TÜVTÜRK

Prof. Dr. Atlı, madde bağımlığının sebep ve çözüm önerilerini anlattı

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde düzenlenen Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı’nda gençlerde bağımlılık, toplumsal dayanışma ve mücadele yöntemleri ele alındı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, bağımlılıkta erken yaş ve maddelere kolay erişimin riski artırdığına dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu.

  • 06.09.2026 13:45
Prof. Dr. Atlı, madde bağımlığının sebep ve çözüm önerilerini anlattı

Mardin Aşiretler İstişare Meclisi tarafından Kızıltepe’de düzenlenen “Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı”, farklı bölgelerden aşiret mensupları, kanaat önderleri, alimler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirdi.

Süleyman Gökdemir’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış ve selamlama konuşmasını Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Üyesi Molla Fesih Memiş yaptı.

Çalıştay kapsamında Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin, “Mardin’de Toplumsal Barış, Husumetler ve Sosyal Dayanışma” başlıklı sunum gerçekleştirdi.

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı ise “Gençler ve Bağımlılık: Riskler ve Mücadele Yöntemleri” başlıklı sunumunda madde, kumar ve dijital bağımlılıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Erken yaşta başlayan bağımlılığı bırakmak daha zor”

Bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Atlı, telefon, internet ve çevrim içi platformların da bağımlılık davranışlarını tetikleyebildiğini ifade etti.

Atlı, bağımlılıkta başlangıç yaşının büyük önem taşıdığını belirterek, “Bağımlılıkta ne kadar erken yaşta başlarsa o kadar ciddi bağımlılığı oluyor. O kadar bırakması zor oluyor. Bir maddeye ne kadar ulaşmak kolaysa o kadar bağımlılık riski artıyor.” dedi.

Bağımlılığın farklı türlerinin birbirini tetikleyebildiğini dile getiren Atlı, özellikle gençlerin risk altında olduğunu vurguladı.

“En riskli dönem 15-25 yaş”

Kadınların bağımlılıktan daha fazla etkilenebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Atlı, bağımlılığın her yaş ve cinsiyette görülebileceğini söyledi.

Atlı, 15-25 yaş aralığının en riskli dönemlerden biri olduğunu belirterek, son yıllarda farklı yaş gruplarında da bağımlılık vakalarıyla karşılaştıklarını ifade etti.

Bağımlılıkla mücadelede erişimin sınırlandırılmasının önemine değinen Atlı, bir maddeye ulaşmanın kolaylaşmasıyla bağımlılık riskinin de arttığını kaydetti.

“Bağımlılığı masumlaştıran ifadeler tehlikeli”

Uyuşturucu maddelerin toplum içerisinde farklı isimlerle masumlaştırılmasının ciddi bir sorun olduğunu belirten Atlı, bu durumun özellikle gençlerin madde kullanımına ilişkin algısını olumsuz etkilediğini söyledi.

Atlı, uyuşturucu maddelerin bazı çevrelerde “ot” veya “derman” gibi ifadelerle tanımlanmasının tehlikeye karşı farkındalığı azalttığını belirterek, toplumun bu konuda doğru şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Bağımlılık konusunda tedaviyi geciktirmeyin”

Madde kullanımının altında çoğu zaman depresyon, kaygı, aile içi sorunlar ve öfke gibi psikolojik ve sosyal problemlerin bulunabildiğini anlatan Prof. Dr. Atlı, bazı kişilerin maddeleri kendilerini rahatlatmak veya sorunlarından uzaklaşmak amacıyla kullanmaya başladığını ifade etti.

Ailelerin çocuklarında bağımlılık fark ettiklerinde bunu gizlemeye çalışmasının tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirten Atlı, “Tedavi ne kadar geciktirilirse o kadar hastalıktan kurtulma ihtimali azalıyor.” dedi.

Ailelerin çevrenin tepkisinden çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Atlı, bağımlılığın utanılacak bir durum olarak görülmemesi ve profesyonel destek için vakit kaybedilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

“Toplumsal farkındalık şart”

Bağımlılıkla mücadelede yalnızca ailelerin değil, toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk alması gerektiğini belirten Prof. Dr. Abdullah Atlı, gençlerin madde ve kumar bağımlılığından korunması için bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğini söyledi.

Çalıştayda ayrıca Mardin’de toplumsal barışın güçlendirilmesi, husumetlerin sona erdirilmesi ve sosyal dayanışmanın geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz