İsmail Acarkan kimdir? İsmail Acarkan kitapları ve sözleri
Veteriner, Yazar, Şair İsmail Acarkan hayatı araştırılıyor. Peki İsmail Acarkan kimdir? İsmail Acarkan aslen nerelidir? İsmail Acarkan ne zaman, nerede doğdu? İsmail Acarkan hayatta mı? İşte İsmail Acarkan hayatı...
Veteriner, Yazar, Şair İsmail Acarkan edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında İsmail Acarkan hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. İsmail Acarkan hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte İsmail Acarkan hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...
Doğum Tarihi: 1967
Doğum Yeri: Mardin, Türkiye
İsmail Acarkan kimdir?
1967 yılında Mardin'de doğdu. Şair - Yazar. 1972 yılında, İstanbul'a geldi. İlk, orta ve liseyi İstanbul'da okudu. 1984 yılında, İÜ Veteriner Fakültesi'ne, 1989 yılında Boğaziçi Üniversitesi'ne, 1992 yılında, MSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi.
Özellikle üniversite hayatından (1984) itibaren din, tasavvuf, felsefe ve psikoloji konusundaki merakı nedeniyle bu konularda okumalar yaptı. İlahi aşk, mecazi aşkın süreçleri, dua ve mizaç-kişilik farklılıkları üzerinde yayınlanmış eserleri bulunmakla birlikte bu konularda çalışmaları hâlen devam etmektedir.
İsmail Acarkan Kitapları - Eserleri
- Enneagram ile Kendini Keşfet
- Çocuklar Neden Farklı
- Kişiliğin DNA'sı
- Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz
- O'na Ruhumun Yaralı Olduğunu Söyleyin
- Enneagram ile Çocuğunu Keşfet
- İlişkilerin 9 Rengi
- Gül Aşkın Ülkesidir
- Seni Anlatmadılar Diye Hesap Sordum Gözlerime
- Aşk Bensizlik Ülkesidir
- Uçup Gitme Penceremden
- Dokuz Mizaç Modeline Göre Çocuklarda Mizaç Farklılıkları ve Kişilik Gelişimi
- Turan Dursun ve Din
- Sözün Kalbi Duadır Kalbim Sen Ol Efendim
- Enneagram ile Öğrencini Keşfet
- Önce Yalnızlığım Vardı
- Sormak İsteyip De Soramadığınız İlginç Sorular
İsmail Acarkan Alıntıları - Sözleri
- Bir çocuk; bir annenin dokuz ay karnında, üç yıl kucağında ve ömür boyu kalbinde taşıdığı bir şeydir. (Enneagram ile Çocuğunu Keşfet)
- İyi geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla değil,birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur... (İlişkilerin 9 Rengi)
- "Anne-baba her bir çiçeğin kendi renginde ve konusunda açıp gelişmesi için gerekli bakımı yapan bahçıvan gibidir. O çiçek hangi renkte ise o şekilde açacaktır. Onun rengini değiştirmeye çalışmak, onun rengini beğenmemek veya onu istediğimiz renge boyamaya çalışmak yanlış olacaktır." (Enneagram ile Çocuğunu Keşfet)
- Seviyorsan Susmak her şeyi anlatır aşkın dilinde. (Seni Anlatmadılar Diye Hesap Sordum Gözlerime)
- Hersey benim deneyimim icin olur.Bana degil. Beni kimse üzemez. Bu benim işim. Problemimin sen veya oteki olduğunu düşünürsem, yanılıyorum demektir. (Enneagram ile Kendini Keşfet)
- Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız.Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz da boşluklar olsun;sonsuzluğun rüzgarları esip dolanabilsin aranızda. Birbirinizi sevin ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın.Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında çalkalanan bir deniz olsun sevgi.Birbirinizin kalp kadehini onunla doldurun,ama aynı kadehe eğilip içmeyin.Ekmeğinizi bölüşün ,ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın. (İlişkilerin 9 Rengi)
- Şimdi tam bir çelişkiye düşülerek türban yasaklanıyor ama kafalarının içi türbana giymeye hazır biçimde bırakılıyor. (Turan Dursun ve Din)
- Her çocuk mizaç dediğimiz doğuştan gelen bir kısım özelliklerle dünyaya gelir. Mizaç, çocuğun temel arayış ve beklentilerini, korku ve kaçınmalarını, temel önceliklerini, hayata yaklaşımını ve tepkisini belirler. (Enneagram ile Çocuğunu Keşfet)
- Cenneti var etmek için yürünen yol cehennemden geçmez. Kişi ne kendisine ne de muhataplarına cenneti vaat ederken öfke, kızgınlık, yargılama ve hoşnutsuzluk cehennemine odun taşımamalıdır. (Kişiliğin DNA'sı)
- Gideceğim ama sanma ki sensiz gideceğim. Seni kendimle birlikte götüreceğim. (Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz)
- İyi geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla değil,birbirlerinin kusurlarını hoş görmesiyle olur. -Oğuz Atay (İlişkilerin 9 Rengi)
- Sevginin ödülü karşılık bulmak değil, kalbimizin sevgiyle genişleyip aydınlanmasıdır. (Çocuklar Neden Farklı)
- Eğitim ve terbiye mizaç yapısını değiştirmez. Bununla birlikte eğitim, kültür, terbiye, vs tüm çevre şartları bireyin mizacındaki özelliklerin kişilik düzeyinde şekillenmesini etkiler. (Enneagram ile Çocuğunu Keşfet)
- Ağlamak değiştirmiyorsa ağlamamalı. (Seni Anlatmadılar Diye Hesap Sordum Gözlerime)
- “Her bir kişinin, bir ilişkide öncelikli olarak ihtiyaç duyduğu şeyler ve ihtiyacının derecesi birbirinden farklıdır.” (İlişkilerin 9 Rengi)
- Mizaç; ağacın çekirdeğine, Kişilik; o ağacın filizlenmesinden ölümüne kadar gösterdiği tüm durumlara, Karakter ise; o ağacın kalınlaşmış, sertleşmiş ve değişime dirençli hale gelmiş kalın dallarına işaret eder. (Enneagram ile Çocuğunu Keşfet)
- "Bir çiçek; insanlar onu fark etse de etmese de vardır. Sen de; insanlar seni sevse de sevmese de, övse de övmese de varsın ve değerlisin." (Enneagram ile Çocuğunu Keşfet)
- Eskiler ne güzel demiş; Kalbine göm,dua ile sula,nasibinde varsa çiçek açar. (Aşk Bensizlik Ülkesidir)
- Tepki mi metod mu? T.Dursun’un yazıları bir metoda mı dayanıyor? Yoksa (Don Kşotça) bazı itilimlerden dogan tepkiler midir? Islami kaynakları değerlendirmede hiçbir metoda dayanmayışı, İslam'ın temelinden olmayan (İslamın temeli Kur’an ve ona uygun rlvayetlerdir) kitaplardan eleştirebıleceği parçaları alışı: buna karşın işine gelmeyen bölümlere gözünü kapayışı onun tepkisel olduğunu gösteriyor. Buna birkaç örnek vermek istiyoruz: l) Şeytan ayetleri masalını anlatırken: “Olayın kalan bölümü. sayılamayacak kadar çok hadis ve tefsir kitaplarında var." (Din Bu 1: s. 101) diyor. Halbuki sayılamayacak kadar çok dediği 3-4 kitapı geçmiyor. T.Dursun ayrıca bu rivayetleri reddeden (Kadı lyaz, Fahreddin Razi. Alusi, Kadı Beyzavi. MuhyiddinArabi. lzmirli Ismail Hakkı. Muhammed Abduh. Muhammed b. İshak b. Hüzeyme. Beyhakî. Şevkanl. Kurtubl. Ayni v.s.) birçok alimi yok saymıştır 2) Ayetlerin geliş tarihine ilişkin kesin bir bilgi ileri sürülemez (Din Bu I: 3. 104) diyerek şeytan ayetleri masalını ispatlamaya çalışırken her nedense ayetlerin tarihine ilişkin kesin bilgi veren kaynakları unutuveriyor! 3) Arap dilindeki mecazi (benzetme. sembolik) kavramları sanki anlamlarını bilmiyormuş gibi kasıtlı çevirmektedir. Mesela Allah'ın gözetlemesi demek olan "Allah'ın gözü“ deyimini ”insanın gözü gibi göz“ diye tercüme etmiştir. 4) Eş kelimesini karı diye çevirerek okuyucunun zihninde olumsuz anlamlar uyandırıyor. Mekr kelimesini düzen yerine kasten tuzak olarak çevirerek yine aynı anlam saptırmasına başvuruyor. 5) Tefsirlerdeki bilgilerden işine geleni alarak farklı yorumları gözardı etmekte hatalı bir tefsirde gördüğü hatayı İslamın görüşüymüş gibi vermektedir. Mesela: Ayın yarılması konusunda (Din Bu 1: s. 2 l 7) İbnül Cevzinın tefsırini kendı yorumuna ters düştüğü için reddetmektedir. Din Bu I: s. 230'da ise İbnül Cevzi‘yi güvenilir bir müfessir olarak kabul etmektedir. Biz T.Dursun'un bu "bilimsel!" yöntemli uygulamalarını objektif düşünme ve değerlendirme haysiyetine zıt buluyor ve reddediyoruz 6) Bazı konularda tefsirleri kanıt olarak bir hünermiş gibi sıralarken nedense Arapların kızlarını öldürmesi konusunda "güvenilir" dediği tüm tefsirleri bir çırpıda arkasına atıyor. reddediyor ve şöyle diyor: "Tefsirler Ferezdak'ın (bir Arap şairidir) iki dizesi üzerinde durur. Ne var ki tefsirlerde bu iki dize hep aynı sözcüklerden oluşmuyor. İki dize de değişik biçimde yer alıyor, dizelerin değişik olması gözönünde tutulursa sonradan uydurulduğu bile düşünülebilir. (I-Kitap s. 204) Aynı akıl yürütmeyi şeytan ayetleri konusunda nedense yapmıyor. Halbuki şeytan ayetleri denen uydurma dizeler 20 değişik şekilde aktarılmıştır. Şeytan ayetleri bu yüzden uydurmadır deseydi T.Dursun'un samimiyetine inanabilirdik. Şu durumda ise tepkiselliğine ve subjektifliğine şahit oluyoruz. 7) Nefislerinizi öldürün ayetini mecburi anlayış istikameti gibi kendinizi (birbirinizi) öldürün diye anlamak gerektiğini söylerken nefsi insanın eğilimleri olarak anlayanları bilgisizlikle ve Arapçayı bilmemekle suçluyor. (Din Bu I: 5. 222) Halbuki aynı kitabın 254. sayfasında Şerif Cürcani'nin Tarifatın'dan aldığı tanımda nefsin doğal eğilim anlamına geldiğini söylüyor. Göstermek bizden. takdir sizden. Çarpıtma T.Dursun’dan... 8) Aslında kendisinin de güvenilirlıgınden şüphe ettığı bazı hadisleri delil olarak öne sürüyor. Halbuki kendısı bunların uydurma olduğunu kabul ediyor. Işte itirafı: "Gerçekten de hadis kitaplarının en güçlü sayılanlan bıle uydurma hadislerle doldurulmuştur." (2. Kitap. S. 158) Bazı yerlerde sordugu sorular ıse saçmalığın doruğuna zorlar nitelikte. ışte ilginç soruları: "Neden son peygamber olarak bir Arabı.’ Muhammedi seçmiş hem neden son Peygamber?" Bu soruda neye itiraz ettiği anlaşılmıyor. Son peygamber kavramına mı? Onun Arap (ki başka bir milletten olsaydı yine aynı şekilde soracaktı) oluşuna mı? Adının Muhammed oluşuna mı? (Aslında son Peygamber bir Türk de olabilirdi. hatta adı T.Dursun da olabilirdi! Ama Allah kime katından bir rahmet (Peygamberlik) indireceğini bilir. (İbrahim: l 1) Allah. Hz. Muhammed‘e vahiy gelmesi karşısında o dönemdeki insanların ıtırazlarını aynen şöyle aktarıyor. "Onlara bir ayet gelince Allah'ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe katıyyen ınanmayız dediler. Allah elçiliğini kime vereceğini daha iyi bilir." (Enam: 124) Görülüyor ki 1400 yıl evvelinin inkârcılarıyla T.Dursun'un mantığı ve itirazı arasında pek fark yok. “Onlar kendilerinden bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler ve o kafirler dediler ki; bu yalancı bir sihirbazdır.“ (Sad: 4) (Turan Dursun ve Din)
- "Başkalarını anlamak bilgeliktir, kendini anlamaksa aydınlanmaktır." Lao Tzu (Kişiliğin DNA'sı)