Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi - Fernando Pessoa Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi kimin eseri? Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi kitabının yazarı kimdir? Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi konusu ve anafikri nedir? Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi kitabı ne anlatıyor? Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi PDF indirme linki var mı? Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi kitabının yazarı Fernando Pessoa kimdir? İşte Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Fernando Pessoa

Derleyen: Yılmaz Şener

Yayın Evi: Destek Yayınları

İSBN: 9786053119562

Sayfa Sayısı: 88

Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız.”

 

Fernando Pessoa kendini farklı kişiliklere bölerek, benliğinde sustuklarını dile getirir. Hangi cümlesini kaldırırsanız altında ona dair bir yalnızlık biçimiyle karşılaşırsınız. Pessoa’nın kelimelerle ördüğü kendine özel o yalnızlık biçimi, tanyeri ağarırken ortaya çıkan serinlik gibi hafif bir ürperti taşır.

Proust gibi Pessoa da hayatın en dar şeritlerinde yürür; içine düşme pahasına derin boşlukların kıyısında dolanır. Hayatının bir anında, bir zihin çakımında bir şeyler görür ve hayatı boyunca bunun ne olduğunu bulmaya çalışır.

Hemen her eserine derin bir şekilde nüfuz eden Pessoa, edebiyatı kendine sığınılacak bir liman olarak seçmiş ve bu süre boyunca ortaya çıkardığı eserlerle sığındığı limanına demir atmıştır.

Daha küçük bir çocukken kendisine çizilen yoldan gitmesi adeta kaderi olan Pessoa, hayatın içinde olmasına rağmen onu dışarıdan net bir şekilde görebilen nadir yazarlardandır.

Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi Alıntıları - Sözleri

  • Susuyorum. Konuşursam anlaşılmayacağım. Ben susarak anlaşılmamayı tercih ederim.
  • "Ne mutlu, yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere."
  • "Bir insanın başkalarına duyduğu nefret, kendinden başlar."
  • Dünyayla kendi arama bir perde çekmiş ve bu ince tülün arkasından seyretmeye başlamıştım hayatı. Belki de benim gibi yapmalıydı herkes; varlığını bir eylemsizliğe yatırmak ve tümüyle düşüncelere yönelmek. Bu en yüce erdem olmaz mıydı?
  • Biz aslında sadece kendimizi severiz. Seviyoruz dediğimiz şey, insanlar hakkında oluşturduğumuz fikirlerdir. Fikrin sebebini değil, fikrin kendisini seviyoruz. Ve var ettiğimiz ve adına sevgi dediğimiz bu fikirle aslında yine kendimizi sevmekteyiz.
  • Her şeyin beni yorduğu bir hayatın içinde neşeyle acının bile tadı aynı olmuştu.
  • " İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."
  • Yalnızlık kelime olarak basit bir şey gibi ele alınabilir ama bana göre çok şey demekti. Beni inşa eden yalnızlığımdı ve ben bu saklı coğrafyanın içinde dönüştüm. Ona her anlamda bağlı olmam zaten kaçınılmazdı.
  • Giysi değiştirir gibi hayatımızı değiştirebilseydik keşke. Zira hiç değişmeyen bir hayatın aynı yoğunlukta yaşanması ve aynı istikamete doğru yol almasının verdiği o sıkıcı ve baskın duygu, bir yere yapışıp kalma hissi vermez mi insana? Bir yerde yaşayıp kalmanın verdiği o her yere geç kalmış hissi birçoğumuzda ortaya çıkmaz mı?
  • Her insanda tüm insanlığın halleri var.
  • “Her şeyin değişip dönüştüğü bir yerde benim aynı kalmam mümkün müydü?”
  • Ne yaptıysam kaçamadım, nasıl kaçabilirdim? Bu, insanın kendi gölgesinden kaçmasına benzerdi.
  • Yalnız kalabilmenin adıdır özgürlük. İnsanlardan uzaklaşıp kendi içine çekilebiliyorsun. Eğer paraya, şana, şöhrete, aşka ve çoğunluğun uyduğu o sürüyle hareket etme içgüdüsüne ihtiyacın yoksa özgür birisin. Özgürlük, yalnızlık ve sessizlikle beslenen ıssız içe çekilme halidir. Yalnız yaşamayı başaramıyorsan, o zaman doğuştan kölesin demektir. Ve hiçbir zaman da bu kölelikten kurtulamazsın. İnsan yalnız doğar ve yalnız ölür. Pekâlâ bu ikisi arasındaki süreyi de yalnız geçirebilir. Hayatın tortusu altında yok olup giden özgürlük, bir silkelenme kadar da yakındır. Kendi kendinle baş başa kalma cesaretine sahip olanlardır özgür olabilenler.

Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

#okudumbitti #FernandoPessoa #KalpDüşünebilseydiAtmaktanVazgeçerdi #87sayfa #AğustosAyı14cüKitap #HazırlayanYılmazŞener "İnsanları ve hayatı ne kadar severiz? Kendimizi sevdiğimiz kadar. Peki kendimizi ne kadar severiz? Kendimizi tanıdığımız kadar. Peki kendimizi ne kadar tanırız? Bunu ancak ölümün soluğunu ensemizde hissettiğimizde anlayabiliriz." Şu cümleyi okuduğumda bayıldım resmen. Öncesinde altını çizdiğim cümleler bununla öyle anlamlandı ki böyle başlamak istedim kitap yorumuna. Arkasından şu cümle geldi üç beş sayfa sonra " Eğer bir gün ölümden çok korkarsanız, doğmadan önceki halinizi düşünün. İşte ölüm böyle birşeydir" Gerçekten nedir ki ölüm ondan bu denli korkarız? Ya da aslında kitapta da dediği gibi korktuğumuz ölüm değil de aslında bilinmezlik miydi? Kitabın arka kapağında "hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız" diye bir cümle var. İnsanı derin derin düşündüren bir cümle. Fernando Pessoa okumadığım bir yazar. Onu anlatan bu kitabı okurken biraz Kafka, biraz Albert Camus ve belki biraz da Stefan Zweig havası aldım diyebilirim. Şöyle ki, kafka gibi karamsar, Albert Camus kadar yabancı ve Stefan Zweig kadar derin düşünebilen bir havası var gibi. İlk fırsatta Huzursuzluğun Kitabı adlı eserini okumak istiyorum. "İnsan bedenini yıkadığı gibi yazgısını da yıkamalı. Kendi benliğinin ipini tutuyorsa elinde, çizgisini de çizmeli" "Yalnız yaşayamıyorsan, doğyştan kölesin demektir" "Çocukluğumu kaybettiğim için değil, çocukluğuma dahil her şey kaybolduğu için kederliyim" acıttı.. "Şu ölümlü dünyada, hiç bilmediğimiz bir limandan kalkmış, hiç bilmediğimiz bir limana doğru yüzen bir gemide yaşıyoru" "Sadece hayal gücü çok zayıf olan insanlar, bir şeyler hisetmek için yer değiştirmeye ihtiyaç duyar" "Ne mutlu yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere." (Suzan gündüz)

Merhaba canlar... okuyan_ kadinlar_kulubu nün #heraybiryayinevi etkinliğinde @destekyayinlari olduğundan dolayı, uzun zamandır beklettigim felsefe serisine nihayet başladım. Başlangıç için, daha önce tavsiye aldığım yayıma hazırlayan Yılmaz Şener kaleminden Pessoa yı anlattığı  #kalpdüşünebilseydiatmaktanvazgeçerdi adı altında düşlere ve düşüncelere dair bir deneme seçtim. Fernando Pessoa yazı hayatında birden fazla kişiliğe bölünerek sustuklarını dile getiriyor. Kimde söyleyemediği kaldıysa, bir başkasında devam ediyor kelimelerini sıralamaya. Bu yüzden yalnızlığı da, özgürlüğü de kendisine has düşüncelerden ibaret. Bu yüzden hangi cümlesini aralasanız dile getiremediği, sözcükleriyle bezediği yeni benlikleriyle karşılaşıyorsunuz. Kendisini kelime kelime inşaa ettiği düşüncelerinin içinden, kendine özgü acılarının kıyısından, ördüğü derin sessizlikten sesleniyor ve şöyle diyor:"Ben dünyaya dönüştüm ve dünya da bana. Hayata karıştım ve hayat da bana. Şimdi buradan sizlere seslenmemin nedeni, hâlâ hayatın içinde olmamdır. Birden fazla kişiliğe bölünmenin bir diğer yanı da budur; ölemiyorsun..." Şimdi bunu nasıl yorumlamalı, onun dilini nasıl aktarmalı bilemiyorum. Hangi kimliğiydi karşımızdaki, mantığımızı, varlığımızı hangi kişiliğinin zihninin süzgecinden geçirdi bilmiyorum. O derin boşlukları nasıl dolduracağımdan bi haberim. Yalnız bize, bizi bizden iyi anlattığı kesin... Çünkü yazabilmenin verdiği hazzın derin uyuşma halini seviyor. Bir sığınak, bir liman olarak görüyor satırları. Çünkü yapamadığımızı yapıyor. Dışarıdan görüyor hem insanlığımızı, hem acılarımızı, hem de görünen ya da görünmeyen yüzlerimizi. Dahası hayatı... Çok severek okudum, baştan aldığım çok yer oldu. Durup düşündüğüm, ara verdiğim, not aldığım çok fazla satır var. Üstelik o'nun bu satırlar için de söyleyecekleri var. Her şeyin bu kadar önemsiz olduğu bu hayatta bildiğiniz, bildiğinizi sandığınız her şey kısa bir satır arasıdır belki... Tür olarak ilginizi çekiyorsa muhakkak okumalısınız. Keyifli okumalarınız daim olsun... Kitapla kalın... (İlknur Hellaçoğlu)

“İnsan kendisinden ne kadar kaçarsa kaçsın,yine kendisine mahkumdur.”diye bitiyor kitap. Her insanın içinde bi karanlık vardır ve o karanlıktan korkar kimileri.Kendi karanlığından korkmayanlar ancak aydınlanabilir başkasının ışığı ile.İşte bu yüzden yalnızlığıyla karanlığıyla barış halinde olmak bi ışık sunar yolumuza.Yolumuzun sonu her ne olursa olsun sonunda ya kendimiz oluruz ya da başkası.İşte tüm bunlar bizim elimizde ve Yol çok önemli diyor yazar. Ben de sonu her ne olursa olsun,yolda olmayı seviyorum,yolda olma halidir maceralı kılan hayatın bütününü ve sonu tam olarak bilmeyiştir.Biliyoruz zannediyoruz fakat bildiğimiz ölüm bile aslında yolda olmanın ürünü. Çünkü “İnsan için asıl ölüm,ölümün farkında olmaktır.Ölen kişi bilmez öldüğünü,henüz ölmeyenlerdir bu gerçeğin farkında olanlar”diyor Pessoa. (R Hazan Orhan)

Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi PDF indirme linki var mı?

Fernando Pessoa - Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fernando Pessoa Kimdir?

Lizbon'da doğdu. Beş yaşındayken, müzik eleştirmeni olan babasını kaybetti. Annesi, Portekiz'in Durban konsolosuyla yeniden evlenince yerleştikleriGüney Afrika'da (1896) tam bir İngiliz eğitimi gördü. 1905'te geri döndüğü Lizbon'da yaşamının sonuna kadar kaldı. Geçimini, İngilizce ve Fransızca iş mektupları yazarak kazandı ve yalnız yaşadı.

Portekiz modernizminin öncülerinden olan Pessoa, Milton, Shelley, Keats, Poe, Byron, Whitman, Shakespeare, Baudelaire'den etkilenmiş ve ilk şiirlerini, İngilizce olarak, 1905-1908 yılları arasında yazmıştır. 1912'de, ilk şiirlerini "Portekiz 'Rönesans' " hareketinin yayın organı A Aguia dergisinde yayımladığında, simgeci şiirin ve "saudosismo"nun (geçmişe özlem) etkisi altındaydı. Aynı yıllarda, düzyazı metinler (Fausto, Epithalamium, O Marinheiro, Na Floresta do Alheamento, vd.), eleştiri ve denemeler yazdı. 1913'te, fütürist harekette yer aldı ve Sá-Carneiro ile birlikte Portekiz öncü edebiyatını başlatarak, "paulismo" akımını yarattı. 1914 yılında, her şeyi, olabilecek bütün tarzlarda hissetmek için, kendi içinde gücül olarak bulunan farklı yazar kimliklerini aralarında diyaloğa sokarak, onlara yazı aracılığıyla kurmaca bir gerçeklik kazandırdı. Pessoa'nın farklı yazar kimliklerinin yansıması olan bu kökteş şair ve yazarlar Alberto Caeiro, Alvaro de Campos, Ricardo Reis, Bernardo Soares ve Fernando Pessoa'nın kendisidir. Pessoa'nın kendi şiirleri ve kökteş şairleri aracılığıyla yarattığı şiirler Orpheu, Portugal Futurista, Contemporanea, Atena gibi ancak birkaç sayı çıkan dergilerde yayımlandı. "Vatanım Portekiz dilidir" diyen Pessoa ölümünden bir yıl önce, Portekiz tarihinin okültist ve simgeci bir yorumu olan "Mensagem" adlı şiiri yazdı ve Ulusal Propaganda Sekreterliği'nin açtığı yarışmada ödül aldı.

Fernando Pessoa 30 Kasım 1935'te, 47 yaşında, Lizbon'da karaciğer hastalığından öldüğünde pek az tanınıyordu. Sağlığında yayımlanan dört kitabından üçü İngilizce'dir: 35 Sonnets (1918), English Poems I-II ve English Poems III (1921). Portekizce kitap olarak yayımlanan tek eseri Mensagem'dir (1934). Dergilerde kalmış birçok şiir, deneme vb. yazıları vardır. Ardında bıraktığı elyazması fragman sayısı 25-27 bin arasındadır.

Bütün eserleri 1942'de yayımlanmaya başlanmış ve 26 cilde ulaşmıştır.

Fernando Pessoa Kitapları - Eserleri

  • Huzursuzluğun Kitabı
  • Şeytanın Saati
  • Uzaklıklar, Eski Denizler
  • Bulmaca Meraklısı Quaresma
  • Anarşist Banker
  • Anarşist Banker - Şeytanın Saati
  • Ophelia'ya Mektuplar
  • Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor
  • Başıboş Bir Yolculuktan Notlar
  • Felsefi Denemeler
  • Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu
  • Düşsel ve Gerçek
  • Sırların Cebri
  • Anlamaktan Yoruldum
  • Gizemli Bir Maske
  • Teslis'in İkincisi
  • Lizbon: Her Turistin Görmesi Gerekenler
  • Prensin Ölümü - Şeytanın Saati
  • Huzursuz Bir Aforizma
  • Aklın Haysiyeti
  • İnsan Bir Uçurumdur
  • I Have More Souls Than One
  • Denize Övgü
  • Mesaj
  • Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi
  • Pessoa Olmak Üzerine Düşünceler

Fernando Pessoa Alıntıları - Sözleri

  • Henüz yazılmamış bir romanda havada süzülen bir karakterim ve içime hayatı üflemeyi tam olarak becerememiş birilerinin hayalinde var olmadan önce yok oldum. (Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu)
  • "Dış dünyada sanki bir kapı açılır da, Hiçbir şey değişmeden Her şeyin bambaşka olduğu zaman." (Denize Övgü)
  • "Bulmak için kendimi çiçeklerde, kuşlarda, tarlalarda, kentlerde; insanların davranışlarında, sözlerinde ve düşüncelerinde; güneş ışığında ve artık yok olmuş dünyaların unutulmuş harabelerinde aramalıyım." (Sırların Cebri)
  • Tek bir yaşamım var, o da bu. Tüm bu propaganda ve toplumsal eşitsizlik hikayelerinden bana ne! Güzel vakit geçirebilir ve tüm bu karmakarışık şeyleri kafaya takmadan yaşamdan zevk alabilirdim. (Anarşist Banker - Şeytanın Saati)
  • Asla varılamayacak yere her zaman dosdoğru gidildiği için mi, yoksa varışı olmayan yere doğru dönüp durulduğu için mi hiçbir şeyin sonunun olmadığını kimse bilmez. (Anarşist Banker - Şeytanın Saati)
  • Hangi huzursuzluk yükseltir bizi derinden? (Mesaj)
  • • İnsan ya özgürdür ya belirlenmiştir. • (Felsefi Denemeler)
  • Zekanın olduğu yerde hayat imkansızdır (Aklın Haysiyeti)
  • Kafe ve lokanta garsonlarından, berberlerden, evrak taşıyan çocuklardan, köşe başlarında doğal ve kendiliğinden oluşan ilişkilerden hoşlanıyorum. Daha iyi tanıdıklarıma karşı bu duyguyu taşıdığımı söyleyemem. (Huzursuz Bir Aforizma)
  • Gösteriş köpekler içindir. (Aklın Haysiyeti)
  • Onlarda benim gibi gelecekleri geçmişleridir. (Huzursuz Bir Aforizma)
  • Yalnız kalabilmenin adıdır özgürlük. İnsanlardan uzaklaşıp kendi içine çekilebiliyorsun. Eğer paraya, şana, şöhrete, aşka ve çoğunluğun uyduğu o sürüyle hareket etme içgüdüsüne ihtiyacın yoksa özgür birisin. Özgürlük, yalnızlık ve sessizlikle beslenen ıssız içe çekilme halidir. Yalnız yaşamayı başaramıyorsan, o zaman doğuştan kölesin demektir. Ve hiçbir zaman da bu kölelikten kurtulamazsın. İnsan yalnız doğar ve yalnız ölür. Pekâlâ bu ikisi arasındaki süreyi de yalnız geçirebilir. Hayatın tortusu altında yok olup giden özgürlük, bir silkelenme kadar da yakındır. Kendi kendinle baş başa kalma cesaretine sahip olanlardır özgür olabilenler. (Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi)
  • I am tired, that is clear, Because, at certain stage, people have to be tired. Of what I am tired, I don't know: It would not serve me at all to know Since the tiredness stays just the same. The wound hurts as it hurts And not in function of the cause that produced it. Yes, I am tired, And ever so slightly smiling At the tiredness being only this - In the body a wish for sleep, In the soul a desire for not thinking And, to crown all, a luminous transparency Of the retrospective understanding… And the one luxury of not now having hopes? I am intelligent: that's all. I have seen much and understood much of what I have seen. And there is a certain pleasure even in tiredness this brings us, That in the end the head does still serve for something. (I Have More Souls Than One)
  • Kalbim sanki yapay bir ağırlıkmış gibi hissediyorum. (Aklın Haysiyeti)
  • ''İnsanlara bakmak öyle yorucu ki!..'' (Prensin Ölümü - Şeytanın Saati)
  • Kimseyi yargılama, çünkü gerekçeleri değil, yalnızca fiilleri görüyorsun. (Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor)
  • “Gitmenin ya da kalmanın, bir yerde olmanın ve bir şey olmanın derin dehşeti istila etti beni.” (Prensin Ölümü - Şeytanın Saati)
  • Fakat ben, eğilimime uygun olarak, mizacın bir felsefe olduğunu keşfettim. (Aklın Haysiyeti)
  • Bütün yanılgı cehaletten (ve acelecilikten) gelir. (İnsan Bir Uçurumdur)
  • HİÇTEN hiç kalır. Hiçiz biz. Biraz güneş biraz hava ardımızda bırakır Üstümüze çöken solunmaz karanlığını Mütevazı ve kaçınılmaz toprağın, Ertelenmiş cesetlerdir yaratılan. Yapılan yasalar, seyredilen heykeller, yazılar odlar Hepsinin kendi mezarı var. Eğer biz, Bir iç güneşin kan verdiği tenler, Yaşlanıyorsak, onlar niye yaşlanmasın? Hikâyeler anlatan hikâyeleriz biz, hiç. (Sırların Cebri)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle