TÜVTÜRK

Yapıcıoğlu'ndan "Terörsüz Türkiye" mesajı: 40 yıllık şiddet parantezi tamamen kapanmalı

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Adıyaman'ın Kâhta ilçesinde partisinin 5. Olağan Kongresi'ne katıldı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecinde tıkanıklığın aşılması için Meclis'e sundukları kanun teklifini hatırlatarak, Türkler ve Kürtler arasındaki yegâne bağın İslam kardeşliği olduğunu vurguladı.

  • 07.06.2026 21:05
Yapıcıoğlu'ndan "Terörsüz Türkiye" mesajı: 40 yıllık şiddet parantezi tamamen kapanmalı

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Kâhta İlçe Başkanlığı 5. Olağan Kongresi'nde partililere ve kamuoyuna hitap etti. Yapıcıoğlu; Kürt meselesinde kardeşlik hukuku, ekonomi, aile kurumu, uyuşturucuyla mücadele, siyasetteki yozlaşma ve Gazze'de devam eden soykırıma dair önemli mesajlar verdi.

"Erken seçim olma ihtimaline binaen büyük kongremizi öne çekebiliriz"

Kâhtalı Mıçe Kültür Merkezi'ndeki kongrede konuşmasına, 2019 yılında davası uğruna mücadele ederken genç yaşta vefat eden HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz'u rahmetle yâd ederek başlayan Yapıcıoğlu, Kâhta'nın daha nice Mehmet Yavuzlar çıkaracağına olan inancını dile getirdi.

Partisinin kongre süreçlerinin kavga ve gürültüden uzak, bir bayrak yarışı edasıyla geçtiğini belirten Yapıcıoğlu, makam ve koltuk peşinde koşan bir siyasi anlayışa sahip olmadıklarını, "Güneşi sağ, ayı da sol elimize verseler terk etmeyeceğimiz bir davamız vardır." sözleriyle ifade etti.

Yapıcıoğlu, erken seçim ihtimalinin gündemde olduğunu belirterek "2027 yılının baharındaki büyük kongre, şimdilik planlamamız öyle ama daha erken bir tarihte seçim olma ihtimaline binaen büyük kongremizi de biraz daha öne çekebiliriz. Bunu şimdiden bütün yol arkadaşlarımla ve basın aracılığıyla bütün vatandaşlarımızla paylaşmış olalım." dedi.

"Bazı yasal adımların atılması gerekiyor"

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye ve İç Cephenin Tahkimi" olarak adlandırılan sürece dair son gelişmeleri partililerle paylaşan Yapıcıoğlu, toplumun pek çok kesiminden bu yönde sorular aldıklarını ifade etti.

Gündemden şiddetin ve terörün tamamen çıkarılması, toplumsal huzurun, barışın ve kardeşlik hukukunun yeniden tesis edilmesi amacıyla Meclis'te kurulan komisyonda bizzat görev aldığını belirten Yapıcıoğlu, "Meclis başkanlığının kararıyla 7 aya yakın bir süre çalışmalar yaptık. Bu süreçte komisyonda 21 toplantı gerçekleştirdik. Toplantıların sonunda her parti kendi raporunu sundu, bu raporlar birleştirilerek Meclis Genel Kurulu'na sunuldu. Şimdi bazı yasal adımların atılması gerekiyor ancak bir noktada tıkanıklık var." dedi.

"Terörsüz Türkiye sürecinde tıkanma var"

Yaşanan tıkanıklığın temel nedenine ayrıntılarıyla değinen Yapıcıoğlu, örgütün fiilen silah bırakıp bırakmadığı konusundaki tartışmalara dikkat çekti.

Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Örgüt kendisini feshetme kararı aldı ama fiiliyatta örgütsel yapı tamamen dağıldı mı? Silahların tamamen bırakılmadığı herhalde herkes tarafından kabul ediliyor, bu bir sır değil. Tartışma şu: Örgütün silahları tamamen bıraktığı sahada fiilen teyit ve tespit edilmeden kanun çıksın mı, çıkmasın mı? Elinde silah olanlar 'Biz kararımızı aldık, sembolik olarak da 30 arkadaşımız gitti silahlarını yaktı, artık yasal bir adım atılmazsa biz bundan sonra adım atmayız' diyor. Hükümet de 'Devletin güvenlik ve istihbarat birimleri silahların tamamen bırakıldığını rapor etmeden biz yasal olarak bir adım atmayız, Meclis'ten bir kanun geçirmeyiz' diyor. İşte bu durum net bir tıkanma noktasıdır."

"Sürecin önünü açmak için kanun teklifimizi tüm partilere sunduk"

HÜDA PAR olarak bu tıkanıklığı aşmak ve ellerini taşın altına koymak adına kapsamlı bir kanun teklifi hazırladıklarını belirten Yapıcıoğlu, "Kasım ayının başında teklifimizi Sayın Cumhurbaşkanına sunduk ve 'Buyurun bu bir tartışma çerçevesi olsun, ilgili arkadaşlarınıza ve kurumlarınıza bunu inceletin' dedik. Aralık ayı başında ise Meclis Başkanıyla paylaştık. Ardından komisyonda görev alan ve mecliste grubu bulunan bütün partilere; hem AK Parti'ye, hem CHP'ye, hem DEM Parti'ye, hem MHP'ye, hem de İYİ Parti gruplarına bu kanun teklifimizi sunduk. Dedik ki; buyurun inceleyin, mümkünse komisyondan sonra bir araya gelelim ve bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği müşterek bir teklifi beraber Meclis Başkanlığına verelim. Mümkünse oy birliğiyle bir kanun çıkaralım. Artık bu defteri kapatalım, şu 40 küsur yıllık şiddet parantezi tamamen kapansın ve bir daha açılmamak üzere devir sona ersin." ifadelerini kullandı.

"Şiddetin devri sona ersin ve toplumsal barış sağlansın"

Siyasi partilerin teklife olumsuz bir dönüş yapmadığını ifade eden Yapıcıoğlu, "Geçtiğimiz hafta kanun teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk ve kamuoyuyla da paylaştık. İlla her şey orada bizim dediğimiz gibi olsun, demiyoruz. Oradaki amaç gerçekleşsin, o şiddet parantezi kapansın, devir sona ersin ve toplumsal barış sağlansın." şeklinde konuştu.

"Bizi Malazgirt'te bir araya getiren ve bin yıl yaşatan ortak inanç İslam'dı"

Kardeşlik hukukunun sadece dilde kalmaması gerektiğini tarihi gerçekler ışığında anlatan Yapıcıoğlu, Kürtleri ve Türkleri bir arada tutan yegâne bağın İslam inancı olduğunun altını çizdi.

"Aramızdaki hukuk kardeşlikten başka bir şeyle izah edilemez" diyen Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"1071'den beri bin yıllık beraberlikten bahsediliyor ama şunu unutmayalım ki 1071'de Kürt'ü Türk'ü beraber kılan ortak bir inançtı. Neydi o? İslam'dı. Malazgirt Meydanı'nda İslam orduları Bizans ordularıyla cihad etti. Müslümanlar bir tarafta, gayrimüslimler bir taraftaydı. Sultan Alparslan'ın komutasında Müslüman Türkler vardı, Müslüman Kürtler vardı, Müslüman olan başka kavimlere mensup insanlar da vardı. Ama Hristiyan olan Romen Diyojen'in ordusunda sadece Romalılar, Rumlar veya Bizanslılar yoktu. O dönem henüz İslam'la tanışmamış olan Uzlar, Peçenekler gibi gayrimüslim bazı Türk boyları da Romen Diyojen'in ordusunda Sultan Alparslan'a karşı savaştılar. O savaş, çok açık ve nettir ki İslam ve küfür savaşıydı. Bin yıl bu kavimleri birlikte yaşatan da bu ortak inançtı. O inanç bize 'Bütün inananlar, bütün müminler kardeştir' diyor. İşte bu kardeşliğin sadece edebiyatını yapmakla yetinmemeli; zaman içerisinde, özellikle Jakoben hükümetlerin yönetimleri döneminde zedelenen bu kardeşlik hukukunu yeniden ihya etmeliyiz."

"Ekonominin faturası dar gelirliye kesiliyor"

Halkın gerçek gündeminin medya ve siyasetin gündeminden farklı olduğunu, sokakta en yakıcı sorunun ekonomi olduğunu dile getiren Yapıcıoğlu, "En düşük emekli maaşının 23 bin 700 liraya çıkarılması düşünülüyor. Ama 30 bin liraya bile çıksa açlık sınırının altında kalacak. Enflasyonun sebebi sanki aldığı bütün parayı geçinmek için harcamak zorunda olan dar gelirlilermiş gibi, onların taleplerini kısmak yöntemiyle enflasyonu düşürmeye çalışmak yanlıştır." dedi.

"Gençlerin aile kurmasını teşvik edelim"

Toplumun temel taşı olan aile kurumunun çatırdadığına ve gençliğin ifsat şebekelerinin saldırılarına açık, korumasız bir halde olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Biz başından beri diyoruz ki, 25 yıl evli kalmış olan annelere emekli maaşı bağlayalım. Bir anne, bu toplumun geleceği olan nesilleri yetiştiriyorsa başka hiçbir iş yapmasa da onun bütün primlerini devlet karşılamalıdır. Gençlerin aile kurmasını teşvik edelim. Evlenen her gence, özellikle de maddi imkânsızlık içinde olanlara dişe dokunur bir yardımda bulunalım. Bunun için geriye mirasçı bırakmadan vefat eden insanların mirasının aktarılacağı bir fon oluşturulmasını önerdik." değerlendirmesinde bulundu.

Mevcut eğitim sistemine de değinen Yapıcıoğlu, 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim (4+4+4) modelinin gençleri mesleksizleştirdiğini, ideolojik dayatmaların ise nesilleri heba ettiğini vurguladı.

"Uyuşturucu ve kumarla topyekûn mücadele şart"

Kadına yönelik şiddetin altında yatan en büyük sebeplerin başında alkolün geldiğini ancak birilerinin kırmızıçizgisi olduğu için bunun dile getirilmediğini belirten Yapıcıoğlu, uyuşturucuyla mücadele konusunda hazırladıkları kanun teklifini verdiklerini hatırlattı.

Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Uyuşturucu etkisindeyken ya da uyuşturucuyu temin amacıyla mala veya cana karşı bir suç işlenmişse, gelin bunların cezalarını arttıralım. Eğer uyuşturucuyla mücadele etmesi gereken adliye çalışanları, savcılar, emniyet birimleri bu uyuşturucu suçuna bulaşıyor, tacirlere yardım ediyorsa, onların cezası normal vatandaşın cezasının iki katı olsun. Zira hırsız evdense kapı kilit tutmaz. Adana'da, Van Erciş'te bunun acı örneklerini gördük. Ayrıca şans oyunları diyerek kumarı sevimli hale getiremezsiniz. Yasal olan kumar da en az yasa dışı olan kadar zararlıdır ve toplumu içten içe çürütür."

"Zulüm devam ettiği müddetçe Gazze'nin gündemden düşmesine müsaade etmeyelim"

Siyonist işgal rejiminin Gazze'de sürdürdüğü soykırıma da geniş yer ayıran Yapıcıoğlu, dünya kamuoyunun ve medyanın duyarsızlığına sert tepki gösterdi.

Şarm eş-Şeyh'te imzalanan ateşkes ve yeniden imar anlaşmasına uyulmadığını hatırlatan Yapıcıoğlu, "İçeriye tek bir torba çimento girmiyor, dışarı çıkması gereken hastaların onda biri ancak çıkabiliyor. Siyonistler bomba yağdırmaya, aileleri topluca yok etmeye devam ederken utanmadan HAMAS'a 'silah bırak' diyorlar. Artık 3-5 kişilik ailelerin şehit olduğu olaylar haber bile olmuyor. Zulüm devam ettiği müddetçe bunun gündemden düşmesine müsaade etmeyelim." ifadelerini kullandı.

"Milletin malına çökenleri görmezden gelmeyiz"

Siyasetteki yozlaşmaya ve CHP içindeki hizip tartışmalarına da değinen Yapıcıoğlu, HÜDA PAR'ın "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" şiarının öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirtti.

Makamları milyon eurolara satan, rüşvet çarkları kuran siyasi yapılara tepki gösteren Yapıcıoğlu, "Biz 2014 seçimlerinde yola çıkarken dedik ki; bile bile, hırsız olduğunu bildiğimiz birisiyle seçim kazanıp yüzümüz kızaracağına, tertemiz kardeşlerimizle seçimi kaybetmeyi tercih ederiz. Siyaseti itibarsızlaştıran bu çirkinliklere yüksek sesle itiraz ederiz. Milletin malına çökenleri görmezden gelmeyiz ve inşallah elimize yetki geçtiği gün o haram mal yutan kim varsa hesabını sorarız." dedi.

"Bir dahaki seçimlerde Kâhta'da birinci parti olacağız"

Yapıcıoğlu, konuşmasının sonunda görevi devreden İlçe Başkanı İrfan Demiral'a teşekkür ederken, yeni yönetime de "Bir dahaki seçimlerde Kâhta'da Türkiye ortalamasının da üzerine çıkarak birinci parti olacağız." diyerek başarılar diledi.

Konuşmaların ardından tek listeyle yapılan seçimde Mehmet Sivil, HÜDA PAR Kâhta İlçe Başkanlığı görevine seçildi.

Kongreye, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, siyasi parti temsilcileri, parti yöneticileri, teşkilat mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

İLKHA

Yorum Yaz