İçki Cumhuriyeti - Mo Yan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

İçki Cumhuriyeti kimin eseri? İçki Cumhuriyeti kitabının yazarı kimdir? İçki Cumhuriyeti konusu ve anafikri nedir? İçki Cumhuriyeti kitabı ne anlatıyor? İçki Cumhuriyeti PDF indirme linki var mı? İçki Cumhuriyeti kitabının yazarı Mo Yan kimdir? İşte İçki Cumhuriyeti kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Mo Yan

Çevirmen: Erdem Kurtuldu

Editör: Seçkin Selvi

Editör: Cem Alpan

Tasarımcı: Alper Zeki

Orijinal Adı: 酒国

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750748561

Sayfa Sayısı: 488

İçki Cumhuriyeti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu çarpıcı epik romanda Çin’in yaşayan en önemli yazarlarından Mo Yan, okurlarını hayalî bir diyara, İçki Cumhuriyeti’ne götürüyor. Hurafelerin, açgözlülüğün ve gerçeküstü olayların hüküm sürdüğü bu yozlaşmış diyarda, yetkililer tuhaf olayların yaşandığına, halkın ölçüsüz bir yeme alışkanlığına kapıldığına dair duyumlar alır ve olayları araştırmak üzere bölgeye emektar Müfettiş Ding Gou’er’i gönderir. Ancak soruşturma sırasında Ding’in gerçeklik duygusunu kaybetmesine neden olacak absürd hatta fantastik gelişmeler yaşanacaktır.

Olay örgüsünün arasında da, İçki Yapımı Üniversitesi, Harmanlama Bölümü’nde doktora öğrencisi ve bir yazar adayı olan Li Yidou tarafından yazar Mo Yan’a yazılmış mektuplara yer verilir. Bu mektuplara birer kısa öykü de eklenmiştir. Ne var ki Li’nin her biri öncekinden daha fantastik ve kötücül hale gelen öykülerinde anlatılanlar gittikçe Ding’in İçki Cumhuriyeti’nde çektiği eziyetlere benzemektedir.

Muazzam bir yaratıcılık sergileyen, siyasi açıdan yıkıcı ve kışkırtıcı bir roman olan İçki Cumhuriyeti, Nobel Ödüllü Mo Yan’ın, hiçbir iktidar ve baskı odağının hayal gücünü yok edemeyeceğini kanıtladığı evrensel bir roman.

İçki Cumhuriyeti Alıntıları - Sözleri

  • ".... gerçek güzellik, çirkinliği güzelliğe dönüştürmektir."
  • "Aslında, hayatını bir kaz tüyü kadar hafife alırsan bu hayatta öğrenemeyeceğin hiçbir şey olmaz."
  • ".... Başarıya giden yolda kestirme yoktur, sadece dağın o engebeli yolunu tırmanmaktan korkmayan, cesur insanlar zaferin o şanlı zirvesine ulaşmayı umut edebilirler!"
  • Eğer uzun mesafe koşabilen safkan bir atsan,bir yerlerde seni keşfedecek bir yetenek avcısının olduğuna inanıyorum
  • Gecenin bir yarısı patlayan bir silah sesi cinayet ya da intihar dışında neye delalet edebilirdi ki?
  • ".... kibir ve alçakgönüllülük birbiriyle hem çelişen hem de bağlantılı iki insanî tutumdur, hangisinin iyi hangisinin kötü olduğunu söylemek çok zor. Gerçek şu ki kibirli görünen insanlar aslında çok alçakgönüllüdür, alçakgönüllü görünen insanlarsa özünde çok kibirlidir."
  • İçkinin karakteri pervasızdır,dizginlenemez;içkinin mizacı sular seller gibidir,ağzına geleni hiç çekinmeden söyler
  • ... bu dünyada Tanrı 'nın gücüne gitmeyen bir sürü insan var,
  • “... içki içerken şarkı söylemek güzel bir kadına serenat yapmaya benzer, hayat kısadır, güzel kadınlar sabah çiyi gibidir.”
  • Kadeh kaldırıp ayı da çağırıverdim,gölgemle birlikte üç kişiyiz artık
  • “Konfüçyüs’e göre insan doğuştan iyidir ve bu iyilik kişinin önce kendini sevmesiyle başlar, ...”
  • Sarayda tanıdığın varsa memur olmak kolay,eskiden beri böyle süregelmiştir
  • ...sakın çekinmeyin, eşeklerin vücudundan gelen bu iki hazine kötü gözüküyor ama tadı çok lezzetlidir, yemezseniz çok şey kaybedeceksiniz, yerseniz yine çok şey kaybedeceksiniz , gömülün hadi , yiyin , yiyin , yiyin hadi şu Ejderha ve Zümrüdüanka’nın Getirdiği Şansı.
  • yaranız kabuk bağladıktan sonra çektiğiniz acıyı unutmayın sakın
  • Güzellikle çirkinlik gözünü kapattığında aynı şeydir.

İçki Cumhuriyeti İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sağlığına içiyorum Mo Yan: Bu yazıya 2 kadeh Kızıl Yeleli At, 3 kadeh İlk Görüşte Aşk, 3 kadeh Ateş Bulutu Yakar, sayısını hatırlamadığım kadar Bulut ile Yağmurun Aşk Mayası ve 2 fıçı Üst Üste Binmiş Yeşil Karınca, ha bir de İçki Şehri’nin son icadı Maymun Likörü içtiğimi söylemeden başlarsam yazdıklarımı ciddiye almış olursunuz. Zaten böyle bir inceleme ve söz konusu kitap ne ayık kafayla okunur ne de yazılır, okunsa da bir şey anlaşılmaz. Siz okurlara da ikram etmek isterim, özellikle İçki Cumhuriyeti’nin en son icadı Maymun Likörü’nün tadı bir enfes. Bu içkiler insana kafayı bulmuş çirkin bir kertenkele gibi hissettiriyor. (bu benzetmeyi de senden çaldım) Mo Yan sen ne anasının gözü şeysin öyle! Bu kitabı hangi kafayla yazdın? Hadi yazdın, beni gülme krizlerine soktuğun o benzetmeleri ne tarafından uydurdun? Sendeki hayal gücü ve saçmalara kabiliyeti içkiden kaynaklı olamaz! İçki Cumhuriyeti’ne yaptığın gezide sana kesin bir şey yedirdiler! Senin kadar lafını esirgemeyen, ağzı bozuk, küfürbaz, boşboğaz, yılandilli vesaire vesaire bir yazar daha tanımadın. O kadar saçmalık içinde her şeyi ne güzel anlatmış ya! Ben senin kadar cüretkâr olsam bu yazıyı yazarken, beni bu sitenin kapısından sokmayı bırak ömrü billah kitap okutmazlar bana! Ben de burada saçmalamak istiyorum ama senin kadar kafayı bulamıyorum. İçki ve edebiyat birleşince ortaya ne çıkar diye merak etmeyin, buyrun İçki Cumhuriyeti’ne. Burada en başta saçmalamak serbest! Dilimize taze taze çevrilen, dumanı üstünde canlı kanlı bir Mo Yan kitabı! Muazzam bir hayal gücünden doğmuş bir hikâye! İnsanın ağzı sulanıyor! Çıkmasını aylarca beklediğim bu kitap beklentilerimi karşıladı desem yalan söylemiş olurum, biraz tuzu eksik olmuş, tadında da bir gariplik var ama yine de yazarın çok yakın bir dostu olmam münasebetiyle kendisini affediyorum! Kitap edebi bakımdan karnımı çok doyurmasa da beni fazlasıyla eğlendirdi. Hikâyemiz İçki Cumhuriyeti’nde parti yetkililerin sazlı sözlü alem yaptıkları, ziyafetlerinde canlı çocuklar yedikleri iddialarını araştırmak için Müfettiş Ding Gou’er’in görevlendirilmesiyle başlıyor. İçki ülkesi hayali bir şehirdir. Haritada böyle bir yer yok (Acaba? İnansam mı?) ama bu ülkede sınırsız bir tüketim, israf ve pislik var. Fark ettiğiniz gibi bir dedektif roman havasında başlayan kitap gerçek ve fantezinin absürt bir sevişmesi haline dönüşüyor. Kimin altta kim üstte olduğuna karar vermek bir yerden sonra önemini de yitiriyor ve bir süre sonra buhar olup uçuyor. Zaten yazarın genel olarak amacı da gerçeklik ile hayal gücü arasındaki sınırları bulandırmak. Kafamızı fazlasıyla bulandırdığı gibi bunu da bir güzel başarıyor. Sarhoş biri için gerçek ve hayal nasıl birbirine girmişse burada da durum aynen budur. Kitap 1989 ila 1992 yılları arasında Çin Ekonomik Reformu ve pek çok sosyal hareketlilikten sonra yazılmış. Kitapta özetle bedensel ve zihinsel arzularımızın içki içerek, güzel yemekler yiyerek, seks ve gücün peşinden giderek tatmin edilebileceği gerçeği üzerinde duruluyor. Bu romanda insan eti insanların zihinsel ve bedensel ihtiyaçlarını tatmin etmek eden bir lezzettir. Kitapta tasvir edilen hiyerarşik toplumda insanlar alt ve üst sınıf olarak kategorize edilmiş. Burada hayatta kalmak için ya öldüreceksin ya da öleceksin. Mo Yan’ın her şeyden önce bu kitabı Çin’in yamyamsı doğasına karşı sosyolojik bir eleştiri olarak yazdığı söyleniyor. (Sanırım bir ara da yasaklanmış bir kitap) Öyle ki kitapta tasvir edilen yemekleri acaba hangi mide sindirebilir? Mideniz sağlam değilse bu kitap size çok iğrenç gelebilir. Kan ve pislik hiç bitmiyor. Açıkçası kitapta adı geçen yemekleri yemeyi geçtim, zihnimde canlandırırken bile midem bulanıyor. Hemen birkaç tarif vereyim. Aklıma ilk gelenler: maymun beyni, ornitorenk buğulama, (Ah bu yemeğin bir yapılışı var, öyle güzel anlatılmış ki!) ayı pençesi, deve toynağı, hayvanların cinsel organları, kırlangıç yuvası, perdeli ördek ayağı, hayvanların tüm sakatatları ve daha yüzlerce çeşit yemek… Özetle herhangi bir hayvanın yenmeyen hiçbir tarafı yok bu ülkede… Sırf tasvir edilen yemeklere bakarak bile insan doğasındaki yemek ve seks ihtiyacının en nadir, en ilginç şekilde nasıl ortaya çıktığını görmek hiç de zor değil. Cinsel istek yeme ve içme ile ilişkilendiriyor sürekli. Burada materyalist, zenginlik ve refah arzusuyla yanıp tutuşan bir toplum var. Çin toplumunda, devrimde sonra insanlara hizmet etmek ve onları mutlu etmek anlayışı yerini sadece zengin insanların mutluluğuna bırakmıştır. Yeni slogan her ne pahasına olursa olsun “parayı takip et, zevklerin peşinden koş” olmuştur. Sonuçta bürokrasi ve yozlaşma yüzünden tüm etik değerleri yerle bir olan bir toplum hortlamıştır. Güç, para ve zevk bu yeni toplumda üç belirleyici unsur olmuştur. Mo Yan insan yaşamı ve alkol arasındaki ilişkiden başlayarak, paranın, hırsın, sınırsız zevk almanın doğasına iniyor, bu unsurların çağdaş toplumda nasıl bir güç savaşına dönüştüğünü çeşitli metafor ve benzetmelerle anlatıyor. Kitap 10 bölümden oluşuyor, her bölüm de 4 kısma ayrılıyor. Mo Yan tarafından yazılan Ding’in araştırması, Li’nin Mo Yan Hoca’ya yazdığı mektup, Li’nin yazdığı bir kısa hikâye ve Mo Yan’ın Li’ye cevap olarak yazdığı mektup. Li, burada İçki Cumhuriyeti’nde likör çalışmaları yapan bir doktora öğrencisidir ve aynı zamanda edebiyata meraklı bir Mo Yan hayranıdır. Mo Yan’dan yazdığı mektuplarda edebiyatına dair kendisine tavsiyeler vermesini ister. Tüm bu anlatılar her ne kadar birbirlerinden uzak gibi görünseler de aslında birbirleriyle çok yakından ilişkilidir. Her birinde bir parça gerçeklik, bir parça kurgu saklı. Burada iç içe geçmiş 4 dünya var. Evrensel küme gerçek dünya. Alt kümeyi mektuplar oluşturuyor. Kesişim kümelerini de Li’nin hikâyeleri ile Mo Yan’ın romanı dolduruyor. Yazar okurun kafasını karıştırmak için her şeyi yapıyor. Zaman ve mekân algısı da bir süre sonra belirsizleşmeye başlıyor. Hatta kitabın sonlarında da bilinç akışı tekniğine şahit oluyoruz. Son bölümlerde Mo Yan’nın bilinçaltı bizimle konuşmaya başlıyor, aklımıza tabii hemen Ulysses geliyor burada. Li’nin İçki Cumhuriyeti hakkında yazdığı hikâyeler gerçek mi değil mi bunu bilmiyoruz ama her şey oldukça gerçekçi görünüyor. Müfettiş Ding’in yapacağını Li yapıyor. Müfettiş ana kahraman olmasına rağmen okura İçki Cumhuriyeti hakkında çok bilgi vermiyor çünkü onun kafa oraya vardığından itibaren bin beş yüz oluyor. Gördüklerine, duyduklarına, bize bildirdiklerine ne derece güvenebiliriz? Arzu ve şehvet dedektifimizi o ülkeye adım attığı anda ele geçiriyor, görevini unutuyor ve kişisel istekleri ön plana çıkıyor. Dedektif başından geçenler hakkında bize hiçbir bilgi vermiyor, bu görevi Li’nin mektupları ve hikâyeleri üstleniyor. Bundan dolayı da kitaptaki en önemsiz karakter durumuna düşüyor müfettiş. Mo Yan da kitaptaki önemli karakterlerden biridir, ancak onun da sonu dedektif gibi oluyor. Bi’ kadeh daha? Şekil, biçim, anlatım bakımından çok farklı bir romanla karşı karşıyasınız. Böyle bir kitap herkese göre mi bilemiyorum ama bu kitabı sevmek için Mo Yan’ı biraz okumuş, onun tarzına aşina olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Mo Yan bana hep keyif vermiştir. Alakasız kelimeleri çok başarılı bir şekilde bir araya getirerek okuyucuyu güldürmeyi ve düşündürmeyi başarıyor bence. Kullandığı metaforlar da son derece yerinde. Evet, son söz olarak ne demeli bilmiyorum ama ortaya çok farklı bir kitap çıktığı gerçek. Mo Yan eline sağlık! Saçmaladığımı düşünüyorsanız sorumlusu ben değil, üst üste içtiğim Üst Üste Binmiş Yeşil Karıncalar likörüdür. (N)

Yozlaşmış Bir Toplum Olan İçki Cumhuriyeti: Bugüne kadar okuyup da bu kadar rahatsızlık duyduğum bir kitap olmadı. Kitap son derece rahatsız edici olmasının yanı sıra içinde Çin Kültürüne ait bir sürü öğe barındırıyor. Okurken hem öğreniyor hem de yozlaşmış bir toplumu yakından inceliyoruz. İçki üzerine kurulu bir Cumhuriyet ve bunun etrafında oluşan yapılar, meslekler ve olaylar... Mo Yan'ın okuduğum ilk kitabı oldu İçki Cumhuriyeti. Genelde Kırmızı Darı Tarlaları'yla bilinir yazar. Hatta bir çok okuyucu yazarı bu kitapla okumaya başlanmasını önerir. Belki de haklılar. Ama kendi açımdan hiçbir eksiklik yaşadığımı söyleyemem, aksine Kırmızı Darı Tarlaları'nı okumak için çok sabırsızım. Son zamanlarda sürekli dünya yazarlarını okumak, hiç bilmediğim bir ülkenin yazarıyla o ülkenin toplumunu tanımak amacı içerisindeyim. Yine de "Çinlileri İçki Cümhuriyeti kitabıyla değerlendirmek doğru olur mu?" diye soruyorum kendime. Sanırım kitabın yasaklanmasını hatta Mo Yan'ın en çok yasak yiyen yazar olarak düşünürsek, Çin Kültürünün bazı öğelerini bu kitapla değerlendirmek doğru olur diyorum. Özellikle onların buldukları her canlıyı yemeleri, bu kitapta geçen olayların doğru olabileceğini de düşündürtmüyor değil. Kitaba gelecek olursak, kitap harika bir metakurmaca örneği. İçki Cumhuriyeti şehrinde yaşanan sıra dışı, hatta insanlık dışı olaylarını aydınlatmak üzere bir polis şefi gönderilir. Polis şefi burada istediğini bulamaz çünkü onu aynı kitapta yazarın kendisi kaybeder; bu kısım kitabın kendi içinde Mo Yan'ın yazdığı romandır. Aynı zamanda kitapta İçki Cumhuriyeti şehrinden bir içki doktorunun Mo Yan'a yazdığı mektup ve öykülerden de oluşuyor. Bir de Mo Yan'ın bu mektuplara verdiği cevaplardan. Yani Mo Yan aynı zamanda kitabın içinde bir kahraman olarak bu kitabın yazım hikayesini de bize anlatıyor. Bu kitapla ilgili ince noktalar var. Onlara değinmeden aslında tam bir inceleme yazmak söz konusu değil. Kitabı hiç okumamış olanların merakını kırmamak için bunlara değinmiyorum. Bu yüzden fazla ipucu vermeden kitapla ilgili düşüncelerime devam edemiyorum. Bana göre metakurmaca örneği okumak isteyen okurlar mutlaka okumalı bu kitabı. Metakurmacayı merak etmeyenlerde okumalı. Ama kitabı okurken gerilmeye hazır olun. Ve elinizden bırakmayın. (GökHan)

Bu kitap hakkında söyleyecek o kadar çok şey var ki, nereden başlayacağımı bilemedim. Mo Yan benim için kalemine hayran kaldığım, okurken sarhoş eden, tokat yemiş gibi çarpan nadir yazarlardan biri. Roman dedektiflik romanı olarak başlıyor ve bir takım iğrençlikler, içki, seks ve biraz da yemek tarifiyle devam ediyor. İçki Şehri olarak geçen bu yerde yemek sanatının doruğa ulaştığını söylemek yanlış olmaz. İçki ile cinsellik arasında kurulan bağ ve içkinin ve yemeğin cinsel haz kadar tatmin edici olabileceğini fazlasıyla görüyoruz. Mo Yan'in çok sevdiğim romanı Kızıl Darı Tarlalarının da bahsi geçmesi beni oldukça sevindirdi. Kızıl Darı Tarlalarını okuyanlar Mo Yan'in darı likörü tarifini oldukça iyi bilir! Kitapta tasvir edilen yemeklerin ismini söylesem kesinlikle mide bulandırıcı gelebilir ancak Mo Yan hoca öyle anlatmış ki kendimi bu yemekleri tatmak isterken buldum. Hatta biraz ileri gidip bu yemekleri Çinli arkadaşlarımla tartıştım ancak onlar kitabı okumadığından benim delirmiş olduğumu düşündüler. (Kitapta geçen tüm yemekler hakkında değil bu! Sadece bir ikisini denemek istedim.) Özellikle beni etkileyen yemeklerden biri de Kırlangıç Yuvası Çorbası oldu. Sebebi daha birkaç ay önce çeviri dersinde karşıma çıkmıştı bu yemek. O zaman derste gerçekten de yuvayı çorba yapacak değiller canım diyerek bu yemeğin isminin sadece bir metafor olduğunu düşünmüş, yemeğin kırlangıç yuvasına benzediği için bu ismin verilmiş olduğunu düşünmüştük. Ancak kitapta yemeğin gerçekten de yuvalardan yapıldığını öğrenmek, üstüne bir de yapılış şeklini ve ne ölümcül olduğunu görmek beni oldukça etkiledi. Elbette 1992'de yazılmış bu romanın kurgu barındırdığını Mo Yan'in usta yazar olduğunu göz önünde bulunduracak olursak böyle bir yemeğin artık varlığını zar zor sürdürdüğünü düşünmek de yanlış olmaz. (Çinli arkadaşlarım böyle bir yemek olduğunu dahi bilmediklerini söylediler.) Mo Yan yine bambaşka bir roman sunmuş bize. Okurken sizi garip bir şekilde acıktıran, midenizi bulandıran ve o likörleri tatmak için delirten bir roman. Bu yazarı arkadaşlarıma önerirken kesinlikle önce başka romanlarıyla başlamalarını söyledim. Çünkü bu roman yutulması zor türden bir roman ve Mo Yan'i tanımayanlar için zorlayıcı olabilir. Son olarak kalemine sağlık Mo Yan! (Not: Keşke Li Yidou bana da Üst Üste Binmiş Yeşil Karıncalar likörü yollasaydı.) (xipuya)

