TÜVTÜRK

İl Müftü Yardımcısı Turgut: Helal ticaret, toplumun huzur ve bereketinin anahtarıdır

Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı Abdülhamit Turgut, helal kazancın ve dürüst ticaretin İslam'ın temel esaslarından biri olduğunu belirterek, ticarette doğruluk, güven, kul hakkına riayet ve ölçüde adaletin hem bireysel hem de toplumsal huzurun anahtarı olduğunu söyledi.

  • 18.07.2026 17:21
İl Müftü Yardımcısı Turgut: Helal ticaret, toplumun huzur ve bereketinin anahtarıdır

Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı Abdülhamit Turgut,'ya yaptığı değerlendirmede, İslam'ın hayatın her alanını kuşatan bir din olduğunu belirterek, sosyal hayat ile dinî hayatı birbirinden ayırmadığını, ticaret ahlakına ilişkin de açık ölçüler ortaya koyduğunu ifade etti.

Helal kazancın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir ibadet olduğuna dikkat çeken Turgut, ticarette doğruluk, güvenilirlik, ayıbı gizlememek, ölçü ve tartıda adaletli davranmak ile kul hakkına riayet etmenin Müslüman tüccarın vazgeçilmez özellikleri olması gerektiğini söyledi.

Helal ticaretin temel ilkelerinden birinin doğruluk olduğunu belirten Turgut, dürüstlüğün kaybolduğu ticarette, güvenin ve bereketin de ortadan kalkacağını ifade etti.

Satılan malın kusurunun gizlenmemesi gerektiğini vurgulayan Turgut, alışverişte tarafların birbirine karşı açık ve dürüst davranmasının ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkların önüne geçeceğini dile getirdi.

Ölçü ve tartıda adaletin Kur'an-ı Kerim'de de açık şekilde emredildiğini hatırlatan Turgut, hileli tartının hem kul hakkına hem de ilahi emirlere aykırı olduğunu belirtti.

Piyasada ürünleri stoklayarak fiyatların yükselmesine neden olmanın İslam'da "ihtikâr" olarak isimlendirildiğini ifade eden Turgut, bunun dinen haram kılındığını ve hiçbir Müslüman tüccarın böyle bir yola başvurmaması gerektiğini söyledi.

“Helal ticaretin temel ilkeleri doğruluk, adalet ve güvendir”

Helal ticaretin doğruluk, güven, ölçü ve tartıda adalet ile kul hakkına riayet esasları üzerine kurulduğunu ifade eden Turgut, “Dinimiz, sosyal hayat veya dinî hayat, hiçbirini diğerinden ayırmamıştır. Hayatın bütün boyutlarına değinmiş ve kurallar belirlemiştir. Dolayısıyla helal kazancın ilkelerini de dinimiz belirlemiştir. Helal ticaretin temel ilkelerinden birisi doğruluktur. Eğer bir ticarette doğruluk olmazsa onda bereket ve güven de olmaz, toplumda huzursuzluk yaşanmış olur. Dolayısıyla iki tarafın da bunu doğru bir şekilde belirtmesi lazım. İkinci olarak ayıbı gizlememek. Bir eşyanın kusuru varsa bunu açıkça söylemek gerekir ki karşı taraf bunu bilsin, daha sonra tartışmalara sebep olmasın. Dinimizde bu önemlidir. Satılan şeyin ayıbını gizlememek, açıkça söylemek ticaret ahlakının temel ilkelerinden biridir.

Bir diğeri de ölçü ve tartıda adaletli davranmak. Her ne olursa olsun ölçü ve tartıda adaletli davranmak, helal ticaretin temel ilkelerinden biridir. Bununla ilgili hadis ve ayetlerde örnekler de vardır. Allah Azze ve Celle, ‘Ölçüde hile yapanlara veyl olsun.’ buyuruyor. Dolayısıyla tartarken, ölçerken adaletle, doğrulukla bunu yapmak lazım. Bir diğer ilke de karaborsacılık dediğimiz ihtikârdır. İhtikâr, malı stoklayıp piyasada o malın fiyatlarının yükselmesine neden olmak. Bu da İslam'da kesin bir dille yasaklanmıştır ve haramdır. Hiçbir mümin tüccarın bunu yapmaması gerektiğini Peygamber Efendimizin tavsiyelerinde görmekteyiz.” şeklinde konuştu.

"Kim bizi aldatırsa bizden değildir"

Dürüstlüğün İslam ticaret ahlakının temelini oluşturduğunu, aldatmanın ve kul hakkına girmenin ise ağır manevi sorumluluk doğurduğunu dile getiren Turgut, “Helal ticaretle alakalı Peygamber Efendimizin meşhur bir hadisi var. Bir gün Allah Resulü Medine çarşısından geçerken bir buğday yığınının yanından geçmiş. Bu buğday yığını Peygamber Efendimizin hoşuna gidiyor. Mübarek sağ elini buğday yığınının içine daldırıyor ve bir avuç buğday çıkarıyor. Bir görüyor ki eli ıslanmış. Buğday sahibine buğdayın neden ıslak olduğunu soruyor. Buğday sahibi, ‘Ya Resulallah, gece yağmur yağmıştı, ondan dolayı bu şekilde ıslak kalmış.’ diyor. Halbuki hadisin şerhlerinde görüyoruz ki buğday daha ağır gelsin diye buğdaya su serpmiş. Allah Resulü o meşhur ve kısa sözünü söylüyor: ‘Kim bizi aldatırsa bizden değildir.’

Dolayısıyla helal ticaret ahlakında aldatmak da, aldatmamak da çok önemli bir ilkedir. Peygamber Efendimiz, ‘Bizi aldatan bizden değildir.’ kelimesi Müslümanlar için, bir mümin için çok tehlikeli bir sözdür. Bundan kaçınılması lazım. Yoksa İslam dairesi çerçevesinden çıkmış olur. Buna dikkat edilmesi lazım. Bir de burada kul hakkı konusu var. Müminlerin kul hakkından ateşten kaçar gibi kaçması lazım. Kul hakkı ile ilgili Peygamber Efendimizden gelen birçok hadis var. Şehit olsa dahi kul haklarının affedilmeyeceği... Hatta borcu olan birinin cenazesine çağırıldığı hâlde borcu olduğunu duyan Allah Resulü namazını kıldırmamıştır. Bundan dolayı kul hakkı çok önemli. Malumunuz, ahiret gününde para, dinar, dirhem geçerli değil. Kul hakkına girmiş olanların hakkı kazandığı sevaplar ile ödenir. Allah bizi kıyamet müflislerinden eylemesin. Dünya iflaslığı geçer ama ahiretteki iflas... Kul hakkı ile oraya gidersen hiçbir para geçerli olmadığı için manevi olarak kazandığın sevaplar karşı tarafa geçer. Allah Resulü hadisin sonunda, hiçbir şey kalmadığı için bu şahıs cehenneme atılır, diye bize tavsiyede bulunmuştur.” ifadelerine yer verdi.

“Helal kazanç bereket getirir, dürüst ticaret İslam'ı temsil eder”

Helal kazancın hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli kazanımlar sağladığını belirten Turgut, “Helal ticaretin tabii ki faydaları da vardır. Rızkın bereketlenmesine vesile olur. Az da olsa helal şekilde kazandığın malın bereketi olur. Özellikle ticaretle uğraşan esnaf kardeşlerimize tavsiyelerimiz şudur: Kesinlikle doğru olsa dahi yeminden kaçınmaları gerekir. Çünkü Peygamber Efendimiz, ‘Yeminle satılan malın bereketi olmaz.’ buyurmuştur. Velev ki doğru da olsa sattığın malı yeminle satmaktan kaçınması lazım. Ayrıca helal kazanç ve ticarette dürüstlük Müslümanları temsil ediyor. Müslümanlar bununla kıtaları fethetmişler.

Özellikle Endonezya, Malezya gibi Uzak Doğu ülkeleri kılıçla fethedilmedi. Oraya giden Müslüman tüccarların güzelliğini, doğruluğunu, ticaret ahlakını gördükleri için zaman içerisinde onlara bakarak bu dinin iyi bir din olduğunun farkına varmışlar ve bu şekilde o bölgenin, o ülkelerin tamamı İslam'a girmiştir. Dolayısıyla bir Müslüman, ‘Ticaretimdir, istediğim gibi hareket ederim.’ lüksüne sahip değildir. Sonuçta sen İslam dinini temsil ediyorsun ve insanlar sana bakarak İslam'ı ölçüyor. Dolayısıyla dinimizin ticaretle ilgili dürüstlük, güvenilirlik, ayıbı gizlememek gibi emirlerini uygulayacaksın ki Müslüman olmayan veyahut iman edip de Müslümanlığı tam olarak yerine getirmeyenler sana bakarak İslam'a ve İslam dinine daha fazla ısınsınlar.” ifadelerini kullandı.

“Ticaret de bir ibadettir”

Ticaretin yalnızca kazanç elde etme aracı olmadığını, aynı zamanda ibadet bilinciyle yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Turgut, “Ticaret aynı zamanda bir ibadettir. Müslümanların böyle düşünmesi lazım. Helal rızık peşinde olan birinin, çocuklarına, evine, ailesine helal rızık için çabalayan birisinin şöyle düşünmesi lazım: ‘Benim yaptığım aslında bir ibadettir.’ düşüncesinde olması lazım. Zaten ibadet bilinci ile bunu yaptığınız zaman herhangi bir sorunun yaşanmayacağını söyleyebiliriz. Bizim kültürümüzde helal kazanç, dürüstlük ve güvenilirlikle ilgili birçok örnek var. Siftah kültürümüz var. Osmanlı dönemi ve daha önceki dönemlere baktığımızda belirli çarşılar vardı. Bu çarşıda bir tane kuyumcu varsa diğer dükkânların hepsi kuyumcuydu. Bir tane kumaşçı ise diğerlerinin hepsi kumaşçıydı. Aynı ürün satılırdı.

Bununla alakalı bir hikâye anlatılır. Kumaş satan bir esnafa bir müşteri geliyor ve bir parça kumaş istiyor. Kumaşı satan esnaf ise yan komşusunun henüz siftah yapmadığını söyleyip müşteriyi komşusuna yönlendiriyor. Şu anki bizim durumumuzla o dönemki Müslümanların durumunu karşılaştırdığımız zaman insan gerçekten hayretler içerisinde kalıyor. Şu anda maalesef böyle bir dükkân sahibi kesinlikle yan komşusuna müşterisini göndermez. Maalesef dinî duyarlılığı olan kardeşlerimiz de bunu yapamıyor. İşte İslam dininin hükümlerinin yaşandığı bir dönemde böyle bir diğerkâmlık vardı ticarette. Bunu ne zaman yakalarsak o zaman ticaretimizde, rızkımızda bereket olur. Dolayısıyla İslam dinindeki helal ticaretle ilgili güzel hasletleri sürekli dile getirmemiz lazım ve hayatımızda uygulamamız lazım ki ticaretimizde huzur bulsun.” dedi.

İLKHA

Yorum Yaz