Semavi 12 Eylül’ün acılarını 46 yıl sonra anlattı: “İnsanlık onurunu ayaklar altına aldılar”
12 Eylül 1980 darbesinin ardından henüz lise öğrencisiyken gözaltına alınan ve 7 yıl cezaevinde kalan Abdurrahim Semavi, darbe döneminde yaşadığı işkenceleri ve ailesinin çektiği acıları anlattı. Semavi, 12 Eylül’ün toplumda derin yaralar bıraktığını belirterek, “En önemli şey insanlık onurudur” dedi.
ÖZEL HABER -
12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen dönemin mağdurlarının yaşadığı acılar hafızalardaki yerini koruyor. Darbe döneminde henüz 16 yaşındayken gözaltına alınan ve 7 yıl cezaevinde kalan Abdurrahim Semavi, o yıllarda yaşadığı ağır işkenceleri, ailesinin maruz kaldığı baskıları ve 12 Eylül’ün toplum üzerindeki etkilerini anlattı.
Semavi, 12 Eylül döneminin kendisi açısından çok erken yaşta büyümek anlamına geldiğini belirterek, “16 yaşında, 70 yaşında bir insan olgunluğuna kavuştuk diyebiliriz. Böyle bir devinim ve değişim yaşadık. O dönemde çocuklar erken büyüyordu, biz de erken büyüdük” ifadelerini kullandı.
“93 gün gözaltında kaldım”
Kendisinin yaşadıklarından ziyade toplumun o dönemde yaşadığı acıları anlatmayı tercih ettiğini belirten Semavi, Mardin’de gözaltı süresinin 90 gün olduğunu, kendisinin ise 93 gün gözaltında tutulduğunu söyledi.
Semavi, o dönemde insanlık onurunu hedef alan ağır işkencelere maruz kaldıklarını belirterek, “İnsan dışkısı yedirilmesinden fare yedirilmesine, foseptik çukurlarda günlerce tutulmaktan traktör lastiğinin içerisine sıkıştırılıp yuvarlanmaya kadar yaşamadığımız bir şey kalmadı. Çok vahşi bir dönemdi” dedi.
Yaşadığı en ağır anlardan birinin foseptik çukurundan çıkarıldığı sırada yaşandığını anlatan Semavi, o gün yaşadığı acının hafızasından silinmediğini ifade etti.
“Foseptik çukurdan çıkartıldığımda üzerimdeki insan dışkısını temizlemeye çalışmışlardı. Ben orada attığım çığlıkları unutamıyorum. Çünkü vücudum yanmıştı, derim soyuluyordu. Bunu gerçekten unutamıyorum” diyen Semavi, yıllar geçmesine rağmen yaşananların hatırlanmasının dahi zor olduğunu söyledi.
“Ailem bütün umudunu benim üzerime kurmuştu”
Darbe dönemindeki baskı ve cezaevi sürecinin yalnızca kendisini değil, ailesini de derinden etkilediğini anlatan Semavi, 16 kardeşin 15’incisi olduğunu ve ailesinde eğitim alma imkânı bulan tek çocuk olduğunu söyledi.
Semavi, “Aile bütün umudunu benim üzerime kurmuştu. Ancak ben de böyle bir şeye maruz kalınca aile yıkıldı” dedi.
Cezaevi sürecinde en büyük acıyı annesinin yaşadığını belirten Semavi, annesinin Türkçe bilmemesinin de ziyaretlerde büyük sıkıntılara neden olduğunu söyledi.
“Türkçe konuşmak yasaktı ve annem tek kelime Türkçe bilmiyordu. Ziyarete geldiğinde ona ‘Oğul, nasıl?’ kelimesini ezberletmişlerdi. Sadece onu kullanabiliyor, onu söyleyebiliyordu. Ancak benim verdiğim cevapları da anlamıyordu” ifadelerini kullanan Semavi, ailesinin yıllarca cezaevi kapılarında hakaret ve kötü muameleye maruz kaldığını dile getirdi.
“Kardeşi kardeşe kırdırdılar”
12 Eylül’ün Türkiye toplumunda oluşturduğu tahribatın yalnızca siyasi gruplarla sınırlı olmadığını savunan Semavi, dönemin bir “toplumsal mühendislik” süreci olduğunu söyledi.
Semavi, “Müslümanın Müslümana, ülkücünün solcuya, solcunun ülkücüye, daha doğrusu kardeşin kardeşe kırıldığı bir dönemi bilerek yaşattılar. Bu bir toplumsal mühendislikti” değerlendirmesinde bulundu.
12 Eylül sonrasında farklı bir terör zemininin oluştuğunu ifade eden Semavi, özellikle Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananların sonraki yıllarda ortaya çıkan gelişmeler üzerinde etkili olduğunu savundu.
“Maalesef kardeşi kardeşe kırdırmanın metodolojisini hiç gözlerini kırpmadan yaşattılar. Sadece solcuyu sağcıya değil; Kürt’ü Kürt’e, Türk’ü Türk’e, Müslümanı Müslümana kırdırdılar” dedi.
“Terörsüz Türkiye süreci önemli bir aşama”
Semavi, Türkiye’nin bugün geldiği noktayı ise geçmişte yaşanan acılarla birlikte değerlendirmek gerektiğini söyledi.
“Terörsüz Türkiye” hedefinin önemli bir aşama olduğunu belirten Semavi, toplumun farklı kesimleri arasında iletişimin güçlendirilmesinin şiddetin sona ermesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Semavi, “İletişimsizlik şiddeti doğurur. Biz bunu gördük. 45 yıldır toplumlar ve kitleler arasında iletişimsizliğin olduğu süreçte şiddet kaçınılmaz oldu. Ama şu anda Terörsüz Türkiye projesi çatısı altında olağanüstü bir zemin oluşuyor ve iletişim güçlü kılınıyor” diye konuştu.
Toplumun yeniden kucaklaşması gerektiğini belirten Semavi, geçmişte yaşanan acıların ardından devletin de bir helalleşme sürecine ihtiyaç duyduğuna inandığını söyledi.
“Gençlere anlatılması gereken en önemli şey insanlık onuru”
12 Eylül dönemini gençlere anlatırken en önemli mesajın insanlık onurunun korunması olduğunu vurgulayan Semavi, toplumun bütün kesimlerinin birbirini tanımasının ve iletişimin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Semavi, Türkiye’nin farklı bölgelerinin birbirini daha yakından tanıması gerektiğini belirterek, “Bir Karadenizli Mardin’i bilmiyor, bir Mardinli Karadenizliyi biliyor. Oysa gidip geldiklerinde bazı şeyleri görebiliyorlar” dedi.
“Biz bize sahip çıkarsak bağımsızlığımızı ilan ederiz. Ama biz bize sahip çıkmazsak her birimizin küresel anlamda bir sahibi olur. O zaman bölünürüz, bölük pörçük oluruz, dağılırız ve birbirimize eziyet etmeye devam ederiz” ifadelerini kullandı.
“Bu toplum acıları ve çığlıkları dinlemek zorunda değil”
Yıllarca işkence gören insanların çığlıklarına tanıklık etmenin de en az işkence kadar ağır bir travma olduğunu anlatan Semavi, Türkiye’nin yeni acılar yaşamaması gerektiğini söyledi.
“Yıllarca çığlık dinledik. İşkence görmek bir yana, aynı ortamı paylaştığınız insanların çığlıklarını dinlemek çok daha feci bir acı veriyor insana” diyen Semavi, toplumun yeniden benzer acılar yaşamaması için iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini vurguladı.
Semavi, “Bu toplum acıları ve çığlıkları dinlemek zorunda değildir. Acıları yaşamak zorunda değildir” dedi.
Türkiye’nin geleceğinde güçlü iletişimin belirleyici olacağını ifade eden Semavi, “Güçlü iletişim, birçok çözümsüz kalan sorunun çözümünü pratikleştirir, çok daha rahat bir şekilde çözüme götürür” sözleriyle röportajını tamamladı.
ÖZEL HABER
Editör: Beşir Şavur