"Yetim çocukların korunması toplumsal ve İslami bir sorumluluktur"
Dünya üzerinde bir milyardan fazla çocuğun yetim, öksüz ve sosyal yetim statüsünde yer aldığını söyleyen Yetim Vakfı Başkanı Murat Yılmaz, yetimlerin korunmasının toplumsal ve İslami bir sorumluluk olduğunu, sivil toplum, devlet ve ailelerin el ele vererek çalışması gerektiğini söyledi.
Uluslararası raporlara göre dünya genelinde en az bir ebeveynini kaybeden yaklaşık 140 milyon çocuk bulunuyor. Bunların 15 milyonu ise her iki ebeveynini de kaybedenlerden oluşuyor.
Savaş, doğal afet, göç ve aşırı yoksulluk gibi küresel krizler nedeniyle ebeveynleri yanında olsa dahi temel hak ve bakımdan yoksun büyüyen yaklaşık 1 milyar çocuk sosyal yetim ve öksüz statüsünde yer alıyor.
UNICEF gibi uluslararası kuruluşlar, geleneksel ebeveyn kaybının ötesinde ihmal, istismar ve korunmaya muhtaçlık kriterlerini de hesaba katarak bu tanımı genişletmektedir.
"Türkiye'de 5 milyona yakın sosyal yetim var"
Dünyadaki yetim çocukların durumu ve korunmaları için yapılması gereken çalışmalara ilişkin muhabirine konuşan Yetim Vakfı Başkanı Murat Yılmaz, "Yaşadığımız dünyada 2,5 milyara yakın çocuk bulunuyor ve bu çocuklarımızın yüzde 40'ını teşkil eden bir milyarını teşkil eden yetim, öksüz ve sosyal yetim var. Yetimlik, çocuğun baba kaybıyla, öksüzlük ise anne kaybıyla oluşuyor. Sosyal yetim dediğimiz grup ise çocukların boşanma sebebiyle, anne babalarımız hüküm giymesi ya da hastalıklar veya iş seyahatleri gibi sebeplerle, çocuğun anne babadan alması gereken sevgi, ilgi, şefkat ve merhametten mahrum kalması olarak tarif ediyoruz. Bugün yaşadığımız dünyada da ülkemiz ölçeğinde de her 3 evlilikten biri boşanmayla neticeleniyor. Kabaca belki Türkiye'de 5 milyona yakın sosyal yetim çocuktan bahsetsek hata etmiş olmayız. Belki daha fazla olabilir. Dolayısıyla sosyal yetimlik gitgide gelecekte de gündemimize daha fazla gelecek diye düşünüyorum." dedi.
Dünya üzerindeki her 5 çocuktan biri (500 milyon) savaş bölgelerinde
Dünya üzerinde çocuklarla ilgili dramatik bir tablonun olduğunu söyleyen Yılmaz, "1 milyara çocuk yoksulluğu var. Bunların 400 milyonu AKUT seviyeye ulaşmış. Yani her gece aç şekilde başını yastığa koyan çocuklardan bahsediyoruz. Çalışmak için eğitimden mahrum kalan çocuklardan bahsediyoruz. Şu anda 250 milyon civarı çocuk bu şekilde. Bazıları çok tehlikeli işlerde, kobalt madenlerinde, zehirli gazları soluyarak yaşamak zorunda kalıyorlar. Çin'in özellikle Doğu Türkistan'daki çocukları pamuk tarlalarında, tekstil işlerinde, 16 saate varan sürelerde çalıştırdığını biliyoruz. Dünya üzerindeki her 5 çocuktan bir tanesi, kabaca 500 milyon çocuğun savaş bölgelerinde olduğunu görüyoruz. Gazze, Sudan, Lübnan, Suriye, Arakan gibi, Doğu Türkistan'daki çocuk toplama kamplarında, yani her 5 çocuktan biri hayati endişelerle yaşamak zorunda kaldığı bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla çocuk koruması, bu istatistiklerle kevgire dönmüş oluyor." diye konuştu.
Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesini ilk imzalayan israil ama Gazze'de 64 bin çocuğu yetim bıraktı
Yılmaz, "Dünya üzerinde 1989 yılında ilan edilen bir çocuk hakları sözleşmesi var. Maalesef israil bu sözleşmeyi ilk imzalayanlardan ama bakıyorsunuz ki 64 bin çocuğun yetim kaldığı bir Gazze var. İsrailin Gazze'de çocuklara yaptığı muameleler gerçekten tam bir soykırım uygulamasıdır. Çocukların tamamının psikososyal desteğe ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda 3 yıldır Gazze'de 800 bin çocuk okula gidemiyor. Çünkü gidecekleri bir okulları yok. Mevcut okullar vurulmuş, ayakta kalabilenler de ailelerin sığınağı haline gelmiş durumda. Ciddi bir şekilde sorun olduğunu görüyoruz. Yine ampute çocuklar var. Gazze'de 5 binden fazla çocuğun kolunu, bacağını kaybettiğini, organlarını kaybettiğini görüyoruz. Dolayısıyla dünya ölçeğinde bir çocuk koruma sistemi gerçekten oldukça zayıf. Ülkemizde de çocuklarla ilgili en önemli sorun boşanmalar. Bunun dışında dijital yetimlik denen bir durumla da yüz yüze kalıyoruz. Her geçen gün daha da artıyor. Çünkü çocuklar, anneler, babalar, cep telefonları, bilgisayar ve televizyon ekranlarına hapsolmuş durumdalar. Dolayısıyla bu, iletişimi oldukça zayıflatan, çocuğu daha da yalnız bırakan bir durumdur." şeklinde konuştu.
"Devlet, sivil toplum ve vatandaş el ele vermeli"
Koruma denildiğinde çocuğun yalnızca fiziki veya psikolojik olarak korunması değil her yönüyle korunmasından söz edildiğini aktaran Yılmaz, "Dijital anlamda çok büyük tehlikeler var. Yalnızca ülkemiz ölçeğinde değil dünyada da çocukların maalesef önemli bir kısmı dijital tehlikelerle yüz yüze. Tabii burada sivil toplum, devlet el ele verecek. Bizler de Yetim Vakfı olarak geçen sene 3 milyon 600 bin çocukla, yetimle, öksüzle, sosyal yetimle yaptığımız kampanyalar vesilesiyle bir araya geldik. Onlara dokunmaya gayret ettik. Bu anlamda bizler de ilmi toplantılar da yapıyoruz. Geçen sene 20 Kasım Çocuk Hakları Günü'nde, Rami Kütüphanesi'nde 'Dijital Dünyada Aile Çalıştayı' gerçekleştirdik. Tabii bu çabalar çok önemli ama tek başına yeterli değil. Burada devlet, sivil toplum ve vatandaş el ele vermelidir. Cami, okul ve mahalle muhtarları arasında ciddi bir iş birliği olursa, çocuklarımızı sokaktaki çetelere, dijital dünyanın tehlikelerine karşı uyararak, bilinçlendirerek koruyabiliriz. Tabii ki bu üçgende anne-babaların da çok ciddi bir şekilde rol almaları gerekir. Bu şekilde çocukları koruyabiliriz." dedi.
"İslam, yetim çocuklarla ilgili yapılan her çalışmayı ibadet olarak görüyor"
Yetimlerin korunmasının sadece toplumsal değil İslami bir mesele de olduğunu hatırlatan Yılmaz, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Kur'an-ı Kerimde 22 ayette 23 defa yetimlerin korunmasından söz ediliyor. Tabii isim vermeden çocukların korunması, insanların ihtiyaçlarını Kardeşleri tarafından karşılanması, yardımlaşma ve dayanışmanın gerekliliğinden söz ediliyor. Yetimin lafzen geçmediği ama bir şekilde işaret edildiği yüzlerce ayeti kerime var. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) zaten babasını hiç görmemiş, 6 yaşında da annesini kaybetmişti. Yetimlik ve öksüzlüğü üst üste yaşamıştı. İslam dini, yetim çocuklarla ilgili yapılan her çalışmanın, yetimlerin yüreğine, gönlüne dokunacak, fiziki anlamda onları yarınlara hayırlı nesiller olarak yetiştirilebilecek her çabayı ibadet hükmünde kabul ediyor. Efendimizin kendi şahsında, onun uygulamalarında çocuklara verilmesi değeri de görmüş oluyoruz. Yetim Vakfı olarak zaten çevremizde bizim çalışmalarımıza gönül veren gönüllü kardeşlerimiz, bağışçılarımız bu ruhaniyetle hareket ediyorlar. Aşağı yukarı 450 bin bağışçımız var. Her birinde dua ediyoruz. Çünkü onlar Efendimizin Hadis-i Şerif-i gereğince yetimin başını okşamayı, gönlünü okşamayı, ona kefil olmayı bir görev olarak biliyorlar. Peygamber Efendimizin 'Ben ve yetime kefil olan cennette şu iki parmak (işaret ve orta parmağını göstererek) gibiyiz' buyuruyor. Bu çok büyük bir müjde… Ben toplumumuzun da bu anlamda oldukça kadirşinas, oldukça yardımsever olduğunu görüyorum. Yetim Vakfı Başkanı olarak hepsine de teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun. İnşallah sivil toplum olarak hayırsever kardeşlerimiz el ele vereceğiz ve çocuklarımızı hem kendi ülkemizde hem de Gazze, Bosna, Azerbaycan gibi dünyanın farklı coğrafyalarındaki çocuklar için elimizden geleni yapacağız."
"Yetim çocukların korunması toplumsal ve İslami bir sorumluluktur"#İstanbul #Yetim #YetimVakfı pic.twitter.com/02baBj0BeG
— Video (@ilkhavideo) 24 Haziran 2026İLKHA