İEKO Başkanı Aşa: Konut krizinin temel nedeni arz değil finansman
Kira fiyatlarında yaşanan artış ve konut piyasasındaki son durum hakkında konuşan İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Nizameddin Aşa, asıl sorunun arz-talep meselesi değil finansmana ulaşmada yaşanan sıkıntı olduğunu söyledi.
Konut fiyatları ve kira bedellerinde yaşanan artış, son dönemde hem ev sahibi olmak isteyenleri hem de kiracıları ciddi şekilde zorluyor. Piyasada yaşanan sorunların temelinde yalnızca arz-talep dengesizliği değil, aynı zamanda finansmana erişimdeki güçlükler de önemli rol oynuyor.
Özellikle konut kredilerine ulaşmada yaşanan sorunlar alıcıların piyasadan çekilmesine neden olurken, bu durum kiralık konutlara olan talebi artırıyor ve bu da kira fiyatlarının sürekli olarak yukarı yönlü seyretmesine neden oluyor.
"Merkez Bankası'nın İstanbul ortalaması için belirlediği aylık kira bedeli 44 bin lira"
Emlak piyasasında yaşanan gelişmeler, kiraların ciddi oranda artmasına ilişkin muhabirine konuşan İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Nizameddin Aşa, "Konut ve kira fiyatlarını etkileyen faktörlerin başında konutun bulunduğu lokasyon geldiğini belirten Aşa, " Fiyatlar semtten semte değişiyor. Bu fiyatlar binanın yapısıyla da alakalıdır. Yani binanın ahşap mı, betonarme mi olduğu, altyapısının nasıl olduğu, bölgedeki ulaşım ve kamu hizmetlerinden faydalanma özelliği de etkiler. Fiyatlar semtten semte değişiklik gösterir. Merkez Bankası'nın İstanbul ortalaması için belirlediği aylık kira bedeli 44 bin lira. Bunun yanında 15 bine de 20 bine de 500 bin liraya da ev bulmak mümkün." dedi.
Enflasyon rakamları kira fiyatlarını etkiledi
Kiracılar son dönemde yaşadığı en büyük sıkıntının kiralama bedellerinin olduğunu vurgulayan Aşa, "Şu anda yaklaşık aylık kira artış endeksi yüzde 32. Enflasyonun yüzde 30'larda olduğu bir dönemde, kiranın yüzde 32 olması kiracıyı zorluyor. Normalde o ev o fiyata etmiyor. 2 sene evvel 30 bine tuttuğunuz ev şu anda 35 bin olması gerekirken enflasyonun arması nedeniyle 50 bin lira olmuş durumda. Bu da vatandaşı sıkıntı yaşamasına neden oluyor. Biz, mal sahipleri ile kiracıların uzlaşmasını öneriyoruz. Çünkü üst limit yüzde 30. Mal sahibi daha aşağı bir rakamla zam yapabilir. Biz de bunu tavsiye ediyoruz. Çünkü aynı bölgede aynı evi sıfırdan tutmaya kalktığınızda o fiyatlardan daha ucuza tutabiliyorsunuz. Bu durum vatandaşın bütçesini aşıyor." diye konuştu.
"Piyasadaki asıl sorun arz-talep değil finansmana erişim"
Emlak piyasasındaki sıkıntının arz talep meselesinden kaynaklanmadığını aktaran Aşa, "Daha önce arz talep sıkıntısı vardı. İnşaat yapılmadığı için ev bulunamıyordu. Şimdi aslında ev bulunmaya başladı ama bu sefer finansman sıkıntısı yaşanıyor. Hem müteahhit hem de vatandaş finansman sıkıntısı yaşıyor. Finansmana ulaşmada yaşanan sorun piyasayı da zora sokuyor. Cebinizde 3 milyon lira varsa 7-8 milyonluk eve talip olamıyorsunuz. Çünkü bankalar kredi musluğunu kapatmış vaziyette. Böylece istediğiniz evi alma imkânınız olmuyor. Eskiden cebinize 2 milyon koyduğunuzda gidip 10 milyonluk ev alabiliyordunuz ve aydan aya taksit ödüyordunuz. Şimdi hem faiz yüksek hem de kısıtlı. Bir de ilk ev, ikinci ev, üçüncü ev kriter var. Binanın enerji kimliğine göre krediler değişiyor. Asıl sıkıntı finansman… Finansman çözüldüğünde ev sıkıntısı şu an için çözülecek. Bu sefer arz yetmeyecek, yeniden inşaatlar gündeme gelecek." şeklinde konuştu.
"Sadece devletin sosyal konut üretmesiyle de bu iş çözülmez"
Emlak piyasasında yaşanan sorunların çözümü için devletin de işe el atması gerektiğini vurgulayan Aşa, "Devlet bu işe el atacak. Sosyal devlet olarak sosyal konut yapacak. Şu anda zaten yapıyor ama yetmiyor. Bunun çözümünü defalarca anlattık. Devlet illa bunu kendi yapması gerekmez. Özel sektörü teşvik etmeli, desteklemeli. Özel sektörü de işin içerisine katmalı. Onlar da az kar etmeli, devlet de destek vermeli. Sadece devletin sosyal konut üretmesiyle de bu iş çözülmez. Mutlaka özel sektör de bu işin içine girmelidir." dedi.
"İstanbul'da halen yıkılıp yeniden yapılması gereken 500 bin bina var"
Bağcılar, Bahçelievler, Avcılar, Küçükçekmece gibi semtlerde kentsel dönüşümün ciddi oranda hızlandığını hatırlatarak konuşmasını sürdüren Aşa, "Bir bakıyorsunuz 3 binadan bir tanesi şu anda inşaat halinde. Bunlar da devlet desteğiyle yapılıyor. Yarısı bizden kampanyası müthiş bir olay… Hem yüzde 50'sini ödüyor hem de kalanını uzu ve ucuz kredi olarak veriyor. Bunun haricinde 3 milyonluk kredi desteği veriliyor. Bu göze az gelebilir ama değil... Çünkü inşaat maliyetinden bahsediyoruz. Bugün bir inşaatın anahtar teslim metrekare bedeli 30-40 bin lira. Yani 100 metrekare bir evin maliyeti 3 milyon. Devlet bunu ödüyor. Veyahut yarısı bizden kampanyası ile yarısını hibe yapıyor. Bence şu anda devlet kendi gücüyle, kendi kapasitesiyle bu işlere tam gaz bir şekilde destek veriyor. Buna rağmen yeterli değil. İstanbul'da halen yıkılıp yeniden yapılması gereken 500 bin bina var. O yüzden yine diyoruz, vatandaş da bu konuda biraz sıkıntı yaşıyor, yaşayacak. Devlet de elinden gelenin daha fazlasını yapacak. Can pazarı bu, bina tepemize yıkılacak. Onun için inşallah yakında daha iyi olacak diye düşünüyorum." diye konuştu.
"Uygun kredi muslukları açılmayana kadar sorun çözülmez"
Emlak piyasasına yönelik beklentilerini de açıklayan Aşa, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Piyasa bu sene çok değişmez. Zaten ağustos ayına geldik. Önümüzdeki yıl da çok değişeceğini zannetmiyorum. Ta ki ucuz, uygun kredi muslukları açılana kadar. O dönem gelinceye kadar değişmez ki o da şu anda gözükmüyor. Öyle bir piyasayı görmüyorum. Ben aynı zamanda ben iktisatçıyım. Ekonomik bir faizle ilgili bir iyileşme olacağı şu anda gözükmüyor. Ancak vatandaş bir şekilde işini hallediyor. Satışlar azaldı ama çok düşmedi. Su akıp yolunu buluyor. Bir şekilde piyasa kendi yolunu buluyor ve bulmaya da devam edecek."
İLKHA