İlişki sorunlarının en belirgin sebepleri nelerdir?

Evlilik, öncelikle kendini ve beraberinde partnerini anlama becerisine sahip olunmasını gerektirmektedir.

Çiftlerin birbirlerine destek olmalarında, yardımlaşmalarında, mutluluklarında ve belki de ailenin oluşmasında aşk-sevgi en önemli itici güçlerden biri olmasına karşılık ilişkinin temel yapısını sevgi belirlemez. Kişisel özellikler ve beceriler ilişkinin sürmesi ve gelişmesi için en önemli belirleyicidir. Mutlu bir ilişki için belirleyici olan kişisel özellikler: sadakat, duyarlık, cömertlik, saygı, bağlılık, sorumluluk, güvenirliktir. Eşlerin birbiriyle yardımlaşmaya, uzlaşmaya birlikte kararlar alarak uygulamaya gereksinimleri vardır. Eşler birbirlerine karşı esnek, kabullenici ve bağışlayıcı olmak zorundadırlar. Birbilerinin hatalarına, eksiklerine ve özelliklerine karşı hoşgörülü olmaları gerekir. n hareketle, tartışabilme, farklılıkları kabul edebilme ve problem çözebilme becerileri,Bu özellikler zamanla beslendikçe, ilişki gelişir ve olgunlaşır çünkü evlilik, öncelikle kendini ve beraberinde partnerini anlama becerisine sahip olunmasını gerektirmektedir. Bu temelde evliliğin sağlıklı bir şekilde devam ettirilebilmesi bakımından gerekli unsurları oluşturmaktadır. Bazı durumlarda bu becerilerin edinilmemesi, bazı durumlarda ise bu becerilerin yeterince uygulanmaması evlilikte sorunlar yaşanmasına sebep olabilmektedir. 

Çiftler sıklıkla kendi ilişkilerinin dışındaki diğer insanlara nasıl uyum sağlanacağı konusunda usta olmasına rağmen, çok az insan yakın bir ilişkiye o ilişkiyi mutlu kılacak temel birtakım bilgilerle girer. Yakın ilişkiye giren insanlar nasıl birlikte karar alınacağını veya partnerin verdiği dolaylı mesajların nasıl çözüleceğini sıklıkla bilmiyorlardır. Günlük hayatlarında karşılaşılan bir çok problemi beceriyle çözebilen çiftler  çoğu zaman iş aralarındaki sevginin günden güne azalması olduğunda ne yapacaklarını bilemezler.

Evlilik hatta birlikte yaşam, yaşamdaki diğer ilişkilerden farklıdır. Bir çift uzun süreli bir ilişkiyi amaçlayarak birlikte yaşamaya başladığında birbirleriyle ilgili belli beklentiler duymaya başlarlar. İlişkinin yoğunluğu, yıllardır uyuya kalmış; koşulsuz- şartsız sevgi, sadakat ve destek özlemlerinin canlanmasına yol açabilir ve eşler ya açık olarak sözleriyle ya da dolaylı olarak eylemleriyle birbirlerinden bu derin ihtiyaçlarının karşılanmasını  beklerler. Eşlerin yaptıkları şeyler ne olursa olsun çoğu zaman kendiliğinden bu arzular ve beklentilerden köken alan anlamlar taşırlar.

Özellikle derin ve yoğun bağımlılık içinde olan çiftler, duyguların ve beklentilerin gücü nedeniyle birbirlerinin eylemlerine ciddi, sıklıkla da keyfi atıflar, sembolik anlamlar yükleyerek hareketlerini yanlış yorumlamaya eğilimlidirler. Çatışma ortaya çıktığında, sıklıkla yanlış iletişimin bir sonucu olarak, eşler aralarındaki çatışmayı çözülebilecek bir sorun olarak görmekten çok birbirlerini suçlama eğilimine girerler. Güçlükler ortaya çıktıkça ve düşmanlıklar ve yanlış anlamalar çoğaldıkça, çiftler eşlerinin onlara sağladığı olumlu şeyleri - destekleyen, birlikte olmaktan ve bir şeyler yapmaktan hoşlandıkları, aileyi birlikte kurdukları ve paylaştıkları yanlarını- unutmaya başlarlar. Eninde sonunda anlayışlarını kilitleyen düğümleri çözmeye çalışmak yerine, ilişkinin kendisine olan inançlarını yitirmeye başlarlar.

Eşler arasında yaşanan sorunları çoğu iletişim hatalarından kaynaklanmaktadır. Çoğu zaman sağlıklı iletişim kurmayı öğrenen eşler diğer sorunlarına da çözüm üretebilmektedirler.

Eşler arasında sağlıksız iletişime sebep olan hatalarda bazıları şöyledir:

 - ELEŞTİRİ:    Eşler bütünüyle birbirlerinin olumsuz yönlerine odaklanmakta ve böylelikle seçici bir algılama ile olumlular dışlanmakta, olumsuzlar seçilerek yıkıcı biçimde eleştiriler yapılmaktadır.

- GENELLEME: Sorunlu çiftlerde eşler birbirlerinin belirli davranışları yerine kişiliklerine yönelik yargı, eleştiri ve genellemeler yapmak eğilimindedirler.

- AKIL OKUMA: Burada eşler bir birlerinin  ne söylediğinden çok ne söylemeye çalıştığına odaklanmakta ve art niyet aramaktadırlar.

- EŞİNİN DURUMU DÜZELTME ÇABALARINI TAKDİR ETMEME: Bazen de yaşanan sorunları çözüm üretmeye çalışan eşin yaptıklarını, söylediklerini önemsememekte, karşısındakini kırıcı şekilde yaklaşmaktadırlar.

- EŞLERDEN BİRİNİN PSİKOLOG GÖREVİNİ ÜSTLENMESİ: Bu durumda eşlerden biri diğerinin ruh sağlığı ile ilgili ahkâm kesmekte, onu düzeltmeye, tedavi etmeye çalışmaktadır.

- GEÇMİŞE TAKILMA: Yıllar önce yaşanan problemli yaşam olaylarını bu güne taşımak, tartışmalarda yıllar önceki olayları tekrar tekrar gündeme getirmektedirler.

- KENDİNİ TAMAMEN HAKLI, EŞİNİ HAKSIZ GÖRME: Eşlerden biri diğerini hep haksız görmeye, kendini haklı görmeye meyillidir ve karşısındakini suçlar mahiyette konuşur.

 

Menekşe Karaboğa

Menekşe Karaboğa, 2017 yılında Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans eğitimini tamamlamasının hemen ardından Klinik Psikoloji tezli yüksek lisans eğitimine başlamış ve başarıyla tamamlamıştır. Y

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle