Karaçam Ormanı'nda - Fatih Balkış Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Karaçam Ormanı'nda kimin eseri? Karaçam Ormanı'nda kitabının yazarı kimdir? Karaçam Ormanı'nda konusu ve anafikri nedir? Karaçam Ormanı'nda kitabı ne anlatıyor? Karaçam Ormanı'nda PDF indirme linki var mı? Karaçam Ormanı'nda kitabının yazarı Fatih Balkış kimdir? İşte Karaçam Ormanı'nda kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Fatih Balkış

Editör: Öykü Özçinik

Yayın Evi: Kafka Kitap Yayınları

İSBN: 9786054820993

Sayfa Sayısı: 112

Karaçam Ormanı'nda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

PEN International’ın daveti üzerine, iki yazar, kadın yazarın Karaçam Ormanı’ndaki evinde bir araya gelir. Cezaevi, sürgün, göç gibi kapatılma ve cezalandırma deneyimlerinin ardından ıssız bir orman köyünde buluşan bu iki yazarın diyaloğu, bir yazarın devlet ve toplum eliyle adım adım sessizleştirilmesinin ve Karaçam Ormanı’nın ıssızlığında, kendi sesini kaybedişinin hikâyesiyle çakışır.

Fatih Balkış dördüncü romanında zihnin karanlık ormanında ve şiddetin kör coğrafyasında okuru felsefi ve edebi bir yolculuğa çıkarıyor. Karaçam Ormanı’nda yankılanan çığlığı duymak isteyenler için...

Karaçam Ormanı'nda Alıntıları - Sözleri

  • Ben hiçbir zaman kafasında yüksek perdeden düşünceler barındıran biri olmadım...
  • Sanki hem biliyordum, hem de bildiğimi unutmuş ve yeniden hatırlıyormuşum gibi geliyordu.
  • İnsan yeniden kendisi olacağına, kendisi gibi olacağına, eski ben' ine geri döneceğine dair söz verebilir mi? Yitirilmiş olanı, zamanda donmuş, koca bir sessizliğe gömülmüş olanı şimdiye taşıyabilir mi? Hem taşısa bile ne bulurdu ki karşısında?
  • Varoluşun yaslandığı bu gidişat, yani güvenli ama aksak, hep mutluluğun ötelendiği ve geçim derdinin söz konusu olduğu bir gidişatmış. Kesinliklerden uzak, bu yüzden tehditkâr.
  • Dünyanın karmaşasında, havaalanlarında, büyük bir kütüphaneye açılan dar bir sokakta, eski basım bir kitabın kapağında mutluluk var.
  • " ... bu ülkede her şey, devlet tarafından üzerinize atılan suçlar birer onur mücadelesine dönüşüyor. Çünkü iktidar suçun tanımıyla oynamayı, onda delikler açmayı, içini boşaltmayı seviyor. Evet, bu koskoca bir komedi değilse nedir demişti."
  • Mutlu bir toplum olamayacağız, mutlu ailelerin, mutlu bireylerin olmadığı bir dünyada ve dahası bu nedeni belirsiz mutsuzluğun içine doğuyor olmanın acısıyla yaşayacağız.
  • Burada yaşayacağım şey, çoktan yaşanmış, bitmiş. Buradaki küller geleceğin kalıntıları.
  • Karşı düşüncenin, yaşamı barındıran küçük bir umudu taşıyan cümlelerin kovalandığı ve ölüme daha geniş yer açan sessizliklerin içeri davet edildiği bir dünya burası.
  • Maske, kimliğin gizli yüzü. Hiçbir yere ait olmayan, hiçbir zamana ve aşka.
  • Devlet bunun için var, tüketmek için. Biz devleti tükettiğimizi düşünüyoruz ama devlet bütün kurumlarıyla bize kıymaya devam ediyor. Devlet insanlardaki sükûtu aldı. Devlet saldırganlaştırıyor, azgınlaştırıyor. Devlet ve toplum önce bir sürgüne gönderiyor, sonra da onun cenazesinde en önde saf tutuyor. Devlet bir yazarı öldürüyor ve cenazeyi kendi kaldırıyor, tabutu kendi taşıyor.
  • Her ülke kendi kıyım tarihiyle bir gün yüzleşmek zorunda kalacak.
  • Artık dünyasız bir kafaya dönüşmüştüm. İki dünya arasındaki kapılar sonsuza kadar kapanmıştı. Kalıntılar vardı, moloz yığınları vardı, ama oraya gerçekten dönmemi sağlayacak olan duygulardan yoksundum.
  • İnsan kendi kayıplarının bir ansiklopedisini yapmalı, belki de böylece yazılmış en gerçekçi kitabı yazmış oluruz.
  • "Çünkü bu yaşanan, demişti kadın yazar, sonsuz bir örtünme, sonsuz bir kapanma, sonsuz bir cendere, hayal edebildiğim şey sonsuz bir açıklık, boşluk, hani taşranın da kırsalın da ötesi, dağların insansızlığın da ötesi, çorak vadilerin de ötesi, buzullarinr da ötesi..."

Karaçam Ormanı'nda İncelemesi - Şahsi Yorumlar

yazdıkları nedeniyle başı derde girmiş bir yazarın öyküsünü anlatan ve gayet ustaca kaleme alınmış bir roman. devletle sorunlu bir ilişkisi olabin kadın yazar (kitapta da böyle geçiyor.) sürgün hayatı yaşayan ve ülkesi dışında birkaç yerde bir hayat kurmayı deneyen biri. eserlerini sevdiğim ve dönemimizin en kıymetli yazarları arasında yer aldığına inandığım yazar/asli-erdogan ile kadın yazar arasındaki benzerlikler dikkatimi çekti. erdoğan'ın yaşamıyla alakalı bazı detaylar, şehir isimleri, kitapta bahsi geçen eserler ve kadın yazarın söyledikleri düşünüldüğü vakit ana karakterin direkt olarak erdoğan'dan ilham alınarak oluşturulduğu söylenebilir. hatta bu kısa roman erdoğan'a ithafen de yazılmış olabilir. hayat görüşü, devletle kurduğu ilişki, soğuk ve sert dili, olaylara bakış açısı ve cüretkar kalemiyle birlikte hem aslı erdoğan hem de kadın yazar karakteri kesinlikle kulak vermeye değer kişiler olarak özetlenebilir. sağlıklı bir toplumun inşa edilmesinde kritik bir öneme sahip olan düşünce özgürlüğü ve çok sesli medyaya ne denli ihtiyaç duyduğumuzu birçok kişi hemen her gün gözlemliyordur sanırım. (Ersan Yılmaz)

Fatih Balkış'ın "Karaçam Ormanı'nda" isimli romanını okudum. Sanırım ilk önce tweeterda kitapla ilgili oldukça iddialı bir yorum okumuştum. İstesek de istemesek de sosyal medya bazen ne okuyacağımızı belirliyor. Şikayetçi miyim, bazen. Ama bu kitap için şikayet etmek bir tarafa bu tavsiyeyi aldığım her kim ise ona şükran duyguları iletiyorum. Çok başarılı bir roman "Karaçam Ormanı'nda". Neyi başarılı? Birincisi dili. Suyun bardağa doluşu gibi bir his veriyor, ama susamışsın öyle bir his. Kitabın herhangi bir sayfasını açıp şuraya yazabilirim, metnin her satırı ahşap yoğunluğunda. Hikayesi aşağı yukarı şöyle, yazılar yazdığı gazeteden ötürü hapis cezası alan, cezasını tamamlayan bir kadın yazarın (kafanızda bir isim yanmıştır) evinde PEN bir organizasyon düzenliyor ve kitabın anlatıcısıymış gibi romana dahil olan bir erkek yazar davete icabet edip soluğu kadın yazarın evinde alıyor. Anlatıcı olarak romana giren erkek yazar dinleyiciye ve aktarıcıya dönüşüyor. İlk ters köşe burada. Ardından kadın yazarın varoluş -diyeceğim- sancıları, bir yere ait olamama, o yazmaya çalıştığı romana dokunmaya çalışırken yaşamın içinde nasıl sürüklendiği... Bayat bir konu değil mi? Değil! Ben anlatamıyorum. Fatih Balkış bunu o kadar iyi anlatıyor ki Bu kitabı bir daha okurum arkadaş! Konu yazmak, hele de yazdıklarından ötürü hapse düşmüş bir kadın yazar olunca bir devlet resmi çiziliyor: "Devlet bunun için var, tüketmek için. Biz devleti tükettiğimizi düşünüyoruz ama devlet bütün kurumlarıyla bize kıymaya devam ediyor. Devlet insanlardaki sükûtu aldı. Devlet saldırganlaştırıyor, azgınlaştırıyor. Devlet ve toplum önce bir insanı sürgüne gönderiyor, sonra da onun cenazesinde en önde saf tutuyor. Devlet bir yazarı öldürüyor ve cenazeyi kendi kaldırıyor, tabutu kendi taşıyor." Toplumdan kaçış ama kendinden kaçamayış, o hep yapmak istediğimiz ama yapamayacağımızı bildiğimiz yere eninde sonunda geri dönme durumu romanın genel bağlamı diyebilirim. İyi okumalar... #fatihbalkış #karaçamormanında #kafkayayınevi #roman #türkiyeedebiyatı #bookstagram #instagram #book #kitap #kitaplık #neokudum #neokusam #zorbakitabevikafe #koronagünleri #kitaptavsiyesi #kitapkurdu (Özgür Çırak)

#karaçamormanında Kanada’ya yaşayan Fatih Balkış’ın dördüncü romanı ve anlatımıyla, eleştirel yönüyle çok severek okuduğum bir kitap oldu, @anilalacaoglu tavsiyesiydi :) Bernhardyen bir üslupla yazılmış,edebiyat,yargı, devlet, toplum gibi konularda çok yerinde tespitler, eleştirler var. Okunmalı. . Kanada’da yaşayan erkek yazar aynı zamanda anlatıcı,PEN İnternational’ın daveti üzerine Karaçam Ormanı’nda yaşayan kadın yazarın evine konuk oluyor, proje kapsamında ‘içeride-dışarıda’ temalı metinler kaleme almaları gerekiyor. Ve diğer katılımcı beklenirken yapılan sohbet kitabın çerçevesi. . İçeride-dışarıda teması aslında kitabın da teması. Anlatıcının yurtdışında yaşaması ve yurda dönmesi, yazarlığı ve yaptığı çeşitli işler. Kadın yazarın bir dönem yurtdışına çıkması ama orada yaşamaya devam edememesi, yazıları yüzünden tutuklanması, mahkumiyeti bittiğinde Karaçam Ormanı’na yerleşmek istemesi önceki çevresine uyum sağlayamaması vs. . “Fırsatçı bir yazar değilim ben, demişti kadın yazar, fırsatçılık beni tiksindiriyor,fırsatçı yazarlar beni tiksindiriyor, fırsatçı aileler, fırsatçı bir halk, fırsatçı takımlar ve fırsatçı bir toplum beni tiksindiriyor. Bulaşıcı bir fırsatçılık, temelinde büyük aşağılanmışlığın getirdiği bir gözü doymazlığın beslediği zayıf kişilik, başkalarının mutsuzluğunda kendi mutluluğunu doğuruyor.” (Vox Nihili)

Karaçam Ormanı'nda PDF indirme linki var mı?

Fatih Balkış - Karaçam Ormanı'nda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karaçam Ormanı'nda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Fatih Balkış Kimdir?

1977’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dramaturji ve Tiyatro Eleştirmenliği bölümünden 2002’de mezun oldu. Bir süre Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sanat ve İletişim yüksek lisansına devam etti. Stüdyo Oyuncuları’na katıldı. Düzenli olarak Radikal Kitap, Yolculuk, Hürriyet Gösteri gibi dergi ve gazeteler için edebiyat eleştirileri yazdı ve yazarlarla söyleşiler yaptı. Halen Stüdyo Oyuncuları’nda “kurmacanın tasarımı” adlı bir ders veriyor ve metin yazarlığı yapıyor.

Edebiyatı; Tim Parks’ı, Salinger’ı, Jeff Noon’u, Laclavetine’i, Echenoz’u, Bernhard’ı, Kayacan’ı ve Sevim Burak’ı, oyunları; Marlowe’u, Stoppard’ı, Osborne’u, Aksal’ı, sinemayı; Wenders’i, Kurosava’y›, Hitchcock’u müziği; The Cinematic Orchestra’yı, The Smiths’i, New Order’ı, felsefe, sosyoloji ve antropolojiyi; Ortega y Gasset’yi, Schopenhauer’i, Harvey’i, Baumann’ı, Zerzan’ı kitap toplamayı, kentte bir flaneur olarak dolaflmayı, devleri ve cüceleri, İzlanda sagalarını, masalları, Beyaz Geceler’i ve kedileri seviyor.

Fatih Balkış Kitapları - Eserleri

  • Karaçam Ormanı'nda
  • Fars
  • Yerçekimi
  • Baht Dönüşü

Fatih Balkış Alıntıları - Sözleri

  • "Her şey koca bir hayal kırıklığı. İtici ve sarsıcı. Yüzsüz. Gençken buna katlanabiliyordum, ama artık yapamıyorum. Onlar bizdeki yaşam duygusunu aldılar ve bizi hayal kırıklığına uğrattılar. İnsanlardan soğumak böyle bir şey." (Fars)
  • "İnsanlar birbirlerine çok benziyorlar. Sorunlarını anlatırken kendilerini usulca ellerime teslim edişlerini görmelisin. Sonunda şunu anlıyor insan; yaşam ondan kaçanların değil, onu çekip çevirenlerin cenneti." (Yerçekimi)
  • Hep böyle olmuştur. Siz uzakta ve bilinmezlikler içinde bir yaşam sürdüğünüzü düşünürsünüz, ama gerçekte küçük ve çevrelenmiş bir dünyanın içindesinizdir. (Fars)
  • "Çünkü bu yaşanan, demişti kadın yazar, sonsuz bir örtünme, sonsuz bir kapanma, sonsuz bir cendere, hayal edebildiğim şey sonsuz bir açıklık, boşluk, hani taşranın da kırsalın da ötesi, dağların insansızlığın da ötesi, çorak vadilerin de ötesi, buzullarinr da ötesi..." (Karaçam Ormanı'nda)
  • Birini gözlemleriz ve zamanı ele geçiririz. Çünkü hızın yok ettikleri değil, yavaşlığın zenginliği olan ayrıntılar ortaya çıkar. (Fars)
  • Her zaman ondaki iyilik duygusunu ve masumluğunu kötüye kullanıp işe yaramazlığını yüzüne vuran insanların kurbanı oldu. (Fars)
  • İnsanlığa değil de, insansızlığa, dedi, diye düşündüm. İnsanlarla değil de, insansız. (Fars)
  • Yaşamım boyunca kendi isteğim dışında kendimden uzaklaşma pahasına yolculuklara çıkarılmıştım (Fars)
  • Mutlu bir toplum olamayacağız, mutlu ailelerin, mutlu bireylerin olmadığı bir dünyada ve dahası bu nedeni belirsiz mutsuzluğun içine doğuyor olmanın acısıyla yaşayacağız. (Karaçam Ormanı'nda)
  • Sözcüklerin tek hakimi olmak, dillerin arasındaki gizli yer altı sularını keşfetmek, bir sözcükten bir dünya kurmak hoşuna gidiyordu. (Yerçekimi)
  • Dönüp arkama baktığımda doğru yolda olduğunu göreceğim ve ben kendi yolumda ilerlerken... (Yerçekimi)
  • Artık dünyasız bir kafaya dönüşmüştüm. İki dünya arasındaki kapılar sonsuza kadar kapanmıştı. Kalıntılar vardı, moloz yığınları vardı, ama oraya gerçekten dönmemi sağlayacak olan duygulardan yoksundum. (Karaçam Ormanı'nda)
  • İnsan yeniden kendisi olacağına, kendisi gibi olacağına, eski ben' ine geri döneceğine dair söz verebilir mi? Yitirilmiş olanı, zamanda donmuş, koca bir sessizliğe gömülmüş olanı şimdiye taşıyabilir mi? Hem taşısa bile ne bulurdu ki karşısında? (Karaçam Ormanı'nda)
  • Varoluşun yaslandığı bu gidişat, yani güvenli ama aksak, hep mutluluğun ötelendiği ve geçim derdinin söz konusu olduğu bir gidişatmış. Kesinliklerden uzak, bu yüzden tehditkâr. (Karaçam Ormanı'nda)
  • "Edebiyatta, düşüncede ve dostluklarda ayaküstülüğünü sevmiyorum" dedi. (Yerçekimi)
  • Kazanmanın yollarından biri de kaybetmeyi hafife almaktır. Böylece hem kaybettiğimde hem de kazandığımda sonrası için yıkımlar ya da zaferler için, duygularımı yok sayabilirim.. (Yerçekimi)
  • Öldüğü gün evine geldiğimde, onu mahveden her şeyi bir arada buldum. Onu var eden hiçbir şeyse ortada yoktu. (Fars)
  • İnsan kendi kayıplarının bir ansiklopedisini yapmalı, belki de böylece yazılmış en gerçekçi kitabı yazmış oluruz. (Karaçam Ormanı'nda)
  • Her ülke kendi kıyım tarihiyle bir gün yüzleşmek zorunda kalacak. (Karaçam Ormanı'nda)
  • Yaşam ondan kaçanların değil, onu çekip çevirenlerin cenneti. (Yerçekimi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle