Küçük Bir Çocuktan Büyük Bir Ders
Değerli okurlarım,
İnsanlar birbirinden farklıdır; ten renkleri, dilleri, inançları, düşünceleri ve yaşam biçimleri çeşitlidir. Ancak tüm bu farklılıkların ötesinde, hepimizin ortak bir paydası vardır: İnsan olmak. İşte herkese aynı bakabilmek, bu ortak değeri görebilmek ve onu esas alabilmektir.
Bir insanı değerlendirirken dış görünüşüne, maddi imkânlarına, makamına ya da toplumdaki yerine göre değil; yüreğine, niyetine ve davranışlarına göre yaklaşmak gerçek anlamda eşitliktir. Bu bakış açısı, sadece bir tutum değil, aynı zamanda güçlü bir ahlaki duruştur.
Ayrım yapmadan bakabilmek bir erdemdir. Çünkü bu, herkesin bir hikâyesi olduğunu kabul etmek demektir. Hiç kimsenin sadece dışarıdan görünen yönüyle değerlendirilemeyeceğini bilmek, insanı daha anlayışlı ve daha adil kılar. Birini yüceltmeden, bir başkasını küçümsemeden, sadece insan olduğu için saygı göstermek; toplumsal huzurun en temel şartlarından biridir.
Bu anlayış, beraberinde adaleti getirir. Adalet ise güvenin temelidir. Güvenin olduğu bir toplumda insanlar birbirine daha sıkı bağlanır, daha sağlam bir birliktelik oluşur. Çünkü herkese eşit gözle bakabilen bir insanın kalbinde kibir değil; anlayış, merhamet ve vicdan vardır.
Daha yaşanabilir bir dünya hayal ediyorsak, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görmeli; fakat eşitliği de insan olmanın vazgeçilmez bir değeri olarak benimsemeliyiz.
Bu konuyu anlatan küçük ama anlamı büyük bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak isterim:
Genç bir kaymakam, yeni atandığı ilçeyi tanımak için sokakları gezerken bir çay ocağında oturur. Yanına 12-13 yaşlarında bir çocuk yaklaşır ve ayakkabısını boyamak ister. Ayakkabısı temiz olmasına rağmen çocuğu kırmamak için kabul eder. Ardından, “İyi boyarsan sana iki katı para veririm” der.
Çocuğun cevabı ise oldukça düşündürücüdür:
“Ben hep aynı boyarım.”
Kaymakam, “Nasıl yani?” deyince:
— “Öğretmenimiz; ‘Çocuklar, ne iş yaparsanız yapın ama herkese aynı yapın. Ayrım yapmayın’ diye tembih etti. Ben de bu parayla hasta anneme ilaç alacağım. Sana ayrım yaparsam, o ilacın annemin hastalığına şifası olmaz.”
Kaymakam, hayatının en iyi dersini almıştı. Ağlamamak için kendini zor tuttu. Boyacı çocuğa cebindeki en büyük parayı verirken, bir de kartını verdi. Babası olmayan, hem okuyan hem de hasta annesine bakan bu çocuğa ilgilenme sözü verdi.
O dürüstlüğü aşılayan öğretmenini de ziyaret ederek ilçede görev yaptığı sürece ilgi gösterdi.
Boyacı çocuktan duyduğu “BİZDE HERKES AYNI OLUR” cümlesini unutmamak için, makamındaki isimliğin arkasına yazdırdı.
Sonuç olarak, herkese aynı bakabilmek; sadece bir davranış değil, bir vicdan meselesidir. Bu vicdanı diri tutabildiğimiz ölçüde hem kendimiz daha iyi insanlar oluruz hem de toplum olarak daha sağlam bir gelecek inşa ederiz.
Köşenin Sözü :”Bir kere toplumun fikri seviyesi ve bakış açısı geriledi mi artık dindarı dinsizi, aydını, gericisi, alimi cahili arasında fark kalmaz.” (Dr. Ali Şeriati)
Abdulbaki Akbal
Editör: Mehmet Nezir Güneş
