Bu Sistem Değişmeli - Recep Yazıcıoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Bu Sistem Değişmeli kimin eseri? Bu Sistem Değişmeli kitabının yazarı kimdir? Bu Sistem Değişmeli konusu ve anafikri nedir? Bu Sistem Değişmeli kitabı ne anlatıyor? Bu Sistem Değişmeli PDF indirme linki var mı? Bu Sistem Değişmeli kitabının yazarı Recep Yazıcıoğlu kimdir? İşte Bu Sistem Değişmeli kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Recep Yazıcıoğlu
Yayın Evi: Birey Yayıncılık
İSBN: 9758257251003
Sayfa Sayısı: 203
Bu Sistem Değişmeli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
ALTERNATİF BİR YAKLAŞIM
Doğu Dünyası olarak bir kaç asırdır her alanda büyük bir çöküş süreci yaşamaya devam ediyoruz. Ekonomik, siyasi kültürel ve ilmi açıdan büyük bir bozulma ve gerileme yaşamaktayız. Doğu Dünyası olarak sahip olduğumuz insan gücünü ve zengin yeraltı ve yerüstü nimetlerini, aynı şekilde zengin tarihi mirasımızı kullanmaktan aciz toplumlar haline geldik. İşte bu toplumlardan biri de hiç kuşkusuz Türkiye`dir. Kendi hallkıyla, kendi değer yargılarıyla bir türlü barışık olmayan bir devlet yapısı ve halka rağmen halkı yönetmeye çalışan bir grup seçkinci bürokrat sınıfı, her konuda uzman olduğunu iddia eden ve fakat her defasında açık veren bir aydın sınıfı ve ülkenin birlik ve bütünlüğü adına kendisini "kraldan daha kralcı gören" bir grup iktidar sahibi insanların bu ülkeyi ne hale getidiklerini son yaşanan olaylarla hepimiz beraber müşahade ediyoruz.
Şayet halkın kendi kendini yönetmesini, kapalı toplumdan açık topluma, fakir toplumdan refah topluma geçmeyi, korkulardan, tabulardan arınmış özgür bir toplum olarak istiyor isek yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı çok iyi tahlil etmek zorundayız.
İcraatları ve konuşmalarıyla herkesin bir türlü anlamakta güçlük çektiği hatta aykırı bir vali olarak tanımladığı Recep Yazıcoğlu işte bu çalışmasıyla bu anlamda sosyal, idari, siyasal ve kültürel hayatımıza büyük bir katkı sağlayacağını ümit ettiğimiz kitapla sizi başbaşa bırakıyoruz....
Bu Sistem Değişmeli Alıntıları - Sözleri
- Bedeli ödenmeyen gelişme ve kalkınma olmaz.
- Bir Japon atasözü vardır: “Bir yıl sonrasını düşünürsen pirinç, on yıl sonrasını düşünürsen ağaç, yüz yıl sonrasını düşünürsen insan yetiştir.”
- Kurulu düzene gözü kapalı uymayı ilahi emir gibi kabul eden, dünyadaki gelişmelere ve değişmelere rağmen 70 yıldır aynı zihniyet ve aynı kurallarla insanları fakirleştiren, insanları her alanda eli boş yığınlar haline getiren iktidar ve hükümet sahipleri bütün bu olumsuz gidiş, bu hızlı ve çöküş karşısında uyanmak zorundalar. İnsanları boş vaatlerle, sert tedbirlerle idare etmeye devam etmek kimseye bundan sonra hiç bir fayda sağlamayacaktır.
- Yönetime katılmayan, yönetimin dışında, “bana ne hastalığı”na yakalanmış sürekli kurtulmayı bekleyen toplumlar, ne demokrasiyi, ne insan haklarını ne de gelişmeyi ve kalkınmayı sağlayabilir.
- Manevi değerleri, inançları, tarihi geçmişi zorlayarak, yok sayarak geleceği kuramayız. 70 yıldır, bu konuda, akan ırmağı tersine çevirme çabası, artarak devam etmektedir.
- Milliyetçilik, en iyiyi, en az zamanda, en az para ile yapmaktır.
- Karizmatik liderler, "vatandaşa bedel ödetmeyeceklerini, her şeyi kendilerinin yapacaklarını" vaat ederler. Vatandaş da afyon yutmuş gibi bu hayalî vaatlerle bir süre avunur durur.
- Halkıyla bütünleşmeyen, ilmi, çağın tekniğini yakalayan halkıyla ters düşmeyen , halkından iğrenmeyen, halkını hor görmeyen, ona hakaret etmeyen, halkının bir parçası olan aydın ancak bu ülkeye hizmet getirir.
