Okuma Kültürü ve Toplumların Geleceği
Sevgili okurlarım,
Bir toplumun gerçek zenginliği ne petrolüdür, ne altınıdır, ne de sahip olduğu topraklardır. Bir toplumun en büyük gücü; düşünen insanları, okuyan gençleri ve bilgiye verdiği değerdir. Ne yazık ki bizler bugün tam da bu noktada büyük bir eksiklik yaşamaktayız.
Acı ama gerçek şu ki; okuma kültürü konusunda oldukça geride kalmış durumdayız. Kahvehaneler dolup taşarken, kütüphanelerin sessizliği aslında geleceğimiz adına düşündürücü bir tablo ortaya koymaktadır. Saatlerce televizyon karşısında vakit geçirebilen insanlar, birkaç sayfa kitap okumaya zaman ayıramaz hale gelmiştir. Oysa kitap okumak sadece bilgi edinmek değildir; insanın ufkunu genişletmesi, düşünmeyi öğrenmesi ve hayata farklı pencerelerden bakabilmesidir.
Ne yazık ki toplum olarak okuma kültürü konusunda yeterli seviyede değiliz. Kitap okuma, araştırma ve kendini geliştirme alışkanlığı günümüzde oldukça zayıf kalmaktadır. Oysa tarih boyunca yükselen medeniyetlere baktığımızda, ortak noktalarının okumaya, bilime ve öğrenmeye verdikleri önem olduğunu açıkça görmekteyiz.
Bugün Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri bilim ve teknoloji alanında dünyanın en gelişmiş toplumları arasında yer almaktadır. Özellikle Amerika’nın yaklaşık 250 yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen büyük bir güç haline gelmesi, eğitime, araştırmaya ve bilgi üretimine verdiği önemin sonucudur.
Buna karşılık, birçok Ortadoğu ve İslam ülkesinin bilimsel gelişimde geride kaldığı görülmektedir. Oysa tarih boyunca İslam medeniyeti ilim ve düşünce alanında dünyanın öncüsü olmuştur. Özellikle 13. ve 14. yüzyıllarda Müslüman bilim insanları; matematikten astronomiye, tıptan felsefeye kadar birçok alanda insanlığa büyük katkılar sağlamıştır.
Tarihin en büyük kırılmalarından biri de İskenderiye Kütüphanesi ve Bağdat Kütüphaneleri gibi büyük ilim merkezlerinin yok edilmesi oldu. Milyonlarca eser ya yakıldı ya da başka ülkelere taşındı. Avrupa ise bu bilgi birikimini değerlendirerek kendi bilimsel yükselişinin temelini attı. Bizler geçmişimizin mirasıyla övünürken, onlar çalışarak ve üreterek geleceği inşa ettiler.
Bugün hâlâ kalkınmak, güçlü olmak ve dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bunun yolu çok açıktır: Okumak, araştırmak ve düşünmek…
Çünkü kitap okumayan toplumlar başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaya mahkûmdur. Okuyan toplumlar ise kendi geleceğini kendi elleriyle yazar.
Unutmayalım ki bir milletin yükselişi, kütüphanelerinin doluluğuyla ölçülür.
Köşenin Sözü: ”Hiçbir zaman kaybetmem. Ya kazanırım ya da öğrenirim.” (Nelson Mandela)
Abdulbaki Akbal
Editör: Beşir Şavur
