İçkanama - Hüseyin Su Kitap özeti, konusu ve incelemesi

İçkanama kimin eseri? İçkanama kitabının yazarı kimdir? İçkanama konusu ve anafikri nedir? İçkanama kitabı ne anlatıyor? İçkanama PDF indirme linki var mı? İçkanama kitabının yazarı Hüseyin Su kimdir? İşte İçkanama kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Hüseyin Su

Yayın Evi: Şule Yayınları

İSBN: 9786052021545

Sayfa Sayısı: 144

İçkanama Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Özenle yerleştirdiler beni tabuta. Sayısız insandan izler taşıyan bir tahta kokusu... Bir el, soğudukça eğrilip kalan dizime bastırarak düzeltti. Ellerimi yanlarıma uzattılar. Sağa sola çarpmaması için başımın iki tarafını da ceketimle doldurdular. Gömleğimin dışarıda kalan yenini toplayıp içeriye aldıktan sonra tabutun kapağını üstüme kapattılar. Bütün dünya dışarıda kaldı.

Usta hikâyeci Hüseyin Su, uzun bir aradan sonra dördüncü öykü kitabı İçkanama’yla okurunun karşısında. Günlük hayatın içerisinde silik sayılabilecek bir insanın, iç dünyasında derinleştikçe yaşadıkları ortaya çıkıyor her bir öyküde. Dünya, acıma- sızlığıyla dönerken ona uyum gösteremeyenler içten içe yok olup bir içkanamanın kahramanları olarak dünyadan ayrılıyor.

İçkanama Alıntıları - Sözleri

  • Her insan kendi sonundan mı korkuyor?
  • Bazı şeyler de var ki insan onlara aldanır, aldanmak istediği için aldanır, bile isteye aldanır
  • İnsan yüzündeki bir çizgi, gözlerde parlayan ışıltı, sizi unuttuğunuz, belki de hiç hatırlamak istemediğiniz geçmişinize götürebilir, unuttuğunuz anılarınızın sıcak iklimiyle birlikte korkularınızı, ürpertilerinizi silip yatıştırabilir.
  • İnsan bir kez açmayagörsün hatıraların sıkışıp kaldığı sandığın kapağını.
  • Her zaman maskeli hâlimizle seviyoruz birbirimizi...
  • Ne yapalım ki başkaları için iyi olmak çok kolay, kendimiz içinse çok daha zor
  • Ne var ki unutarak kurtulmaya çalıştığımız o insan, yine de varlığıyla karşısındaki insanların çoğuna her zaman batar
  • İkna etme gücümüz, karşımızdaki insanların üzerinde olduğundan daha çok kendi üzerimizde etkilidir.
  • Bir insanın, bir başka insan karşısındaki duruşu, yüzüyle verdiği fotoğraf, hiçbir zaman o insanın kendisi değildir
  • Bir insanın yarasını ve taşıdığı yükü, eğik belinden değil, gözlerinin derinliğinden anlayabilirdiniz ancak

İçkanama İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okudukça yüzümüze çarpan, sarsıcı bir kitap, bir duygu sağanağı #içkanama. İnsan ruhunun en derinlerine inerek, yaraları olan birçok insanın kendini bulacağı bir eser vermiş yazarımız. Çerçeve anlatım daha da güzelleştirmiş bu kitabı. "Uyum fukarasıyım diye dert edindiği hali, tek başına kaldığında içinin en serin kuytusu olurdu hep," diye nitelendirdiği, hayata uyum sağlayamayan biri kitabımızın kahramanı. Öykülerde hep iç kanamalar mevcut. Kıymetli, etkileyici bir eser. (Şükran Binark)

#kitapyorumum #Ickanama #HuseyinSu Uzun zamandır okuduğum en iyi durum hikayesiydi. Giderken söyleyecek sözü olan,son bir defa arkasına dönüp bakmak isteyen ademoğlu ve havvakizlarinin duygudurum halleri muazzam bir şekilde anlatılmış. Okurken altını çizdiğim ,kendimden birçok şey bulduğum bir kitap.Sait Faik'in klasik durum hikâyelerinden günümüze kadar gelen modern hikaye geleneğinin en güzel örneklerinden bence. Yazarın " Gulsefdeli Yemeni " adlı kitabını da okumuştum ama bu kitabın daha etkileyici olduğu kanaatindeyim . Kitabı hediye ederek okumama vesile olan dostum/abim Maşuk Çabuk 'a tekrar teşekkür ederim. Kesinlikle tavsiye ederim.Birkac alıntı bırakıyorum kitaptan. * Birbirimize mirasımız giderken bırakabileceğimiz yalnizligimizdan ve yanlışlarımızdan ibaretmis sanki... *Hangi yaşa gelirsek gelelim ,kendimizi hiçbir zaman yeterince yaşamış saymıyoruz. *Her zaman maskeli halimizle seviyoruz birbirimizi... *Kendini parçalama, bütünleşir.Parcalarini kim toplar senden başka? (Öztürks)

İçkanama Hüseyin Su İçinde yaşadığımız toplumun, aile yaşantısını otobüsteki,sokaktaki, gözaltındaki insanımızın görünmez yaralarını teşhis edip tanımlayan, ruh hallerini anlatan öykülerden oluşan içkanama kitabı toplumdan soyutlanmak isteyen,mütemadiyen tutunamamış ana karakterin içsel serzenişleri etrafında şekillenen kurgu öykülerden oluşuyor.Gerçeklikten uzak, toplumumuza yabancı, hiçbir şey göremezsiniz Hüseyin Su'nun öykülerinde. Zaten ona göre öykü; içinde yaşadığımız toplumun değerlerinden tarihinden, geleneğinden yaşantısından uzak olamaz, olmamalıdır. Düşündüren öykülerdir, iç kanamanın öyküleri..ne kadar ezilmişlik korku ve güçsüzlük içerisinde olunursa olunsun teslimiyeti anlatmaz,teslimiyeti,yaşar ve yaşatır. Korku,güçsüzlük,ezilmişlik başrolde..çıkış yolu ise uzaklaşmak,kendi içine sığınmak ve kanamak..İnsanın iç dünyasına, iç dünyasının kıvrımlarına, ıssız köşelerinde öyküde yaptığı gezintileri kimileri eleştirecek olsa da bana göre bu gezintiler insan tanımanın,iyi bir gözlemci olmanın verdiği ustalıktır. Insanı okumak istediğim ve öykü sevdiğim için dünya'ya komple kul ve teslimiyet düzleminden bakan sufii,muhafazakar bir bireyin içsel dünyasın da yolculuk yaptım. "pişmanlığın bir yararı olsa keşke bu saatten sonra,ama olmayacak, biliyorum imkansız..." "...sonra tabutun kapağını üstüne kapattılar. Bütün dünya dışarıda kaldı." Günlük hayatın içerisinde silik sayılabilecek bir insanın, iç dünyasında derinleştikçe yaşadıkları ortaya çıkıyor her bir öyküde. Dünya, acıma- sızlığıyla dönerken ona uyum gösteremeyenler içten içe yok olup bir içkanamanın kahramanları olarak dünyadan ayrılıyor,öyküleri tükeniyor. Her insan bir öyküdür..her kitaptan öğrenilecek birşeyler bulunabilir.. Gürbüz Deniz (Gürbüz Deniz)

İçkanama PDF indirme linki var mı?

Hüseyin Su - İçkanama kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İçkanama PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüseyin Su Kimdir?

Ortaöğrenimini Kırıkkale’de, yüksek öğrenimini Ankara’da, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Memurluk, edebiyat öğretmenliği ve kütüphanecilik yaptı. Yazmaya ‘Edebiyat’ dergisinde başladı. İlim Sanat ve Mavera dergilerinde yazdı. HECE dergisinin kuruluşunda yer aldı. HECE, HECEÖYKÜ dergilerinin ve HECE Yayınları’nın yayın yönetmenliğini sürdürmekte. Öykülerinden ‘Ateş’, Boşnakçaya; ‘Ana Üşümesi’, ‘Gülşefdeli Yemeni’ ve ‘Giden Gün Ömürdendir’ Arnavutçaya çevrildi. Kitapları: Tüneller (öykü, Edebiyat Dergisi Yayınları 1983), Ana Üşümesi (öykü, Hece Yayınları 1999; Tüneller’in yeniden düzenlenmiş hâliyle birlikte); Gülşefdeli Yemeni (öykü, Hece Yayınları 1998; Türkiye Yazarlar Birliği 1998 Yılı Öykü Ödülü); Aşkın Hâlleri (öykü, Hece Yayınları 1999); Bir Yağmur Türküsü (deneme, Hece Yayınları 1999); Öykümüzün Hikâyesi (inceleme, Hece Yayınları 2000). Yayına hazırladıkları: Asaf Halet Çelebi Kitabı (inceleme, Hece Yayınları 2003; İlyas Dirin ve Şaban Özdemir’le birlikte); Teori ve Eleştiri (eleştiri, Hece Yayınları 2004); Düşünce ve Dil (deneme, Hece Yayınları 2004).

Hüseyin Su Kitapları - Eserleri

  • Gülşefdeli Yemeni
  • Aşkın Hâlleri
  • Ana Üşümesi
  • İçkanama
  • Yazı ve Yazgı
  • Ağılı! Ağılı!
  • Kalemin Yükü
  • Kırklar Cemi
  • Entelektüel Öfke
  • Takvim Yırtıkları Seti
  • Müstear Adresler
  • Edebiyat Eylemi ve Nuri Pakdil
  • Hikaye Anlatıcısı
  • Bir Yağmur Türküsü
  • Çağdaş Azerbaycan Öyküsü
  • Çağdaş Kırım Tatar Öyküsü
  • Keklik Vurmak
  • Gülşefdeli Yemeni
  • Sayılı Gündü Geçti
  • Asaf Halet Çelebi Kitabı
  • Düşünce ve Dil
  • Çağdaş Türkmenistan Öyküsü
  • Çağdaş Kazakistan Öyküsü
  • Öykümüzün Hikayesi
  • Çağdaş Gagauz Öyküsü
  • Çağdaş Özbek Öyküsü

Hüseyin Su Alıntıları - Sözleri

  • Düşünce de diriliş olmaksızın inançta diriliş gelişemez. İnanışta diriliş olmaksızın da duyuşta, duyarlıkta, yani sanat ve edebiyatta diriliş başlayamaz. (Kalemin Yükü)
  • "Kitaplar, önce adlarıyla vururlar okuyucuyu. Sonra da kapaklarıyla ve iç düzenleriyle. Güzel bir kitabı, adını okur okumaz, kapağını görür görmez yakından tanıdığımız çok olur. Güzel bir kapak ve adın ardında hiçbir şey bulamadığımız, yanıldığımız, yazıklandığımız da olur kuşkusuz. Kötü bir ad ve kapak nedeniyle önemsemediğimiz, hatta kaçırdığımız kitaplar az mı olmuştur?" (Bir Yağmur Türküsü)
  • Hatırlıyor musun, birbirimize birer pencere gibi açıldığımızı söylerdik. O pencereden ne denli az ya da çok şey gördüğümüz bir yana, gözlerimizi açmak gibi bir şeydi bu; bir kez daha ve göz göre göre doğmak gibi bir şey... (Aşkın Hâlleri)
  • İnsan bir kez açmayagörsün hatıraların sıkışıp kaldığı sandığın kapağını. (İçkanama)
  • Bazı şeyler de var ki insan onlara aldanır, aldanmak istediği için aldanır, bile isteye aldanır (İçkanama)
  • "Bir yanımızı türkülerde bulur, bir yanımızdan türkülerle vuruluruz her zaman." (Bir Yağmur Türküsü)
  • Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır. (Entelektüel Öfke)
  • “ibrâhim, gönlümü put sanıp kıran kim” (Asaf Halet Çelebi Kitabı)
  • Hiçbir yazar, inançlarının, dünyayı kavrayışının, siyasal görüşlerinin; esasen de insan oluşunun kendisine yüklediği sorumluluktan bağımsız olarak istesede yazamaz; hatta yazmaması gerekir. (Kalemin Yükü)
  • "Kalbimizde eşiği geçen yüzümüzün gülümsemesine denk düşmez mi? (Bir Yağmur Türküsü)
  • "Nuri Pakdil'i saygıyla analım. 1972'de kendisini tanıdığımda, Kırıkkale gibi bir kasabadan gelmişiz. Nuri Pakdil'le görüşüyoruz. Elimde bir kitap var, kitabın ortasında da bir kalem var. Kendisiyle görüşürken kitap da elimde. Ayrılırken bana; "Bir dahaki görüşmemizde elinizde bir "çantanız" olacak. Çantanızın içinde de okuduğunuz kitabınız, derginiz. Not aldığınız defteriniz ve kaleminiz olacak" dedi. "Mümkünse bir de imlâ kılavuzu olacak" diye ekledi. O günden sonra ilk işim, bir çanta almak ve taşımak oldu. Aynen kendisinin tavsiye ettiği gibi okuduğum kitabı, izlediğim aylık dergileri, not tuttuğum defteri, kalemi, hatta biraz da gençliğin verdiği hevesle (okuduğu kitabı kendisi çok düzgün çizdiği için ben de) bir küçük cetvel alıp çantama koymuştum. Bütün bunlar yazar hayatına dahil. Hatta yazar hayatında çok önemli bir yeri vardır bunların. Olsa ne olur, olmasa ne olur, diye düşünmemek gerekir. Çünkü yazarlık, göçebe hayatı, ayaküstü yaşamayı kaldırmaz. Mutlaka hem evinizin içinde hem genel haya tinizin içinde, yerleşik bir hayat ister. Bunun içerisine çantanız, masanız, kaleminiz, defteriniz ve kitaplığıniz... her şeyiniz dahildir. Bütün bunlar bir ‘yazar hayatı içerisinde değerlendirilebilir. (Sayılı Gündü Geçti)
  • Sadece sözcükler değil yazınsal ve sözel dolaşımdan çekilen. Anlam dünyası da çekildi dilimizden; sözcük dağarcığımız bunun için daraldı. Yani dilimiz de hayatımız gibi, tarihimiz ve kültürümüz gibi kısaldı, kısırlaştı. (Keklik Vurmak)
  • "İnsanlardaki doğal hüzün onları hikayecisi yapmaktadır." Peter Bichsel (Hikaye Anlatıcısı)
  • "Sen gidince gönlüm karışıyor." (Aşkın Hâlleri)
  • Sürekli kendinizle konuşmak, kendinizi dinleyip durmak oldukça yorucudur. (Ağılı! Ağılı!)
  • Bir insanın, bir başka insan karşısındaki duruşu, yüzüyle verdiği fotoğraf, hiçbir zaman o insanın kendisi değildir (İçkanama)
  • Umuyorum ki insanlar bir gün bu sanal belirsizlik ortamından bıkacak, yorulup geri dönecekler ve unuttukları mürekkep kokusunu hatırlayacaklardır... (Keklik Vurmak)
  • Beklemesini bilen neler görmezdi... (Gülşefdeli Yemeni)
  • Dizüstü de olsa yürümekten başka seçeneğimiz mi var? Yol, içimizden başlıyor ve içimizden geçip gidiyor zaman zaman sarpa da sarsa. (Yazı ve Yazgı)
  • Oldum olası bir söz ilgilendirmiştir beni; ‘Eylem’ sözü. Varoluşumuzu bu sözden başka hiçbir sözle açıklayamayız. (Entelektüel Öfke)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle