TÜVTÜRK

Bir Fotoğrafı Anlamak - John Berger Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Bir Fotoğrafı Anlamak kimin eseri? Bir Fotoğrafı Anlamak kitabının yazarı kimdir? Bir Fotoğrafı Anlamak konusu ve anafikri nedir? Bir Fotoğrafı Anlamak kitabı ne anlatıyor? Bir Fotoğrafı Anlamak kitabının yazarı John Berger kimdir? İşte Bir Fotoğrafı Anlamak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 18.02.2022 08:00
Bir Fotoğrafı Anlamak - John Berger Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: John Berger

Çevirmen: Beril Eyüboğlu

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9786053160229

Sayfa Sayısı: 240

Bir Fotoğrafı Anlamak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Berger’in fotoğraf üzerine yazıları, onun düşünmeye verdiği dikkat ve özeni çok iyi kanıtlıyor. Yazılarını okumaktan bu kadar zevk almamızın bir nedeni olmalı: Düşünce onun için asla bir jest, kibir ya da entelektüel bir egzersiz değil. Küçük bir çocukken içgüdüsel bir merakla bakmanın yetişkin disiplinine kavuşmuş hali sanki. Kendini baktığı nesneyle içtenlikle ve şefkatle özdeşleştirmesinden gelen, bizleri de içine çeken bir hakikat. İkincisi, Berger’ın yalın bir biçimde tanımladığı o estetik ölçüt: “Bu eser insanların toplumsal haklarını öğrenmelerine ve haklarını talep etmelerine katkıda bulunuyor mu, onları buna teşvik ediyor mu?” Bir özelliği daha var bu yazıların: İnceleme Berger için hiç bir zaman sadece bir eleştiri ve sorgulama değil, her zaman fotoğrafa ait görünür ya da görünmez bir hikâye anlatıyor bize. Aynı zamanda bir hikâye anlatıcısı o.

Geoff Dyer’ın hazırladığı bu derleme fotoğrafa özel bir edisyon olarak tasarlandığı için Berger’ın önceki kitaplarından bölümler de içeriyor. Yanı sıra, sergiler için veya kataloglara sunuş veya sonsöz olarak yazılmış ama herhangi bir kitabında yer almamış metinler var aralarında. Berger okumaktan aldığınız zevkin bunlarda da süreceğini düşünüyoruz.

Bir Fotoğrafı Anlamak Alıntıları - Sözleri

  • Neden sondan başlamıyoruz? Bir hikaye ancak sonu bilinince hikayeye benzer. Adem'le Havva Cennet'ten kovulmazdan önce değil, ancak kovulduktan sonra bir hikaye oldular. Sindrella'nın ise cam pabucunu kaybetmesi gerekiyordu .
  • İmgeler de kelimeler kadar önemlidir.
  • Beşeri zamanın nasıl geçtiğinin farkında olması gerekir bir odanın. Aksi takdirde ruhunu kaybetme riski vardır.
  • Nerede gömüleceğimi hiçbir zaman aklıma getirmek istemem. Ama mademki sordun, yakılmak istiyorum sanırım, güzel bir ağacın altına serpsinler küllerimi, toprağa yeniden karışma düşüncesi hoşuma gidiyor - ama rica ederim, henüz değil!
  • Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır?
  • Geleceği görmek için geriye gidiyorum.
  • O, bu dünyayı, intihar eden biri gibi kişisel olarak katlanılmaz bulmaz; dünyayı bu haliyle katlanılmaz bulur.
  • Ahlam Shibli'nin resimleri ketum, kaçamaklı ve kalıcı. Genel bilgi vermeyi asgari düzeyde tutarken, önemli ya da önemsiz hiçbir olay nakletmiyor. Resimlerin her biri sanki bir hadisenin hemen ardından çekilmiş gibi. Shibli atik davranamadığı için değil, onu asıl ilgilendiren duygulanım olduğu için. Kendi başlarına olaylar -en azından bu projede- onun ilgisini çekmiyor; asıl ilgilendiği şey olayların insanların hayatını nasıl etkilediği. Bu yüzden beklemeyi göze alabiliyor.
  • çok fazla zahmete değmez gökyüzü hepimizin...
  • Zamanın sesi hiç üzücü gelmiyor bana: çan sesine, duvar veya kol saatlerinin sesine bayılıyorum - ve ilk fotoğrafik uygulamaların marangozluk ve kesinlik mekanizmalarıyla ilişkili olduğunu hatırlıyorum: Kısacası, fotoğraf makinesi görmenin saatiydi, ve belki, içimde çok eskilerden kalma biri fotoğraf mekanizmasında o canlı ahşap sesini duyuyor hâlâ.
  • Koşullar, ancak mezara girmemekte direnenler için zordur... Beni oluşturan toprağın, şu anda size seslenen toprağın, en küçük bir değeri yok gözümde: Bu toprağın yaşamını herkes izleyebilir, herkes son verebilir ona. Ama benim kendime verdiğim şeyi, yüzyılların gökyüzünde bağımsız yaşamayı benden almaya kalkışacak olanın alnını karışlarım.
  • İnsan fotoğraflarının çoğu acıları anlatır; bunların çoğu da insanlar tarafından yaratılan acılardır.
  • Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır.
  • Şimdi Guevara gerçekten öldüğünün farkında olduğundan, yaşamında haklılığının ölçüsünü buluyor ve onun deneyimi olarak dünya kendisine artık katlanılır geliyor. Bu en son mantığı görebilmek, bir insanın ya da bir halkın ezici haksızlıklara karşı savaşabilmesini sağlayan şeyin bir parçası.
  • Hep sen bana sorular sorup duruyorsun. Ben de sana bir soru sorabilir miyim? Mutlu musun?

Bir Fotoğrafı Anlamak İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okuduğum ilk eleştirel kitap diyebilirim.kitabı bir sahaf çarşısında gezinirken keşfettim.Bergerin kitapta gecen tarihi olaylara, gündelik yaşamdan alıntılara yaptığı elestiriler fotoğraflar uzerinde daha cok düşünmemi sağladı kıyamadığım her fotoğraf benim için capcanlı insandı şimdilerde . (fadimental)

Hemen hepimiz fotoğraf çekmeyi çok severiz. Bazılarımız için ise bunun anlamı çok büyük. Bazılarımız ise yaşadığımız her anı dondurmayı ise bir yaşam biçimi haline getirdik. Maalesef artık çoğu zaman anı yaşamak yerine bu anı hapsetmeyi seçer hale geldi bazılarımız. Fotoğrafçılığa, yaklaşık beş yıl önce merak saldım. O merakla gidip o dönemin iyi sayılabilecek profesyonel bir fotoğraf makinesi almıştım. Sonrasında fotoğrafçılık dersleri alıp bir kaç ay içinde bunu pratiğe dökmüştüm. İlerlemeye başladıktan sonra makinemi değiştirdim. Doğa fotoğrafları ile başladığım, yolculuğum şimdi iyiden iyiye gelişti. Artık daha profesyonel, daha derin ve daha anlamlı işler yapmaya başladım. Kitap merakımın yanına, ona dostluk edecek bir yoldaş daha ekledim. İşte bu dönemlerde karşılaştığım John Berger’in bu kitabı bende merak uyandırmıştı. Kitabın içeriğine kaba taslak baktığımda, aslında net bir şekilde fotoğrafın ne olduğu ve nasıl olması gerektiğini anlatıyordu. “Tam aradığım” şey demiştim kendi kendime. Ama beş yıl oldu bir türlü felsefe kitaplarından başımı alıp okuyamadım. Geçenlerde fotoğraf makinemi alırken rastladım kitaba. Makinemin çantasındaydı. Ne işi varsa artık orada. Baktım böyle durup bana bakıyordu. Kendi kendime dedim; “kaç yıl oldu aldın bu kitabı attın köşeye. Ulan hiç adetin de değil kitap alıp okumamak.” O an makinemi bırakıp kitabı elime aldım. “Oku ulan” dedim ve başladım. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi John Berger bu kitapla aslında bize bir fotoğrafın nasıl olması ve nasıl yorumlanması gerektiğini anlatıyor. John Berger’den kısaca bahsetmek gerekirse, İngiliz yazar, senaryo yazarı, belgesel yazarı ve sanat eleştirmeni. Kariyerine ressam olarak başlamış. Resim dersleri verip sergiler açmış. Berger, İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinin başında geliyor. Kitap, İngiliz yazar Geoff Dyer’in sunuşu ile başlıyor. Sonrasında John Berger dümeni ele alıyor ve “Emperyalizmin Sureti” başlığıyla Ernesto Che Guevara’nın “Ölüm fotoğraf”ını yorumluyor. Şunu söylemem gerek; bu fotoğrafı görünce getireceği yorumu merak etmiştim. Çünkü Emperyalizm vahşeti olan bu fotoğrafı “Emperyalizm”in merkezi sayılabilecek ülkelerden birinde doğan ve yaşayan bir eleştirmenin getireceği yorumu merak etttim. Açıkçası ortaya koyduğu yorumlara bakınca John Berger’in niye “İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri” olduğunu anladım. Çünkü Che’nin bu fotoğrafına tarafsız, gerçek ve net bir yorum ortaya koyduğunu düşünüyorum. Sonrasında fotomontaja değiniyor ve fotomontajın siyaset içindeki yerini sorguluyor. Sırası ile fotoğrafın nasıl kullanılması gerektiğini, görünümünün ve öyküsünün nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Fazla uzatmadan aslında bu kitap sizin fotoğraf eleştirmeni olmasa da fotoğraf yorumcusu olmanız yolunda atacağınız ilk adım olabilir. Benim gibi bu fotoğrafçılığa merak duyan veya ilgilenen kişilerin okumasını tavsiye ederim. Geleneği sürdürerek; Felsefe okuyun, düşünün, Felsefe ile kalın... (Kör Kayıkçı)

Berger'in fotoğraf üzerine yazılarından derlenen eser, keyifli bir cumartesi akşamı okuması için oldukça yeterli. Sanki bir derginin sayfalarını karıştırıyor ve düşüncelere dalıyor gibi hissettim. Kitapta bazı fotoğraflar yorumlanıyor ve her fotoğrafın öyküsüne inmeye çalışılıyor. Anın zoraki hapsedildiği fotoğrafları değil, anı capcanlı kılan, gerçek fotoğrafları gözlemlemek ve hissedebilmek güzelliği ile... dostlarım. (ilknur)

Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?

1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.

İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.

Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.

John Berger Kitapları - Eserleri

  • Görme Biçimleri
  • Hoşbeş
  • Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
  • A'dan X'e
  • Uçuşan Etekler
  • Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar

  • Bir Fotoğrafı Anlamak
  • Sanatla Direniş
  • Düğüne
  • Portreler
  • G.
  • Yedinci Adam
  • Duman

  • Buluştuğumuz Yer Burası
  • Bento'nun Eskiz Defteri
  • Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
  • Kıymetini Bil Herşeyin
  • Hayvanlara Niçin Bakarız?
  • Kral
  • O Ana Adanmış

  • Manzaralar
  • Fotokopiler
  • Domuz Toprak
  • Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
  • Sanat ve Devrim
  • İstanbul’dan Gelen Telefon
  • Bir Zamanlar Europa'da

  • Leylak ve Bayrak
  • Görme Duyusu
  • Şiirin Saati
  • Zamanımızın Bir Ressamı
  • Clive’ın Koğuşu
  • Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
  • 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus

John Berger Alıntıları - Sözleri

  • Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
  • Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
  • Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
  • Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
  • Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)

  • “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
  • Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
  • Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
  • Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
  • Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)

  • 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
  • Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
  • "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın mo­deline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar,  düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
  • Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)

Yorum Yaz