TÜVTÜRK

Psikolog Elalmış: Mahremiyet ve sınır duygusunu kaybeden gençler için sosyal medya bir facia alanına dönüşebilir

Mardin Artuklu Üniversitesi Araştırma Görevlisi Uzman Psikolog Kasım Elalmış, sosyal medyanın gençlerin ibadet, mahremiyet ve ahlak anlayışı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, bilinçsiz kullanımın manevi hayatı, kimlik gelişimini ve ahlaki değerleri olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

  • 04.06.2026 17:40
Psikolog Elalmış: Mahremiyet ve sınır duygusunu kaybeden gençler için sosyal medya bir facia alanına dönüşebilir

Mardin Artuklu Üniversitesi Araştırma Görevlisi Uzman Psikolog Kasım Elalmış, mikrofonuna yaptığı açıklamada sosyal medyanın gençlerin ibadet, mahremiyet ve ahlak anlayışına etkilerini değerlendirdi.

Sürekli ekran maruziyetinin gençlerin manevi huzuru ve iç dünyası üzerindeki sonuçlarına değinen Elalmış, sosyal medyanın kullanım amacına göre faydalı ya da zararlı bir araca dönüşebileceğini belirtti.

Gençlerin sosyal medyayı bir silah, savunma ya da saldırı aracı olarak kullanabildiğini ifade eden Elalmış, bunun tamamen kurulan ilişkiye bağlı olduğunu söyledi.

"Öncelikle gençliğimizi anlamaya çalışmalıyız"

Elalmış, "Öncelikle gençliğimizi anlamaya çalışmalıyız. Elhamdülillah, dinamik, aktif olmaya gayret eden ve bu etkinliğini sürekli kılmaya çalışan bir gençlikten bahsediyoruz. Gençlik dönemini 18-30 yaş aralığı olarak tanımladığımızda görüyoruz ki gençlerimiz sosyal medyayı bir silah, bir savunma ya da saldırı aracı olarak da kullanabiliyor. Bu durum tamamen onların sosyal medya ile kurdukları bağa bağlıdır. Gençlerimiz bu ortamda mahremiyet ve sınır duygusunu kaybetmesi halinde sosyal medya tamamen olumsuz sonuçlara yol açan bir facia alanına dönüşebilir. Bu nedenle gençlerimizin bu platformları kullanmaya başlamadan önce mutlaka gerekli bilinç ve eğitimi almış olmaları gerektiğini vurgulamalıyız." dedi.

Sosyal medyanın doğru kullanıldığında kişisel gelişim ve manevi hayat açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Elalmış "Gençlerimiz bu araçları dindarlıklarını, ahlaki değerlerini ve kişisel gelişimlerini artırmak için de verimli bir zemin olarak kullanabilir. Örneğin dindarlık alanında samimi çalışmalar yapan kişileri, ahlaki duruşu güçlü içerik üreticilerini takip ederek çok olumlu seviyelere ulaşabilirler. Ancak bunun tam tersi de mümkün. Ahlaki yozlaşmaya yol açan, yanlış değerler aşılayan içeriklerin de takipçisi hâline gelebilirler. Bu nedenle 'sosyal medyanın kendisi tamamen zararlıdır' ya da 'tamamen faydalıdır' gibi tek taraflı yargılar tamamen hatalı olur. Sonuç olarak bu aracın kişi üzerinde fayda mı yoksa zarar mı getireceği, tamamen onun sosyal medyaya karşı duruşuna, algısına ve kullanım amacına bağlıdır." ifadelerini kaydetti.

"Huşu kavramı dijital bağımlılık tarafından tahrip ediliyor"

Uzman Psikolog Kasım Elalmış

Sürekli ekran maruziyetinin gençlerin manevi huzurunu ve iç dünyasını zayıflatıp zayıflatmadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Elalmış, sosyal medyanın hızlı haz alma alışkanlığını beslediğini belirtti.

Elalmış, "Malum olduğu üzere maneviyat, ibadet ya da dindarlıkta 'huşu' kavramı vardır. Huşu, kişinin yaptığı ibadetten manevi bir haz duyması, ibadetine karşı yoğun bir saygı, sevgi ve duygu hissetmesidir. Gençler sosyal medyada sürekli olarak 30 saniye ile 1 dakika arasında değişen kısa videolara maruz kalıyor. Beyni bu 'haz' almaya odaklanan bir genç, ibadet esnasında o hazzı alamayabilir. Sosyal medyada hemen hazza ulaşma durumu ibadetler için sağlanmayabilir. Çünkü nihayetinde bir dopamin döngüsü söz konusudur ve kişinin bunu uzun süre devam ettirmesi gerekir. Sosyal medya içerikleri ulaşmak istediği hazzı kişiye anında veriyor. Bu bağlamda huşu kavramı dijital bağımlılık tarafından tahrip ediliyor. Gençlerin sosyal medyayı aşırı ve bilinçsiz kullanması, ibadet ve maneviyatlarında tahribatlara yol açabilir." şeklinde konuştu.

"Sosyal medyada oluşturulan sahte hayatlar kimlik karmaşasına yol açıyor"

Sosyal medyada oluşturulan "mükemmel hayat" algısının gençlerde değersizlik ve anlamsızlık hissine neden olabildiğini belirten Elalmış "Üniversite olarak sosyal farkındalık projeleri gerçekleştiriyoruz ve sahada şunu gözlemliyoruz. Ekonomik durumu orta seviyede, sıradan bir aileden gelen bir öğrencimiz var. Ancak sosyal medya profiline baktığımızda markasını dahi bilmediğimiz lüks araçların önünde fotoğraf paylaşması, hocaların bile haberi olmadığı mekanlara veya şehirlere gitmiş gibi gösterimler yapması gençlerde kimlik karmaşasını oluşturuyor. Kişi kendi kurduğu bir ütopyada yaşıyormuş gibi davranıyor. Bunun ileride kimlik yıkımına sebebiyet vereceğini görüyoruz. Zamanla bu durum onun için bir tatmin olmaktan da çıkıyor. Paylaşım yapsa bile istediği ilgiyi, beğeniyi alamıyor. Belirli bir süre sonra da çevresindekiler onun gerçek durumunu, gerçek ekonomik seviyesini öğrenecek ve o da gösterdiği hayatın gerçek olmadığını fark edecek. Bu da onun iç dünyasında kırılmalara, depresif bir hale bürünmesine neden olacak." ifadelerini aktardı.

"Hayat olduğu gibi yansıtılmalı"

Elalmış, sosyal medya içeriklerinde özellikle evlilik ve aile hayatının çoğu zaman olduğundan daha kusursuz gösterildiğine dikkat çekerek Sosyal medya kullanıcılarının mahremiyet sınırlarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Elalmış, "Eğer bir kişi sosyal medyayı aktif olarak kullanacaksa mahremiyet sınırları içinde kalmalı, hayatını olduğu gibi yansıtmalı, başkalarını kandırmamalı ve aldatıcı içerikler paylaşmamalıdır. Bu bilinçle içerik üretmesi, paylaşması ve takip etmesi onun kişiliği, gelişimi ve sağlıklı bir kimlik oluşturması açısından büyük önem taşımaktadır." diye belirtti.

"Aileler çocuklarının dijital dünyasını yakından takip etmeli"

Ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Elalmış "Öyle bir çağdayız ki aileler adeta bir çay kaşığıyla çocuklarına ahlakı, edebi ve güzel davranışları vermeye çalışırken, maalesef sosyal medya ve diğer dijital mecralar aynı çocuğa kazanlarla, kepçelerle gayriahlaki davranışları, haksızlığı ya da sahte mükemmelliği sunmaktadır. Bu nedenle ailelerin bu konuda son derece dikkatli olması gerekiyor. Özellikle 18 yaşından küçük çocukların sosyal medya kullanımları yakından takip edilmeli. Kimlerle görüştükleri, hangi mobil oyunları oynadıkları ve ne tür içerikler paylaştıkları bilinmelidir. Birçok ailede şu tabloyla karşılaşıyoruz: Çocuklar sosyal medyada ailelerini engelliyor. Aileler ise çocuklarının sosyal medya hesaplarına dahi vakıf değil. Bu da çocuklardaki olumsuz değişimleri fark etmemeye sebebiyet veriyor. Ailenin bu konuda çocuğun kişisel mahremiyetine özen göstererek onu bilinçli şekilde takip etmesi gerekiyor. Ayrıca çocuğun veya gencin takip ettiği hesaplar mutlaka gözden geçirilmeli, zararlı içeriklerden uzak durması sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı.

Elalmış, ailelerin yasal gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

"Bilindiği üzere yakın zamanda gündeme gelen yeni bir yasa düzenlemesi oldu. Buna göre belirli yaşın altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimi veya bazı içeriklere ulaşımı sınırlandırılabilecek. Ailelerin bu tür yasal düzenlemeleri de çok iyi takip etmeleri gerekiyor. Çünkü sıkça karşılaştığımız bir durum da çocukların anne ve babalarının adına hesap açıp daha sonra isim ve bilgileri değiştirerek durumu gizlemeye çalışmalarıdır. Aileler çocuklarını bir fanusun içinde değil, ancak gözlerinin önünde tutmalıdır. Arapça'daki 'beynel yedey' ifadesinde olduğu gibi çocuklar ailelerinin yakın takibinde olmalıdır."

İLKHA

Yorum Yaz