Sokak hayvanları sorununda son durum
Türkiye'de yaklaşık 4 milyon sahipsiz köpek bulunduğu tahmin edilirken, mevcut barınak kapasitesinin bunun çok altında kalması sokak hayvanları sorununu yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Uzmanlar, yalnızca toplama politikalarının değil; kısırlaştırma, sahiplendirme, kayıt sistemi ve yerel yönetimlerin koordineli çalışmasının kalıcı çözüm için şart olduğunu vurguluyor.
Sokak hayvanları konusu, son yıllarda hem Türkiye'nin hem de dünyanın birçok ülkesinin önemli sosyal ve yönetsel sorunlarından biri haline geldi. Bir yanda hayvanların yaşam hakkı ve refahı, diğer yanda ise halk sağlığı ve kamu güvenliği kaygıları bulunuyor. Özellikle artan sahipsiz köpek popülasyonu nedeniyle birçok ülkede yeni politikalar ve yasal düzenlemeler gündeme gelirken, çözüm yöntemleri konusunda tartışmalar da sürüyor.
Türkiye'de 2024 yılında yapılan yasal değişikliklerin ardından sokak hayvanlarının toplanarak bakımevlerine alınması ve sahiplendirilmesi yönündeki uygulamalar hız kazandı. Ancak uygulamanın en büyük tartışma başlıklarından biri, mevcut barınak altyapısının yeterli olup olmadığı sorusu oldu. Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Yaşamdan Yana Derneği'nin 2025 yılında yayımladığı rapora göre, bilgi paylaşan 1111 belediyeden yalnızca 273'ünün hayvan barınağı bulunuyor. Raporda Türkiye genelindeki toplam barınak kapasitesinin yaklaşık 89 bin 451 olduğu belirtilirken, sahipsiz köpek sayısının ise yaklaşık 4 milyon olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, mevcut kapasitenin ihtiyaçların oldukça gerisinde kaldığını ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre sokak hayvanları sorununun kalıcı çözümü yalnızca hayvanların toplanmasıyla mümkün görünmüyor. Dünya genelinde başarılı örnekler incelendiğinde, kısırlaştırma, aşılama, dijital kimliklendirme, kayıt sistemi, sahiplendirme kampanyaları ve toplum farkındalığını artıran eğitim çalışmalarının birlikte yürütüldüğü görülüyor. Özellikle Hollanda ve bazı Avrupa ülkelerinde yıllar boyunca sürdürülen yoğun kısırlaştırma programları ve sıkı kayıt sistemleri sayesinde sahipsiz hayvan sayısında ciddi düşüşler sağlandı. Uzmanlar, plansız üremenin kontrol altına alınmasının sorunun temel çözüm anahtarı olduğunu belirtiyor.
Türkiye'de belediyelere düşen sorumluluklar ise son dönemde daha da arttı. Yürürlükteki düzenlemeler kapsamında yerel yönetimler sahipsiz hayvanların toplanması, bakım ve tedavilerinin yapılması, rehabilitasyon süreçlerinin yürütülmesi, barınakların işletilmesi ve sahiplendirme çalışmalarının gerçekleştirilmesinden sorumlu tutuluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2025 yılında gönderilen talimatlarda belediyelerin sokak hayvanlarını toplama yükümlülüklerini geciktiremeyeceği vurgulanırken, yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediyelere hayvan başına idari yaptırımlar uygulanabileceği bildirildi.
İnsan-hayvan dengesinin nasıl kurulacağı ise tartışmaların merkezinde yer alıyor. Bir tarafta sokak hayvanlarının korunmasını savunan hayvan hakları örgütleri bulunurken, diğer tarafta özellikle saldırı vakaları ve trafik kazaları nedeniyle güvenlik endişelerini dile getiren vatandaşlar yer alıyor. Uzmanlar, bu iki yaklaşımın birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu belirtiyor. Hayvanların yaşam hakkının korunması ile vatandaşların güvenliğinin sağlanmasının aynı anda mümkün olduğu, bunun için de bilimsel yöntemlere dayalı uzun vadeli politikaların uygulanması gerektiği ifade ediliyor.
Uygulanan politikaların yeterli olup olmadığı konusunda ise görüş ayrılıkları sürüyor. Hükümet yetkilileri yeni düzenlemelerin sahipsiz hayvan popülasyonunu kontrol altına almak için gerekli olduğunu savunurken, birçok hayvan hakları kuruluşu mevcut barınak kapasitesinin yetersizliği nedeniyle uygulamaların hayvan refahı açısından ciddi riskler taşıdığı görüşünde. Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde de Türkiye'deki mevcut barınak kapasitesinin milyonlarca sahipsiz hayvan için yeterli olmadığına dikkat çekiliyor.
Dünya genelindeki örnekler, tek başına toplama veya barınak politikalarının kalıcı çözüm üretmekte zorlandığını gösteriyor. Uzmanlar; etkin kısırlaştırma programları, güçlü denetim mekanizmaları, sorumlu hayvan sahipliği kültürü, terk edilen hayvanlara yönelik caydırıcı yaptırımlar ve yerel yönetimlerin yeterli bütçeyle desteklenmesinin uzun vadede daha başarılı sonuçlar verdiğini belirtiyor.
Sokak hayvanları meselesi, yalnızca hayvan hakları ya da güvenlik başlığı altında değerlendirilemeyecek kadar çok boyutlu bir sorun olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin önündeki en önemli sınav ise hem hayvanların yaşam hakkını koruyan hem de toplumun güvenlik beklentilerine cevap veren sürdürülebilir ve uygulanabilir bir model oluşturmak olarak görülüyor.
İLKHA