Peygamber Sevdalıları'ndan "Çağımızın Kerbelası Gazze" programı
Peygamber Sevdalıları, Hicri 61 yılında meydana gelen Kerbela olayını hatırlamak ve Gazze'de yaşananların unutulmaması adına "Çağımızın Kerbelası Gazze" başlığı ile İstanbul'da bir program düzenledi.
Sultangazi Belediyesi Evlendirme Dairesi'nde yoğun bir katılım ile gerçekleştirilen program, Nasrullah Altun'un Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.
Programın açılışında bir selamlama konuşması yapan Peygamber Sevdalıları Marmara Koordinatörü Ercan Vergili, Allah'u Teâlâ'nın yeryüzünde adı tarihe geçen, şan ve şöhret sahibi nice insanlar gönderdiğini, yarattığı günler içerisinde de çok hayırlı günler var ettiğini söyledi.
Peygamber Sevdalıları Marmara Koordinatörü Ercan Vergili
Vergili, "Peygamber Efendimiz (Sallalahu Aleyhi Vesellem), zalime karşı hakkı haykıran ve savunan kişi için şehitlerin efendisi demiştir. Hazreti Hamza şehitlerin efendisidir. Bundan 1346 yıl önce zalim Yezid ve yönetimine karşı hakkı haykıran Hazreti Hüseyin şehitlerin efendisidir. Bugün çağdaş Kerbelalar yaşanmaktadır. Dünyanın gözü önünde canlı yayınlarda Gazzeli Müslüman kardeşlerimiz soykırıma uğratılmaktadır. Tarih tekerrür ediyor. Ancak biz Peygamber Sevdalıları olarak, 'Her zaman aşura, her yer Kerbela' düsturunu kendimize şiar edindik. Mazlumların yanında, zalimlere karşı durduk ve durmaya devam ediyoruz." dedi.
Gazeteci Yazar Mehmet Zülküf Yel
"Yeni Kerbelalar yaşanmaya devam ediyorsa tarihten ders çıkarılmamış demektir"
"Çağımızın Kerbelası Gazze" teması ile programda bir konuşma gerçekleştiren Gazeteci Yazar Mehmet Zülküf Yel, "Hicri 61 yılında, İslam tarihinin en acı olaylarından birisi olan Kerbela faciası gerçekleşmiştir. Bu, tarihte maalesef öyle bir acı olay ki; kıyamete kadar Müslümanlar bu acıyı bir daha unutamayacaklardır. Bu hadise öyle ders ve mesaj dolu bir hadise ki; hiçbir zaman hiçbir müminin bu hadiseyi unutmaması ve bu meseleye sadece tarihi bir hadise gözüyle bakmaması gerekir. Biz eğer mazlumların gözyaşlarını unutacak olursak, eğer tarihte akan mazlum kanlarını unutacak olursak, eğer harap olan beldeleri unutacak olursak, çekilen acıları unutacak olursak, bu acı tekrar edecektir. Kerbelaları unutacak olursak kıyamete kadar Kerbelalar devam edecektir. Bugün eğer ki acıdan gözyaşından katliamdan bahsediyorsak çocuklarımızın ölümünden, paramparça olmasından, beldelerimizin harap olmasından bahsediyorsak, namuslarımızın talan olmasından bahsediyorsak, Kerbelanın mesajını iyi anlayamamışız demektir. İşte bu yüz Gazzeleri yaşıyoruz. Bu yüzden Lübnan'daki yıkımları yaşıyoruz. Bu yüzden Filistin'deki katliamları yaşıyoruz." diye konuştu.
Tarihteki mazlumlara ağlıyoruz ama günümüzdeki mazlumlara gelince üç maymunu oynuyoruz"
Yel, "Biz bu olaylara ibretle bakarken o zamanki insanları lanetlerken, sessiz duranları lanetlerken, elbette kendi durumumuzu da göz önünde bulundurmalıyız. Bugün biz Hüseyin'ce bir tutum ortaya koyabiliyor muyuz? Bu mektebi devam ettirebiliyor muyuz? İnsanlara ve mazlumlara olabiliyor muyuz? Olamıyorsak bizi engelleyen prangalar, zincirler nelerdir? İşte bunu görmek gerekir. Şimdi biz kalkmışız diyoruz ki; o dönemde İmam Hüseyin 72 yarenini şehit eden Yezid'i lanetliyoruz. Aynı zamanda sessiz kalan küfe ehlini de lanetliyoruz. O zamanki ümmet neredeydi diye soruyoruz. Ancak gel gelelim ki biz o tarihi vaka hakkında yargı bildirirken, oradaki mazlumlar için gözyaşı dökerken, günümüzdeki mazlumlara gelince üç maymunları oynamak daha fazla işimize geliyor. Oysaki o bir imtihandı geçti. İzzetlice direnenler o imtihanı kazandı. Zulmedenler de Allah'ın izniyle cezalarını bulacaklardır." şeklinde konuştu.
"İslam tehdit altındaysa tevhid erlerinin yapması gereken bedeli ne olursa olsun İslam'a sahip çıkmaktır"
Kerbelanın anılmasının yalnızca gözyaşı döküp matem tutmak olmadığını, asıl amacın tarihte yaşananlardan ders çıkarılması olduğunu aktaran Yel, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Burada toplandığımız zaman İmam Hüseyin ve yarenlerini, mazlumları andığımız zaman sadece gözyaşı dökelim diye bir araya gelmiyoruz. Tam tersine tarihi içerisinde zulme karşı başkaldırmış, kıyam etmiş olanların yolunda yürümek, onlara vermiş olduğumuz ahdi tazelemek, zalimlere karşı olan öfkemizi büyütmek, bunu bir kültüre dönüştürmek, şehadet ve direniş mektebini özümsemek için toplanıyoruz. Dolayısıyla Hüseyin ve Yezid dediğimizde, sadece birer tarihi şahsiyet anlaşılmamalıdır. Her birisi bir zihniyeti temsil ediyor. Çünkü Yezid, o zaman İslam'ı yozlaştırmaya çalışıyordu ama bunun karşısında İmam Hüseyin ise şehadeti ve direnişi kuşanarak tevhidi bir ruhla bütün bedelleri ödemeyi göze alarak ona karşı durdu. Neticeyi bilerek, her şeyi göze alarak bütün ailesini oraya sevk etme pahasına olsa bile o kıyam hareketine giriştiği ve zulmün karşısında dimdik durdu. Bedeni ne olursa olsun eğer İslam tehlike altındaysa, yozlaştırılma tehlikesiyle karşı karşıyaysa, eğer zalimler İslam toplumunu teslim alma pozisyonundaysalar o halde şehadeti ve direnişi kuşanmış olan tevhid erlerinin yapması gereken bellidir. Bedeli ne olursa olsun İslam'a sahip çıkmaktır. Bahaneler, mazeretler üretmeden, mazeretlerin arkasına sığınmadan Hüseyin'i bir ruhla ayağa kalkmaktır. Hüseyin'i bir ruhla İslam toplumunu diriltmektir."
Özlem Ajans sanatçılarının seslendirdiği ilahi ve ezgilerle devam eden program, İTTİHADUL ULEMA Üyesi Muhammed Kaya hocanın yaptığı dua ile son buldu.
İLKHA