Kamu Malı/Devlet Malı Yiyen “Keriz”dir

KÖŞE YAZISI
Bu yazı kimseye bir itham değildir aksine bir ihtardır, hesabı hatırlatmadır… Zaten kimseyi itham etmeye de gerek yok zira her hırsız kendini bilir…
 
Yıllarca “devlet malı deniz yemeyen keriz” safsatasını dinleyip durduk… Elbette bu safsatayı birileri bilerek yaydı, yaygınlaştırdı… Devleti içten çökertmek, gücünü kırmak, sömürmek ve dış güçlere karşı savunmasız bırakmaktı amaçları… Aslında sözün doğrusu şöyleydi; “devlet malı deniz, yiyen keriz”…
 
Evet, kamu malı/devlet malı yiyen kerizdir, hatta dünya tarihinde böyle bir keriz de görülmemiştir…
 
Neden kerizdir biliyor musunuz?
 
Devlet; hortumlamalar, rüşvetler, ihalelere fesat karıştırmalar, israflar, yandaşların ağzına bal çalmalar, birilerinin ağzına haram lokma tıkmalar, tıkınmalar, devlet kurumlarını zarara uğratmalar, yolsuzlukların üzerini örtmeler vs. nedenlerden dolayı maddi durumu zayıfladıkça bunu ek vergi veya zam olarak halkın cebine yansıtacaktır…
 
Dolayısıyla kamu malı yiyen, devleti dolandıran keriz, devleti dış güçlere karşı zayıflatmış, terörün elini güçlendirmiş ve devleti kaosa sürüklemiş olur/veya bunda pay sahibi olur… Bu keriz/kerizler kamu malına konarak kişilerin refah seviyesini aşağıya çekmiş, birey başına düşen milli gelir oranını eksiltmiş olurlar ve dolaylı olarak herkesin hakkından hırsızlık yapmış sayılılar…
 
İşte bu kerizler bu hırsızlıkları ile akan her bir damla gözyaşının, yankılanan her feryadın, yıkılan her yuvanın, sönen her umudun, tükenen her sabrın, yaşanan her kahrın, okunan her lanetin müsebbibi olurlar…
 
Hırsızlık sonucu oluşan maddiyatsızlıktan, işsizlikten, hayat pahalılığından dolayı biten her ailede, yaşanan her intiharda, kıyılan her canda kamu malını çaldığı, devleti dolandırdığı oranda bu keriz hırsızlar sorumluluk sahibidir… Yani bu kerizlerin her biri dolaylı yoldan katil, yuva yıkan, vatan haini, ehli fesat olarak değerlendirilirler… Kıyamet gününde de bu kerizler devlette, toplumda, ailelerde ve psikolojilerde meydana gelen her olumsuzluğun her tahribatın sorumlusu olarak hesaba çekileceklerdir…
 
Hz. Peygamberin de buyurduğu gibi kıyamet günü hesap defteri açıldığında kişi, defterinde birebir işlemediği günahları görecek ve ben bunları yapmadım ki, bu günahlardan haberim yok ki diyecek. Zira ona dolaylı yoldan sebep olduğu ölümler, cürümler, felaketler yazılmıştır… Kazandıkları ahirette karşısına kayıp olarak çıkacaktır…
 
Onun için devlet malı yiyene, kamu malı yiyene, cemiyet, cemaat, sendika, dernek, vakıf malı yiyene keriz diyorum… Hem de tam keriz… Ahiretini mahveden keriz… Sırtına halkın vebalini yüklenen keriz…
Kamu malı çalan keriz ne sadece hırsız ne de sadece arsızdır… Bu kişi düpedüz namussuzdur, haindir…
Kişi malını çalanın eli, devlet malını yiyenin başı kesilmelidir... Zira bu durum vatana, millete ihanettir… İhanet ise affedilemez bir günahtır…
Bu söylediklerim birilerine abartılı gelebilir, hoş gelmeyebilir hatta hoca amma da abarttın diyebilir… Zerre kadar abartı yok…
 
Elbette hırsızdan hırsıza fark vardır… Baklava çalan ile devleti dolandıran, zarara uğratan aynı nitelikte hırsız değildir… Bu yazının hedefi nitelikli hırsızlar, kariyerli arsızlar, büyük namussuzlar…
 
Kim ki devlet malını ehil olmayana, rüşvet vadedene, komisyon teklif edene yedirir peşkeş çekerse, devlet malını babasının malı gibi kullanmaya kalkar hak ve hukuku lağvederse, devletin kendisine verdiği gücü kişisel sermayesini katlamak için kullanırsa nitelikli hırsızdır, büyük namussuzdur… Hırsızı, hırsızlığı gördüğü halde buna göz yuman, hırsıza arka çıkan, hırsızın ceza görmesi için çalışmayan da aynı niteliklerle mücehhezdir..
 
Unutmayın! Allah, özellikle şu iki kesimi dünya ve ahiret hayatında mutlaka rezil edecektir:
 
1. Dini kullanan
2. Devleti dolandıran…
 
Ey devletin kamu kurum ve kuruluşlarını yönetenler, en üst konumdan en alt konuma kadar görev alanlar, unutmayın ki siz devletin sahibi değilsiniz, milletin emanetçisisiniz, siz evinizin bütçesini nasıl düşünüyor, kişisel yatırımlarınızı nasıl planlıyorsanız kamu malını da öyle harcamalı ve öyle planlamalısınız… Unutmayın sizi siz yapan makam değil, makamın asıl sahiplerine gösterdiğiniz sadakattir… Değilse yevmi hesapta yetimlerin, dulların, yaşlıların, mazlumların, mahrumların, mağdurların iki eli yakanızda olacaktır…
 
Ey sendika, cemaat, cemiyet, dernek ve vakıf başkanları size düşen hayır paralarını korumak, kollamak, tek kuruşuna helal olmayan yoldan yaklaşmamaktır… Değilse karnınıza ateş doldurmuş olursunuz…
 
Hem halk hem de yöneticiler iyi bilmeli ki bu ülke risk denizinde yüzen bir gemi gibidir… Hepimiz geminin yolcularıyız ve cümlemizin geleceği bu geminin geleceğine bağlıdır… Bu gemide açılacak her bir gedik batmamıza neden olacaktır… Onun için her birimiz gemide gedik açanları hayatımıza kasteden, istikbalimizi bitirmeye çalışan hainler olarak görmeliyiz…
Hz. Yusuf gayri İslami bir yönetimde devlet malını korumak için hazine bakanlığı yaptı… Zira çok iyi biliyordu ki devletin olmadığı yerde ne düzen ne namus kalır… Çok iyi biliyordu ki bir devletin ekonomisi çökerse siyasi, sosyal, kültürel, dini ve ahlaki düzeni de çöker… Onun için başka yeri değil hazineyi seçti… Şu bir gerçektir ki en kötü devlet devletsizlikten iyidir… Yakın tarihte Suriye’de, Irak’ta yaşananlar “devletsizliğin büyük bir zillet olduğunu” göstermiştir…
 
Devleti ayakta tutan devlet adamlarıdır… Devlet görevlisi olmak devlet adamı olmak değildir… Devlet adamı odur ki kendini değil devletini, milletini düşünür, garibin, yetimin ahı kendisini bulmasın diye geceleri uykusuz geçirir…
 
Siz siz olun kamu malı/devlet malı yemek gibi bir kerizliğe düşmeyin… Varsın size enayi desinler…
Siz siz olun cemiyet, cemaat, sendika, vakıf, dernek malını yemek gibi bir kerizliğe düşmeyin ve sakın bu dini rant kapısı görmeyin…
 
SİZ SİZ OLUN BU HARAMZADE KERİZLERE İMRENMEYİN, YANLARINDAN GEÇMEYİN…
 
DEĞİLSE YAKIN BİR REZALET BİTMEZ BİR ZİLLET BEKLEYİN…

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle