TÜVTÜRK

Artan yangınlarla mücadelenin kahramanları

  • 23.06.2026 20:10
Artan yangınlarla mücadelenin kahramanları

Yaz sıcaklarının kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde Mardin’de ne yazık ki her yıl alışık olduğumuz bir tablo ile yine karşı karşıya geliyoruz.

Kavurucu sıcaklarla birlikte bitki örtüsü, çalılık ve anız yangınları peş peşe yaşanıyor.

Yangınlar yalnızca doğayı tahrip etmekle kalmıyor; kimi zaman can kayıplarına, kimi zaman da yılların emeği ve birikimi olan malların kül olmasına neden oluyor.

Özellikle Mardin kent merkezine göre sıcaklığın ortalama 5/6 derece daha yüksek seyrettiği ova kesiminde yangın riski çok daha fazla hissediliyor. Bölgede etkili olan aşırı sıcaklar nedeniyle en küçük kıvılcım bile dakikalar içerisinde kontrol edilmesi güç bir felakete dönüşebiliyor.

Böyle zamanlarda yangınla mücadele, adeta zamana karşı verilen bir yarış haline gelebiliyor. Bu yarışın en ağır yükünü ise hiç kuşkusuz itfaiye personeli ile Orman Söndürme Ekipleri taşıyor.

Yangın ihbarını aldıkları andan itibaren saniyelerle yarışan ekipler, yükselen alevlerin ve kavurucu sıcaklığın ortasında büyük bir sorumluluk ve fedakarlıkla görev yapıyor.

İtfaiye personeli, yalnızca yangını söndüren değil; aynı zamanda can kaybı başta olmak üzere vatandaşın malını korumak ve felaketin büyümesini engellen kişidir de.

Ancak işin görünmeyen bir yönü daha var.

Zaman zaman yangın bölgelerine ulaşmakta gecikmeler yaşanabiliyor.

Bunun en kolay yolu da itfaiye ekiplerinin ihmaliyle açıklanamayacağını görmek gerekiyor.

Şehir büyüdü, yerleşim alanları genişledi, sanayi bölgeleri arttı. Buna karşılık ulaşılması gereken mesafeler de uzadı. Üstelik geçmişle kıyaslanamayacak kadar artan araç sayısı, özellikle yoğun güzergâhlarda itfaiye araçlarının hareket kabiliyetini ciddi şekilde daraltabiliyor.

Bir yangın ihbarı geldiğinde direksiyon başındaki itfaiye eri sadece aracı kullanmıyor; aynı zamanda zamanla yarışıyor. Siren seslerine rağmen açılmayan yollar, yoğun trafik ve dakikalar ilerledikçe büyüyen yangın düşüncesi, ekiplerin üzerindeki baskıyı katbekat artırıyor. Bir yandan önündeki araçların arasından geçmeye çalışırken, diğer yandan ulaşacağı noktada nelerle karşılaşacağının hesabı içerisinde olan personelin ruh halini varın siz düşünün.

Bütün bu zorluklara rağmen yangın bölgesine ulaşan ekipler, kimi zaman öfke, tepki hatta hatta ağza alınmayacak hakaretlerle karşı karşıya kalabiliyor.

Yangından zarar gören mağdur vatandaşın yaşadığı çaresizlik, üzüntü elbette anlaşılabilir. Ancak görevini yapmaya çalışan itfaiye personelinin maruz kaldığı bazı tepkiler, hele ki hakareti kabul etmek de kolay değil. Buna rağmen ekipler çoğu zaman büyük bir olgunluk sergiliyor; tartışma ve polemiklere girmek yerine sadece işlerine yoğunlaşı veriyorlar.

Aslında onlar yalnızca yangınla mücadele etmiyor.

Aynı zamanda panikle, öfkeyle ve insan psikolojisinin en kırılgan anlarıyla da görünmez bir mücadele veriyorlar.

Bu yüzdendir ki; Yangın söndürme ekipleriyle, itfaiye çalışanlarını sadece bir kamu görevlisi olarak görmek büyük bir haksızlık olur. Onlar, çoğu zaman görünmeyen fedakârlıklarıyla şehrimizin sessiz kahramanlarıdır ki çoğu zaman bu kahramanlıklarına birebir şahit olmuşluğum vardır.

Bu yazıyı kaleme almaya karar vermemin nedeni de tam olarak buydu.

Yazmaya başladığım saatlerde şehrin farklı noktalarında aynı anda çıkan onlarca yangına müdahale edildiğini öğrendim. Memleketimizin adeta vahası olan ve bana göre bir milli park olarak tanımlanması gereken Gurs Vadisi’nde çıkan yangın yerleşim alanlarını da tehdit edercesine olanca hızıyla devam ediyor. Hatta büyüyen yangınla mücadelede helikopterlerin de söndürme çalışmalarına katıldığına dair taze bilgiler de geliyor.

Dile kolay bir günde 80 ayrı noktada yangın çıkınca da; her defasında ötelediğim ve uzun zamandır zihnimde olan bu konuyu bugün yazmak nasip oldu.

Şehrimiz büyüdü.

Yeni imar alanları oluştu.

Sanayi tesisleri arttı.

Yerleşim alanları genişledi.

Fakat yangınlara müdahale edecek istasyonların sayısı aynı kaldı.

Bugün Mardin’in ihtiyaç duyduğu konulardan biri de yeni itfaiye istasyonlarıdır.

Yazımı hazırlarken yaptığım kısa araştırmada yangın yönetiminde “Altın Dakikalar” ve “Kritik Müdahale Süresi” kavramlarının ne kadar önemli olduğunu gördüm.

Uzmanlar, yangının büyümeden kontrol altına alınabilmesi için ilk müdahale süresinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bu nedenle itfaiye istasyonlarının konumu, yangının oluşturacağı zarar üzerinde doğrudan belirleyici bir etkiye sahip.

İtfaiye istasyonlarının planlamasında bina yoğunluğu, sanayi tesisleri, trafik akışı ve risk bölgeleri detaylı şekilde analiz ediliyor. İdeal bir istasyonun, kentsel alanlarda en uzak risk noktasına beş ila yedi dakika içerisinde ulaşabilecek bir merkezde bulunması gerektiği ifade ediliyor.

Peki bizde durum nasıl?

Kızıltepe-Mardin Bulvar Yolu üzerindeki araç yoğunluğunu hepimiz biliyoruz. Bu güzergâhta bulunan mevcut Kızıltepe İtfaiye İstasyonu’ndan çıkan bir aracın, yoğun trafik saatlerinde yangın bölgesine hızlı şekilde ulaşmasını beklemek gerçekçi değildir. Keza; Artuklu’da, Kam’or’da bulunan İtfaiye İstasyonundan Diyarbakır yolundaki bir yangın ihbarına ulaşmak da aynı zorluğu içeriyor.

Bunu anlamak için uzman olmaya da gerek yok.

Yıllardır bölgede yaşayan biri olarak kendi gözlemimi paylaşmak isterim;

Artuklu’da Diyarbakır Yolu üzerinde, Kızıltepe’de ise Ersoylu Mahallesi civarında kurulacak yeni ve kalıcı itfaiye istasyonlarına ihtiyaç vardır. Hatta bu noktaları imkanlar dahilinde farklı lokasyonlarda arttırmak çok isabetli olacak. İstasyonların sayısı arttıkça yangınlara müdahale süresi de önemli ölçüde kısaltacaktır.

Bunu gerçekleştirdiğimiz taktirde yangınlarda nispeten daha az zarar, daha az can ve mal kaybıyla birlikte daha güvenli bir yaşam olgusunu hep birlikte sağlamış olacağız.  

Bugün yangınların ardından yalnızca kayıpları konuşmak yerine, yarın yaşanabilecek felaketleri önleyecek yatırımları konuşmanın zamanı gelmiştir.

Ve son olarak...

Görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren, alevlerin arasına tereddüt etmeden giren, zamanla yarışırken kendi canlarını ikinci plana atan İtfaiye personelleri başta olmak üzere; Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Yangın Söndürme Ekiplerine, görev  sorumluluk alanları dahilinde olmamasına karşın zimmetlerindeki aracın kontağını çevirerek yangın mahalline koşan Emniyet Müdürlüğünün bünyesinde bulunan TOMA görevlisi polis memurlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.

Mardin’in sessiz kahramanları onlar.

Belki her zaman görünmüyorlar.

Ama ihtiyaç duyduğumuz her anda, en ön safta onlar var, böylesi zamanlarda bu kahramanlara moral desteğinde bulunmayı da ihmal etmememiz gerekiyor.

Editör: Kadir Üründü

Yorum Yaz