İçki Cumhuriyeti PDF indirme linki var mı?

Mo Yan - İçki Cumhuriyeti kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İçki Cumhuriyeti PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mo Yan Kimdir?

Guan Moye (Mo Yan) (doğum 17 Şubat 1955), Çinli yazar. Gerçek adı Guan Moye'dir fakat eserlerinde Çince "Konuşma!" manasına gelen Mo Yanmahlasını kullanır. "Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhuru" diye bilinir. Batı dünyasında Kızıl Darı Tarlaları filmine konu olan iki romanı ile bilinir. Çin'in Franz Kafka'sı ya da Joseph Haller'i olarak gösterilir. İsveç Akademisi'nin "som med hallucinatorisk realism förenar saga, historia och samtid - who with hallucinatory realism merges folk tales, history and the contemporary", yani "sanrısal gerçekçilikle halk hikayelerini, tarihi ve şimdiyi kaynaştırma"daki ustalığına yaptığı atıfla 2012 Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür.

Mo Yan Kitapları - Eserleri

  • Değişim
  • Kızıl Darı Tarlaları
  • İri Memeler ve Geniş Kalçalar
  • Yaşam ve Ölüm Yorgunu
  • Saydam Turp
  • İçki Cumhuriyeti

Mo Yan Alıntıları - Sözleri

  • Bazen insan ırkının bozulmasıyla gittikce daha zengin ve daha rahat hayat koşullarının oluşması arasında bir baglantı olduğunu düşünüyorum.Zengin ve rahat hayat koşullarınin peşine düsmek insan ırkının hedefidir,ama bu hedefe ulaşmak bazı koşullara baglıdır,bu da kaçınılmaz olarak derin ve korkutucu bir çelişkiyi ortaya çıkarır.Insanlar insan ırkina ait bazı mukemmel özellikleri kendi çabalarıyla ortdan kaldırirlar. (Kızıl Darı Tarlaları)
  • İnsanoğlu toprağı bir anlığına ihmal etse, toprak onu bir yıl unutur. (Yaşam ve Ölüm Yorgunu)
  • "Şu küçük zavallıya bakın hele! Böyle bir havada yarı çıplak sokağa salmışlar." "Senden çıkmadıysa sevemiyorsun işte çocuğu." (Saydam Turp)
  • Bir kaç gün önce şantiyedeki herkes öğle yemeğine gittiğinde demirci ustalarından birinin, çekiciyle çeliğe su vermek için kullandığı yepyeni kovası çalındı. Bunun üzerine Liu Taiyang bent kapağının üzerine çıkıp herkese bir güzel sövdü durdu yarım saat. Kara Çocuk'a yeni bir görev verdi: Her öğlen diğerleri yemek yerken şantiyede kalıp aletlere bekçilik edecekti, öğle yemeğiniyse demirci ustaları getirecekti mutfaktan, " Bu küçük köpek de bedava öğle yemeği yemiş olacak" dedi Müdür Yardımcısı Liu. (Saydam Turp)
  • ...sakın çekinmeyin, eşeklerin vücudundan gelen bu iki hazine kötü gözüküyor ama tadı çok lezzetlidir, yemezseniz çok şey kaybedeceksiniz, yerseniz yine çok şey kaybedeceksiniz , gömülün hadi , yiyin , yiyin , yiyin hadi şu Ejderha ve Zümrüdüanka’nın Getirdiği Şansı. (İçki Cumhuriyeti)
  • " Birbirlerinden binlerce kilometre uzakta olsalar da birbirlerine görünmez bir aşk ipiyle bağlıdır gerçek âşıklar, bir ömür boyu sürecek aşk eninde sonunda karşına çıkar, bundan kaçış yoktur." (Kızıl Darı Tarlaları)
  • Her bekleyişin bir sonu olduğunu, bu son ortaya çıkınca da bu sonun ne kadar sıradan ve öylesine kendiliğinden olduğunu çok sonraları kavramış. (Kızıl Darı Tarlaları)
  • “...ağaçlar yerinden olursa ölür ama insan yaşamaya devam eder.” (Değişim)
  • Kadınların gözyaşlarına dayanamıyorum. Kadınlar ağlar ağlamaz burnumun direği sızlardı. Kadınların ağlarken gördüğüm an düşüp bayılırdım. Bu zayıf mizacım bütün hayatımı mahvetti. (Yaşam ve Ölüm Yorgunu)
  • Kadeh kaldırıp ayı da çağırıverdim,gölgemle birlikte üç kişiyiz artık (İçki Cumhuriyeti)
  • Sarayda tanıdığın varsa memur olmak kolay,eskiden beri böyle süregelmiştir (İçki Cumhuriyeti)
  • Gerçekler hitabet sanatından daha üstündür, yalan gerçeği örtbas edemez, halka açık toplantılarda sık sık bunu dile getirdi dedem. (Saydam Turp)
  • İçkinin karakteri pervasızdır,dizginlenemez;içkinin mizacı sular seller gibidir,ağzına geleni hiç çekinmeden söyler (İçki Cumhuriyeti)
  • Zaman değişti, her şey bunun kanıtı adeta. (Değişim)
  • ".... Başarıya giden yolda kestirme yoktur, sadece dağın o engebeli yolunu tırmanmaktan korkmayan, cesur insanlar zaferin o şanlı zirvesine ulaşmayı umut edebilirler!" (İçki Cumhuriyeti)
  • Ama benim tüm yaşamım bir mücadeleyle geçti, nerede bir hayat varsa orada bir mücadele var, derler ya hani, işte öyle. (İri Memeler ve Geniş Kalçalar)
  • “... içki içerken şarkı söylemek güzel bir kadına serenat yapmaya benzer, hayat kısadır, güzel kadınlar sabah çiyi gibidir.” (İçki Cumhuriyeti)
  • Tüm yaşanmışlıklar hoş kokulu meyvelere ve yere düşen oklara benziyormuş. Tüm yaşanacaklarsa ninemin belli belirsiz görebildiği bazı kısacık aralıklarmış.Sadece şu kısa, yapışkan ve kaygan bir şimdi varmış ninemin umutsuzca tutunmaya çalıştığı. (Kızıl Darı Tarlaları)
  • Topraktan gelen her şey yine toprağa döner. (Yaşam ve Ölüm Yorgunu)
  • Aşksız evlilik en büyük ahlâksızlıktır. (Yaşam ve Ölüm Yorgunu)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle