Kalıplaştırma!

Ayrı annelerden doğmuş veya aynı anneden doğsak bile; ayrı zamanlarda doğmuş insanlar olarak aynı toplumda yaşıyor olabiliriz.

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

Aynı evin içinde yaşasak bile ayrı bakış tarzlarımız olabileceği gibi aynı şeyleri de düşünebilir ve düşüncede ortaklaşabiliriz, bu bile sürekli böyle olacağı anlamına gelmez.


Benim ölçülerim ile seninkiler birbirine uymaması kadar doğal bir yaşayış olamaz, çünkü ben senin beslendiğin kaynaktan beslenmiyor olabilirim veya aynı kaynaktan beslensem bile vücudum yeteri kadar beslenmeden faydalanmaya bilir
Bizim ölçülerimiz veya yaklaşım tarzlarımız bizim ayrı dünyalarda veya ayrı toplumlarda yaşadığımızı göstermez, kaldı ki kendimize ayrı dünyalar yaratmış olsak bile veya ayrı toplumlarda yaşasak bile aynı coğrafi dünyada yaşamamızdan kaynaklı ortak uyulması gereken kurallar vardır.
Senin kendine ayırdığın ereklerin bile benimkilerden farklı olabilir, senin kendine ait düşündüklerin benim isteklerim olmayabilir. Sana iyi olan bir şeyin benim isteğim olabileceğini düşünmek kendi beyninden benim adıma kararlar vermektir ki bana uyan kararlar olup olmadığına bakılmamış olur.
İsteklerimiz farklı olduğunda isteklerin gerekliliklerinden hareketle isteklerin gerçekleştirilme yolları da farklı olabileceği gibi öncelikleri de farklı olabilir.
Senin ben derken ile benim kendimi görmek istediğim kişi olması bile farklı olabilir, yani özgür insanların kendileri için düşündükleri ile kafasında bentleri olanların birbiri hakkında düşündükleri bir olmaz ve olamaz da.
İnsanların sosyal bilincinin şekillenmesinde etkili olan çevresel faktörleri oluşturan insan sayısı ve bu insanların entelektüel duruşları daha farklı düşünmemize sebep olabilir.


Üretkenlikten beklentim ile senin üretkenliklerin akıtılmasını istediği bütçeler farklı olabilir, bu bütçelerden kendine ayırdığın pay ile benim topluma ayırmak istediğim pay farklı olabilir.
Kalıplaşma önceden dikilmiş bir elbiseye girme meselesine benziyor, Alman’laşamam veya Araplaşamam onlardan da başka etnisiteye geçmelerini isteyemem.
Uygunsuz tekliflerde bulunsam bile birlikte yaşamın kurallarını nasıl yaratırım hangi taktik veya teknikle yanaşırım soruları can alıcıdır. Önceden hazırlanmış bir tabutun uzun boylu bir insana kısa gelmesi gibi ayrık ve eksik kalır.
Ayırıcı özelliklerimizin olması insan olmamızdan, canlı olmamızdan, taleplerimizin farklı oluşundan kaynaklanabilir, bu farklılıklar insanı insan olmadan çıkarmamalı, saldırgan hale getirip birinin yok oluşu üzerine diğerini var etmemeli.
Herkesin kafasına estiği gibi davranması ve bir başkasını da istediği gibi yaşamaya zorlaması; zorbalığın devreye girişini gösterir ki buda hakikat düşüncesine, doğal yaşama ve taleplere uymaz, uygun düşüncelerin uygunsuzluğunda taraftar toplaması, kendini güvene alması için başvurulan taktikler ve bu taktikler de ancak ve ancak kutuplaştırarak taraftar toplayabilir
Sizin insani talepleriniz ortaklaştırıldığında, paylaşımına bakılır, örgüsünde toplumun talepleri olup olmadığına bakılır ve daha sonra uygulama safhasında birlik yaratıp yaratmadığına bakılır, aykırı ve ayırıcı öğeler var ise ret edilir.
Sizin ret edilişiniz bile; sizin ayırıcı veya kutuplaştırıcı çalışmalarına başlama hakkını vermediği gibi uzun vadede size bile zararı dokunacak kutuplaştırıcı davranışlardan uzak durmak gerekiyor.
Sizin kendinize yarattığınız gerekçeniz ne olur ise olsun, özünde ayrıştırıcı bir yaklaşım var ise tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini gözler önünde serer.
Sağlıklı düşünüldüğünde, sağlıklı bakıldığında görülecektir ki ayırıcı veya ayrıştırıcı bir şey varsa bir süre sonra kutuplaşmalara yol açacağı, bu kutuplaşmalar da birlikte yaşayacak insanların toplumların geleceğini tehlikeye sokacaktır.
Birlikte yaşamayı esas alan toplumların el birliği edip dışladığı ve gerici yoz olarak nitelendirdiği bu yaklaşımları elbirliğiyle yok etmek mümkündür, aksi halde bir kere tohumu atılan bu tarz ayırıcı kutuplaştırıcı düşünceleri kalıcı bir şekilde yok etmek mümkün olmayabilir.
Dünyada birçok örneği olmasına karşılık burada yakın mesafe bizi ilgilendirdiği için dünyadaki olumsuzlukları göz önünde bulundurarak; acil eylem planı olarak üzerinde durulması gereken tehlike arz eden, hastalık yayan bir kaynak durumunu fark edip tedbir almak gerekir ve eğitim materyali olarak dersler çıkarılmalı.
Bizler kötüye prim vermediğimiz sürece kötülüğün gelişmesi mümkün değildir, kendine yaşam şaşı bulması ancak uygun ortam ve teşviklerle olasıdır.
Oysa insanlığın gelişimi veya paylaşım mantığı; kutuplaşmalar üzerine değil, insanların birbirlerine sıcak yaklaşımları, uygun davranmaları üzerine gelişmiştir.
Dikkat çekmek istediğim bir konuda kutuplaştıranın aslında zor zorba görüntüsünün altında zayıflık yattığını ve bu zayıflığıyla üstün gelemeyeceğini düşündüğünden zayıf tarafının görüneceğinden korktuğu için taraftar toplayıp kutuplaştırma gölgesinde eksikliklerini de saklamayı hedefliyor, başarılı olmayı düşünüyor.
Kutuplaştırmada bir tek içinde bulunulan zaman için değil gelecek zaman ve kuşaklar içinde tehlikeli tohumların ekilmesine ve geleceğin tehlikeye girmesine sebep olacağını unutmamak gerekir.

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle