Hilalin İki Ucu - Mine Sultan Ünver Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Hilalin İki Ucu kimin eseri? Hilalin İki Ucu kitabının yazarı kimdir? Hilalin İki Ucu konusu ve anafikri nedir? Hilalin İki Ucu kitabı ne anlatıyor? Hilalin İki Ucu PDF indirme linki var mı? Hilalin İki Ucu kitabının yazarı Mine Sultan Ünver kimdir? İşte Hilalin İki Ucu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Mine Sultan Ünver

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786050807783

Sayfa Sayısı: 224

Hilalin İki Ucu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

1470'li yıllar...

Endülüs İslam Devleti'nin son demleri...

Bir yeniçeri, Deliormanlı Poyraz...

Endülüslü müstensihe, Amber...

Âlim İmam Nasr...

Şimdilerde dinine uzak düşmüş eski din adamı Geronimo...

Yakılarak yok edilmekte olan bir medeniyet, çöküşü durdurmak için çıkılan soluk soluğa bir yolculuk, medeniyetin temel taşı kitapları kaçırıp çoğaltarak kurtarmaya çalışan gözü pek kahramanlar ve ansızın inen akşamın gölgesinde derinden derine yeşeren bir aşk...

Mine Sultan Ünver'den, bir medeniyet romanı, Hilalin İki Ucu: Osmanlı Endülüs'te.

Hilalin İki Ucu Alıntıları - Sözleri

  • "Biz Osman'lı olarak fetih çağında yükselirken Endülüs, varlığını yavaş yavaş yitirerek çöküşe sürüklenen bir medeniyetti."
  • "Hilalin iki ucunu birleştirmek!... Bu ne demektir bilirmisiniz? İste bu, tarih tümüyle değişicek demektir."
  • "Âşk ! Yokluktur, hiçliktir ve aynı zamanda varlıktır... Âlemde ne varsa aşk iledir. Allah dahi bizi aşkla, aşk için yaratmıştır. "
  • "Müslüman'lar Endülüs'e büyük bir medeniyet çağrısı ile gelmişti."
  • "Klapleri evirip çeviren, kaderde söz sahibi bir Allah O "Kün ! emrini verdikten sonra imkânsızdan bahsedilir mi? "
  • "Sana minnetarım, zira bana yeryüzüne indirilip bir bedene hapsedilmiş ruhların başına, her an, her şeyin gelebileceğini öğretin."
  • "Mutlu olmayı adet edinmiş bir âdemmiş de bir zaman sonra tam aksine hayatın acı bir hakikat olduğunun farkına varmış gibi..."
  • "Solunan hava hâlâ İslam Medeniyeti'inden miras insan sevgisi ve hoşgörü kokuyordu."
  • "Ey endülüs sakinleri! Ne mutlu size ki surlara, nehirlere ağarçlara ve gölgelere sahipsiniz.Cennet bahçesi diyarınızdan başka bir yer değil ve şayet seçebilecek olsaydım bu diyarda kalmayı seçerdim ... yarın cehenneme düşmekten korkmayın . Zira cennet cennet nimetlerini tatmış olan hiç kimse ateşe sokulmamıştır." İbni haface
  • "Osmanlilarin yardimi olmasa o yitik hazine toprak altında kalmaya mahkum olup unutulacaktı. "
  • "Endülüs için dünya incisi derlerdi yakut kitap medeniyeti... Güzel yazı yazma ve kitap sevgisi Endülüslülerin iki özeliğiydi"
  • "Bizim sevdamız vatanımız, Devlet-i Âl-i Osman'dır"
  • "Yüce İsa... Ne ben senin öğretiklerini hakıyla temsil be tavsiye edebildim nede bu canavarlar senin dinini yaymaya ve yüceltmeye çalışan gerçek Hıristiyanlar! Ya Müslümanlar! onlar ne kadar samimi? Fakih İmam Nasr demiyormuydu geçen gün; "Kur'an artık sadece ölülere okunur oldu."
  • Endülüs neden çöktü?. Veya Diğer İslam Devletleri.. Bunun nedenleri araştırılmalı sonuçlara göre hareket edilmeli..
  • " Sırf ona birşeyler söyleyebilmek adına kitaplar okuyor, şiirler ezberliyordum. Ah birde ezberimdekiler cesaret edip ona okuyabilsem."

Hilalin İki Ucu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hilalin İki Ucu: Endülüs nedir, Endelüs’ün galatı olmaktan başka? Hatırlayamadığımız, anlatamadığımız bir rüya mı, yoksa acı bir gerçek mi? Endülüs tasavvuruna sahip olmayışımızdan kaynaklanan bir uzak diyar! Dost gibi görünenlerin aslında fırsatını bulduklarında, hoşgörümüzü nasıl istismar edeceklerinin de yaşandığı bugünkü Türkiye gerçeğini anlamamıza yardımcı olabilecek tarihsel bir süreç. Endülüs aşk demek, Endülüs medeniyet. Kaynağını, gücünü aşktan alan, insanlığın ulaştığı müstesna bir medeniyetin zirvesi. İber yarımadasında, bugünkü İspanya ve Portekiz’i içine alan bölge’de Müslümanların kurduğu yüksek bir medeniyetin adı. Endülüs gerçek bir zirve... İfratla tefrit arasındaki insanoğlu İslâm’la müşerref olduktan sonra aydınlandı. Bu aydınlık, dalga dalga dünyaya yayıldı. Endülüs, ilimde, sanatta, edebiyatta, felsefede olağan üstü bir yerde. Bugün bile ışığını görebilecek, seviyesini anlayabilecek durumda değiliz. Her ırk, dil, din ve cinsteki insanın ulaştığı sınırsız hürriyetin beşiği. Herkes birbirine saygılı; tabir caizse kurtla kuzu yan yana. Konuşuyor, tartışıyor, üretiyor, yazıyor, çiziyor; eser meydana getiriyor. Hoşgörünün ve daha birçok şeyin zirvesi... O zirve bize neden uzak? Neyi unuttuk, yahut hatırlamak istemiyoruz? Gemileri yaktıran o müthiş kumandanı, Tarık Bin Ziyad’ın hatırası hâlâ hafızalarımızda tazeliğini korurken? Nedendir Endülüs’ün ülkemizde pek bilinmemesi? Önümüze çekilen perdeler mi, yoksa hatırlamak istemediğimiz faciaları unutmak için biz mi sırtımızı döndük ona? Hâlbuki yönümüz hep batıya idi... Endülüs sayesinde ilim, sanat, felsefe ve sanatla tanışmıştı Avrupa... Ama her şeyin bir zevali ve sınırı var. Hoşgörünün de. Güçlü iken takip etmeniz gereken siyaset hoşgörü değil! Ancak zayıflar hoşgörüden istifade eder. Endülüs, gücünün zirvesinde ve bunları aklına bile getirmiyor. Gün gelip devran dönünce bu hoşgörünün cezasını çekecek. Tıpkı Bosna gibi. Milyonlarca Müslüman öldürülecek, yok edilecek, binlercesinin ırzına geçilecek, milyonlarcası zorla Hıristiyan yapılacak. Binlerce Müslüman ve Yahudi Büyük Osmanlı’ya sığınarak canını kurtarabilecek. Endülüs zulmün son kertesi. Endülüs kıpkızıl bir kan deryası. Endülüs Engizisyon. Endülüs vahşet. Endülüs, hani şu sakız gibi çiğnenen o kelimenin, soykırımın daniskası. Dünya dünya olalı böyle bir vahşet yaşamadı. İnşallah yaşamayacak da... Endülüs’te İslâm var. Endülüsler, Osmanlı; Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler var. Endülüs’te aşk var. Endülüs estetik... Endülüs felsefe... Endülüs tasavvuf... Endülüs, sanat, edebiyat, şiir demek... Ve özellikle mimari; şehirler, saraylar, bahçeler, camiler demek. O bahçeler ki on asır öncesinde, daha elektrik icat edilmemişken gündüz gibi aydınlatılmıştı... Endülüs, yüksek bir medeniyete hasretin adı. Endülüs hazin bir hikâye. Acı hatıralarından dolayı unutmak istediğimiz bir roman külliyatı... Endülüs, Müslümanların kendisine yapılanları unutma saflığının en açık belgesi. Endülüs’te hazin hikâyeler var. Yazılmamış destanlar var. Endülüs, Üzülme! Dünya Durdukça Hatırlanacaksın! İşte yüzyıllardır ihmal edilmiş, usta kalemlerce yazılmayı bekleyen Endülüs’ün yazılmamış destanlarından biri yazıldı. Mine Sultan Ünver[1], “Hilalin İki Ucu/Osmanlı Endülüs’te” adlı romanını yazdı.[2] Artık Endülüs bize o kadar da uzak değil. Hilal’in İki İcu’nda her yönüyle Endülüs var. Mine Sultan Ünver, son romanında, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Endülüs Müslümanlarıyla temasa geçerek Hilal’in iki ucunu, Müslümanları birleştirme amacıyla İber yarımadasına, İspanya’ya gönderdiği kahramanların çarpıcı hikâyesini anlatıyor. Hem de muhteşem bir üslupla. Ciddi bir araştırma sonunda müthiş bir duygu seli ile yazılmış bu roman. Üzerinde durulması gereken önemli bir husus var, o da şudur: Tarihin zaferlerle dolu şanlı sayfaları yazmak kolaydır. Zor olan, mağlubiyetlerin, büyük acıların, göçlerin yaşandığı dönemleri yazmaktır. Endülüs tarihte böyle bir karanlık sayfadır. Balkan Savaşları ve Felaketi böyledir. Karanlık bir dönem, kırmadan, dökmeden; ümitsizlik vermeden ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Mine hanım bunu başarmıştır. Endülüs, bütün ihtişamı ve estetiği ile romanda karşımıza çıkıyor; Deliormanlı Poyraz, Endülüslü Ali Asar, İmam Nasr Fakih, Arslan Bey, Reisü’l-Küttüp Eyüp Efendi, Fatih Sultan Mehmet, Amber, Gerenimo, Pinhan, Serdar Han gibi roman kahramanlarının üzerinden gözümüzde canlandırılıyor. Kitap çok sade ve güzel bir Türkçe ile yazılmış. Her satırında Endülüs’ü yaşıyor insan. Endülüs’ün yıkılışını özetleyen şu ibret dolu satırlar da romandan: “Abdullah Es-Sağir, Gırnata’nın anahtarını Ferdinand ile İzabel’e teslim edip Fas’a doğru yola çıkarken, İspanyolların ‘Arabın son nefesini verdiği yer’ ya da ‘Gözyaşı Tepesi” dedikleri tepeden son bir kez Gırnata’ya bakıp ağladı. Validesi Aişe o vakit oğluna, ‘Ağla! Ağla! Eğer erkekler gibi mertçe savaşsaydın, şimdi kadınlar gibi ağlamazdın...’ deyince son melik, annesine şöyle karşılık verdi, ‘Ey validem! Bu felaketlerin benim ve halkımın başına gelmesine birinci sebep sen iken şimdi beni ayıplıyorsun. Vallahi evvelce senin böyle söyleyeceğini bilseydim, cesedimi Gırnata toprağında bırakıncaya kadar savaşırdım...’ ” Osmanlı gibi İslâm medeniyetinin zirvelerinden biri olan Endülüs’ü, Türk İslâm medeniyetini bir daha yıkılmayacak şekilde inşa etmek ve gelecek nesillere bırakmak için yakından tanımamız, düşünmemiz, hayal etmemiz lazım. Hilalin İki Ucu, Endülüs’ün, Güney Türkistan’ın (Afganistan), Arabistan’ın, Irak’ın, Suriye’nin akıbetine uğramamak için ibret dolu sayfalar sunuyor bize. 17 Ocak 2013 [1] Nar-ı Aşk, Sultan’ın Rüyası romanlarının ve Aşk-ı Muhammed (Ekrem Altıntepe ile birlikte) kitabının aynı zamanda minyatür sanatçısı yazarı. [2] Mine Sultan Ünver, Hilalin İki Ucu, İstanbul, Timaş Yayınevi, 2012, 224 sf. (Arslan Küçükyıldız)

Hilalin İki Ucu, Endülüs'teki İslam Devleti Ben-i Ahmer'in yıkılış sürecinde direnen son şehirlerden olan Granada ( Gırnata ) Emirliğine Fatih Sultan Mehmed tarafından bilgi toplamaları için gönderilen birkaç yeniçeri ile Türk beyinin oradaki insanlarla olan yaşanmışlıklarını anlatan bir roman. Tarihi roman sevenler için ideal, gençlik dizisi tadında. Roman, Endülüs tarihiyle ilgili bilgileri de yedirmiş içine. İlk uçan insandan, Oley'e, Boğa Güreşlerinden, Amiral kelimesinin hikayesine kadar ilginç bilgilere de yer veriyor. Ayrıca yaklaşık 700 yıl süren İslam Devleti'nin Aragon ve Kastilya krallıkları tarafından nasıl yok edildiğini ortaya koyuyor. Rahat okunan bir eser. (Mehmet Y.)

Yazarın Nar -ı Aşk kitabından sonra bu kitabı okuyup okumamakta tereddüt ettim. Nar-ı Aşk o kadar güzeldi ki hayal kırıklığına uğramaktan korkmuştum. Ama kitabı elime aldım ve bırakamadım. Endülüsün son demlerini anlatan kitap çok sürükleyici. İnsanı araştırmaya yöneltiyor. Teşekkürler Mine Sultan Ünver... (Birgül Özdemir)

Hilalin İki Ucu PDF indirme linki var mı?

Mine Sultan Ünver - Hilalin İki Ucu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hilalin İki Ucu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mine Sultan Ünver Kimdir?

1980 Çankırı doğumlu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisansını, aynı üniversitenin Geleneksel Türk El Sanatları bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Minyatür, tezhip ve ebru gibi geleneksel sanatlar üzerine serbest sanatçılardan ve Kültür Bakanlığı atölyelerinden eğitim aldıktan sonra minyatür sanatçısı olarak yurtiçinde, ABD’nin birçok eyaletinde ve Avrupa’da toplam 10 sergi açtı. Minyatür dalında Türkiye çapında iki ödül kazandı. New York ve Washington şehirlerinde yaklaşık iki yıl yaşadıktan sonra Avrupa şehirlerinde kısa süreli ikamet etti.

Üniversite yıllarında başladığı iş hayatına devam etmekle birlikte çeşitli dergiler için edebiyat, sanat ve tarih alanında öne çıkan simalarla söyleşiler hazırlayıp düzenli olarak kültür-sanat ve gezi yazıları yazıyor.

Mine Sultan Ünver Kitapları - Eserleri

  • Nar-ı Aşk
  • Sultanın Rüyası
  • Hilalin İki Ucu
  • Yanağımda Soğuk Bir Buse
  • Sesin Efendisi Itri Mucizem
  • Tanzimatın Validesi Bezm-i Alem
  • Aşk Medeniyetinin Sevda Hikayeleri
  • Aşk-ı Muhammed
  • Meluncanlar-Osmanlı'dan Amerika'ya
  • Çürük
  • Sırlı Kalem

