehit Mustafa Sarı Polis Merkezi Amirliği'nde, fotoğraf çekimi sırasında başörtüsünü açmasının istendiğini iddia etti.

İlke Haber Ajansı muhabirine konuşan Şenoğlu, talebin savcılık talimatı olduğu yönünde bilgilendirildiğini öne sürerek, inancı gereği bunu kabul etmediğini ve sürecin ardından kapalı fotoğrafının çekildiğini ifade etti.

“6 Temmuz'da NATO Zirvesi'nden dolayı bizlere şafak operasyonu yapıldı”

Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen etkinlik ve eylemlere katıldığını belirten Şenoğlu, "Ankaralıyız, Adana'da edebiyat öğretmenliği yapıyordum, yeni emekli oldum. Aksa Tufanı'na gönül vermiş insanlardan biriyim. Bizler 7 Ekim'den beri Aksa Tufanı'nın arkasında olmaya çalışıyoruz; gerek kermesler, gerek yardım çalışmaları, gerek basın açıklaması, konferanslar vesaire... İşte bu geldiğimiz süreçte, 7-8 Temmuz NATO Zirvesi Ankara'da düzenlenmeden önce -biliyorsunuz NATO üssü, en büyük üslerinden birisi İncirlik Hava Üssü de Adana'da- orada bir dizi bizim nöbetlerimiz oldu. Bu nöbetlerden birisi için Adana Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 46. Ceza Mahkemesi'nde dava açılmış. Bu davadan dolayı biliyorsunuz biz denetimli serbestlikle serbest bırakıldık. 6 Temmuz'da NATO zirvesinden dolayı bizlere şafak operasyonu yapıldı. Evlerimize kapı kırma tehditleriyle girildi, TOMA'larla, akreplerle gelindi biliyorsunuz. Bu süreçten sonra, 4 gün nezaret sürecinden sonra denetimli serbestlikle serbest bırakıldık." dedi.

"Biz Nur Suresi 31'den dolayı, Allah'ı ilah seçtiğimiz için, O'na kulluk için bunu örtüyoruz"

Şehit Mustafa Sarı Polis Merkezi Amirliği'nde başından geçen olayla ilgili Şenoğlu, şunları aktardı:

"İşte ben 1 Eylül'de imza atmak için mahallemizdeki Şehit Mustafa Sarı Karakolu'na gittim. Orada da benden fotoğraf istemişlerdi NATO eyleminden dolayı İncirlik Hava Üssü'ndeki. İçeri fotoğraf vermeye gittiğimde orada karşılaştığım 3 polisin bana dediği şey: 'Siz açık resim çektirecekseniz de kapalı resim çektireceksiniz.' Ben bu uygulama karşısında şok oldum. Dedim, 'Yani ben bunu kesinlikle kabul edemem. Biz ne yapmışız da bunlar bize maruz bırakılıyoruz?' Aynı zamanda dedik defalarca biz mahkemeye, adliyeye gittik, böyle bir şey istenmedi. Defalarca sordum 'Bu kimin talebi?' hani oradaki kolluk kuvvetlerinin talebi mi yoksa savcının talebi mi, nereden çıktı diye. Onların dediği şey: 'Savcı bunu istedi.' Hatta bir polis memuru dedi ki: 'Sizin mahremiyetiniz için bayan polis getirdik. Bir odaya geçip sizin resminizi alacak.' Beni bir odaya geçirdiler. Orada da sanki 28 Şubat sürecindeki ikna odaları gibi ikna etmeye çalıştı bayan polis. Dedim 'Bu kimin isteği yani? Ben bunu kabul edemem.' Dedi 'Savcının isteği. Savcı istediği zaman bizim için her şey bitmiştir, mecbursunuz.' Bende 'Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Biz Nur Suresi 31'den dolayı, Allah'ı ilah seçtiğimiz için, O'na kulluk için bunu örtüyoruz. İsterseniz çekin, isterseniz çekmeyin; kapalı da ben gidiyorum. İsterseniz tutanak tutun ve ne için örttüğümüzü, inancımız gereği örttüğümüzü savcıya söyleyin.' dedim. Artık ikna edemeyince bana kapalı fotoğraf verdi ve oradan ayrıldım."

