Kalbin Huzuru Allah'ı Anmak

Dünyadaki yaşama amacını doğru olarak konumlandıran insanın, mutluluğa ulaşması daha kolaydır. Amacı, dünya olanın isteklerinin sonu gelmez ve elde ettikleri onu mutlu etmeye yetmez. sürekli daha fazlasını ister. “Ademoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha olmasını arzu eder. Onun ağzını ancak toprak doldurabilir..." (Buhari, Rikak, 10)

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

Sahip oldukları ile mutlu olamamanın hüznü, insanın kederli yüzündeki çizgilerin derinliğine işliyor. Sahip olamadıklarına kahrolup, ömrünün geri kalanını her gün çalışarak, yeni bir şeyler elde etmeye adıyor. Bu mutsuzluk hali, yeni bir şeyler elde edene kadar devam ediyor. Dün, sahip olmadığı için üzüldüğü ve bu gün elde ettiği hayat da insanı mutlu etmeye yetmiyordu. Küçük bir çocuğun bir oyuncağı çok isteyip, anne babasına zorla aldırmasına benziyor bu durum. Her istediğini ailesine aldırabilen bu çocuk, yeni aldığı bu oyuncağı ile biraz oynadıktan sonra, sıkılıp onu bir kenara atabilmektedir. Çünkü yenisinin geleceğini bilmektedir.

Dünyanın bütün güzelliklerine sahip olsa insan, yine de canının sıkılacağı başka bir durumu kendi kendine üretebilir. Bu kısır döngü hiçbir zaman bitmemektedir. İstedikçe ve sahip oldukça daha farklı daha başka şeylere meyil etmeye başlamaktadır. Sürekli sahip olduklarından daha fazlasını arzu eder. Sonu gelmeyen bu durumu, Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde şu şekilde anlatmaktadır: “Ademoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha olmasını arzu eder. Onun ağzını ancak toprak doldurabilir. Allah. tevbe edenlerin tevbesini kabul eder” (Buhari, Rikak, 10). Fazla mala sahip olmak, insanın mutluluğuna giden yolda yeterli olmamaktadır. Çünkü fazla malın, bir ölçüsü bulunmamaktadır. Birine göre fazla olan, başkasına göre az olarak görülebilmektedir. Onun için sahip oldukları güzelliklerin kıymetini bilip şükretmek, insanın mutluluğuna yardımcı olmaktadır.

İnsanoğlunun bu dünyada, isteklerinin sonu hiç gelmemektedir. Mal konusundaki tatminsizliğini, diğer konular da takip etmektedir. Evlilik, aile, makam, mevki ve etiket gibi konularda da sürekli daha fazlasını talep edip durur. Ölüme adım adım yaklaşan insanın, isteklerinin sonu, son nefesini verene kadar devam edip durur. Kalbin ve zihnin dünyalık arzu ve isteklerle tatmin olabilmesi zor görünmektedir. Sahip olabildikleri ile mutlu olmanın da mümkün olduğunu görse, hayatındaki bir çok şeyin değiştiğini görecektir. İnsan, rabbinin kendisine verdiği nimetlerin farkına varsa, mutluğa giden yolda ilk adımı atabilecektir. İbrahim suresinin32-34. Ayetlerinde, bu nimetlerin bir kısmı şu şekilde hatırlatılmaktadır: Gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü türlü ürünler çıkaran Allah’tır; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize veren, nehirleri sizin için faydalı olacak şekilde yaratan O’dur. Düzenli seyreden güneşi ve ayı sizin için yararlı kılan, gece ile gündüzü faydalanacağınız biçimde yaratan O’dur. O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu çok zalim, çok nankördür!”

Dünyadaki yaşama amacımızı tanımlama şeklimiz, hayattaki mutluluk çizgilerimizi belirlemeye yardımcı olmaktadır. Allah’ın rızasını hedef olarak belirlediğinizde, sahip olduğunuz her koşulda bunu yerine getirmek için elimizde imkan olabilmektedir. Bunun için, dünyadaki sıfat ve konumumuzun hiçbir önemi yoktur. İbadetlerini yerine getiren, komşusu ile iyi geçinen, elinden ve dilinden insanların zarar görmediği ve etrafına sadece iyiliğinin dokunduğu bir insanın, mutlu olması için dünyalık geçici ünvanlara ihtiyacı yoktur. Onun mutluluğu, rabbinin rızasındadır. Rabbinin memnuniyeti, onun için en büyük mutluluk kaynağıdır. İnsanın mutluluğa ulaşmasının yolunu, Kuran şu şekilde hatırlatmaktadır: Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur” (Ra’d, 13/28).

İdris Kalay

İdris Kalay Kimdir? - 1980 yılında Mardin’de dünyaya geldi. - 1996 yılında Mardin İmam Hatip Lisesinden, - 2002 yılında da Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. - 1997 yılında Di

YORUMLAR

  • Çağın hastalığını çok güzel özetlemişsiniz. Güzel yorumlarınızın devamını bekleriz.

    Yolun, dosdoğru bir yol üzerinde olsun sayın hocam.

Yorum Ekle