TÜVTÜRK

Ziraat Odası Başkanı Çolak: Çiftçi hasat sezonuna ümitle başladı, hüzünle bitirdi

Gaziantep Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, 2026 hasat sezonunun yüksek yağışlar nedeniyle çiftçiler açısından umutlu başladığını ancak Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) arpa ve buğday için açıkladığı fiyatların üreticilerde hayal kırıklığı oluşturduğunu belirtti.

  • 26.08.2026 14:12
Ziraat Odası Başkanı Çolak: Çiftçi hasat sezonuna ümitle başladı, hüzünle bitirdi

Çiftçinin üretimden kopmasının gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturacağına dikkat çeken Çolak, devletin çiftçinin kar edebilmesini sağlayacak gerçekçi bir üretim ve fiyat politikasını hayata geçirmesi gerektiğini söyledi.

"Çiftçi ümitle başladı, hüzünle bitirdi"

2026 hasat sezonunun ümitle başladığını belirten Çolak, özellikle bu yıl beklenenden fazla yağış alındığını ifade ederek son yıllarda yaşanan kuraklığın ardından yağışların çiftçide büyük beklenti oluşturduğunu söyleyen Çolak, "2026 hasat sezonu ümitle başladı. Özellikle bu yıl beklemediğimizin üzerinde yağış aldık. Son on yıla baktığımızda aşırı derecede kurak dönemler yaşadık. 'Bu sene nasıl olacak?' diye endişe ederken, aralık ayının sonlarında başlayan yağışlar mayıs ayının sonlarına, hatta haziran ayının ortalarına kadar devam etti." dedi.

Yağışlarla birlikte yer altı sularının zenginleştiğini ve çiftçinin yaptığı masrafların karşılığını alacağı yönünde umutlandığını aktaran Çolak, şöyle devam etti:

"Çiftçiler olarak biz de doğal olarak ümitlendik. Yer altı sularımız zenginleşti. Toprağa döktüğümüz alın terinin, kullandığımız tohumların ve yaptığımız masrafların karşılığını alacağımızı düşünerek hasat dönemini karşıladık. Gerçekten de arpa, buğday ve mercimeklerimiz yüzümüzü güldürdü. Geçen yıl yaşadığımız kuraklığın getirdiği zararları da telafi ederiz diye düşünürken Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) arpa için yaklaşık 12,25 lira, buğday için ise 16,50 lira civarında açıkladığı fiyatlar bizi gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Yani ürün var, üretim var ama çiftçi yine emeğinin karşılığını alamadı. Bundan dolayı çiftçi ümitle başladı, hüzünle bitirdi diyebiliriz."

"Çiftçinin artık can damarı kalmadı"

Yeni üretim sezonu öncesinde çiftçinin maliyetler nedeniyle ciddi bir belirsizlik yaşadığını belirten Çolak, mazot fiyatlarındaki artışın üreticinin yükünü ağırlaştırdığını kaydederek, "Önümüzdeki yılın hasadına gelecek olursak çiftçinin artık can damarı kalmadı. Geldiğimiz nokta gerçekten çok zor. Örneğin mazotun litresi şu anda 85 lira. Bunun da 85 lirada kalacağını bilmiyoruz. Her hafta 3-5 lira zam geliyor. Yılbaşına kadar mazotun 100 lirayı bulacağını tahmin ediyoruz. Çiftçinin önümüzdeki yıl ürettiği ürünü kaç liraya satacağının ise hiçbir garantisi yok. Çiftçi adeta kumar oynuyormuş gibi üretim yapıyor. Ben ekeceğim, alın terimi dökeceğim, bütün masraflarımı yapacağım; zamanı geldiğinde ise 3-5 tüccarın veya TMO'nun belirleyeceği fiyata razı olacağım.  Böyle bir üretim modeli sürdürülebilir değildir." ifadelerini kullandı.

Maliyetlerin gerçekçi şekilde hesaplanması halinde açıklanan fiyatların farklı olacağını düşündüğünü aktaran Çolak, çiftçinin yıllardır zarar ettiğini belirterek, "Çünkü maliyetler gerçek anlamda hesaplanmış olsa bu yıl açıklanan fiyatların kesinlikle böyle olmayacağını düşünüyoruz. Çiftçi yıllardır eziliyor, zarar ediyor ve döktüğü alın terinin karşılığını alamıyor." şeklinde konuştu.

"Ekeyim mi, ekmeyeyim mi?"

Kendisinin de ekim hazırlıkları konusunda tereddüt yaşadığını dile getiren Çolak, mazot ve gübre başta olmak üzere girdi maliyetlerinin üreticiyi zorladığını ifade ederek, "Bu nedenle çiftçi olarak ben de ekim hazırlıklarına başlama konusunda tereddüt ediyorum. Yine ekeceğim, yine masraf yapacağım. Mazotu 85 liradan alacağım, gübrenin kilogramını 35-50 lira arasında bir fiyata satın alacağım. Bütün bu masrafları yaptıktan sonra zamanı geldiğinde üretimden kazansam bile masraflarımı karşılayamayacağım endişesini taşıyorum. Bakınız, çiftçilerimiz çok fedakâr. Ben bunu her platformda söylüyorum. Hiçbir işletmeci 2, 3 veya 5 yıl üst üste zarar ederse o işletmeyi devam ettirmez. Kepenk kapatır, işini bırakır ve başka bir alana yönelir. Fakat çiftçinin böyle bir şansı yoktur." dedi.

"Çiftçi kar etmediği zaman köyde tutulamaz"

Tarımın hem zor hem de hayati bir faaliyet olduğunu vurgulayan Çolak, çiftçilerin insanları ve canlıları beslediğini belirterek üretimin devam etmesinin önemine işaret etti.

Çolak, "Çiftçinin yaptığı iş çok meşakkatli ve aynı zamanda hayati öneme sahiptir. Çünkü biz insanları doyuruyoruz, canlıları besliyoruz. Bu nedenle çiftçilerimiz üretimden vazgeçmek istemiyor. Ancak bunun da bir sınırı var. Çiftçi yıllar boyunca zarar üzerine zarar ederse artık üretime devam edip etmemeyi düşünmeye başlıyor. Eğer çiftçilerimiz bu kadar fedakârlık yapıyorsa devletimizin de çiftçiye fedakârlık yaparak onun kâr etmesini sağlaması gerekiyor. Çünkü çiftçi kar etmediği zaman köyde tutulamaz." ifadelerini kullandı.

Gençlerin tarıma yönlendirilmesine ilişkin projelerin, üreticinin kar edememesi halinde yeterli olmayacağını belirten Çolak, ekonomik sürdürülebilirliğe dikkat çeken Çolak, "Zaman zaman ‘Genç çiftçiler köye gitsin.’ veya ‘Kadınlara destek vereceğiz.’ şeklinde projeler açıklanıyor. Ancak kardeşim, kâr etmeyen bir esnaf nasıl işini büyütemiyorsa kâr etmeyen bir çiftçi de köyde kalmaz, üretim yapmaz." şeklinde konuştu.

"Kararsızlık ülkemiz açısından büyük bir tehlikedir "

Çiftçinin öncelikli beklentisinin kar edebileceği bir üretim modelinin oluşturulması olduğunu ifade eden Çolak, devletin pazar ve maliyet konusunda üreticiye yol göstermesi gerektiğini kaydetti.

Çolak, "Bize karı gösterin. Biz nasıl kar edeceğiz? Devletimiz bunun yolunu açmalı, çiftçinin pazarını oluşturmalı, girdi maliyetlerini hesaplamalı ve buna göre gerçekçi bir taban fiyat açıklamalıdır. Yeni üretim sezonu başlıyor. Biz eylül ve ekim aylarında tarlalarımızı işlemeye başlarız. Ekim ayının sonunda da tohumu toprakla buluştururuz. Ancak çiftçi kâr edemediği için şu anda kara kara düşünüyor, 'Ekeyim mi, ekmeyeyim mi?' Bu kararsızlık ülkemiz açısından büyük bir tehlikedir." dedi.

"65 yaşın altında çiftçiyi tarlada görmekte zorlanıyoruz"

Çiftçilerin yaş ortalamasının yükseldiğine dikkat çeken Çolak, gençlerin tarıma yönelmemesinin gelecekte üretim açısından ciddi sorun oluşturacağını ifade ederek, "Zaten TÜİK'in açıklamalarına göre çiftçilerin yaş ortalaması 59-60 seviyelerine gelmiş durumda. Ancak biz sahada bunun daha da yüksek olduğunu görüyoruz. Çünkü biz sahadayız. 65 yaşın altında bir çiftçiyi tarlada görmekte zorlanıyoruz. Genç yaşlarda gördüğümüz insanlar çoğunlukla tarım işçisi olarak çalışan kişiler. Fakat üretimi bizzat yapan, kendi tarlasını işleyen 60 yaşın altında çok az çiftçi görüyoruz." şeklinde konuştu.

Şahinbey Ziraat Odası olarak köylerde toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Çolak, bu toplantılarda üretimin artırılması ve çiftçilere destek olunması konusunda çalışmalar yürüttüklerini aktararak, "Şahinbey Ziraat Odası olarak zaman zaman danışman mühendislerimizle bölgesel olarak köylerde toplantılar gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılarda tarıma nasıl katkı sağlayabileceğimizi, üretimi nasıl artırabileceğimizi ve çiftçilerimize hangi alanlarda destek olabileceğimizi anlatıyoruz. Ben de zaman zaman bu toplantılara katılıyorum. 57 yaşındayım ve katıldığım toplantılarda en genç çiftçi benim. Toplantılara gelen çiftçilerimizin tamamına yakını benim yaşımdan daha büyük. 60-65 yaş ve üzerindeki çiftçilerimiz üretim yapmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Mevcut yaş ortalamasının gelecekte daha büyük bir sorun oluşturabileceğini dile getiren Çolak, genç neslin tarıma yönelmemesi halinde üretimin kimin tarafından sürdürüleceğinin sorgulanması gerektiğini söylerek, "Bu çiftçilerimizin 3-5 yıl daha kendilerini zorlayarak tarım yaptıklarını düşünürsek, sonrasında genç neslin tarıma rağbet etmemesi ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Peki bu tarlaları kim ekecek? Bu üretimi kim yapacak? Marketleri ve manavları kim besleyecek? Rafları kim dolduracak? Hükümetimizin bu soruları şimdiden düşünmesini rica ediyorum." dedi.

"Çiftçi kazanırsa üretir, üretirse ülke kazanır"

Çiftçinin bugüne kadar önemli fedakârlıklar yaptığını ancak artık devletten de fedakarlık beklediğini ifade eden Çolak, üretimin devamı için çiftçinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini söyleyerek "Çiftçi fedakarlık yapıyor, ancak artık çiftçi de devletten fedakârlık bekliyor. Üretimin devam etmesi, gençlerin tarıma yönelmesi ve ülkemizin gıda güvenliğinin korunması için çiftçinin emeğinin karşılığını alması, sürdürülebilir bir şekilde kar edebilmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

İLKHA

Yorum Yaz