“Biz zaten yıllardır başörtü mağduriyetini yaşadık”

Şenoğlu, "Ben zaten ortaokulda, lisede, üniversitede ve en son Adana Paksoy Lisesi'nde 28 Şubat sürecinde başörtüsünden dolayı atılmış birisiyim. Bu bütün süreçler gözümün önünden geçti ve dedim yani böyle bir yasak kabul edilemez. Zaten biz yıllardır başörtü mağduriyetini yaşadık. Tekrar ben karakola gittim ve işin aslını daha çok öğrenmeye çalıştım. Dedim 'Benim için evrak nedir? Bu ne için başı açık resim istenmiş, kim istiyor?' Karakoldaki memurlar evrakı buldular ve dedikleri şey: 'İncirlik Hava Üssü'ndeki NATO'ya hayır eyleminizden dolayı mahkeme açılmış ve bu mahkemedeki savcı resim istiyor, bunu çekeceksiniz.' Ben dedim 'Açık resim...' Oradaki polislerin ikisinin de dediği şey, hatta özellikle birisi şöyle dedi: 'Yani açık resim kimliği teşhis ve beyan için biz açık resim istiyoruz hem de kapalı resim istiyoruz.' Ben dedim ki: 'Ben zaten hayatımda hep kapalı yaşayan birisiyim. Bütün eylemlere kapalı olarak katıldım ve o günkü İncirlik eyleminde de kapalıydım. Neden açık resim verelim?' Onun dediği şey bana aynen şuydu; bizle, aklımızla ve kişiliğimizle alay edilir gibi dedi ki: 'Belki de başörtünüzün altında bomba taşımadığınızı nereden bilelim?' Ben dedim: 'Zaten ben 11 aydır emniyet tarafından her gün iki araçla, evimin önünde sabah namazında başlıyor gece 12'ye kadar araçlar bekliyor ve mezara gitsem, pazara gitsem, eyleme gitsem, akrabaya gitsem oraya geliyor. Zaten siz bizi biliyorsunuz.' Böyle dememe rağmen dediler ki: 'Teşhis için bu gerekli.' Ben dedim: 'Kabul etmiyorum.' O zaman dediler: 'İnisiyatif alarak işte dediler tam kapalı çekelim, gidin, böyle olsun.' Yine akşamki resimler bulanık çekildi, tekrar çekeceğiz dediler ve kapalı çektirdim, oradan ayrıldım." ifadelerine yer verdi.

“Evrakta direkt ‘açık’ ibaresi geçmiyor”

Polis merkezinde başörtüsüz fotoğraf talebiyle ilgili adliyeden aldıkları bilgiler doğrultusunda savcının böylesine bir talebi olmadığını dile getiren Şenoğlu, "Ertesi gün biz adliyeden öğrendiğimiz üzere avukatım gitti adliyede bunu soruşturdu ve savcının katiplerine sordu, evraka baktı. Evrakta direkt 'açık' ibaresi geçmemekle birlikte 'kimliği teşhis edici, beyan edici resim' diyor. İşte bu da çok muğlak bir söylem olarak mı algılanıyor ya da kolluk kuvvetleri mi kötü bir niyetle bize yaklaşıyor yoksa savcının özel bir talimatı vardı da biz o gün basına bu olay yansıdı... Ayrıyeten biz karakolun önünde eylem yapıp başörtülerimizi oraya bağladık, dedik biz asla böyle bir uygulamayı kabul etmiyoruz dedik. Ondan dolayı mı, bilmiyorum artık nereden kaynaklanıyorsa iki gün boyunca ben mağdur edildim ve açık resim vermem yolunda böyle ikna süreçleri... Asla biz bu uygulamayı kabul etmiyoruz." şeklinde belirtti.

“Biz asla bu başörtüden taviz veremeyiz”

Başörtüsünün Allah'ın emri olduğunu hatırlatan Şenoğlu, "Genelde de ben şunu söylemek istiyorum: Bu belki de abartılıyor gibi görülebilir ama bu bizim kulluğumuzun gereği örtümüz. Bu asla vazgeçilmez bir şey. Nur Suresi'nde Allah 1. ayette dedi ki: 'Bu, içindeki hükümler farz kılınmış bir suredir.' Nur 31'de de dedi ki: 'Mümin kadınlara söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, başörtülerini yakalarının üzerine indirsinler.' Bizim için de emir demiri böyle kestiği için biz asla bu başörtüden taviz veremeyiz. Bir de ben şunun altını çizmek istiyorum; evet ben Gazi mezunuyum. Gazi Üniversitesi'ndeyken başörtü yasağı vardı ortaokulda, lisede, memuriyette... Fakat buradaki farklı bir şey: Orada isterseniz okumayabiliriz, isterseniz o mesleği terk edebiliriz ama burada kolluk kuvvetlerinin eline düştüğümüz zaman orada biz bir mukavemet gösteremiyoruz. Mesela biz 6 Temmuz'da gözaltına alındığımızda yerin iki kat altında nezarette tutulduk ve orada biz başörtülü 3 bayandık. Bize denilen şey, polis memuru şöyle şeffaf bir çöp poşeti gibi bone getirdi ve dedi ki: 'Siz aslında kanuna göre bunu örtmeniz gerekiyor ama biz size inisiyatif olarak başörtülerinizi açtırmayacağız.' Yani soruyorum; inisiyatif almasaydı polisler biz o boneleri örtüp de başımızı mı açacaktık onlarca erkek polisin içerisinde ve kameralar 24 saat bizi kaydederken?" dedi.

“3-4 polis sizi yere yatırırız, parmak izini zorla alırız”

Şenoğlu, "Ayrıyeten yine 6 Temmuz'da gözaltına alındığımızda resim için başka bir emniyetin birimine götürüldük. Orada da denilen şey: 'Kulaklarınızı açacaksınız, o şekilde resim çektireceksiniz.' Biz biliyoruz ki tesettürde Allah bir sınır çizmiş, biz asla kulaklarımızı açamayız diye orada dakikalarca tartışmak zorunda kaldık. Mesela üçüncü bir uygulamayı söyleyeyim: Yine biz 'NATO'ya hayır' operasyonlarına yapılan eylemlerden dolayı, yapılan gözaltından dolayı yine bizim parmak izimizi bir emniyet birimine götürdüler. Yanımızda bayan memur olduğu halde erkek memur illaki zorla elimizi tutarak parmak izimizi almaya kalktı. Ben dedim: 'Hayır, bu bizim inancımıza ters.' İnanın burada söyleyemeyeceğim mahrem hakaretler ettiler bize ve dediler ki, hatta dediler ki: 'Bakın 3-4 polis sizi yere yatırırız, parmak izini zorla alırız.' Ben dedim: 'Hadi gelin alın bakalım nasıl alıyorsanız.' Bu tartışmanın 10-15 dakika sürmesi sonucu benimle tartışan bayan polis dedi: 'Hadi neyse ben alayım.' Madem sen alabiliyorsun, madem orada memur var, zaten bayan memur var, neden siz bizi böyle bir zulümle karşı karşıya bırakıyorsunuz?" diye konuştu.  

“İnancımıza yönelik bu saldırıları asla kabul etmiyoruz”

Son olarak Şenoğlu, "Yine TRT World'deki itirazlarından dolayı biliyorsunuz Metris'teki tesettürlü arkadaşlarımızın pardösüleri kesildi, başörtüleri kesildi ve taytlarla tesettürlü kızlar erkek avukatların yanına çıkmak zorunda bırakıldı. Yani bu Gazze dosyalarına karşı ne uygulanmak isteniyor, nereye çekilmek isteniyor? Bizim tek amacımız bir soykırıma dur demek olduğu halde inancımıza yönelik bu saldırıları, kişiliğimize yönelik bu saldırıları asla kabul etmiyoruz ve bunların karşısında olacağız." dedi.

İLKHA

Yorum Yaz