Habil mi Olmalıyız Kabil mi?

Hz. Âdemin çocukları yeryüzünün ilk kardeşleridir. Aynı zamanda kardeşlik hukukunu ilk çiğneyenleri olarak da gerçek tarihin başlangıcını meydana getirmişlerdir.

KÖŞE YAZISI

Allahın Dünya üzerindeki temsilcisi ve vekili olan insanoğlunun birbiriyle mücadeleye başlamaları; Habil ve Kabil’in mücadelesine dayanır.

Hz. Âdemin çocukları yeryüzünün ilk kardeşleridir. Aynı zamanda kardeşlik hukukunu ilk çiğneyenleri olarak da gerçek tarihin başlangıcını meydana getirmişlerdir.

Habil, çobanlığa dayalı bir yaşam tarzını benimseyen, modern anlamda güç ve otorite sahibi olmayan, varoş ve kenar mahalle kültürü ile yoğrulmuş, birey durumda ve henüz millet olamamış bir düşüncenin temsilcisiydi.

Kabil ise zengin bir toprak ağası, güç ve kuvvet sahibi; tekelci bir mülkiyette dayalı yaşam tarzının temsilcisi durumundaydı.

Habil mert ve cömert biri idi. Adaleti, eşitliği ve kardeşlik hukukunu ön planda tutandı. Kabil ise sert, cimri ve kıskançtı. Kardeşlik ruhunu bir kenara atmış, hilekar ve başkasının hakkına saldırmaktan çekinmeyen; yayılmacı ve jakoben usullerle sorun çözen bir anlayışın muktedir sahibi idi.

Habil malının en iyisini, yani sürünün ilk doğanını ve en sevdiği tosununu –hayvanını, Allaha kurban etme isteği vardı. Bu kurbanı kardeşi Kabil ile paylaşıp; Allahın huzurunda beraberce kurban edeceklerdi ve böylece aralarındaki geçimsizliğe çözüm bulacaklardı. Buna karşılık Kabil ise bozulmuş sararmış tarım ürünün en azını ve en işe yaramayanı getirmişti. Sorun çözülemedi ve Kabil, kardeşi Habil’i öldürdü.

Kabil, kardeşlik ruhunu katleden biri olarak; Habil’ in tüm haklarına, mallarına ve hatta Habil’ in insani değerlerine el atmıştır. Hepsini hesabına katmıştır ve Habil’ in yaşam kurallarını dağıtmıştır.

Bu süreçten sonra oluşan Kabil anlayışı: Adalet ve eşitlik yerine güç ve kuvveti oturtmuş. “Hakkı ve hukuku” teslim etmenin yerine; zorbalık ve teslim alma pozisyonlarını üretmiştir.

***

İnsana, insani haklarının iadesini istemek: İnandığımız Muhammedi inancın gereğidir. İnanç melekelerimizin gelişmesini engelleyen ırkçılık ve milliyetinden başka milletlerin yaşamsal zenginliliklerini göremeyişimiz; bu inancın eksik yaşandığını ve bu inanca ters değerler sistemine inandığımızı gösterir.

Bize enjekte edilen önyargılarla toplumsal hayattaki kardeşlik bağlarımızı kopartıp yırtmışız. İnsana: “Hakkını - hukukunu verme” ile ilgili sorumluluklarımıza ket vurmuşuz. Vicdani reflekslerimizin gelişmemesi için; muhafazakâr ve sağcı şerbetlerin yanında, ırki mezelerle damak tadımızı değiştirmişiz.

Bizler, Habil kardeşliği ile olaylara bakmalıyız. Kendimiz için istediğimizi, kardeşlerimiz içinde istemeliyiz. Kabil kardeşliğini bırakarak; Ensar ve Muhacir kardeşliğinin ihlâslığı ile harekete geçmeliyiz.

       Selam ve kelamların en güzeli ile kalınız.

Tekin Oruç

2008 yılından beri Mardin’in yerel gazete, dergi ve sitelerinde yerel gündeme, eğitim, sosyal yaşam ve bazen de edebiyatta dair yazılar yazdım.Mardin de çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetim kur

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle