TÜVTÜRK

Boğulmamak İçin - George Orwell Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Boğulmamak İçin kimin eseri? Boğulmamak İçin kitabının yazarı kimdir? Boğulmamak İçin konusu ve anafikri nedir? Boğulmamak İçin kitabı ne anlatıyor? Boğulmamak İçin kitabının yazarı George Orwell kimdir? İşte Boğulmamak İçin kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 05.02.2022 00:37
Boğulmamak İçin - George Orwell Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: George Orwell

Çevirmen: Suat Ertüzün

Orijinal Adı: Coming up For Air

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750726491

Sayfa Sayısı: 256

Boğulmamak İçin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Orwell'in ironik mizah anlayışı tazeliğini hiç yitirmiyor. Bu, kaçırılmaması gereken bir Orwell yapıtı."

-The Observer-

Göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan George Bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır.1939'da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır.Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir.Fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.

"Çok komik olmanın yanında hayranlık uyandıracak kadar gerçekçi... Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü burada nüve haliyle görebiliyoruz. Hayvan Çiftliği'ni de... Hem zengin bir okuma keyfi sunan hem de iki klasiğin tohumlarını birden barındıran romanlara kolay rastlanmaz."

-John Carey, The Sunday Times-

(Tanıtım Bülteninden)

Boğulmamak İçin Alıntıları - Sözleri

  • Hepimizi satın almışlar, hem de kendi paramızla.
  • “Ama hani öyle olur ki, bir kitap tam da sizin o sırada içinde bulunduğunuz haleti ruhiyeye denk gelir, öyle ki sizin için yazılmış sanırsınız.”
  • Kararlı olun, mutlaka yükseleceksiniz!
  • “-…Ne yapıyorsun burada? -…Aslına bakarsanız efendim, iş arıyorum. -İş, öyle mi? Hımm. Bugünlerde pek kolay değil.”
  • Tanrım, dedim. Hayalet gördüğümü sanarken ne kadar yanılmışım. Asıl hayalet bendim. Bendim ölü olan, onlarsa yaşıyordu.
  • Kararlı olun, mutlaka yükseleceksiniz!
  • İçimizde bir boşluk vardır,bir daha hiçbir şeye ilgi duyamayacağınız şeklinde bir his.

Boğulmamak İçin İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Boğulmamak İçin Kitap İncelemesi ve Yorumu: Herkese merhaba ve iyi bayramlar! Bu seferki incelemem biraz uzun olacak çünkü bu zamana kadar hiç Orwell incelemesi paylaşmadım ve biraz yorum yapmak, incelemek istiyorum. George Orwell’in diline Hayvan Çiftliği ve 1984 kitaplarından alışığım. Onun mizahi yerişlerini, otoriteyi eleştirmelerini okumak, taa o zamanlarda kaleme aldığı olayların bugün yaşanıyor olması benim oldukça ilgimi çekiyor. Boğulmamak İçin kitabında ise Orwell, ilk bölümüyle George isimli, 45 yaşında, sigorta pazarlamacısı olan ve takma dişlerine aşık bir başkarakterle çıkıyor önümüze. Karakterine kendi ismini verdiğini düşünebilirsiniz ama Orwell’in asıl adı Eric Arthur, bunu da ufak bir alt bilgi sayabiliriz unutmamak için. Kitap boyunca George’un ağzından birinci dünya savaşı öncesi, savaş zamanı ve savaş sonrası hayatı okuyoruz. George savaş öncesi ve savaş zamanlarını, yani çocukluğunu ve ergenlik yıllarını anlatıyor ikinci bölümde. Bu kısımın bazı okurlara sıkıcı geldiğini gördüm bazı incelemelerde. Ama aksine ben okurken çok keyif aldım. Orwell’in burada bana göre asıl kastettiği şey başkarakterin savaştan önce ne huzurlu ve eğlenceli, dertsiz, tasasız bir hayata sahip olduğunu ve savaşın herkesin yaşamını, duygularını nasıl değiştirebileceğini bize tek tek göstermek. Örneğin George’un çocukluğunu, yani savaş öncesini anlattığı kısımda bir şekerin fiyatının asla o kadar ucuz kalmadığını, birçok abur cuburun savaştan sonra pahalandığını, hatta piyasadan kalktığını söylüyor. Yorumlamaya kalkıştığımızda böyle cümleler bir çocuğun ağzından bile savaşın etkilerini anlamamızı sağlayabiliyor. Orwell zeki bir yazar, hiçbir şeyi amaçsız yazdığını düşünmüyorum. Kitabın üçüncü bölümünde ise insanların yaklaşmakta olan ikinci dünya savaşına, Hitler’e, Stalin’e, faşizme çok kayıtsız, hatta bunlar hakkında bilgisiz, programlanmış birer makina gibi olduklarından bahsediyor George. Bu kısımda en çok faşizm ile ilgili açık toplantının olduğu yer ve George’un arkadaşı Porteous ile konuşması ilgimi çekti. Birçok cümlenin altını çizdim belki bir gün soluksuz bir şekilde kitaplar hakkında tartışabileceğim bir arkadaşım olur da tartışırız diye. Otoriteye yaptığı eleştiriler, insanların -halkın- otoritenin baskısından bihaber olması, hiçbir şeye direnmemesi ve hatta çevresinde yaşananlara, kafalarının üstünden geçen bomba uçaklarına bile kayıtsız oluşlarını öyle cümlelerle anlatıyor ki… İşte Orwell ve kalemi, bayılıyorum bu adama! Kitabın son bölümlerinde başkarakterimizin geçmişe, yani savaş öncesi zamanlara duyduğu yoğun hasret ile eskiden yaşadığı kasabaya gitmesini ve orada karşılaştıklarını okuyoruz. Geroge/Orwell savaşı kanlı bir karmaşadan ibaret olarak yorumluyor. Bunu da Geroge’un eski kasabasını ziyaretinde mezarlıkların arttığını söylemesinden anlayabiliriz. Onu tanıyan kimsenin kalmaması, eski zevklerinin -örneğin balık tutmak- artık imkansızlaşması gerçekleri George’un yüzüne rüzgar gibi çarpıyor. Kapıda olan ikinci dünya savaşının endişesini, bu konudaki yalnızlığını, birinci dünya savaşından kalan, koltuğun altına süpürmeye çalıştığı anıları, hayal kırıklıklarını bir bir fark ediyor George bu bölümlerde. Bir insanın anlaşılamayışına, insanların bir tek kendilerini dinlemelerine, kendinden başka bir şeyi düşünmemelerine ve en çok da ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’larına tanık oluyoruz hep. İçler acısı ne yazık ki. Kitaba ilk başladığım zamanlarda adının neden “Boğulmamak İçin” olduğunu birkaç inceleme okumama rağmen anlamamıştım çünkü kimse bahsetmiyordu. Kitabın sonlarına doğru anladım bunu. Başkarakterimiz George şu anın hüznünden ve düşüncelerinden eski anıları düşünerek kurtulmaya ‘suyun yüzeyine çıkmak, boğulmaktan kurtulmak’ diyordu. Örneğin kasabaya giderkenki yolda gaza basarken “Boğulmamak için su yüzeyine çıkıyordum,” der George. Bazılarımız boğulmamak için bir şeyler yapıyoruz ama bazı insanlar boğulduklarının farkında bile olmuyorlar. Orwell da bu insanlara ve insanları bu hale getiren otoriteye bolca atıfta bulunuyor bu kitabında. Altını çizdiğim o kadar çok cümle var ki… Okuyun, okutturun. Herkese iyi okumalar, kitapla kalın! (Gregor SAMSA)

George Bowling, 45 yaşında göbeğiyle, takma dişleri ve eşiyle başı dertte olan bir sigorta şirketi çalışanı. Gençliğinin ilk yıllarını birinci dünya savaşına kurban eden dönemin siyasal sosyal ve ekonomik etkilerini her anlamda hisseden bir karakter. Bowling Savaş sonrasıda gelişen karakteri ve değişen toplumsal düzlemde sıkışan evliliğinden, işinden, toplumun genelinden şikayet eden ve ikinci dünya savaşının aktörlerini stalini, hitleri , dönemin İngiltere yönetimini eleştiren sorgulayan fikirleriyle var olmaya çalışan biri. Orwell trajikomik olay örgüsüyle modern dünyada sıkışmaya başlayan insanı , savaşın getirip götürdüklerini, ekonomik sistemleri, insan oğlunun doğaya fikir hayatına ve dünyaya verdiği zararları yavaş yavaş eliştirmeye başlayacağını sezdiriyor bu kitabında. Ki 1984 ve hayvan çiftliğinin ayak sesleri diye tabir ediliyor bu eser. (Caner)

George Bowling, küçük bir kasaba olan Binfield’de 1890’larda doğmuş ve subay olarak Birinci Dünya Savaşı'na katılmıştır. Yeşillikler içerisindeki kasabada mütevazı bir hayat sürerken savaş döneminde babası ve annesini kaybeder. Savaş bittiğinde sigorta müfettişi olarak iş bulur ve Londra’nın banliyösünde 45 yaşında haftalığı yedi pound kazanan iki çocuklu bir aile babası olarak hayatına devam eder. Bu romanda modern hayatın içine sıkışmış, sıradan bir bireyin geçmişini sık sık anımsamasıyla, savaşın insanlar ve ekonomi üzerindeki etkisini, zamanın her şeyi nasıl değiştirdiği anlatılıyor. George Bowling tüm bunları geride bırakmak için sonunda nostaljiye, çocukluk günlerine sığınıyor ama maalesef hayat onları da yutmuş. Kitap İkinci Dünya Savaşı dönemini anlatıyor ve karakterimiz Bowling geçmişe özlem duyuyor. Peki bizler de yüzyıllar öncesinden birisine sorsak o da insanların ve zamanın çok değiştiğini ve geçmişte nasıl olduğunu anlatacak, tıpkı George Bowling gibi. Yüzyıllardır acaba hep kötüye mi gidiyoruz, yoksa insanın bitmeyen memnuniyetsizliği mi? (Sefa Örnek)

Kitabın Yazarı George Orwell Kimdir?

1903'te Hindistan'ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde doğdu. Ailesiyle birlikte İngiltere'ye döndükten sonra, öğrenimini Eton College'de tamamladı. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, 1922-27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak, İmparatorluk yönetiminin içyüzünü görünce istifa etti. 1950'de yayımladığı Bir Fili Vurmak adlı kitabı, sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren makalelerin derlemesidir. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell'in en çok tanınan yapıtlarından Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, bilim-kurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Burma Günleri ise, Orwell'in Burma'daki (bugünkü Myanmar) İngiliz sömürgeciliğini dile getirdiği ilk kitabıdır. Orwell, 1950'de Londra'da öldü.

George Orwell Kitapları - Eserleri

  • 1984
  • Katalonya’ya Selam
  • Aspidistra
  • Burma Günleri
  • Wigan İskelesi Yolu
  • Paris ve Londra'da Beş Parasız

  • Papazın Kızı
  • Kitaplar ve Sigaralar
  • Neden Yazıyorum
  • Boğulmamak İçin
  • Balinanın Karnında
  • Faşizm Kehanetleri
  • Aslan ve Unicorn

  • Savaş Günlükleri 1
  • Edebiyat Üzerine
  • Politics and the English Language
  • Savaş Öncesi Günlükleri 2
  • Qeydlər
  • All Art is Propaganda
  • Shooting an Elephant

  • Savaş Sonrası Günlükleri
  • Essays
  • Bir İdam
  • Beyaz Adamın Laneti
  • Hayvan Çiftliği (Çizgi Roman)
  • Karakurbağası Üzerine Kuruntular
  • Totalitarizm Üzerine

  • Kısa Kısa Sevinçlerdi
  • Notes on Nationalism
  • 1984
  • Aforizmalar
  • Seçme Yazılar 1
  • Seçme Yazılar 2
  • Хорошие плохие книги

  • Hayvan Çiftliği
  • 1984

George Orwell Alıntıları - Sözleri

  • Sizin, annenizin evin baş köşesinde tuttuğu fotoğraftaki beş yaşındaki çocukla ne gibi bir ortak yanınız var? Hiç, sadece aynı kişisiniz. (Bir İdam)
  • Zihnine ölümcül bir karanlık çökmüştü. (Papazın Kızı)
  • "Bu müharibə arabir ölüm hallarının baş verdiyi komik operadan başqa bir şey deyil" (Katalonya’ya Selam)
  • Herkes zengin ile yoksula iki ayrı yasa uygulandığını bilir. Ama bunun ne anlama geldiğini kimse kabullenmez. (Bir İdam)
  • “Savaş bütün kötülüklerine rağmen bir hadde kadar cevaplandırılamayan bir güç sınamasıdır, bir gücünü dene makinesi gibi. Büyük güç paraya döner ve sonucu öngörmenin de hiç bir yoku yoktur.” (Aslan ve Unicorn)
  • Tarih, yenilene vah yazık der ama ne değiştirebilir ne de yardım eder. (Aslan ve Unicorn)

  • Büyük klasiklerin hepsi günceldile çevrilecek, geridildeki asılları yok edilecek düşüncenin imkanı olmadığından, suçun da imkanı olmayacak artık. (1984)
  • Dışarı çıkıyorm, sokakları ev basmış… (Edebiyat Üzerine)
  • Hepimizi satın almışlar, hem de kendi paramızla. (Boğulmamak İçin)
  • Mutluluğu tarif etmenin zorluğu aşikâr. Adil, düzenli bir toplum imgesi de insana çekici ya da ikna edici gelmez. Ama iyi ütopyalar yazanların çoğu, daha dolu dolu yaşasaydık hayatın nasıl olacağını göstermek isterler. (Faşizm Kehanetleri)
  • Gerçeği göremeyecek kadar uygarlaştık. (Karakurbağası Üzerine Kuruntular)
  • Düşünen kimse siyasetten uzak duramaz, durmaz. (Faşizm Kehanetleri)
  • “Makineleşmeye ve standartlaşmaya karşıyım; o yüzden sosyalizme de karşıyım ,” dediğinizde aslında “İstersem makineler olmadan da yaşamayı tercih etmekte özgürüm. ” demiş olursunuz ama bu saçmalıktır.Hepimiz makinelere bağımlıyız ve makineler çalışmayı bıraktığı anda çoğumuz ölürüz. (Wigan İskelesi Yolu)

  • Diktiğim bütün küçük bitkiler; hercaimenekşeler, acı baklalar, pembe karanfiller ve lahanalar belli ki tavşanlar yüzünden tamamen kaybolmuş. Hâlâ toprakta olan birkaç şalgamı da eşeleyerek çıkarıp yemiş ama havuçlara dokunmamışlar. Daha kötüsü ise çileklerin çoğunu mahvetmiş olmaları. Bir kaçı iyi durumda ama çoğu yok olmuş; kök boğazları hâlâ duruyorsa baharda canlanabilirler. (Savaş Sonrası Günlükleri)
  • Onun çirkinliği özüne aittir ve kurbanının yüzüne karşı dalga geçen zorba gibi «Evet, ben çirkinim, ve sen bana gülmeye cesaret edemezsin» demek içindir. (Aslan ve Unicorn)
  • Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi. (1984)
  • Kısacası; Her şeyin kendiliğinden olanı güzeldir... (Edebiyat Üzerine)
  • Bu sabah bir yılan daha bulmuşlar, ama bu seferki kesinlikle çayır yılanı. Olayı gören adam hayvanı boynundan bağlayıp dilini kesmeye çalıştıklarını anlattı, böylece kimseyi "sokamayacağını" düşünüyorlar. (Savaş Öncesi Günlükleri 2)
  • Artık cepheyi görmüş ve ondan fena halde tiksinmiştim. (Katalonya’ya Selam)
  • Tabii ki, bir romancı doğrudan içinde yaşadığı çağdaş tarih hakkında yazmakla yükümlü değildir. Ama halkı ilgilendiren büyük olaylara aldırmayan bir romancı ya aylak ya da düpedüz aptal biridir. (Balinanın Karnında)

Yorum Yaz