TÜVTÜRK

Üretici Gökalp: Sadece tarlamız boş kalmasın diye ektiğimiz ürünler oluyor

Bingöl’de tarımsal üretimle uğraşan Hasan Gökalp, girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar, kuraklık, tarımda yaşanan işçi krizi ve genç nüfusun toprağı terk ederek şehirlere göç etmesiyle ilgili İLKHA muhabirine açıklamalarda bulundu.

  • 05.06.2026 15:40
Üretici Gökalp: Sadece tarlamız boş kalmasın diye ektiğimiz ürünler oluyor

Eğitim sistemindeki eksikliklerin tarımsal üretime darbe vurduğunu belirten Gökalp, gençlerin yeniden toprağa kazandırılması için köklü çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı.

Girdi maliyetleri ile iklim değişikliğinin üreticiyi iflas noktasına getirdiğini belirten Gökalp, tarımın artık kâr getirmeyen bir sektör hâline geldiğini ifade etti.

“Birçok yerde ekilen ürün kazandırmıyor”

Girdi maliyetlerinin üreticiyi zora soktuğunu belirten Gökalp, "Artan mazot, gübre fiyatları ve kuraklık ikliminden etkileniyoruz. Etkilendiğimiz konu, tabii ki kârı olmayan bir işte tamamıyla kârının bitmesi demektir. Kuraklığın da verdiği, iklim değişikliğinde kuraklık sebebiyle ve devletin de altyapısal olarak eksikliğinden ötürü birçok yerde ekilen ürün kazandırmıyor, hatta çoğu zaman da zarar ettiriyor. Sadece tarlamız boş kalmasın diye ektiğimiz ürün mahsuller oluyor. Yani hakikati konuştuğumuz zaman, gerçekten kazanılmıyor." dedi.

"İşçiler sigortalı ve düzenli şehir işlerini tercih ediyor"

Tarım sektöründe ciddi bir işçi krizinin yaşandığını ve tarlada çalışacak eleman bulunamadığını dile getiren Gökalp, sosyal güvence eksikliğinin insanları şehirlere ittiğine dikkat çekti.

Gökalp, "Tarımda işçi bulma artık gerçekten zorlaştı. Birçok insan şehirde asgari ücretle bir şekilde çalışmaya çalışıyor. Tabii burada tarımın getirisinin az olmasından ötürü de kişiye yeterince, değerinde bir ücret ödenemediği için gelen işçiler de çalışmak istemiyor. Yani adam asgari ücretli, sigortalı bir işi tercih ediyor. Artık tarıma karşılık, daha düzenli, kendince sağlıklı işlere yöneliyor. Devletin de bu konuda, hani insanlara sigortasını, yani tarımsal sigortaların yapılmasını sağlaması olursa, insanların daha çok tarımdaki işçi statüsündeki çalışan insanlara daha da çok iş alanı açar; yönelme, meyil etme en azından öyle bir olanak oluşur. Bugünkü şartlarda asgari ücretlinin hem sigortasını kendi gözünün önüne getirdiği için hem de buranın düzensiz bir iş ortamı olduğu için de daha da çok işçi sorununa sebep oluyor." dedi.

Devlet tarafından sağlanan tarımsal teşvik ve projelerin bürokratik engellere takıldığını, bu nedenle genç üreticilerin bu imkanlardan yararlanamadığını belirten Gökalp, miras hukuku ve mülkiyet sorunlarına vurgu yaptı.

Gökalp, şunları söyledi:

"Bu konuda da devletin verdiği destek ve projeler var ama şartları uymuyor. Genç bir insanın bu projelerden istifade etmesi gerçekten zor. Çünkü istediği bazı evraklar vardır, şartlar vardır. Genç bir üreticinin, genç bir çiftçinin bunlardan istifade etmesi için tarım arazisinin üzerinde olması lazım. Atadan kalan, mirasçı olan bir toprak varsa, onun üzerinde olmadığı için de bunlardan istifade edemiyor. Yani yaşlı insanların zaten bu sektörden artık yavaş yavaş çekildiğini, kendi inzivasına çekildiğini; yeni insanların da bu işe girmesine engel olduğu alenen ortaya çıkıyor."

Kırsal alandaki genç nüfusun toprağı terk ederek şehirlere göç etmesinin temelinde eğitim sisteminin yer aldığının altını Gökalp, "Yani gençlerin göç ettiği bu dönemde, aslında gerçekten baktığımız zaman, bu eğitimden kaynaklanıyor. Yani 25 yaşına gelmiş, ömrünü eğitimle geçirmiş bir insanı atasının toprağından uzaklaştırdığımızda, bunun sonucunda göçün kaçınılmaz olduğunu hesaba katmamız lazım. Çünkü 25 yaşından sonra üniversiteyi bitiriyor bu insan; KPSS'ye hazırlanıyor, atamayı bekliyor. Beklerken de zaten yaşı olgunlaşıyor, o insanı tekrar atasının toprağına kavuşturmak gerçekten zor. Yani bazı projelerin yapılıp hem eğitim hem de tarımsal olarak, ikisini bir arada, ata toprağına sahip çıkmanın değer ve kıymetini gençlere ifade ettiğimiz zaman, ülke ekonomisine, tabiata ve doğaya katkısını anlatıp bunu bir ibadet olarak görmeye yönlendirdiğimiz zaman, insanlar ekmekten çekinmeyecektir. 'Ben tohumu attım, kazanmasam bile bir börtü böceğe rızık olur.' diye düşünmemiz lazım. Ülke ekonomisinin yarınki dış ekonomilere gebe olmasını engellemektir bu." ifadelerini kullandı.

"Toplumun her kesimine iş düşüyor"

Çözümün eğitim sisteminde yapılacak köklü bir reform ve tarımsal bilinçlendirmeden geçtiğini söyleyen Gökalp, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yani birazcık eğitimi bu konuda eğitimsel olarak insanları, gençlerimizi yetiştirdiğimiz zaman daha sağlıklı sonuçlar göreceğiz. Bunu yapmadığımız zaman, tabii ki şu andaki güncel görünen şeylerle zevkine, sefasına, o eğlencesine hayat sürdüren bir topluluk ve bir cehalet oluşturuyoruz. Biz ata toprağına sahip çıkmaya davet ediyoruz; ama nasıl? Onu devlet eliyle, onu alimlerle, onu toplumsal bilge insanlarla yapmak istiyoruz. Eğitim sistemindeki eksiklerin sonucudur bu. Eğitimde düzenleme olursa, inşallah bu tarımsal bilgilendirme de olursa, bunlar da zaman içerisinde inşallah gençlerin de göçe değil de kendi ata toprağına sahip çıkmasına sebep olur. Yani 25 yıl bir eğitim verdiğin zaman, ata toprağını milli bir şeymiş gibi göstermek... Bence sağlıklı olan odur. Bir ibadetmiş gibi gösterdiğimiz zaman daha güzel olacak; bunun sonucunda onu yaparken insan zevk alacak. Ve bunu toplumsal bir ibadet olarak gördüğü zaman, tabii ki bunun sonucu, yani göçten ziyade insanların başka yerde aramak istediği zevki, sefayı o toprakta hissettiği zaman, o lezzeti orada hissettiği zaman, emin olun insanların düşünce fikri değiştiği zaman, bu göçler de bitecektir."

İLKHA

Yorum Yaz