Netanyahu Washington'da: İran konusunda öncelikler farklılaştı
Siyonist rejimin sözde Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Washington'a gerçekleştirdiği ziyaret, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırıların ardından iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarının belirginleştiği ve ABD kamuoyunda siyonist rejime verilen desteğin tarihi ölçüde gerilediği bir döneme denk geliyor.
Netanyahu'nun, Kongre'de siyonist rejimin en güçlü destekçilerinden biri olarak görülen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın cenaze törenine katılmak için de ABD'de bulunduğu ziyaret, Tel Aviv yönetiminin Washington'la "özel ilişkisinin" artık siyasi, askeri ve seçim hesaplarından bağımsız olmadığını ortaya koyuyor.
ABD merkezli Politico'ya göre Netanyahu aylardır Trump'la görüşme ayarlamaya çalışıyordu. Ancak Beyaz Saray'ın görüşmeye son günlerde onay vermesi, iki lider arasındaki ilişkilerde alışılmadık bir soğukluğa işaret ediyor. Haberde, ziyaretin zamanlamasının Tel Aviv'in artık yalnızca destek talep eden taraf olmadığını, bölgesel dosyalarda taviz vermesinin de gündeme gelebileceğini gösterdiği değerlendirildi.
İran konusunda öncelikler farklılaştı
New York Times'ın analizine göre görüşmenin en önemli gündem maddesi İran olacak. Ancak tarafların öncelikleri artık örtüşmüyor.
Netanyahu, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik askeri saldırıların genişletilmesini ve Tahran yönetimini güçlendirecek herhangi bir uzlaşının engellenmesini isterken, Trump ise İran'ı yeniden müzakere masasına çekmeyi ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini güvence altına almayı hedefliyor.
İran uzmanı Yahudi araştırmacı Dani Citrinowicz "Trump anlaşma istiyor, israil ise herhangi bir anlaşma ihtimalini dahi duymak istemiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Şubat ayında başlayan savaşın ilan edilen hedeflere ulaşamaması da bu görüş ayrılığını derinleştirdi. İran'ın nükleer programının tamamen durdurulamaması ve yönetimin devrilememesi, ABD açısından çatışmanın siyasi ve askeri maliyetini artırdı.
ABD'de savaşa destek azalıyor
Savaşın uzaması ve ABD'nin verdiği kayıplar, Cumhuriyetçi Parti içinde de eleştirilerin yükselmesine neden oldu.
Özellikle "MAGA" (Make America Great Again) hareketine yakın isimler, Ortadoğu'daki askeri angajmanın sürdürülmesine karşı çıkarken, Trump üzerindeki iç siyasi baskının da arttığı belirtiliyor.
F-35, Suudi Arabistan ve bölgesel dosyalar
Washington ile Tel Aviv arasında yalnızca İran konusunda değil, bölgesel dengeler konusunda da görüş ayrılıkları bulunuyor.
Trump yönetiminin Suudi Arabistan'la sivil nükleer iş birliği anlaşmasını ilerletmesi ve Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satılmasını değerlendirmesi, siyonist rejimde askeri üstünlüğün zayıflayabileceği endişesine yol açtı.
Financial Times'a göre Trump, Netanyahu'nun Türkiye'ye F-35 satışına yönelik itirazlarına karşılık, "Kimse bize ne satacağımızı dikte edemez." ifadelerini kullandı. Trump ayrıca siyonist rejimin ABD desteği olmadan varlığını sürdüremeyeceğini söyleyerek önceki dönemlere kıyasla daha sert bir üslup benimsedi.
ABD'deki bazı çevreler ise Trump'ın Netanyahu'dan Gazze'ye ilişkin planının hızlandırılmasını, Lübnan ve Suriye dosyalarında daha esnek davranmasını isteyebileceğini öngörüyor.
ABD kamuoyunda siyonist rejime destek geriliyor
Analistler, Netanyahu'nun karşı karşıya olduğu en büyük sorunun yalnızca Trump'la ilişkiler olmadığını, ABD toplumunda siyonist rejime yönelik algının köklü biçimde değişmesi olduğunu belirtiyor.
Wall Street Journal'a göre Lindsey Graham'ın ölümü, Cumhuriyetçi Parti içinde Tel Aviv yönetiminin en önemli siyasi bağlantılarından birinin kaybedilmesi anlamına geliyor.
Yahudi eski yetkililer ve akademisyenler, Graham'ın, Holokost ve "Arap-israil savaşları"nın etkisiyle şekillenen eski kuşağı temsil ettiğini, genç Amerikalıların ise Gazze'deki savaş görüntüleri ile Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri ve şiddet olayları üzerinden siyonist rejime baktığını ifade ediyor.
Pew Research Center'ın anketine göre Amerikalıların çoğunluğu artık siyonist rejime olumsuz bakarken, Gallup araştırması ise Filistinlilere duyulan sempatinin ilk kez Yahudilere duyulan sempatiyi geçtiğini ortaya koydu.
Bu değişimin yalnızca Demokratlarla sınırlı kalmadığı, Cumhuriyetçi Parti içinde özellikle genç seçmenler ve MAGA hareketine yakın kesimlerde de koşulsuz desteğe yönelik eleştirilerin arttığı belirtiliyor.
The Atlantic yazarı Franklin Foer ise Netanyahu'nun yıllarca ABD'de siyonist rejim lehine oluşturduğu siyasi zemini zayıflattığını belirtiyor. Foer'e göre Netanyahu'nun siyonist rejimi Cumhuriyetçi Parti ile özdeşleştirmesi ve Demokrat yönetimlerle sık sık karşı karşıya gelmesi, uzun yıllar iki partinin ortak desteğini alan bu konuyu Amerikan siyasetinde kutuplaştırıcı bir meseleye dönüştürdü.
Tüm bu gelişmeler ışığında Netanyahu'nun Washington ziyareti, yalnızca Trump ile ilişkileri düzeltme çabası değil aynı zamanda ABD ile stratejik ortaklığın geleceğini şekillendirecek kritik bir sınav olarak değerlendiriliyor.
İLKHA