Mine Sultan Ünver Alıntıları - Sözleri

  • Garip bir yolun yolcusuyum ben şimdilerde, öyle divane... (Nar-ı Aşk)
  • "Osmanlilarin yardimi olmasa o yitik hazine toprak altında kalmaya mahkum olup unutulacaktı. " (Hilalin İki Ucu)
  • Sevda geçer yalan olur, sonra sonu sokar yılan olur. (Tanzimatın Validesi Bezm-i Alem)
  • Susmaktır aşk, sermayesiz kalmaktır.. (Nar-ı Aşk)
  • Kimi densizler, savaşa cesaret edip çarpışan kadın gördün mü hiç derler! Cins-i latifi böylelikle küçümserler. Oysa yeryüzünün neresinde olursa olsun, kadınlar değil midir erkeklerin sebep olduğu savaşlarda asıl acıyı çeken? Şan, şöhret ve zaferler, kimi zaman savaşma arzusunu saklamak için onur ve gurur kisvesine sığınan erkeklerin olsun! Acılar ise kadınlar ve çocukların... (Meluncanlar-Osmanlı'dan Amerika'ya)
  • "Söze en güzel manayı verip onu şiir yapandı aşk. Aşk ölümdü, can vermeydi, kurban olmaydı... Bir gizli hazineydi ve ancak Bir olanaydı aşk!" (Sultanın Rüyası)
  • Anlam ile müziğin harman olup bir ahenge bürünüşüydü hissettiği. (Sesin Efendisi Itri Mucizem)
  • "Klapleri evirip çeviren, kaderde söz sahibi bir Allah O "Kün ! emrini verdikten sonra imkânsızdan bahsedilir mi? " (Hilalin İki Ucu)
  • Çünkü farklı olmak yalnızlığı da beraberinde getiriyordu. (Yanağımda Soğuk Bir Buse)
  • Demek ki bir insan gittiği yolda yalpalamıyorsa sınanmadığındandı. "Dünyadan geçtim" demek kolaydı. İş imtihan edildiğin vakit, dediğin gibi, inandığın, iddia ettiğin gibi davranabilmekteydi. (Sesin Efendisi Itri Mucizem)
  • Zira aşk korkaklara haram! (Yanağımda Soğuk Bir Buse)
  • İnsan olmanın karşılığıdır acı çekmek. Acı insanın gölgesidir. Olgunlaştırır, sağlamlaştırır, bir yandan da çürütür. (Yanağımda Soğuk Bir Buse)
  • Okudukça gönlüm meftun olur, ruhum huzur bulur, derdimin şiddeti, kederimin vahameti asgarileşir.. (Nar-ı Aşk)
  • Felaket, açlık, yokluk, belirsizlik, korku sadece acıyı, feryadı, yoksulluğu, öfkeyi büyütmüyor; çocukların yaşını da büyütüyor. (Yanağımda Soğuk Bir Buse)
  • "Bizim sevdamız vatanımız, Devlet-i Âl-i Osman'dır" (Hilalin İki Ucu)
  • "İyi ile kötü arasındaki ezeli mücadele büyük ordular ile değil, her seferinde bir hayat, bir insan üzerinden verilir." (Çürük)
  • " Sırf ona birşeyler söyleyebilmek adına kitaplar okuyor, şiirler ezberliyordum. Ah birde ezberimdekiler cesaret edip ona okuyabilsem." (Hilalin İki Ucu)
  • "Savaş barışı getirir miydi? Ölümün, vahşetin gölgelediği bir aydınlık mümkün müydü, öldürerek bir gelecek kurmak ihtimali sahiden var mıydı? Allah her şeyi hepimize yetecek kadar yaratmışken paylaşamadığımız neydi?" Peki ya yeryüzünde nizamı, adaleti yaymak, mazlumları zalimlere karşı korumak için kimi zaman savaşmaktan başka bir çare var mıydı? (Sultanın Rüyası)
  • Olsun Aşk yolunda heder olmak ne büyük bir iltifat .. (Nar-ı Aşk)
  • “Derdi olan neylesin?” (Aşk Medeniyetinin Sevda Hikayeleri)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle