Kar ve esaret!

Mardin kadim bir tarih, kültür ve inanç merkezidir. Mimari yapısıyla ovadan  bakıldığında gündüz bir mezarlık görüntüsünde gece ise zarif bir bayanın boynundaki cıvıl cıvıl parlayan bir gerdanlığın görüntüsündedir.

Bu kadim şehrin görsel zenginlikleri çok ama çok ilgi çekti, çekmeye de devam ediyor ki; özellikle de son yıllarda televizyonlarda artan dizi çekimlerinin de etkisiyle turist sayısındaki artış bu gizemli şehre dikkatleri toplamaya devam ediyor.

Dağın başındaki kartal yuvasını andıran nadide güzelliklere sahip bu kadim şehrin güzelliklerinin yanında kendi içinde getirdiği zorluklar da vardır mutlaka. 

Babalarımızdan dedelerimizden duymaya alıştığımız o meşhur hikayelerde anlatıldığı gibi; ulaşımın az ve imkansızlıkların içerisinde sürdüğü yıllarda sadece merkeplerin üzerine yükletilen yaşamın hikayelere yansıyan bölümleri yaşamaya yaşımız müsaede etmedi belki ama özellikle kar yağışıyla tamamen durma noktasına gelen yaşam, bizlere geçmişe dair hayatın zorluklarını ve yaşam emarelerine ait anlatımları büyüklerimizin ne de çok zorluklarla boğuştuklarını gösteriyor bizlere.

Kar yağdı bugün Mardin'e!

Beyaz gelinlik ne de çok yakıştı bu güzel şehre!

Seyirlik manzaralar, ölümsüzleştirilmeye çalışılan an yakalayan fotoğraflar ve tabi çocuklarla birlikte büyükleri de şenlendiren kardan adamlar, kızaklar ve kar topu oyunları...

Ya daha sonrası, engebeli ve dik yoğuşlarla buzlanan yollar, araç motorların söndüğü, herkesin evine kitlendiği bir hayat.

Mardin'de kar yağışının güzelliği tıpkı kelebeklerin ömrüne benzetilir durur.

Tıpkı büyüklerimizin anlatımında olduğu gibi; Mardin'e yağan karın güzelliği ilk gündür ya sonrası? 

İşte sonrası koca bir muamma. Bunca gelişen teknolojik gelişmelere, zamanın yeni modern araçlarına ve devletimizin onca imkanılarına karşın. Yağan kar tıpkı haberlerde olduğu gibi esarete dönüşüyorsa eğer!

Bir kez daha sormadan edemiyor insan;

Özlemlerimizde olan kar yağışını beklemek mi, ya da beklememek mi!

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle