Fotoğraf sanatçısı Gün: Fotoğraf toplumsal hafızayı inşa eden görsel bir arşivdir
Yıllardır sahada foto muhabiri olarak görev yapan ve aynı zamanda fotoğraf eğitmenliği yapan Muhammed Gün, fotoğrafın yalnızca bir görüntüyü kaydetmekten ibaret olmadığını belirterek, “Fotoğraf, zamanın tanıklığını yapar. Bugün sıradan gördüğümüz bir kare, yıllar sonra çok kıymetli bir belgeye dönüşebilir.” dedi.
19 Ağustos Dünya Fotoğrafçılık Günü dolayısıyla fotoğraf sanatının toplumsal hafızadaki yeri, geçmişi geleceğe taşıma gücü ve kültürel mirasın korunmasındaki rolünü Batmanlı fotoğraf sanatçısı Muhammed Gün ile konuştuk.
muhabirine konuşan fotoğraf sanatçısı Gün, fotoğrafın bireysel bir anı kaydetmenin ötesinde, toplumların geçmişini geleceğe taşıyan önemli bir görsel arşiv olduğunu söyledi.
Yıllardır farklı görevlerde ve farklı coğrafyalarda fotoğraf çeken Gün, fotoğrafın zamanın tanıklığını yaptığını belirterek, bir insanın yüz ifadesinden bir sokağın görünümüne, geleneklerden yaşam biçimlerine kadar pek çok unsurun fotoğraf sayesinde gelecek kuşaklara aktarılabildiğini ifade etti.
Fotoğrafın belge niteliği ne olduğuyla ilgili Gün, "Yıllardır sahada deklanşöre basan bir foto muhabiri olarak şuna inanıyorum. Fotoğraf, sadece bir görüntüyü kaydetmek değil, aslında zamanın tanıklığını yapmaktır. Sözler zamanla değişebilir, hatıralar silinebilir ama fotoğraf, o anın en yalın şahididir. Bir insanın yüz ifadesini, bir sokağın görünümünü, bir geleneği ya da bir yaşam biçimini olduğu haliyle geleceğe taşır. Yıllar içerisinde farklı görevlerde ve farklı coğrafyalarda fotoğraf çekerken şunu çok daha iyi anladım: Bugün sıradan gördüğümüz bir kare, yıllar sonra çok kıymetli bir belgeye dönüşebiliyor. Bu nedenle benim için fotoğraf, sadece estetik bir kare değil; toplumsal hafızayı inşa eden görsel bir arşivdir. Bir anlamda zamanı durdurur ve o anı, geleceğin hafızasına bırakır." dedi.
"Basın fotoğrafçılığı, sadece haberi göstermek değil, gerçeği geleceğe taşımaktır"
Basın fotoğrafçılığı önemiyle ilgili de Gün, şunları aktardı:
"Basın fotoğrafçılığı, bana göre haberciliğin en güçlü tanıklığı çünkü bir olayı yazıyla anlatabilirsiniz ama bazen tek bir fotoğraf, sayfalarca yazının anlatamadığı duyguyu insanlara hissettirebilir. Yıllardır sahada, vizörün arkasında duran biri olarak şunu çok iyi biliyorum. Özellikle toplumsal olaylarda, afetlerde ve insan hayatına dokunan gelişmelerde fotoğrafçının sorumluluğu çok büyük. Çünkü orada sadece bir haber için fotoğraf çekmiyorsunuz, aslında tarihe bir kayıt bırakıyorsunuz. Ben basın fotoğrafçısını biraz da olayların sessiz tanığı ve toplumun vicdanı olarak görüyorum. Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru bakışla çekilmiş bir fotoğraf; yıllar sonra bile bize 'O gün orada ne olmuştu?' sorusunun cevabını verebilir. Bu yüzden basın fotoğrafçılığı, sadece haberi göstermek değil, gerçeği geleceğe taşımaktır."
"Teknolojiyi fotoğrafçının rakibi değil, yardımcısı olarak görüyorum"
Konuşmasının devamında Gün, "Fotoğrafçılıkta dijital dönüşümü yaşayanlardanım. Mesleğin alaylı döneminden bugünün dijital dünyasına kadar geçen değişime tanıklık ettim. Eskiden fotoğrafı çekmek, işlemek ve ulaştırmak ciddi bir süreçti. Bugün ise çektiğiniz bir kareyi saniyeler içerisinde dünyanın herhangi bir yerindeki insana ulaştırabiliyorsunuz. Yapay zekâ başta olmak üzere yeni teknolojiler, fotoğrafçının imkânlarını da ciddi anlamda genişletti. Ancak burada önemli bir ayrım var. Teknoloji fotoğraf çekmeyi kolaylaştırdı ama gerçek fotoğrafçı olmayı daha da zorlaştırdı. Çünkü artık herkesin elinde bir kamera, herkesin görsel üretme imkânı var. Bu ortamda fotoğrafın güvenilirliğini, doğrulama süreçlerini ve mesleğin etik değerlerini korumak daha da önemli hâle geldi. Ben teknolojiyi fotoğrafçının rakibi değil, yardımcısı olarak görüyorum. Çünkü teknoloji değişebilir, makineler gelişebilir ki çok gelişti ama neye bakacağımıza, neyi anlatacağımıza ve o kadrajın arkasındaki insani hikâyeye hâlâ insan karar veriyor." ifadelerine yer verdi.
"İyi fotoğraf, cihazın pikseliyle değil, vizörün arkasındaki insanın derinliğiyle, bilgeliğiyle çekilir"
Gençlerin fotoğrafa ilgili hakkında da Gün, "Bir fotoğraf eğitmeni olarak gençlerde gerçekten büyük bir potansiyel görüyorum. Özellikle cep telefonlarıyla birlikte fotoğraf çekmek artık hayatlarının doğal bir parçası. Görüntü üretiyor, düzenliyor ve bunu çok hızlı bir şekilde binlerce insana ulaştırabiliyorlar. Ama burada dikkat çekici bir durum var. Gençler başlangıçta fotoğrafçılığı biraz basit ve kolay bir iş olarak görebiliyorlar. Çünkü ellerinde çok güçlü kameralar var ve güzel bir kareye ulaşmak artık çok daha kolay. Fakat fotoğrafın içine girdikçe, meselenin sadece deklanşöre basmak olmadığını; fotoğrafın ciddi bir sanat, emek ve bakış meselesi olduğunu zamanla fark ediyorlar. Ben gençlere hep şunu söylüyorum. İyi fotoğraf, cihazın pikseliyle değil, vizörün arkasındaki insanın derinliğiyle, bilgeliğiyle çekilir. Çünkü fotoğraf çekmek teknik olarak öğrenilebilir ama bakmayı öğrenmek zaman ister. Gençlerin bu bakışı kazanarak fotoğrafın hafıza ve hikâye anlatma gücünü geleceğe taşıyacağına inanıyorum." şeklinde belirtti.
"Zamanın ve değişimin yok ettiği değerler, fotoğraflar sayesinde yaşamaya devam eder"
Fotoğrafın kültürel mirasa katkılarıyla ilgili Gün, "Fotoğrafın kültürel miras açısından çok özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. Çünkü kültür sadece tarihi yapılardan ibaret değil; bir insanın yaptığı iş, yöresel bir kıyafet, bir düğün, bir gelenek, bir sokak, hatta bir evin içindeki yaşam biçimi bile kültürel mirasın bir parçasıdır. Yıllardır sahada fotoğraf çekerken şunu çok iyi anladım. Ben fotoğraf çekerken sadece anı yakalamıyorum, bugünü geleceğe miras bırakıyorum. Bugün sıradan gördüğümüz bir sokak, bir zanaatkâr, bir gelenek; yıllar sonra artık var olmayan bir dünyanın tek görsel tanığı olabilir. Zamanın ve değişimin yok ettiği değerler, fotoğraflar sayesinde yaşamaya devam eder. Bu yüzden fotoğraf benim için sadece bir sanat değil, kültürel kimliğimizi koruyan, kuşaklar arasında bağ kuran ve geçmişi geleceğe emanet eden bir köprüdür. Çünkü bazen bir fotoğraf, sadece geçmişi göstermez; geleceğe ne bırakmamız gerektiğini de hatırlatır." dedi.
"Fotoğraf sadece bir sanat değil, bugünü geleceğe bırakacağınız bir emanettir"
Son olarak Gün, "Gençlere naçizane tavsiyem; önce fotoğraf çekmeyi değil, bakmayı öğrenin. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanın ama iyi bir fotoğrafın sadece güçlü bir makineyle değil, güçlü bir bakışla ortaya çıktığını unutmayın. Sabırlı olun, çok fotoğraf çekin, çok fotoğraf okuyun, çok gözlemleyin, en önemlisi ne çektiğinizi bilin. Çünkü fotoğraf sadece bir sanat değil, bugünü geleceğe bırakacağınız bir emanettir." diye konuştu.
İLKHA