TÜVTÜRK

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Dinç: Belediye şirket işçilerine kadro verilmeli

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, yapılacak kapsamlı bir yasal düzenlemeyle belediye şirket işçilerine şartsız kadro verilmesi çağrısında bulundu.

  • 28.08.2026 18:12
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Dinç: Belediye şirket işçilerine kadro verilmeli

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Emekli Dijital Kart uygulaması, engelli bireylere protez desteğinin artırılması, MEB'in yeni eğitim yılı düzenlemeleri, yükseköğretimdeki arz-talep dengesizliği ve belediye şirket işçilerinin yaşadığı sıkıntılar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 “Emekli Dijital Kart uygulaması yaygınlaştırılmalıdır”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından geliştirilen ve 2024 yılında e-Devlet üzerinden kullanıma sunulan Emekli Dijital Kart uygulamasının, emekliler açısından önemli bir adım olduğunu ifade eden Dinç, “Ancak mevcut sistemin en önemli sorunu, kartın sağladığı avantajların standart ve merkezi bir sistem üzerinden yürütülmemesidir. Birçok hizmetin kurumlar arasında yapılacak protokollere bırakılması, uygulamada ciddi farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Emeklilerimizin önemli bir bölümünün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı dikkate alındığında, küçük de olsa ekonomik bir destek sağlayacak bu imkânın daha yaygın olarak kullanılması önem taşımaktadır.” dedi.

“Emekli Dijital Kart tüm emeklilerimiz için sosyal hakka dönüştürülmelidir”

Kamu kurumlarında, belediyelerde, ulaşım hizmetlerinde, konaklamada ve sosyal tesislerde emeklilere yönelik indirimlerin sağlanması gerektiğini belirten Dinç, “Bu nedenle Emekli Dijital Kart; hangi hizmetlerde, hangi asgari indirim oranlarıyla ve hangi kurumlarda geçerli olacağını belirleyecek yasal bir çerçeveye kavuşturulmalıdır. Bütünleşmiş bir altyapı oluşturularak bu imkânlar, 81 ilimizdeki tüm emeklilerimiz için eşit, erişilebilir ve uygulanabilir bir sosyal hakka dönüştürülmelidir.” ifadelerini kullandı.

“Engelli bireylerin protez alımında SGK desteği artırılmalı”

Engelli bireylerin bağımsız ve üretken bir hayat sürdürebilmeleri için protezlerin vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu ancak SGK’nın protez ve yardımcı cihazlar için yaptığı ödemeler ile güncel piyasa fiyatları arasında büyük fark olduğuna dikkat çeken Dinç, şunları söyledi:

“Özellikle dar gelirli engelli bireyler, bu farkı karşılayamadıkları için ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki geri ödeme tutarları, enflasyon ve döviz kurundaki artışlar karşısında yetersiz kalmıştır. Bazı protezlerde SGK desteği, gerçek maliyetin yalnızca yüzde 4 ila yüzde 10’u düzeyindedir. Bu nedenle birçok engelli vatandaş ihtiyacına uygun ve kaliteli proteze ulaşamamakta veya yüksek miktarda fark ücreti ödemek zorunda kalmaktadır.”

“Engelli bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak adil bir geri ödeme sistemi oluşturulmalıdır”

Engelli bireylerin yürüyebilmesi, çalışabilmesi ve eğitime devam edebilmesi için geri ödeme tutarlarının güncel piyasa koşullarına göre yeniden belirlenmesi gerektiğini ifade eden Dinç, “Protez; yürüyebilmek, çalışabilmek, eğitime devam edebilmek ve sosyal hayata katılabilmek için büyük önem taşımaktadır. Protezini yenileyemeyen kişilerin hareketlerinin kısıtlanması, zamanla sosyal hayattan uzaklaşmalarına neden olabilmektedir.  Bu mağduriyetin giderilmesi için geri ödeme tutarları güncel piyasa koşullarına göre yeniden belirlenmeli, katılım payları azaltılmalı ve engelli bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak adil bir geri ödeme sistemi oluşturulmalıdır.” çağrısında bulundu.

“Öncelikli amaç, şahsiyet gelişimini desteklemek olmalıdır”

Milli Eğitim Bakanlığının yeni eğitim yılı düzenlemelerine de değinen Dinç, “Bu düzenlemeleri sadece ‘yasaklar ve kurallar’ üzerinden değil, nasıl bir eğitim ortamı ve nasıl bir gençlik hedeflendiği üzerinden değerlendirmek gerekir. Okullarda düzen, disiplin ve güvenlik elbette gereklidir. Ancak öncelikli amaç, sorumluluk bilincini, aidiyet duygusunu ve şahsiyet gelişimini desteklemek olmalıdır.” şeklinde konuştu.

Kılık kıyafet uygulamasında öğrencilerin yaş grubu, ekonomik şartları, sağlık durumları ve farklı ihtiyaçlarının gözetilmesi, uygulamanın gençleri tek tip hâle getiren bir kalıba dönüşmemesi gerektiğini belirten Dinç, öğretmenlere yönelik kılık kıyafet düzenlemesinin de öğrencilerin ve toplumun karşısında örnek teşkil edecek bir tutum ve davranış anlayışını desteklemesinin önemine işaret etti.

“Daha güvenli, adil, bilinçli ve ahlaklı bir eğitim ortamı oluşturulmalıdır”

Ders sırasında cep telefonu kullanımının sınırlandırılmasının pedagojik açıdan gerekli olduğunu belirten Dinç, “Eğitimin amaçlarından biri de gençlerimizi dijital bağımlılık dâhil her türlü bağımlılıktan korumak ve teknolojiyi bilinçli kullanan bireyler olarak yetiştirmektir. Çünkü mesele yalnızca daha kontrollü okullar değil, daha güvenli, adil, bilinçli ve ahlaklı bir eğitim ortamı oluşturmaktır.” diye konuştu.

"Eğitimde amaç sadece yasak koymak değil, güçlü ve iradeli bir gençlik yetiştirmektir"

Okul güvenliği, disiplin ve veli-öğretmen ilişkilerinde de öğrencinin güvenliğini ve öğretmenin otoritesini koruyan; aileyi eğitim sürecinin dışında bırakmayan, karşılıklı saygıyı esas alan bir okul ikliminin oluşturulmasının gerekliliğine işaret eden Dinç, “Eğitim, gençleri sadece kurallara uyan bireyler olarak değil, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen ve doğru olanı kendi iradesiyle tercih eden, güçlü bir şahsiyete sahip bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlamalıdır.” dedi.

“YÖK istihdam odaklı planlamaya geçmelidir"

2026-YKS yerleştirme sonuçlarının ardından yükseköğretimdeki arz-talep dengesizliğine dikkat çeken Dinç, gençlerin yeteneklerinden ziyade istihdam kaygısıyla tercih yapmak zorunda kaldığını vurgulayarak şunları dile getirdi:

“2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı. Ortaya çıkan tablo, gençlerin tercihlerini ilgi ve yeteneklerinden daha çok, istihdam kaygısıyla şekillendirdiğini gösteriyor. Tıp için başarı sırası barajı 50 bin, diş hekimliğinde 80 bin, eczacılıkta 100 bin ve mühendislikte 300 bin olarak uygulanıyor. Buna rağmen yüksek puanlı öğrencilerin hemşirelik gibi alanlara yönelmesi ve bazı mühendislik programlarının yeterli talep görmemesi, yükseköğretimde ciddi bir arz-talep ve insan kaynağını yönlendirme konusunda ciddi bir planlama sorununa işaret ediyor.”

“Her ile üniversite değil, ihtiyaca göre kontenjan belirlenmelidir”

Mevcut tablodan gerekli derslerin çıkarılarak iş gücü piyasasının ihtiyaçlarını ve gelecekteki istihdam kapasitesini veriye dayalı olarak analiz eden; fakülte ve kontenjanları bu öngörülere göre planlayan, öğrenciyi de istihdam imkânları konusunda şeffaf biçimde yönlendiren bir yükseköğretim politikasının oluşturulmasının önemine dikkat çeken Dinç, “Artık ‘her ile üniversite’ anlayışından ‘ihtiyaca göre üniversite’ anlayışına geçilmeli, kontenjanlar buna göre belirlenmelidir. Yükseköğretim Kurulu; MEB, ilgili bakanlıklar ve sektörlerle birlikte 5, 10 ve 15 yıllık istihdam projeksiyonları hazırlamalıdır.” dedi.

"Gençlere yalnızca ‘sevdiğin bölümü seç’ demek yetmez"

Türkiye'nin gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağının bugünden öngörülmesi gerektiğini vurgulayan Dinç, “Gençlere yalnızca ‘sevdiğin bölümü seç’ demek yetmez; esas gaye gençlerin yetenekleri ve hayalleri doğrultusunda seçtikleri meslekte iş bulabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği ve geleceğini güvenle kurabildiği bir sistemi inşa etmek olmalıdır. Bu, yalnızca gençlerin bölüm tercihi değil Türkiye’nin gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağını bugünden öngörme, üniversite kontenjanlarını ihtiyaca göre planlama ve gençlerimizin geleceğini plansız tercihlere mahkûm etmeme meselesidir.” diye konuştu.

Belediye şirket işçilerinin yaşadığı sıkıntılara ve hak kayıplarına da değinen Dinç, aynı işi yapan kadrolu işçilerle şirket işçileri arasındaki ücret ve sosyal hak uçurumunun çalışma barışını temelden sarstığını belirtti.

“Belediye şirket işçileri kadro ve adalet bekliyor”

Aynı kurumda, aynı işi yaptıkları kadrolu mesai arkadaşlarıyla kıyaslandığında ücret, sosyal haklar ve iş güvencesi bakımından ciddi bir haksızlığa uğrayan şirket işçileri için kapsamlı bir yasal düzenleme çağrısında bulunan Dinç, “Ulaşım, temizlik, park-bahçe bakımı gibi hizmetleri büyük bir özveriyle yerine getiren belediye şirket işçileri, yıllardır emeklerinin karşılığını tam olarak alamadıkları gibi hak ettikleri hukuki güvenceye de bir türlü kavuşamadı. Aynı belediyede, aynı işi yapan mesai arkadaşlarıyla birlikte çalışan belediye şirket işçileri; kadrolu işçilerle kıyaslandığında ücret, sosyal haklar ve iş güvencesi bakımından ciddi bir haksızlığa uğramaktadırlar. Bu durum çalışma barışını ve adalet duygusunu zedelemektedir.” şeklinde konuştu.

“Türkiye, ‘işten çıkarılan işçiler’ tartışmasından kurtulmak zorundadır”

700 bine yakın emekçinin her yerel seçim döneminde işini kaybetme korkusuyla baş başa bırakıldığını vurgulayan Dinç, “700 bine yakın işçi kardeşimiz her yerel seçim döneminde, ‘Acaba ekmeğimi kaybeder miyim?’ korkusunu yaşamamalıdır. Türkiye, her yerel seçim sonrasında gündeme gelen ‘işten çıkarılan işçiler’ tartışmasından ve bu utanç verici tablodan kurtulmak zorundadır. Uzun bir süredir yerel seçimler, yerel hizmet yarışının ötesine geçerek siyasal bir fay hattına dönüşmüş durumdadır. Her gelen yönetimin, kendisinden önceki yönetimi desteklediği gerekçesiyle işçileri işten çıkarması, çalışanları ve ailelerini mağdur ettiği gibi toplumsal barışı da zedelemektedir.” dedi.

“Belediye şirket işçilerine kadro verilmeli”

Yapılacak kapsamlı bir yasal düzenlemeyle belediye şirket işçilerine şartsız kadro verilmesi, işçi alım ve çıkarmalarına kanuni sınırlamalar getirilerek emekçinin hukukunun güvence altına alınması gerektiğini belirten Dinç, son olarak şunları kaydetti:

“Toplumsal birliğe ve huzura ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde yapılacak kapsamlı bir yasal düzenlemeyle belediye şirket işçilerine kadro verilmesi ve işçi alımlarına kanuni bir sınırlama getirilmesi, hem siyasi gerilimleri azaltacak hem kaynak kullanımında verimliliği artıracak hem de aynı işi yaptıkları halde daha düşük ücretle ve daha sınırlı özlük haklarıyla çalışan işçilerimizin hukukunu koruyacaktır.”

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Dinç: Belediye şirket işçilerine kadro verilmeli#Ankara #HüdaPar #BelediyeŞirketİşçileri pic.twitter.com/2cZUm0540P

— Video (@ilkhavideo) 28 Ağustos 2026

İLKHA

Yorum Yaz