Ah Bayım Ah - Nazlı Eray Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Ah Bayım Ah kimin eseri? Ah Bayım Ah kitabının yazarı kimdir? Ah Bayım Ah konusu ve anafikri nedir? Ah Bayım Ah kitabı ne anlatıyor? Ah Bayım Ah kitabının yazarı Nazlı Eray kimdir? İşte Ah Bayım Ah kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi
Yazar: Nazlı Eray
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755104805
Sayfa Sayısı: 176
Ah Bayım Ah Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Ah Bayım Ah", değerli yazarımız "Nazlı Eray"ın ilk kitabı. İlk basımı 1976 yılında yapılan bu kitapla edebiyat dünyamıza giren Nazlı Eray, gerçekliğin sınırlarını zorlayan değişik öyküleriyle kısa zamanda ilgileri üzerine çekmişti. "Ah Bayım Ah"ın yıllar sonra yeni basımını sunarken, ilk basımının uyandırdığı yankılardan alıntılar yapıyoruz.
Büyük bir fantezi, bu fantezinin altında coşkuyla, duyarlıkla çarpan bir yürek, içtenliğin yazdırdığı öyküler. Dünyayı kucaklamak isteyen bir öykücü Nazlı Eray.
Selim İleri
Olayları ve durumları tersine çevirerek anlatıyor, bir masal dünyasına, bir düş evrenine sokarak anlatıyor. Ama hakçası, güzel anlatıyor. Gerçekten şaşırtıcı bir yazar.
Cemal Süreya
Ah Bayım Ah Alıntıları - Sözleri
- Bunalıyorum diyorsunuz.Yaşantım çok tekdüze diyorsunuz.Anlıyorum sizi.Çok iyi anlıyorum.Benim de yaşantım öyle bayım.Ben de hep aynı şeyleri yapıp duruyorum.
- "...Asker oldum piyade, Bugün aşkım ziyade..."
- Yine yaz gelmiş.
- Mutluyum ben de işte. Hiçbir şey düşünemiyorum. Mutluluk budur, değil mi bayım?
- Bunalıyorum diyorsunuz. Yaşantım çok tekdüze diyorsunuz. Anlıyorum sizi. Çok iyi anlıyorum. Benim de yaşantım öyle bayım. Ben de hep aynı şeyleri yapıp duruyorum.
- ...evlendiğimde, babam evden çıkarken eşiği öptürdü bana. Eşiği öpen bir daha baba evine dönemez.
- Bunalıyorum, diyorsunuz. Yaşantım çok tekdüze, diyorsunuz. Anlıyorum sizi. Çok iyi anlıyorum. Benim de yaşantım öyle, bayım, ben de hep aynı şeyleri yapıp duruyorum.
- Yoldaki büfenin birinden bir şişe vişne suyu alıp oracıkta hepsini içivermek dünyanın en güzel şeyiymiş gibi geliyor bana.
- Yine yaz gelmiş.
- Tuzlu ayran ne güzel. Çaydan daha güzel belki de.
- Doktora duyurmadan, yavaşça kulağıma bir şarkı mırıldanıyordu. ..."A benim kara dudum, Ben seni nasıl unuturum..."
- Gece olmuş.
- "Şuradan bir atlı geçti, Yâreme bastı geçti..."
- hiç çıkmıyorsun aklımdan. Düşünüp duruyorum seni.
- Elini götürür tam yüreğinin üstüne koyarsın.
Ah Bayım Ah İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Koluna girmişim bir yaz akşamı, hafiften esen rüzgârın serinliğinde sahilde yürüyoruz Nazlı Hanım'la. Bütün öyküleri bana bu yürüyüşte anlatıyor o, kâh gülüyorum kâh hüzünleniyorum. Keyifli, hep enerjik bir kadın. Anlattıkları da yarı düş yarı gerçek. Allah'ım hiç bitmesin bu gece diyorum ama göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor maalesef. Bakıyor benim hâlime, gülüyor Nazlı Hanım. Sana anlatmadığım o kadar çok öyküm var ki, hiç sıkma canını, diyor. Ne zaman istersen gel yürüyelim beraber, anlatayım onları da. Böyle teklife dünden razı, ayrılıyorum yanından. Hepinize de tavsiye ediyorum, hayatınızda bir kerecik olsun Nazlı Eray'la o sahilde yürümelisiniz çünkü. =) (G. İlke)
Kitabın Yazarı Nazlı Eray Kimdir?
Nazlı Eray, Ankara’da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuduktan sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda tercüman olarak çalışmaya başladı. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Edebiyatçılar Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Eray, Türkiye Yazarlar Sendikası ile Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) üyesi ve 1977 ve 1978 yıllarında Yaratıcı Yazın dersleri verdiği ABD Iowa Üniversitesi’nin Onursal Üye’sidir. Yazmaya 1959’da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü “Mösyö Hristo” ile başlayan Eray’ın ilk öykü kitabı Ah Bayım Ah 1975’te çıktı. Nazlı Eray’ın öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrildi. Erostratus (1977) adlı oyunu, Sartre, Montaigne, Camus, Unamuno, Pessoa ve Bauer’in Erostratos yorumlarıyla birlikte Blood and Ink’te (“Kan ve Mürekkep”) yer aldı. Nazlı Eray, anılarının bir bölümünü Tozlu Altın Kafes (DK, Ocak 2011) adıyla kitaplaştırdı.
Nazlı Eray Kitapları - Eserleri
- İmparator Çay Bahçesi
- Aydaki Adam Tanpınar
- Aşık Papağan Barı
- Aşk Artık Burada Oturmuyor
- Orphee
- Ömür Uzatma Kahvehanesi
- Arzu Sapağında İnecek Var
- Pasifik Günleri
- Ayışığı Sofrası
- Kız Öpme Kuyruğu
- Sis Kelebekleri
- Kayıp Gölgeler Kenti
- Ah Bayım Ah
- Aşkı Giyinen Adam
- Farklı Rüyalar Sokağı
- Marilyn Venüs'ün Son Gecesi Marilyn Monroe Ankara'da: Cursum Perficio!
- Beyoğlu'nda Gezersin
- Halfeti'nin Siyah Gülü
- Uyku İstasyonu
- Ay Falcısı
- Deniz Kenarında Pazartesi
- Frej Apartmanı'nın Esrarı
- Ölüm Limuzini
- Uyku İstasyonu
- Tozlu Altın Kafes
- Elyazması Rüyalar
- Gece Çiçeği İstanbul
- Aşk Yeniden İcat Edilmeli
- Eski Gece Parçaları
- Yoldan Geçen Öyküler
- Rüya Yolcusu
- Yıldızlar Mektup Yazar
- Büyülü Beyoğlu
- Karga Feramuz'un Aşkı
- Geceyi Tanıdım
- Kalbin Güney Batısı
- Sinek Valesi Nizamettin
- İki Kafalı Topaç Villy
- Örümceğin Kitabı
- Bir Böcek Sevdim
- Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni
- Geceyi Tanıdım - Yoldan Geçen Öyküler
- Hazır Dünya
- Düş İşleri Bülteni
- Nazlı Eray: Ömür Uzatma Kahvehanesi Seçme Öyküler
- Ekmek Arası Rüya
- Kuş Kafesindeki Tenor
- Sihirli Saray
- Naz ve Köşkteki Vampir
- Çığlık Atan Mumya
- Gören Gözler Duyan Kulaklar
- Naz ve Büyülü Bahçe
- Mırmır Osman
- Billur Ahtapot ile Mor İnci
- Aşk Artık Burada Oturmuyor
- Kapıyı Vurmadan Gir
- Kalbinde Kadın Taşıyan Erkekler Birahanesi
- Geceyi Tanıdım Erostratus
Nazlı Eray Alıntıları - Sözleri
- Meze tabaklarında anılar ve eski aşklar var. (Ayışığı Sofrası)
- Arada gerçeği yitirmek ne güzel. (Düş İşleri Bülteni)
- “İnsan her şeyi hatırlasa çok yorulur. Unutmak... Unutmak bazen bir ilaç.” (Elyazması Rüyalar)
- Anlatacak o kadar çok şey var ki... İçimde birikmiş şeyler, belleğime hücum eden anılar. (Halfeti'nin Siyah Gülü)
- "... Üstümde çok ağır bir yük hissediyorum. Bu yük bazen o kadar ağırlaşıyor ki; sırmalı kadife ceketime dev bir mezartaşı çimentolanmış sandığım oluyor. Sırtıma... Çimentolanmış bir mezartaşı. Aynaya gidip bakıyorum, görüyorum onu. Tersten, üstündeki yazıyı okuyorum. 'Rudolf von Hapsburg' yazıyor. Üstünde doğum tarihim var. Ölüm tarihinin olduğu yer boş. O anda bembeyaz bir el bana bir divit kalem uzatıyor. Ucu kana batırılmış. Onu yavaşça alıp, kanla, ölüm tarihimi mezar taşımın üstüne ben yazıyorum." (Yıldızlar Mektup Yazar)
- “Ceviz kabuğunun içindeydim. Şimdi Tanrı beni fındık kabuğunun içine soktu.” (Ayışığı Sofrası)
- Ben, Bekleme Ustası olurken, her bir şeyin çok usul usul ve sabırla bekleneceğini sanıyordum. Oysa beklenmedik olaylar peş peşe geliyordu! (Kız Öpme Kuyruğu)
- " Evet. Dikkat edilmezse en çabuk eskiyen duygu aşktır" (İmparator Çay Bahçesi)
- "İnsan her şeyi hatırlasa çok yorulur. Unutmak... Unutmak bazen bir ilaç." (Elyazması Rüyalar)
- "Tarihte daima gizemli bir şey kalmalıdır." (Yıldızlar Mektup Yazar)
- Yüzümde, çok sevdiği birini yitirmiş olan bir insanın acısı ile dolaşıyordum. (Deniz Kenarında Pazartesi)
- Ölüm, üstünde uçan bir kuş. Ama, kanadı sana henüz değmedi. (Uyku İstasyonu)
- Uçsuz bucaksız, sonsuz ve yarınsız bir yolculuğa çıkıyordu. (Kayıp Gölgeler Kenti)
- "Yapayalnız bir insanım. Beni ancak ağaçlar, bitkiler, kapıların ve pencerelerin dışları, sokaklar ve o sonsuz yıldızlı gece sever." (Uyku İstasyonu)
- Kavanozdaki ölüyle baş başa kalmıştım. (Kayıp Gölgeler Kenti)
- Yoldaki büfenin birinden bir şişe vişne suyu alıp oracıkta hepsini içivermek dünyanın en güzel şeyiymiş gibi geliyor bana. (Ah Bayım Ah)
- Neden korkuyorsun? Ölümden mi? Yok olmaktan, belleğini yirirmekten, ya da bedenine bir nüzul inmesinden mi? Neden korkuyorsun? (Ayışığı Sofrası)
- ''Sevgi tılsımlı bir şey... Onu en iyi, yitirdiğin zaman anlayabilirsin.'' (Uyku İstasyonu)
- "Para bir bıçak gibidir," dedi Sibil. "Keser ve yaralar kimi zaman." (Ayışığı Sofrası)
- İpi kopmuş bir uçurtma gibiyim. Ama gökyüzünde değilim. Başka bir yerlerde kaybolmuş gitmişim. (Kalbin Güney Batısı)
Editör: Nasrettin Güneş