TÜVTÜRK

KOLTUĞUNU KORUYANLAR DEĞİL SORUMLULUK ALANLAR HATIRLANIR...

KOLTUĞUNU KORUYANLAR DEĞİL SORUMLULUK ALANLAR HATIRLANIR...

KOLTUĞUNU KORUYANLAR DEĞİL SORUMLULUK ALANLAR HATIRLANIR...

Günümüz yetki/sorumluluk sahibi kişilerin en büyük hastalığı, kendilerine ulaştırılan meseleleri çözmek yerine yönlendirme tercihleridir.

Vatandaş yetki/sorumluluk sahiplerine arz ettiği konuların bir çoğunda “Şu birime gidin”, “Bu bizim alanımız değil”, “Dilekçe bırakın” gibi cümlelerle karşılaşıyor. Oysa makam, sorumluluktan kaçış yeri değil; çözüm üretme alanıdır.

Asıl marifet; yetki sahibi olmak, koltuğa oturmak değil sorunlara çözüm bulmak veya çözüm üretmeye çalışmaktır.

İnsanların sorunlarını başka kapılara havale ederek günü kurtarmak, aslında makamın ağırlığını taşıyamamaktır. Çünkü idareci dediğimiz kişi, problem karşısında mazeret üreten değil; çözüm arayan kişidir. Ama biz sadece yönetip günü kurtarma derdine düşüyoruz.

Bilmemek ayıp değildir. Her insanın eksik olduğu alan-alanlar olabilir. Ancak bilmediğini öğrenmeye çalışmak yerine sorumluluktan kaçmak, hem nezaketsizliktir hem de işi tıkamaktır. Daha da önemlisi, o kişiyi o göreve layık görenlere karşı da bir vefasızlıktır. Çünkü makam emanettir. Emanetin hakkı ise çözüm üretmektir.

Bugün toplumun en büyük sorunlarından biri de “mış gibi yöneticilik” anlayışıdır. Dinliyormuş gibi yapmak, ilgileniyormuş gibi görünmek, not alıyormuş havası vermek… Fakat sonuçta ortada ne çözüm var ne de samimiyet.

Tarihe baktığımızda ise idarecilik anlayışının bambaşka olduğunu görürüz. Ömer bin Hattab gece sırtında un çuvalları taşıyıp halkın durumunu bizzat kontrol ederdi. Kendisine, “Bu kadar yükü niye kendin taşıyorsun?” denildiğinde şu sözü tarihe geçti:
“Kıyamet günü benim yükümü kim taşıyacak?”
Çünkü o, makamı ayrıcalık değil sorumluluk olarak görüyordu.

Yine Selahaddin Eyyubi: Halktan biri kendisine ulaşmak istediğinde önüne engeller konulmasına izin vermezdi. “İdarecisine ulaşamayan halkın; duası da güveni de azalır” derdi.

Hz. Ali idarecilere hitaben şu öğüdü veriyordu:
“İnsanlara karşı yırtıcı bir canavar kesilme. Çünkü onlar ya dinde kardeşin ya da yaratılışta eşindir.”
Bu söz, idareciliğin özünü anlatır. Makam kibir değil çözüm üretmelidir.

Gerçek idareci, “Benim alanım değil” diyerek geri çekilen değil; “Bu işi nasıl çözeriz?” diyebilen kişidir. Çünkü tarih, koltuğunu koruyanları değil; sorumluluk alanları hatırlar.
Lütfen en azından dinleme nezaketini öğrenelim.

Not: Konu bireysel değil, genel durum üzerinden yazılmıştır.
#makamemanettir...11/05/2026

Editör: Beşir Şavur

Yorumlar

Image
Ziyaretçi
15.05.2026 / 23:17

Hee doğru söylüyorsun kuranıma

Yorum Yaz