TÜVTÜRK

Kudüs'te yeni kuşatma planı: İşgalciler şehir merkezinden Han el-Ahmer'e uzanan hattı yeniden şekillendiriyor

Filistinli araştırmacılar, işgal yönetiminin Kudüs ve çevresinde yürüttüğü son adımların birbirinden bağımsız olmadığını belirterek, Eski Şehir'deki Bab es-Silsile Mahallesi ile Han el-Ahmer Bedevi yerleşimine yönelik uygulamaların Kudüs'ün demografik ve coğrafi yapısını değiştirmeyi hedefleyen kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı.

  • 05.06.2026 08:05
Kudüs'te yeni kuşatma planı: İşgalciler şehir merkezinden Han el-Ahmer'e uzanan hattı yeniden şekillendiriyor

Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi tarafından yayımlanan yeni rapor, işgal yönetiminin Kudüs ve çevresinde son dönemde attığı adımların arkasındaki uzun vadeli planı ortaya koydu. "Bab es-Silsile'den Han el-Ahmer'e: Kudüs Çevresinin Yeniden Mühendisliği" başlıklı çalışmada, Mayıs 2026 boyunca yaşanan gelişmelerin bölgenin geleceğini etkileyecek stratejik bir dönüşümün işaretleri olduğu belirtildi.

Raporda dikkat çekilen en önemli gelişmelerden biri, işgal yönetiminin Kudüs'ün doğusundaki Han el-Ahmer Bedevi topluluğuna yönelik tahliye kararını hızlandırması ile Mescid-i Aksa'nın hemen yanı başındaki Bab es-Silsile Mahallesi'nde ev ve iş yerlerine el koymayı öngören planlara onay vermesinin aynı döneme denk gelmesi oldu.

Araştırmaya göre bu iki adım tesadüfi değil. Aksine işgal yönetimi bir yandan Kudüs'ün tarihi ve dini merkezini içeriden dönüştürmeye çalışırken, diğer yandan kentin Filistinli coğrafi çevresini parçalayarak kuşatma altına almayı hedefliyor. Raporda bu yaklaşım "bölgesel yapısal kontrol sistemi" olarak tanımlanıyor.

İşgal politikalarının bilançosu

Analizde yer verilen verilere göre, Batı Şeria ve Kudüs'teki işgalci sayısı 2023 yılı sonunda yaklaşık 746 bine ulaştı. Buna karşılık 1967 ile 2021 yılları arasında 14 bin 700'den fazla Kudüslünün oturma izni iptal edildi.

Raporun öne çıkardığı başlıklardan biri de yıllardır uluslararası toplumun tepkisi nedeniyle askıda tutulan E1 yerleşim projesi oldu. Kudüs ile Maale Adumim yerleşimi arasında yaklaşık 12 bin dönümlük alanı kapsayan planın Ağustos 2025'te nihai onay aldığı ve artık sahada uygulanmaya başladığı belirtildi.

Araştırmada ayrıca mevcut işgal hükümetinin göreve gelmesinden bu yana Batı Şeria'da 41 bin 709 yeni yerleşim birimine onay verildiği, bunun da önceki altı yılda onaylanan toplam yerleşim sayısını geride bıraktığı ifade edildi.

"Uluslararası baskı artık planları durdurmuyor"

Raporda, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Han el-Ahmer tahliye kararını, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığının hakkında zorla yerinden etme, apartheid ve insanlığa karşı suçlar gibi suçlamalarla tutuklama talebinde bulunduğu bir dönemde imzalamasının dikkat çekici olduğu belirtildi.

Merkeze göre bu gelişme, son yıllarda ortaya çıkan yeni bir tabloya işaret ediyor. Daha önce uluslararası baskılar bazı projelerin ertelenmesine yol açarken, bugün aynı baskılar işgal yönetimini planları daha hızlı uygulamaya yöneltiyor. Rapor, bu nedenle mevcut uluslararası baskı mekanizmalarının etkinliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Üç aşamalı strateji

Çalışmada, Kudüs'e yönelik politikaların üç temel eksen üzerinden yürütüldüğü değerlendirmesi yapıldı.

Bunlardan ilki, Eski Şehir ve Mescid-i Aksa'ya ulaşan giriş noktaları ile ana ulaşım hatlarının kontrol altına alınması.

İkinci eksen, kırsal çevredeki Filistinli toplulukların tahliye, izolasyon ve demografik baskılar yoluyla dönüştürülmesi.

Üçüncü eksen ise E1 projesi aracılığıyla Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağlantının zayıflatılması.

Raporda, bu üç başlığın birbirinden bağımsız uygulamalar olmadığı, tek bir stratejik hedef doğrultusunda eş zamanlı yürütülen politikalar olduğu vurgulandı.

"Geri dönüşü zor bir aşamaya geçildi"

Araştırmanın sonuç bölümünde, Kudüs ve çevresinde yaşanan son gelişmelerin hazırlık sürecinden uygulama aşamasına geçildiğini gösterdiği belirtildi. Raporda, mevcut politikaların hayata geçirilmesi halinde bölgenin siyasi ve demografik haritasının uzun yıllar boyunca değişebileceği uyarısında bulunuldu.

Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi, uluslararası toplumun sessizliğinin yalnızca belirli bir topluluğun haklarının ihlal edilmesine göz yummak anlamına gelmeyeceğini, aynı zamanda bölgenin geleceğini şekillendirecek köklü değişimlere dolaylı destek olarak yorumlanabileceğini ifade etti.

Raporda ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi girişimlerinin sürekli bir baskı aracına dönüştürülmesi, Kudüs ve Batı Şeria'daki coğrafi dönüşüm projelerinin bölgesel iş birliği süreçlerinde gündeme taşınması ve sahadaki ihlallerin daha sistemli biçimde belgelenerek uluslararası kuruluşlara sunulması tavsiye edildi.

İLKHA

Yorum Yaz