TÜVTÜRK

Eğitmen dalgıç İşlek'ten uyarı: Fiziki önlemler yetmez, en büyük güvenlik tedbiri bilinçtir

Eğitmen dalgıç Ahmet İşlek, "Boğulma vakalarının artmasındaki en büyük etken, su kaynaklarının fiziki yapısının bilinmemesi ve 'aşırı özgüven' ile gelen tedbirsizliktir" dedi.

  • 05.08.2026 19:12
Eğitmen dalgıç İşlek'ten uyarı: Fiziki önlemler yetmez, en büyük güvenlik tedbiri bilinçtir

Yaz aylarında serinlemek amacıyla göl, akarsu, deniz ve sulama kanallarına giren bazı kişiler boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. 

Cizre itfaiyesi eğitmen dalgıç Ahmet İşlek, yaz aylarında artan boğulma vakalarına karşı nasıl önlem alınması gerektiği hususunda uyarılarda bulundu.

İşlek, nehirlerin deniz ve havuzlardan farklı yapıya sahip olduğunu belirterek, özellikle köprü altları ve eski kayalık formasyonların hayati risk taşıdığını ifade etti.

"Özellikle iki bölge hayati risk taşımaktadır: köprü altları ve eski kayalık formasyonlar"

Eğitmen dalgıç Ahmet İşlek

Nehirlerdeki yapıların deniz ve havuzlardan farklı olduğunu aktaran eğitmen dalgıç Ahmet İşlek, "Bölgemizde özellikle yaz aylarında hava sıcaklıklarının aşırı yükselmesi, insanları serinlemek için su kenarlarına yönlendiriyor. Ancak boğulma vakalarının artmasındaki en büyük etken, su kaynaklarının fiziki yapısının bilinmemesi ve 'aşırı özgüven' ile gelen tedbirsizliktir. Dicle nehri gibi akarsular, dışarıdan sakin görünse de alt akıntıları, ani derinleşen taban yapıları ve girdaplarıyla havuz ya da denizlerden çok daha farklı ve tehlikeli bir karaktere sahiptir.  En riskli alanlar nereler diye soracak olursanız, nehirlerin her noktası yüzmek için güvenli değildir. Özellikle iki bölge hayati risk taşımaktadır: köprü altları ve eski kayalık formasyonlar. Bu bölge dışarıdan ne kadar durağan görünürse görünsün, suyun altında yaklaşık 15-20 metreye varan ani bir derinliğe sahiptir. Bu derinlik, hem su sıcaklığının aniden düşerek kramplara yol açmasına neden olur hem de ciddi bir dip akıntısı oluşturuyor. Suyun altındaki bu yapılar ve kayalık formasyonlar, güçlü girdaplar (anaforlar) oluşturur. Buraya giren bir yüzücü ne kadar profesyonel olursa olsun, girdabın ve suyun altındaki çekim gücünün kurbanı olabilir." diye konuştu.

 "Nehir ve akarsu kenarlarında uyarı tabelalarının sayısı artırılmalı"

Çocuklu ailelere uyarılarda bulunan İşlek, "Çocuklar su kenarındayken bir saniye bile göz ardı edilmemelidir. Çocukların nehir kenarında oynamasına veya suya girmesine kesinlikle izin verilmemeli, aileler tam bir gözetim sağlamalıdır. Çocuklara akarsuların sinsi tehlikeleri, akıntının gücü erken yaşta anlatılmalıdır. Nehir kenarındaki park ve yürüyüş alanlarında çocukların suya yaklaşmasını önleyecek koruyucu çit ve bariyerlerin artırılması gerekir. Yerel yönetimler ve kurtarma ekipleri olarak bizler her ne kadar teyakkuzda olsak ve devriyelerimizi sürdürüyor olsak ta, kilometlerce uzunluktaki bir nehir şeridinde sadece fiziki önlemlerle yüzde 100 başarı sağlamak zordur. Özellikle nehir ve akarsu kenarlarında uyarı tabelalarının sayısı artırılmalı, özellikle bu bölgelerin çevresi daha sıkı denetlenmeli ve buralarda suya girilmesi kesin bir dille yasaklanmalıdır. En etkili güvenlik önlemi, vatandaşın kendi canını tehlikeye atmamasıdır." ifadelerine yer verdi.

"Boğulma vakalarının önlenebilmesi için eğitimler verilmelidir"

Gençlerin ve çocukların dikkatini çekmek için eğitimsel videolar ve görseller hazırlanarak vatandaşlar uyarılmalıdır diyen eğitmen dalgıç İşlek, "Nehrin altındaki tehlikeleri (akıntı, derinlik, girdap) gösteren kısa videolar ve görsel içerikler sosyal medyada yaygınlaştırılmalıdır. Okullarda, özellikle yaz tatili öncesinde 'akarsularda güvenli davranış' sunumları yapılmalıdır. Özellikle riskli dönemlerde cuma hutbelerinde ve mahalle muhtarlıkları aracılığıyla ailelere yönelik uyarılar tekrarlanmalıdır. Dicle Nehri bir serinleme alanı değil, kendine has dinamikleri olan güçlü bir doğa olayıdır. Akıntıya ve derinliğe karşı yüzmeyelim." dedi.

İLKHA

Yorum Yaz