- Katılımcı demokratik liberal sistem gelişmiş ülkelerin modelidir. Merkeziyetçi devletçi güdümlü sistem geri kalmış ülkelerin modelidir.
- Stanford’un da belirttiği gibi Tanzimat’ın en büyük kötülüğü, halkın teşebbüs ve insiyatif kabiliyeti yerine bürokrasiyi, devleti ikame etmesi, her şeyi devlete ihale ve havale etmesidir.
Bu Sistem Değişmeli İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu Sistem Değişmeli: Elimdeki kitap 2000 yılına ait ve 5. baskı. Recep Yazıcıoğlu üzerine belgesel, röportaj ne varsa izledim. Onun mahalli idareler yönetimi ve ülke yönetimi üzerine olan düşüncelerini de beğeniyorum. Örnek alınacak bir devlet adamıydı. Sürekli de aklıma gelir, acaba bugün yaşasa ülke siyasetinin neresinde olurdu? Düşünsenize devlet memuru iken sistemi eleştiren demeçler verip, kitap yazıyor. Bugün bırakın valiyi, kaymakamı; bakanlar bile Cumhurbaşkanının izni olmadan tuvalete bile gidemiyor. Böyle bir sistemde ne demokrasi olur, ne ifade özgürlüğü ne de sürdürülebilir bir kalkınma... 《》 Türkiye gibi toplumlar hep ağlayan, iç sorunlarıyla uğraşan, yap-boz politikalarla ömür tüketen, kendi halkıyla arasında uçurumlar olan bir yapıya sahip olduğu için en nihayetinde toplumların büyük bir bunalıma girmesi kaçınılmaz sondur. 《》 Geçmişten bugüne değişmeyen paradosklar içinde iktidarlar değişiyor hatta yönetim şekli bile değişiyor. Ama yönetici zihniyeti değişmiyor. Vatandaşları boş vaatlerle, sert tedbirlerle idare etmeye çalışan iktidar yapısı bugün de varlığını sürdürüyor. Kuru gürültü milliyetçilik naralarını duyuyorsunuz değil mi? İşte asıl milliyetçilik kendi halkının imkanlarını gerçekçi kullanmak ve kendi halkına hizmeti kutsal bir görev saymaktır. 《》 Kendi gücünün farkında olmayan halk, tıkanan sistemi algılayamamakta ve buna yönelik çözümleri görememektedir. Bundan dolayı siyasilere hesap soramamaktadırlar. Halk hesap sormazsa bu sistem değişmez. Yönetime katılmayan halk ne demokrasiyi, ne insan haklarını, ne de gelişmeyi ve kalkınmayı sağlayabilir. Paraşütle makamlara atanan partililer, liyakat sahibi olmayan bürokrat ve politikacılar olduğu sürece israf azalmaz, kötü yönetim ortadan kalkmaz. Böyle bir ortamda ise gelen gideni aratır. Çünkü sözümona "yeni bir kurtarıcı" beklenir her şeyi düzeltecek... 《》 Bugünün Türkiye'sini ne kadar da güzel anlatıyor öyle değil mi? 30 yılda değişen hiçbir şey olmamış. Hatta eskisine nazaran daha da merkezileşmiş bir devlet yapısı ile karşı karşıyayız. İsraf artmış, toplumsal sınıflar arasında uçurum artmış, politikacı ile vatandaş arasındaki iletişim padişah - tebaa ilişkisine dönmüş. Hâlâ kurtarıcıyı mevcut iktidar ya da muhalif bir lider olarak gören bir toplum var. Oysa toplum kafasını gömdüğü kumdan çıkarıp etrafına baksa, sesini çıkarsa, hakkını arasa, hesap sorsa bugün ne bir kurtarıcıya gerek duyarız, ne de yaşanan tüm bu saçmalıklara maruz kalırız... (Murattgenstein)
Bu Sistem Değişmeli: “tarihten almazsan ibaret tarih tekerrürden ibaret” sözü, asırlardır çeşitli şekillerde bu topraklar üzerinde tezahür etmiştir. Fakat bazı dönemlerde ortaya çıkan ve bu kısır döngünün farkında olan “güçlü adamlar”, “refah zamanlar” yaşatabilmek için “rahat adamlar”ın sebep olduğu “zor zamanlar”da öncü rolü üstlenerek bu gidişe ‘dur’ diyebilmiştir. Yaşadığı dönemin kilometre taşlarından biri olan merhum RECEP YAZICIOĞLU da “bu sistemi (zor zamanları)” yerinde ve eksiksiz tespitler yaparak okumuş, anlamış ve doğru olanı/yapılması gerekeni – ‘bu ne der’, ‘şu ne yaptırımı uygular’, ‘o nereye sürer/ne zaman merkeze çeker’ korkusuna düşmeden – açıklamış ve elinden geldiğince faaliyete koymuştur. Başta bizzat kendisinin hayata geçirdiği “TOKAT MODELİ” yönetim şekli ve diğer projeleri ile “Aykırı-Süper Vali” olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Kitapta gerek kendi uyguladığı gerekse uygulanmakta olan çeşitli örneklemler üzerinden “bu sistem”in ‘yapıcı’ eleştirisini yapmış ve çözüm odaklı açıklamalara başvurmuştur. Başta bu ülkenin yürütme organı mensubu olan/olacak her şahsın okuması gereken bir baş ucu kitabı, bir kılavuz. (Ibrahim Đ)
Kitap türkiye yönetim sistemine dair güzel bir eleştiri içeriyor. Bir yandan şaşırıp bir yandan içiniz acıyor. Nasıl olur da bu kadar verimsiz kaynak kullanımı yapılıyor diye. Eline sağlık sayın valinin okunmalı güzel bir kitap. (Msbyğt)
Bu Sistem Değişmeli PDF indirme linki var mı?
Recep Yazıcıoğlu - Bu Sistem Değişmeli kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bu Sistem Değişmeli PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Recep Yazıcıoğlu Kimdir?
2 Haziran 1948'de Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğan Recep Yazıcıoğlu, yüksek öğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. 1975 yılında askerliğini Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda asteğmen olarak yaptıktan sonra, 1968 yılında, Aydın Maiyet Memuru olarak göreve başladı. 1971 - 1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca kaymakamlıkları görevinde bulundu. 1971 - 1984 yılları arasında, sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca ilçelerinde kaymakamlık görevinde bulundu.
1984 yılında Tokat Valiliği'ne atandı. Daha sonra, 14 Ağustos 1989'da Aydın Valisi olarak göreve başladı. 19 Ağustos 1991 tarihinde Erzincan Valiliği'ne atandı ve bu görevinden sonra, 26 Eylül 1999'da da Merkez Valiliği'ne getirildi. Evli, üç çocuk ve bir torun sahibi olan Recep Yazıcıoğlu, zaman zaman yaptığı sistem eleştirileriyle ve aykırı görüşleriyle dikkat çekti. Son olarak Denizli Valiliği görevinde bulunan Yazıcıoğlu, 2 Eylül 2003'de Eskişehir-Ankara Yolu üzerindeki Temelli Belediyesi yakınlarında trafik kazası geçirdi. Ankara İbn Sina Hastanesi'ne yatırılan Yazıcıoğlu, kazadan iki gün sonra bitkisel hayata girdi.
Türk halkının yakından tanıdığı ve çok sevdiği Vali Recep Yazıcıoğlu, 8 Eylül 2003'de Ankara İbn Sina hastanesi'nde vefat etti. Cenazesi bir gün sonra, Söke ilçesinde defnedildi.
Recep Yazıcıoğlu Kitapları - Eserleri
- Bu Sistem Değişmeli
- Sıradışı Bir Vali
- Sil Baştan
- Neden Sıradışı Bir Valiyim
- Halkın Valisi
Recep Yazıcıoğlu Alıntıları - Sözleri
- Hani kavaktan düşen adamın, "hemen doktor çağıralım" diyenlere, "aman eksik olsun, siz bana kavaktan düşmüş bir adam bulun" demesi gibi ülke problemlerine de daha önce benzer sorunlarla karşılaşıp üstesinden gelmiş adamları iş başına getirerek çözüm üretebiliriz.. (Sıradışı Bir Vali)
- Kurulu düzene gözü kapalı uymayı ilahi emir gibi kabul eden, dünyadaki gelişmelere ve değişmelere rağmen 70 yıldır aynı zihniyet ve aynı kurallarla insanları fakirleştiren, insanları her alanda eli boş yığınlar haline getiren iktidar ve hükümet sahipleri bütün bu olumsuz gidiş, bu hızlı ve çöküş karşısında uyanmak zorundalar. İnsanları boş vaatlerle, sert tedbirlerle idare etmeye devam etmek kimseye bundan sonra hiç bir fayda sağlamayacaktır. (Bu Sistem Değişmeli)
- Halkıyla bütünleşmeyen, ilmi, çağın tekniğini yakalayan halkıyla ters düşmeyen , halkından iğrenmeyen, halkını hor görmeyen, ona hakaret etmeyen, halkının bir parçası olan aydın ancak bu ülkeye hizmet getirir. (Bu Sistem Değişmeli)
- Vali bey oldukça kırgın. Yalnız kendisini Erzincan'dan merkez Valiliğine alan baştakilere değil, topluma da kırgın bence. Kendisine hizmet edeni sahiplenmeyen bir toplum, hizmet edenle soyan arasında bir ayrım yapmayan toplum, yalnızca dedikodularla yetinen bir toplum belkide başına gelen kötü şeyleri hak ediyor.. (Sıradışı Bir Vali)
- Karizmatik liderler, "vatandaşa bedel ödetmeyeceklerini, her şeyi kendilerinin yapacaklarını" vaat ederler. Vatandaş da afyon yutmuş gibi bu hayalî vaatlerle bir süre avunur durur. (Bu Sistem Değişmeli)
- Katılımcı demokratik liberal sistem gelişmiş ülkelerin modelidir. Merkeziyetçi devletçi güdümlü sistem geri kalmış ülkelerin modelidir. (Bu Sistem Değişmeli)
- Geri kalmış ülkelerde, Kurtarıcılar ideoloji empoze etmişlerdir. Bunu Papağan gibi sürekli tekrar ettirerek Bunun dışında insanlara düşünme, duyma, araştırma imkanı tanımak istememişlerdir. (Sil Baştan)
- Milliyetçilik, en iyiyi, en az zamanda, en az para ile yapmaktır. (Bu Sistem Değişmeli)
- Bedeli ödenmeyen gelişme ve kalkınma olmaz. (Bu Sistem Değişmeli)
- Tarihimizdeki otoriter yönetimler sonucu her işi ve her şeyi en başta sorumlu olan tek insana havale ve ihale etmek geleneği vardır. (Sil Baştan)
- Ona göre; Bu sorunlar, Herşeyi devletten bekleyen, kendi gücünü farketmeyen toplumsal altyapının bir ürünüydü. (Sil Baştan)
- Toplumun dayatması; Siyasi ve idari yapıyı zorlamadıkça, sistemden nemalanan kadrolar tek taraflı bir irade ile bu konumlarından vazgeçmeyecektir. (Sil Baştan)
- Kalkınma ve gelişme; tüm örneklerinde görüldüğü gibi, devletin değil halkın işidir. (Sil Baştan)
- Sistem; Dışladığı, ittiği, ezdiği ve horladığı insanlardan nasıl itaat bekler? (Sil Baştan)
- Bir Japon atasözü vardır: “Bir yıl sonrasını düşünürsen pirinç, on yıl sonrasını düşünürsen ağaç, yüz yıl sonrasını düşünürsen insan yetiştir.” (Bu Sistem Değişmeli)
- Vali bey oldukça kırgın. Yalnız kendisini Erzincan'dan merkez Valiliğine alan baştakilere değil, topluma da kırgın bence. Kendisine hizmet edeni sahiplenmeyen bir toplum, hizmet edenle soyan arasında bir ayrım yapmayan toplum, yalnızca dedikodularla yetinen bir toplum belkide başına gelen kötü şeyleri hak ediyor.. (Sıradışı Bir Vali)
- Stanford’un da belirttiği gibi Tanzimat’ın en büyük kötülüğü, halkın teşebbüs ve insiyatif kabiliyeti yerine bürokrasiyi, devleti ikame etmesi, her şeyi devlete ihale ve havale etmesidir. (Bu Sistem Değişmeli)
- Siyasî partiler; program-proje tartışacağına, geçmişe yönelik zihniyet tartışmaları ile (Alevi-sünni, Laik-antilaik, Atatürkçü-İslamcı) öyle bir toz duman çıkarıyorlar ki, Sonuçta; Kaos, umutsuzluk ve çözümsüzlükten başka elde birşey kalmıyor. (Sil Baştan)
- Yüksek enflasyon, pkk terörü, geciken Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin kalkınması, ansızın gelen 99 Marmara depremi ise sorunları daha da ağırlaştırdı. Güncel bir tanımlamayla; Kimine göre sistem tıkandı, kimine göre, devlet çöktü. (Sil Baştan)
- Yönetime katılmayan, yönetimin dışında, “bana ne hastalığı”na yakalanmış sürekli kurtulmayı bekleyen toplumlar, ne demokrasiyi, ne insan haklarını ne de gelişmeyi ve kalkınmayı sağlayabilir. (Bu Sistem Değişmeli)