TÜVTÜRK

Bağışlamak - Jacques Derrida Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Bağışlamak kimin eseri? Bağışlamak kitabının yazarı kimdir? Bağışlamak konusu ve anafikri nedir? Bağışlamak kitabı ne anlatıyor? Bağışlamak PDF indirme linki var mı? Bağışlamak kitabının yazarı Jacques Derrida kimdir? İşte Bağışlamak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 07.06.2022 16:00
Bağışlamak - Jacques Derrida Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Jacques Derrida

Çevirmen: Murat Erşen

Editör: Volkan Çelebi

Orijinal Adı: Pardonner: L’impardonnable et l'imprescriptib

Yayın Evi: Monokl Yayınları

İSBN: 9786055159337

Sayfa Sayısı: 88

Bağışlamak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Fransız Felsefesi’nin doruklarından Jacques Derrida’dan bağışlamak, bağışlanamaz olan ve zaman aşımına uğramayan üzerine ufuk açıcı bir seminer. Affetmek, bağışlamak, af dilemek çağında; zaman aşımına uğramayan ve insanlığa karşı işlenen suçlar çağında çıkageliyor Bağışlamak. Derrida hayati soruları hayatımıza bırakıyor. Jankelevitch affetti mi, Heidegger affedilebilir mi?!

“Ölüm Almanya’dan Gelen Bir Ustadır”

"Ben Yahudi öldürmedim. Alman olarak doğmak benim ne kabahatim ne de meziyetim. Benden izin isteyen olmadı [böylece birden bizi artık terk etmeyecek o soru, bir bizin ve ‘hangi biz’in mirasına, soykütüğüne, kollektifliğine dayalı suçluluk ya da bağışlama gibi devasa bir soru da sorulmuş oldu]. Nazi suçları konusunda tamamen masumum; ama bu beni pek teselli etmiyor. Vicdanım rahat değil […] ve utanç, acıma, tevekkül, hüzün, kuşku, isyan karışımı bir şeyler hissediyorum.

Hâlâ uykularım kaçıyor.

Sıklıkla bütün gece uyanık kalıyorum ve düşünüyorum, hayal ediyorum. Yakamı sıyıramadığım kâbuslarım var. ANNE FRANK’ı, AUSCHWITZ’i, TODESFUGE’yi ve NUIT ET BROUILLARD’ı düşünüyorum : “Der Tod ist ein Meister aus Deutschland.” [Ölüm Almanya'dan gelen bir ustadır.]"

Bağışlamak Alıntıları - Sözleri

  • " Bağışlama, eğer böyle bir şey varsa, ancak bağışlanamaz olanı, telafi edilemez olanı bağışlamak zorundadır ve bağışlayabilir - ve dolayısıyla olanaklı olanı yapmak zorundadır ve yapabilir. Bağışlanabilir olanı, küçük günahları, mazur görülebilir olanı, her zaman bağışlanması mümkün olanı bağışlamak bağışlamak değildir. "
  • "Sevgi yasasının mutlaklığı ile kötücül özgürlüğün mutlaklığı arasında bütünüyle sökülmesi/dikilmesi (dècousue) mümkün olmayan bir yırtık vardır. Kötülüğün akıl dışılığını sevginin kadir-i mutlaklığı ile uzlaştırmaya çalışmadık. Bağışlama kötülük kadar güçlüdür, ama kötülük de bağışlama kadar güçlüdür. "
  • “Sevgi yasasının mutlaklığı ile kötücül özgürlüğün mutlaklığı arasında bütünüyle dikilmesi mümkün olmayan bir yırtık vardır.”
  • 1. îlk soru. Bağışlama insana ait, insana özgü bir şey, insanın bir kudreti midir, yoksa Tanrıya has mıdır? Öyley­se daha şimdiden deneyimin ve varoluşun insanüstülük olarak doğaüstülüğe açıklığı mı söz konusudur: İlahilik, aşkın mı, içkin mi, kutsal mı, aziz mi değil mi? Bağışlama üzerine tüm tartışmalar aynı zamanda bu “sınır” ve bu sınırı geçiş üzerine tartışmalardır. ...
  • "Yok kurtuluş yeryüzünde cellatlar bağışlanabildiği sürece."
  • Af bahşedilemez ya da en azından onu bahşetme, yani bağışlama olanağı ancak af açıkça ya da üstü örtük olarak dilendiyse tahayyül edilebilir ve bu, önemli bir farktır. Çünkü hatasını itiraf etmeyen, pişman­lık duymayan, açıkça ya da üstü örtük olarak bağışlanmayı dilemeyen birinin asla bağışlanmayacağı anlamına gele­cektir.
  • Neredeyse her zaman ve hiç de tesadüfi olmayan bir şe­kilde, günahını ödeme ya da cezasını çekme, selamet ya da kurtuluş, kefaret ve uzlaşma ya da barışma bağışlama ile bağlantılandırılır -buna sık sık geri döneceğiz. Eluard’ın dizelerinin en azından ortak akıldan kopmak gibi bir de­ğeri vardır, ki bu aynı zamanda bağışlamanın büyük dinî ve manevi geleneklerinin -örneğin Yahudi ya da Hıristi­yan geleneğininde ortak aklıdır ve bağışlamayı, itiraf, pişmanlık ya da vicdan azabı, kurban ve günahını ödeme yoluyla uzlaşma ufkundan, kefaret ve kurtuluş umudun­dan ayırmaz.
  • "Geçmiş geçmiştir, olay vuku bulmuş, hata yapılmıştır ve bu geçmiş, bu geçmişin anısı indirgenemez, uzlaşmaya yanaşmaz olarak kalmıştır. Bağışlamanın, ilkece geçmişle ilgisi olmayan bağışla farklılıklarından biridir bu. Bu geçmiş-olma'yı ( etre-passe) göz önüne almazsak; yani indirgenmeye, dönüştürülmeye, geçmiş bir şimdide, mevcut kılınabilir ya da yeniden - mevcut kılınabilir bir geçmişte şekillendirilmeye asla müsaade etmeyen bir geçmiş-olmayı hesaba katmazsak bağışlamayı asla ele alamayız. Deyim yerindeyse bu, geçmeyen geçmiş bir varlıktır. Dur durak bilmeden çözümlememiz gereken farklı biçimler alan - geri döndürülemez, unutulamaz, silinemez, onarılamaz, onulmaz, değiştirilemez, telafisi imkansız vs. - şey, geçmişin ve geçmiş olayın aynı zamanda bu geçemez oluşu, bu geçemezliğidir."
  • Suç çok ağır olduğunda, radikal kötülük ya da insani olan çizgisini aştığında, canavarca olduğunda, artık bağışlama söz konu­su olamaz, zira bağışlama, deyim yerindeyse, insani olanın ölçüleri dâhilinde, insanlar arasında kalmak zorundadır.
  • “Bağışlama,” der Jankelevitch, “ölüm kamplarında ölmüştür.”
  • "(...) eğer başkasına, itiraf etmesi, günahından arınmaya, hatasından dönmeye, bu konuda benden af dilemek için kendisini bundan ayırmaya başlaması koşuluyla af bahşedersem, o zaman bağışlamam onu yozlaştıran bir hesap kitapla kirlenmeye cevaz vermeye başlar. "

Bağışlamak İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun zamandır bu kadar iyi bir felsefi kitap okumamıştım. Şimdi aranızda felsefi kitapları sevmeyenler veya daha önce okumamış olanlar bu kitabı beğenmeyecektir. Ama ben felsefi kitapları okurken bambaşka dünyalardan düşüncelere kapılıyorum ve zihnimin sınırlarını zorluyormuş gibi hissediyorum. Felsefi kitapları seviyorsanız veya sevmek istiyorsanız kesinlikle ‘Derrida’ nın bu kitabını not almanız ve okumanız gerekiyor kanımca. Kitapta; adından da anlaşılabileceği gibi Bağışlamak fiilinin üzerinde durmuş. Bağışlamak eylemeninin insana ve içersinde yaşadığı topluluğa olan durumları ele almış. Felsefi kitaplara alışıksanız bir çırpıda okuyabileceğiniz müthiş bir kitap. (Leyla Kandemir)

Posta arabalarından söz et bana Kan var bütün kelimelerin altında Umulmadık bir gün olabilir bugün Kan var bütün kelimelerin altında... demiş Cemal Süreya. Bağışlamak fiilinin geçerliliğini de bu perspektiften irdelemiş Derrida. Kitabı okurken doğrudan bu şiiri anımsadım. Çünkü Derrida bağışlamak eylemiyle bir başkasına, karşımızdakine ve ötekine karşı olan sorumluluğumuzu ele almaktadır. Bununla yetinmeyip bu eylem üzerinden adaleti, eşitliği, her türlü ilişkideki koşulluluk - koşulsuzluk durumlarını işlemekte... Derrida felsefesinde temel iki eksen vardır; bunlardan biri "etik" ilkesi diğeri "politik olan şey"dir. Etik ve politik olan kümelerinin ortak bileşenlerinin en büyük faktörü ise bağışlamak fiilidir. Çünkü etik felsefe doğrudan bağışlamakla ilgilenirken, politik olan politik olduğu için bağışlamayı politikası yapmak durumundaydı. Bağışlama eyleminde öne çıkan düşünce başkası’nın konumuna ve kabulüne dayalı yeni bir düşünme biçimi (yani empati) olduğu için ve adaletin gerçekleştirilmesinde önemli br faktör olduğu için bu eylemselliğin felsefi derinliğini yazma gereği duymuş diyebiliriz. Keza bu basit gibi görünen ancak bambaşka bir evrenin kapısını aralayan eylemsellik, hem etiği, hem de politik tutumu belirleyen temel faktördür günümüzde de... Kitap, bu iki temel kavram üzerinden bağışlamaya oradan da adaletin gerçekleştirilmesine atıfta bulunarak derinlikli bir felsefe koyuyor önümüze. Yani kısacası bir "belki"nin olanaklılığı ve olanaksızlığı ekseninde olan hale gelişinin arzusunu işlemekte. Hoş, olanaklı, olanaksız olmazsa olanaklı sayılmaz ancak gelecekte olacak olan, olması arzulanan şey olanaksız olduğu için olanaklı olmuştur. Bu yüzden adalet olanaksızlığın içinden doğarak gelecektir ancak... İçeriği bağlamında oldukça güzel bir eser ve gayet akıcı bir dili var. İlgilisine tavsiyemdir. Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari)

Ünlü Fransız post-yapısalcı filozof Derrida’nın kitap isminde anlaşıldığı gibi bağışlamak kavramı üzerine verdiği bir konferanstan oluşuyor. Kısa Ve çabuk bitirilebilecek ve bence okuyucuyu fazla yormayan hoş bir kitap. Felsefeye ve düşünmeye ilgisi olan herkes çekinmeden okumalı (Utku)

Bağışlamak PDF indirme linki var mı?

Jacques Derrida - Bağışlamak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bağışlamak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jacques Derrida Kimdir?

1960 başlarından beri çok sayıda yapıt üretmiş Fransız filozofu Jacques Derrida, şaşırtıcı bir tempo ile yazmaya devam etmekte, İngiliz yazarı Geoffrey Bennington'un dediği gibi, yazılarında bulunan "felsefe geleneğinin büyük isimlerine denk zenginlik", batı dünyasında çeşitli tartışmalara yol açmaktadır.

Derrida, 15 Temmuz 1930'da Cezayir'in banliyösü El-Biar'da, yazlık bir evde, Yahudi bir anne-babanın ikinci oğlu olarak dünyaya geldi (asıl adı Jackie Derrida idi; Paris'te ilk kitabını yayımladığı sıralarda "Jacques" adını almıştır). Çocukluğu ve orta eğitimi sırasında El-Biar'ı hiç terk etmedi. İkinci Dünya Savaşı'nın ve Yahudi düşmanlığının kötü izler bırakan etkilerini burada yaşamış (bu yüzden okuldan atılmış, başka bir okula gitmek zorunda kalmıştır) ve buradaki eğitimi sırasında Gide, Camus, Valery, Nietzsche, Rousseaui Bergson, Sartre gibi büyük edebiyat ve felsefe yazarları ile ilk olarak tanışmıştır. Derrida, o sıralarda, çok erken yaşta bütün Gide'yi okuduğunu, Dünya Nimetleri'ni, sanki İncil gibi ezbere bildiğini söylemektedir.

Derrida, 1957'de mezun olduktan sonra bir burs kazanır ve özel olarak Harvard Üniversitesi'ne, Husserl'in yayımlanmamış mikrofilmlerini incelemek üzere gider. Orada Joyce okur. 1960-1964 yılları arasında, Sorbonne'da S. Bachelard ve P. Ricoeur'un asistanlığını yaparak genel felsefe ve mantık dersleri verir.

1968'de Derrida, Mayıs 68 hareketlerinin bazı yönlerine karşı çekimser kalır. Halbuki ENS'de ilk toplantıyı o düzenlemiştir. 1983'de "College İnternational de philosophie" kurulur. Derrida, kurulun ilk başkanı seçilir. Nelson Mandela için adlı yazarlar komitesinde yer alır. "Sosyal Bilimler Yüksek Araştırmalar Okulu"nda araştırmalar yöneticiliğine seçilir.

Jacques Derrida Kitapları - Eserleri

  • Bağışlamak
  • Platon'un Eczanesi
  • Marx'ın Hayaletleri
  • Çile
  • Khora
  • İsim Hariç
  • İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
  • Gramatoloji
  • Göstergebilim ve Gramatoloji
  • Marx ve Mahdumları
  • Yazı ve Fark
  • Öteki Hedef
  • Din
  • Şiir Nedir?
  • Yapıbozum ve Pragmatizm
  • Önemsizin Arkeolojisi
  • Edebiyat Edimleri
  • Nietzschelerin Şöleni
  • Davet - Konukseverlik Üstüne
  • Bağışlama ve Kozmopolitizm
  • Teoriden Sonra Hayat
  • Otobiyografiler
  • Gün Doğmadan
  • Mahmuzlar

Jacques Derrida Alıntıları - Sözleri

  • " Hiçbir yanıtın asla sıyrılamayacağı kendini beğenmiş küstahlık, yalnızca ötekinin söylemine göre kendini ayarlama, onu konumlandırma, anlama ve böylece ötekine ve öteki önünde yanıt vererek onun çerçevesini belirleme iddiasından ileri gelmez. Yanıt veren kişi, bunca hafiflik veya küstahlıkla ötekine ve öteki önünde yanıt verebildiğini varsayı­yorsa, bunu önce kendisi ve tüm yapmış, söylemiş ya da yazmış oldukları konusunda yanıt vermeye [répondre de; sorumlu olmaya] muktedir olduğunu düşündüğü için yapar. Sorumlu olma burada, bütün yapılmış, söylenmiş veya yazılmış olanı bilmeyi, bunları anlamlı ve tutarlı bir sentezde toplamayı (türü, yeri ya da tarihi, gidimli formu, bağlamsal stratejisi ne olursa olsun), bunları tek ve aynı mühürle imzalamayı varsayar. " (Çile)
  • Kazasız- belasız hiçbir şiir yoktur, yara gibi açılmayan bir şiir olmaz, aynı zamanda yaralamayan şiir de yoktur. (Şiir Nedir?)
  • "Dünyamızın, yüce Varlığın bizden çok üstün zekâlara okusunlar diye verdiği ve onların da orada onun tapılası bilgeliğinin sonsuz sayı ve çeşitlilikteki özelliklerini doruktan dibe inceledikleri bir kitap olduğunu varsaymak, bana daha filozofça görünüyor." (Gramatoloji)
  • "Okuduktan hemen sonra kendimiz üzerinde düşünümde bulunursak bize, bu okumanın üretmiş olduğu fikirlerin dışında başka hiçbir şeyin bilincinde değilmişiz gibi gelecektir. Her harfi algılayışımızın, istençsiz biçimde göz kapaklarımızı kapattığımız her seferinde karanlığı algılayışımızdan daha çok algılanmış olduğu düşünülmeyecektir.Ancak harflerin algılanışının bilincinde olmadan sözcüklerin, sonuç olarak da fikirlerin bilincinde olmayacağımız düşüncesine vardığımızda, bu görünüş bize empoze edilemez." (Önemsizin Arkeolojisi)
  • Dostluğa ya da nezakete ilişkin bir davranış, yalnızca bir ritüel kuralının yerine getirilmesinden ibaretse, bu ne dostane ne de nazik bir davranış olacaktır. (Çile)
  • Rüya ne biridir ne de diğeridir, ikisinin arasındadır. Felsefe yalnızca anne'sine, sütanne'sine, toplama yeri'ne veya iz taşıyıcı'sına benzeyen hakkında felsefi bir şekilde konuşamaz. Bu haliyle yalnızca babadan ve oğuldan söz eder, sanki baba onu tek başına doğuruyormuş gibi. (Khora)
  • " Khöra anakroniktir, o, varlıktaki anakroni«dir,» daha doğrusu, varlığın anakronisidir. Varlığı anakronikleştirir. " (Khora)
  • "Birlikte yaşama" bir slogan değildir. Yaşamdaki imtihanların üstesinden gelmek için Kur'an'ın temel dersidir. (İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma)
  • Yaratılmış bütün insanlar, akıl bahşedilmiş bütün sınırlı varlıklar, eşit oranda 'yeryüzü yüzeyinin ortak mülkiyeti'ni taşımaktadırlar. Böylelikle, ilkece hiç kimse, sözü edilen yüzeyi (bu sıfatla bir yüzey alan olarak), meşru bir biçimde kendisine tahsis edemez ve bir başkasının kullanım hakkını gasp edemez. (Bağışlama ve Kozmopolitizm)
  • "Duanın duasını etmek gerekir." (İsim Hariç)
  • Suç çok ağır olduğunda, radikal kötülük ya da insani olan çizgisini aştığında, canavarca olduğunda, artık bağışlama söz konu­su olamaz, zira bağışlama, deyim yerindeyse, insani olanın ölçüleri dâhilinde, insanlar arasında kalmak zorundadır. (Bağışlamak)
  • Metonimi, türden dışarı doğru, bir türden diğerine doğru bir geçişe, varlık türleri sorusundan söylem türleri sorusuna geçişe dayanır. (Khora)
  • "Öyleyse aşırılık, fark, kalan, kesinlikle aynı şeyi gösteren sözcüklerdir; ancak kullanımlarındaki zihinsel bakışlar aynı değildir." (Önemsizin Arkeolojisi)
  • Ayrıca dini, yozlaşan bir güç istenci'nin ifadesi ve belirtisi, her tür olumlayıcı istenci, onu içten içe zehirleyen bir duyguya hapsetmek isteyen hastalıklı bir istencin tezahürü olarak da anlayabiliriz: aslında hınç olan bir duygu, yani her tür canlılığa ve aşma'ya karşı öç alma tutkusu ve ölümüne bir kavga. (Din)
  • “Hala Cezayirli olan yanımı, içimde olan ve hala Cezayirli olamam sebep olan diğer yanımı şevkle bağrıma basıyorum.” (İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma)
  • "Üslup (style) sorusunda, her zaman sivri uçlu bir nesnenin sınaması ya da rahatsız ediciliği vardır. Kimi zaman bu nesne, yalnızca bir telek ya da bir stylus(kemik) olabilir. Bu tür nesneler, konu ya da matris adına felsefenin yöneldiği şeye karşı hain bir saldırıda kullanılabilir, ister istemez darbesi oraya izini bırakan, darbesi oraya bir damga ya da biçim kazıyan bir saldırıda. Ancak bunlar, bu tür bir saldırı tehdidine karşı koruma olarak da kullanılabilir, onu uzakta tutmak, onu geri püskürtmek için - örtülerin ve yelkenlerin (des voiles) arkasında, uçuşurken, onun gücü önünde eğildiğinde ya da geri çekildiğinde. Yine de bırakalım bu kılıf, eril ve dişil arasında dalgalansın. Her hâlükârda dilimiz, bize bu tür bir haz vaat eder, en azından dillendirmememiz koşuluyla." (Nietzschelerin Şöleni)
  • Hegel de, Marx da insan toplumlarının evriminin sonsuz olmayıp, insanlığın en derin ve en temel gereksinimlerini karşılayabilecek bir toplum biçimi kurabildiğinde son bulacağına inanmaktaydı. Her iki düşünür de bir "Tarih'in sonu" fikri ortaya atmışlardı; Hegel'e göre, liberal devletti bu, Marx'a göreyse komünist toplum. (Marx'ın Hayaletleri)
  • Demek ki, anlam var olunca imler de var olur, sadece imler. (Ancak imlerle düşünürüz.) (Gramatoloji)
  • "Dâhi" insan, "yeni bir yol dener... Böylece orijinal olmak için yüzyıl önce gelişimine yardım etmiş olacağı bir dilin tahrip edilmesine katkıda bulunmak zorunda kalır. Bu tür yazarlar eleştirilebilseler de, yine de üstün yeteneklerinin başarıya layık olması gerekir. Hatalarını tekrarlamadaki kolaylık, vasat yetenekleri olan insanları, kendilerinin aynı saygınlık mertebesini elde etmeleri gerektiğine kısa zamanda ikna eder. İnce ve kinayeli fikirlerin zorlama antitezlerin, aldatıcı paradoksların, önemsiz kıvırmaların, abes ifedelerin, yeni moda sözcüklerin ve kısacası anlama yetileri kötü metafizikle baştan çıkarılan kişilerin jargonunun saltanatı o zaman başlar. Halk, alkış tutar; önemsiz ve gülünç yazılar, günübirlik şeyler şaşırtıcı biçimde çoğalır... " (Önemsizin Arkeolojisi)
  • "Sözü teslim etmek, bırakmak, diğerine vermek şu demektir: sizin yeriniz var, yer alınız, geliniz." (Khora)

Yorum Yaz