Siyonist rejimin katlettiği gazeteci Enes Şerif Ankara'da anıldı: "Gazze’nin sesi kısılamaz"
İşgalci siyonistlerin saldırısında şehit edilen Gazzeli gazeteci Enes Şerif, şehadetinin birinci yıldönümünde Ankara’da düzenlenen programla anıldı. Basın açıklaması öncesinde konuşan İLKHA Ankara Muhabiri Mehmet Sait Çelik, Gazze’de görev yapan gazetecilerin yaşamları pahasına mesleklerini sürdürdüğünü belirterek, “Gazze’de olmayabiliriz ama her yeri Gazze olarak kabul edip yaşanan zulümleri dile getireceğiz.” dedi.
İşgalci siyonistlerin 10 Ağustos 2025'te Gazze Şeridi'nin Gazze şehrinde katlettiği gazeteci Enes Şerif, şehadetinin birinci yıldönümünde Ankara’da anıldı. Gazze Açlık Platformu tarafından Sakarya Caddesi’nde düzenlenen programda, Enes Şerif ve Gazze’de hayatını kaybeden gazeteciler anılırken, işgalci siyonistlerin saldırıları ve Gazze’de yaşananlara ilişkin basın açıklaması yapıldı.
"Gazze'de yaşanan zulümleri dile getireceğiz, haykırmaya çalışacağız"
Basın açıklaması öncesi İlke Haber Ajansı Ankara muhabiri Mehmet Sait Çelik'e söz verildi. Çelik, "Siyonist işgalin Gazze Şeridi'ne yönelik yaptığı saldırılarda 7 Ekim Aksa Tufanı'ndan bu yana 73 bin 500 Gazzeli şehit oldu. Ayrıca Enes Şerif de şehitler kervanına katıldı. O, şehitler kervanına katılan 262 gazeteciden biriydi. Onlar korkmadan mesleğimizi Gazze'de icra ediyorlar. Yaşamları pahasına olursa da Gazze'de gazetecilik mesleğini icra ediyorlar. Biz de bu şehit arkadaşlarımızın şehadetinden sonra onların yolunu sürdürmeye devam edeceğiz. Gazze'de olmayabiliriz ama her yeri Gazze olarak kabul edip biz inşallah Filistin'de, Gazze'de yaşanan zulümleri dile getireceğiz, haykırmaya çalışacağız. Başta 262 gazeteci meslektaşım olmak üzere 73 bin 500 Filistinli ve aziz İslam şehitlerini rahmetle yad ediyorum." dedi.
"Soykırımı dünyaya anlatmak onun için bir tercih değil zorunluluktu"
Ardından Aktivist Ayşe Öz tarafından basın açıklaması okundu.
Öz, "Gazzeli gazeteci Hasan Aslih, bir israil saldırısında aldığı isabetten dolayı yattığı hastanede odasında, bir başka israil suikastı ile şehit edilmişti. Gazze’de herkes onu bilir ve severdi. Bir gazeteciden fazlasıydı. Hosam Shabat, henüz okulunu bitiremeden kendini kamera karşısında buldu. Soykırımı dünyaya anlatmak onun için bir tercih değil zorunluluktu. Yine bir bombalama haberine koştuğu sırada aracına yapılan dron saldırısında şehit edildi. İsmail Gul.. şehit lider İsmail Haniye’nin vefat haberini yaptıktan kısa bir süre sonra israil suikastı ile öldürüldü. Ve 300 küsur gazeteci daha. israilin takıntı derecesinde Gazzeli gazetecileri hedef alması neden? Çünkü onları yok etmese, işlediği soykırımı dünyaya kim anlatacak? Onu kim ifşa edecek?" dedi.
"Enes o gazeteciydi ki kahrı da sevinci de dünyaya geçerdi"
Öz, "Şehit edilen her gazeteci kendilerini neyin beklediğini çok iyi biliyordu. Ancak olur da dünya bu katliamdan habersiz kalır diye enkaz başından ayrılmadılar. Üstelik tek vazifeleri de haber yapmak olmadı. Açlığın şiddetlendiği günlerde bir lokma ekmek, enkaz iflahlarını kestiğinde bir parça çadır, nihayet soykırım bir yaşama ışığı bırakmadığında bir nebze umutlu gelişme için sığındıkları yine onlardı. Enes Şerif de kendi ayakları ile ölüme gitmişti. Ölüm tehditleri aldığını defalarca söyledi. Son yaptığı haberler arasında yaşlı bir kadının açlıktan, dermansızlıktan yere yığıldığı haberi vardı. Bu haberi yaparken Enes hıçkırıklarına engel olamamıştı. Enes o gazeteciydi ki kahrı da sevinci de dünyaya geçerdi. Ocak 2025’teki geçici ateşkesten sonra, aylarca soykırımın haberini yapmaktan yorgun, kaskını ve basın yeleğini çıkarırken Gazzeliler onu sevinçten omuzlarına almıştı. Onu omuzları üstünde taşıyan dünyanın tüm hür insanlarıydı." ifadelerine yer verdi.
"Enes de giderken diğer tüm şehit gazeteciler gibi bize Filistin’i bize emanet etmişti"
Açıklamasının devamında Öz, "İşte mesajının bu denli güçlü ulaşmasındandır ki israil onun bir haber daha yapmasını istemiyordu. Sınırlar kapalı olduğu halde ailesi ile birlikte Gazze’den çıkması için ona izin verecekti. 'Git ve ailenle refah içinde yaşa. Yeter ki soykırım hakkında dünyayı uyandırma!'. Ama Enes Şerif’in başından beri yüzünde izlerini gördüğümüz onur ve izzeti, pazarlık konusu olamazdı: 'Benim Gazze’den çıkışım ancak cennete olur'. Enes’i hatırladıkça bize güç veren bir şey de budur: yüzündeki, işgalciye yönelmiş meydan okuma. Enes de giderken diğer tüm şehit gazeteciler gibi bize Filistin’i bize emanet etmişti: Size, Müslümanların tacındaki mücevher, dünyadaki her özgür insanın atan kalbi Filistin’i emanet ediyorum. Size halkını, küçük mazlum çocuklarını emanet ediyorum; ömürleri yetmedi ki hayal kursunlar ve güven, barış içinde yaşasınlar. israil bombalarının ve füzelerinin binlerce tonuyla bedenleri ezildi; parçalandı, duvarlara saçıldı." şeklinde konuştu.
"Trump’lar rahatsız olmasın diye Ankara’da görünebilecek yerlerde bir Filistin bayrağı dahi bırakmamıştı"
Açıklamasının devamında Öz, şunları aktardı:
"Gazze basınının erleri bir bir düştükçe Gazze’nin sesi kısıldı. Bir de buna ateşkes yalanı eklenince korkulan oldu. Soykırımcı işgal devleti, dünya başka gündemlerle meşgulken her gün yeni suçlar işledi. Barış planı tiyatrosunun birinci fazında öngörülen hiçbir sorumluluğunu yerine getirmedi; işgal ettiği toprakları genişletti, sınırlardan yardım girmesini engelledi, tıbbi malzeme depolarını, camileri vurdu, çadırları, enkaza dönmüş evleri vurdu. Bütün bu ihlaller karşısında garantör devletler gönülsüzce, mahsustan bir kınamayı dahi çok gördü. Şer ittifaklarını derinleştirdikçe derinleştirdiler. Geçtiğimiz hafta Gazze Filistin tarihinin en büyük cenazesinde, 102 kişiyi toprağa verdi sessiz sedasız. Bu naaşlar … ailenin toplu mezara dönüşmüş evlerinin enkazından çıkarılmıştı. Tarihin olağan seyri içinde bu bir infiale neden olmalıydı. Ancak dünya, Gazze'nin acılarını artık duymuyor. Bunlar olurken garantör ülkeler arasındaki ülkemiz devlet ricali, NATO zirvelerinde soykırım ortaklarını ağırlamakla meşguldü. Seçim mitinglerinde Gazze’nin bekasını Türkiye’nin bekasına bağlayanlar, Trump’lar rahatsız olmasın diye Ankara’da görünebilecek yerlerde bir Filistin bayrağı dahi bırakmamıştı. 15 Temmuz’da, seçim gecelerinde, Türkiye’nin kritik anlarında sabahlara kadar gözünü ekrandan ayırmayan Gazze halkına yapılan bu ihaneti biz unutmayız, Allah’ın karşısına da temiz bir alınla çıkamazsınız."
"Sarı sultan Trump büyük bir iftiharla barış planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu"
Son olarak Öz, "Evet… Gelinen aşamada sarı sultan Trump, büyük bir iftiharla barış planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. Ancak israil, hiçbir şartta ara vermediği soykırıma es vermeyi yine reddediyor. Dünyanın işbirlikçi devletlerinin yardımıyla dahi diz çöktüremediği Filistin halkının son ferdi de yok oluncaya kadar zulmünden geri durmayacaktır. Fakat şehit Sinvar’ın deyimiyle direnişin başkenti Gazze, düşmanın boğazında bir diken, asla geri çekilmeyen bir tufan olarak kalacaktır. Maskeli sözcünün dediği gibi 'Bir liderin yerine yeni bir lider, bir askerin yerine on, bir şehidin yerine binlerce direnişçi gelir. Bu mübarek topraklar, zeytin ağaçları gibi mücahitler yetiştirir.'” dedi.
İLKHA