TÜVTÜRK

Dersim - Uğur Mumcu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Dersim kimin eseri? Dersim kitabının yazarı kimdir? Dersim konusu ve anafikri nedir? Dersim kitabı ne anlatıyor? Dersim kitabının yazarı Uğur Mumcu kimdir? İşte Dersim kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

  • 03.03.2022 22:00
Dersim - Uğur Mumcu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap Künyesi

Yazar: Uğur Mumcu

Yayın Evi:

İSBN:

Sayfa Sayısı: 57

Dersim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dersim Alıntıları - Sözleri

  • Sağcısı ve solcusu ile bu ülke bizim ülkemizdir. Yaşanan olay ise açıkça bölücülüktür. Ulusal barışı ve bütünlüğü sarsan her olaya nereden ve kimden gelirse gelsin yurttaşlık ve tarih bilinci ile karşı koymak zorundayız. Bölücülüğe karşı sağcının da solcunun da elbirliği yapması gereklidir.
  • Siyasetçiler arasında Müslümanın “garibanına” Atatürkçülük taslayıp çokuluslu sermaye ile destekli gericiliğe şapka çıkarmak, günümüzün modasıdır!
  • Cumhuriyet döneminde 1924 yılındaki “Nasturi” ve 1925 yılındaki “Şeyh Said İsyanı”ndan 1937-38 yılları arasındaki “Dersim İsyanı”na kadar on sekiz tane isyan yaşanmış. Bunlar sırasıyla: 1924 Nasturi... 1925 Şeyh Said... 1925 Reçkotan... 1925-37 Sason... 1926 1. Ağrı... 1926 Koçuşağı... 1927 Mutki... 1927 2. Ağrı... 1927 Bicar... 1929 Asi Resul... 1929 Tendürük... 1930 Savur... 1930 Zeylan... 1930 Oramar... 1930 3. Ağrı... 1930 Pülümür Ayaklanmaları, Menemen Olayı ile 1937-1938 Dersim ayaklanmasidır.
  • Laiklik konusunda söylenecek çok söz vardır. Atatürk durup dururken mi laiklik ilkesini benimsemiştir? Cumhuriyet öncesi ve sonrasında dinsel görüntülü hangi siyasal eylemlere ve başkaldırmalara tanık olunmuştur? Bunları hiç inceleyen yoktur.
  • Bugün, 1925 yılında sahnelenen dinsel görüntülü bir bölücü ayaklanmaya bakarken, Şeyh Sait'in İngiliz silah fabrikalarına silah siparişi verdiği, İngiliz silah fabrikalarının da o tarihte İngiliz “Intelligence Service” ile iç içe çalışan silah tüccarı Vasil Zaharoff ile eşgüdüm halinde olduklarını bilmek gerekir. Muğlalı bir Rum olan Zaharoff'un İngiliz Başbakan, Lloyd George'un yakın dostu olduğunu ve İngiliz hükümetince silah ticaretindeki başarılarından ötürü “sir” unvanı ile ödüllendirildiğini anımsarsak, Şeyh Sait ile İngiliz silah fabrikaları arasında kurulan köprülerin siyasetten arınmış “masum bir ticaret” olmadığı sonucuna ulaşırız.
  • Musul sorunu ile Şeyh Sait ayaklanmasının aynı günlere rastlaması herhalde “kaderin bir cilvesi” değildi:
  • Şeyh Sait'in İngiliz silah fabrikalarına silah siparişi verdiği, İngiliz silah fabrikalarının da o tarihte İngiliz “Intelligence Service” ile iç içe çalışan silah tüccarı Vasil Zaharoff ile eşgüdüm halinde olduklarını bilmek gerekir.
  • "Etnik terör” de başlı başına sivillerden kaynaklanan bir “ırkçılık” değil de nedir Allah aşkına?
  • Damat Ferit bana geldi, sulh anlaşmasına göre Kürtler ayrı bir devlet olacaklar. Kürt liderleri Mustafa Kemal'i sevmezler, çünkü o bolşevikliği getirmek istiyor. Siz Mustafa Kemal'den nefret ediyorsunuz. Çünkü o sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemal'e karşı birlikte kullanalım, dedi.
  • Türkiye Cumhuriyeti, ne holding yazıhanelerinde kurulmuştur, ne lüks otel lobilerinde ne de CIA ve Dünya Bankası koridorlarında.
  • Türkiye Cumhuriyeti, ne holding yazıhanelerinde kurulmuştur, ne lüks otel lobilerinde ne de CIA ve Dünya Bankası koridorlarında.
  • Kürtçülük ve İslamcılık, bugünlerde el ele veriyor. Bütün bu olayların nedenlerini aramak biz Atatürkçülerin görevidir.
  • Said-i Nursi, Atatürk düşmanıdır.
  • Savaşı kazanan ve cumhuriyeti kuran, o çilekeş o özverili Anadolu halkıdır, her cephede kan akıtan, can veren Mehmetçiktir, “tam bağımsızlık” inancı ile Anadolu’ya geçen ve emperyalist ordulara karşı savaşan ve ayaklanmaları bastıran yurtsever subaylardır...
  • Dün Hıristiyan İngiltere tarafından “hilafet, padişahlık ve şeriatçılık” istekleriyle kışkırtılan azınlık ırkçılığı bugün de hiç kuşkusuz başka güçler ve devletlerce Marksist-Leninist görüntülerle sunuluyor. Amaç değişmez; padişahçılık ve şeriatçılık gibi Marksistlik ve Leninistlik de azınlık ırkçılığının maskesidir.

Dersim İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İngiliz Kürtçülüğü öyküsü: Uğur Mumcu öteden beri sevdiğim gerçek bir Atatürkçü. Hem Abdullah Çatlı'nin kızlarına Uğur Mumcu kitaplarını okumasını önerdiğini duymuştum o vesileyle okumaya karar verdim. Uğur Mumcu kalemi o kadar tarafsız ki sahte dinciler, sahte Atatürkçüler, İngilizlerin desteğiyle isyan çıkaranlar Uğur Mumcunun deyimiyle "İngiliz Kürtçülüğü" hepsi kaleminden nasibini alıyor. Objektif bakış açısıyla kalemini beğendim. Cumhuriyetin daha ilk yıllarında İngilizlerin desteğiyle isyan çıkaran, devletin bölünmez bütünlüğünü kabul etmeyen azınlık ırkçılarının tarihini belgelerle kaleme almış. Tespiti o kadar haklı ki din sömürücülüğü üzerinden ve Marksist, Leninist komünizm üzerinden isyan çıkaranları ortak paydada eşitliyor. Cumhuriyet döneminde tam 18 isyani gündemde tutuyor. Dersim, Koçgiri, Menemen, Nasturi, Reçkotan...Sason... 1926 Koçuşağı... 1927 Mutki...Ağrı... 1927 Bicar... 1929 Asi Resul... 1929 Tendürük... 1930 Savur... 1930 Zeylan... 1930 Oramar... 1930 Pülümür Ayaklanmaları... İsyanların hepsi Kürt milliyetçiliği düşüncesi altında başlıyor. Ve işin garip tarafı, isyanları devletin yanında bizimle olan vatansever Kürt aşiretlerinin desteğiyle püskürtüyoruz. İsyanların hiçbirinde bütün Kürtlerin desteğini sağlayamadılar. Tıpkı PKK'lı eniklerin sağlayamadığı gibi.. İngiliz desteğiyle şeriaaat diyerek Cumhuriyetin ilk yıllarında isyan çıkaran, silahlı örgüt kurup mehmetçiklerimizi şehit eden, "1 Türk öldürmek 70 gavur öldürmekten daha sevaptır." diyen hain Şeyh Sait'in ruhuna Fatiha öyle mi? Ateşi bol olsun. Eline sağlık Atam. https://youtu.be/4tkBgsivw6Q Rusya film arşivinden Şeyh Sait.. Mustafa Kemal Atatürk, Mehmetçik, kahraman Astsubaylarımız, Kazım Karabekir paşa hepsine minnettarız. Elinize sağlık vatanın güzel evlatları... Sizlere minnettarız. Uğur Mumcu'yu okurken Atatürkle hesaplaşan, Şeyh Saitin torunlarıyla helalleşen sahte Atatürkçüler aklıma gelmemiş değil. Keşke dedim; senin kaleme aldığın Atatürkçü çizgide Türk milliyetçiliği hep yaşasaydı. Uğur Mumcu Ruhu Şad olsun... (AyŞeNuR ÇELİK)

"DİNİ" SÜSLEMELİ "KÜRT" KANCIKLIĞI: •Osmanlıdan bu yana topyekûn ve imtiyazsız bir şekilde bir arada bulunduğumuz çok uluslu devletimiz içinde Kürt, Arap, Ermeni, Çerkez,Türk ayrımı olmaksızın Kurtuluş Savaşı da dahil birçok mübadeleyi hep birlikte atlattığımız zengin tarihsel sürecimiz içinde malesef ki bunun gibi birtakım milletleri kullanarak ÜLKE ALEYHİNE KIŞKIRTMALAR tarih sahnesinde boy göstermiştir. •İnandığım içtimai  fikir sistemi olan Türk Milliyetçiliği'nin ana kıstasları içinde Türk'e ve Türk Milletine yararlı olanı yaşatmak esas kuraldır. Kavmimin yaşaması ve aziz Türk Milletimin varoluşu için yürütülen bir içtimai kavramdır benim için Türk Milliyetçiliği. •Türk Milliyetçiliği ilkesinde Türk'ün yaşaması gayesi dışında bir IRKÇI tutumu olamaz. •Türk ; hiçbir ırkın ya da milletin ölmesini ,yok edilmesini , SOYKIRIMI talep etmez. •Kürt de vatana faydaları kadar insandır. Türk de. Eşitlik hususu vatan, bayrak üzerinedir. İnandığım Ülküm bunu gerekirir. •Türk Milliyetçiliği her türlü sınıfsal yönetime, komünizme ve iştirakçılığa karşıdır. •Bayrak ve Atatürk İlkeleri husundaki sert tavrımız kesin ve değişmez bir çerçeve içerisindedir. Bu sebepten ötürü Türkiye; Türk, Laz ve Kürt milletlerin bir arada yaşadığı bölünmez toprak parçası anlamına gelir ve bu ülke içerisinde her hangi bir İşçi Sınıfı ya da Kürdistan Özerkliği kurulamaz. •Bu gereksiz açıklamaları da sırf IRKÇI ,PİS FAŞİZAN demesinler diye  yaptığıma göre çok sevdiğim Uğur Mumcu abimin şu güzelim eseri hakkında konuşabilirim. :))) •Bizde Türk'e karşı üç millet kullanılır. Bunlar ; - Ya Ermeni - Ya Kürt - Ya da yine kendi milletidir. •Türk'ün Türk'e düşürülmesi; en yakın tarih örnekleri olarak sağ-sol kavgası olarak düşünülebilir. •Bu Moskof kılıklı düşünceler tahrik ve tahkikte bir an geri durmayıp  zararlı fikirlerini bugün halen daha özgür düşünce ve özerklik adı altında ülkemizin gençlerine aşılamakta devam ediyor. Bu  •ZARARLI•   fikir akımlarını gelin hep beraber inceleyelim. 1- AZINLIK ŞOVENİZMİ / KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ  "Bugün yine birtakım ayrımcı güçlerin doğu yörelerimizde terörist eylemlerine tanık olunmaktadır. Yakın tarihimizden verdiğimiz bu örneklerden sonra “bu olayları da İngilizler kışkırtıyor" gibi bir yargı sahibi değiliz. Anlatmak istediğimiz, yakın tarihimizde "azınlık şovenizmi"nin ardında yabancı devletlerin bulunduğudur." (KİTAPTAN ALINTI) 2- MARKSİZM - LENİNİZM - KOMÜNİZM - MANDACILIK "Kurtuluş Savaşı öncesi bölgelerimizde Kürt ve Ermeni devleti kurma girişimleri kapitalist ABD ve İngiltere tarafindan açıkça desteklenmiş ve örgütlenmiş Marksist- Leninist Sovyetler Birliği de silah ve para yardıminı Ermenilere toprak ve sonrasında Doğu ve Güneydoğu verilmesi koşuluna bağlamak istemişti. Dün Hıristiyan İngiltere tarafından "hilafet, padişahlık ve şeriatçılık" istekleriyle kışkırtılan azınlık ırkçılığı bugün de hiç kuşkusuz başka güçler ve devletlerce Marksist-Leninist görüntülerle sunuluyor. Amaç değişmez; padişahçılık ve şeriatçılık gibi Marksistlik ve Leninistlik de azınlık ırkçılığının maskesidir. Amaç bölgede bir Kürt devleti kurdurtmaktır. Böyle bir devletin kurulmasında birden çok ülkenin çıkarı vardır. Hele Ortadoğu'daki sıcak savaşları düşünürseniz..."(KİTAPTAN ALINTI) 3- ŞERİATÇI İSLAMCILAR "Laiklik konusunda söylenecek çok söz vardır. Atatürk durup dururken mi laiklik ilkesini benimsemiştir? Cumhuriyet öncesi ve sonrasında dinsel görüntülü hangi siyasal eylemlere ve başkaldırmalara tanık olunmuştur? Bunları hiç inceleyen yoktur. Bu olaylardan biri, "Şeyh Sait Ayaklanması"dır. "(KİTAPTAN ALINTI) "Türkiye’de son yıllarda birçok siyasal kavram, kendi özüne yabancılaştırılarak yozlaştırılıyor: Yozlaştırılan kavramların başında “tutuculuk”, “ilerici” ve “gerici” gibi kavramlar geliyor. Özal, başkanlık sistemi mi istiyor? Başkanlık sistemine karşı olanlar tutucudur! Kimler ilerici? Özal’ın her dediğine evet diyenler... Yakın tarihe hangi gözlüklerle bakıyoruz? Örneğin “Şeyh Sait Ayaklanması” gerici bir ayaklanma mıdır? Yoksa Kürt milliyetçiliğinden kaynaklanan bir devrimci atılım mı? Bu gibi sorulara verilecek yanıtlar da “zamana ve zemine göre” değişiyor. " (Kitaptan alıntı) •Ülkedeki AZINLIK ŞOVENİZMİ sadece Şeyh Said Sidiklisinde patlak vermiyor. Görüldüğü üzere tarih bu tarz ayaklanmalarla gündemi boş yere meşgul etmiş. Güzelim TÜRK tarihimizin içinde bi de bu  azınlık isimleriyle uğraşmışız. • TBMM ve silahlı kuvvetler, bir yandan emperyalist ve kapitalist düşmanlarla savaşırken, bir yandan da bu iç ayaklanmaları bastırmakla uğraşmış. Bu da bizim ilerlememizi bir hayli önemli bir ölçüde durdurmuş önüne set çekmiştir. "Cumhuriyet döneminde 1924 yılındaki “Nasturi" ve 1925 yılındaki "Şeyh Said İsyanı"ndan 1937-38 yılları arasındaki “Dersim İsyanı"na kadar on sekiz tane isyan yaşanmış. Bunlar sırasıyla: 1924 Nasturi... 1925 Şeyh Said... 1925 Reçkotan... 1925-37 Sason.. 1926 1. Ağrı... 1926 Koçuşağı... 1927 Mutki... 1927 2. Ağrı.. 1927 Bicar... 1929 Asi Resul... 1929 Tendürük... 1930 Savur... 1930 Zeylan... 1930 Oramar... 1930 3. Ağrı.. 1930 Pülümür ve 1937-1938 Dersim Ayaklanmaları ile 1930 Menemen Olayı Ayaklanmasıdır."(Kitaptan alıntı) •Tarihimizin hiçbir döneminde görülmeyecek ölçülere varan dış borçlarla, bölgede yaşanan olaylarla, etnik ayaklanmalarla, dış dünyada her gün daha hızla artan yalnızlığımızla yeni ve içinden kolay kolay çıkılmayacak sorunlara doğru sürükleniyoruz. •Bu isyanların büyük bir kısmı “dinsel gericilik görüntüsü" ile sergilenmiş; etnik nedenler dinsel görüşlerle perdelenmiştir. gonderi/86083650 Şeyh Said Ayaklanması'nın en önemli yan etkileri : 1- Musul'un kaybı. 2- Gerçekleştirilmek istenen birçok toprak reformunun sabote edilerek engellenmesi. 3- Siyasette dinin alet olunarak HEM LAİKLİK ilkesinin hem de yanlış din olgusu üzerinden İslamiyet 'in büyük yıkımı ve tahribi olmuştur. Hıyaneti Vataniye Kanunu çıkartılarak yine de beklenenden kısa sürede üstün teşkilâtçılık yeteneği ile bu ayaklanmayı bastıran BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ŞEYH SAİD 'İN İDAMINA KARAR VERMİŞTİR. ELLERİN DERT GÖRMESİN PAŞAM. AZİZ MİLLETİMİN BABASI!! (Radikalizmin Mistik Önderi)

Uğur Mumcu'nun Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yazmış olduğu yazılardan oluşuyor. Kitapta sadece Dersim (Tunceli) ayaklanması değil 1900'lü yılların başlarında ülkemizi karanlığa çekmek için başlatılan diğer isyanlar hakkında da bilgi vermekte. İsyan başlatıcıların İngiliz devleti tarafından desteklendiği ve bu konular hakkındaki resmi yazışmalara yer veriliyor. Anadoluya hakim olabilmek adına din istismarcılarının, çeşitli paşaların, ağaların desteğini alarak birşeyler amaçlanmıştır. Doğu ve Güneydoğuda Ermenilerin kötü emellere ulaşmak adına Kürtlerin devlete karşı kışkırtılması, ermeni terör örgütü Asala'nın pkk ile birlikte olmasıda bu işin beraber yürütüldüğünü gösteriyor. Kitabın 90'lı yıllarda yazılmış olması araştırma kitaplarını seven kişilerin şuan rahat olarak bilebileceği konuları barındırıyor. Herkese iyi okumalar dilerim. (Yasin Bektaş)

Kitabın Yazarı Uğur Mumcu Kimdir?

Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar. 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir.

Ailesi

Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu.

Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur.

Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.

Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir.

Ağabeyi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı Kardeşim Uğur Mumcu adıyla bir kitapta toplanmıştır.

Eğitim yaşamı

İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı.

Askerlik dönemi

Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.

Gazetecilik dönemi

Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen' le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeniYahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı.

1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçekitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.

1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı.

1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925yayımlandı.

1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü.

Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:

"Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"

8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir.

Suikast

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

Suikasti; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah, PKK gibi örgütler üstlendi. Suikastin arkasında Mossad'ın ve kontrgerilla'nın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an Irak Devlet Başkanı olan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla birebir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir.

Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır.

Ödülleri

1962 Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle)

1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü

1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü

1980 & 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü

1980, 1982 & 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında)

1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında)

1984, 1985 & 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü

1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında)

1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta Olayı dolayısıyla)

1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü

1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü

1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü

Uğur Mumcu Kitapları - Eserleri

  • Sakıncalı Piyade
  • Kürt Dosyası
  • Tarikat-Siyaset-Ticaret
  • Kazım Karabekir Anlatıyor
  • Liberal Çiftlik
  • Rabıta

  • 12 Eylül Adaleti
  • Söz Meclisten İçeri...
  • Gazi Paşa'ya Suikast
  • Kürt-İslam Ayaklanması
  • Tüfek İcat Oldu...
  • Papa-Mafya-Ağca
  • 40'ların Cadı Kazanı

  • Çıkmaz Sokak
  • Devrimci ve Demokrat
  • Büyüklerimiz
  • Silah Kaçakçılığı ve Terör
  • Bir Pulsuz Dilekçe
  • Suçlular ve Güçlüler
  • Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi

  • Bir Uzun Yürüyüş
  • Terörsüz Özgürlük
  • İsterler ki Susalım
  • Ağca Dosyası
  • Uyan Gazi Kemal
  • Aybar ile Söyleşi
  • Saklı Devletin Güncesi " Çatlı vs. "

  • Dersim
  • İnkılap Mektupları
  • Katiller Demokrasisi Hırsızlar Düzeni
  • Sahte Atatürkçülük
  • Kontrgerilla Öğretileri
  • Devlet, Silah, Adalet
  • Suçlular ve Güçlüler

  • Çağın Suçu
  • Yolsuzluk, Şiddet, Bağımlılık
  • Laiklik Ruhuna Fatiha
  • Bomba Davası Ve İlaç Dosyası
  • Söze Nereden Başlasam
  • Sağcı Düşünce
  • Söz Meclisten İçeri

  • Hukuk, Devlet, Aşiret
  • Amerika Küsmesin
  • Ata’m İzindeyiz
  • Milliyetçilik A.Ş.
  • Modern Türban
  • 12 Eylül ve Şeriat
  • Namuslu Olma Cesareti

  • Engelli Demokrasi
  • Bu Düzen Böyle Mi Gidecek
  • Kurtar Bizi Baba
  • Bağımsızlık Gülü
  • Son Yazılar
  • Demirel ve Çankaya
  • Alaturka Kapitalizm

  • Ermeni Mandacılar
  • Bir Devlet Arıyoruz.
  • Polemikler
  • 24 Ocak Anayasası
  • Esir Teşebbüs
  • Ortadoğu'da Amerikan Bilardosu
  • Dost Yüzlerde Zaman

  • Eğilmeden Bükülmeden
  • Quisling Cephesi
  • Devlet Modası: Tek Yol Özal
  • Kuvvayı Ticariye Ruhu
  • Batı Kulübünde Dans
  • Paşa Tasarrufları
  • Ortadirek Türküleri

  • Sistem
  • Türkiye'nin Yapısal Özellikleri ve Anayasal Düzeni
  • Türk Memet Nöbete
  • Haram Düzeni
  • Askeri Marksizmden Demokratik Sosyalizme
  • Kemalizm Sendromu ve Pax-Amerikan
  • Yabancılaşma, Kenanizm, Özalizm

  • Örs ve Çekiç
  • Tohum ve Toprak
  • Kır Çiçekleri
  • Petrol Bekçisi
  • Serbest Piyasa Ve Kemalizm
  • Tüfek İcad Oldu
  • Büyüklerimiz

  • Sevr mi Lozan mı?
  • Kazım Karabekir Anlatıyor
  • Arap Siyaseti

Uğur Mumcu Alıntıları - Sözleri

  • Günler akıp gidiyordu. Siyasal iktidar diktatörlük yolunu açmak için zorluyordu. Adaletsiz bir sömürü düzeni yalnız çıkarcıları koruyordu. Halk, korkunç biçimde geçim derdine düşmüştü. (İnkılap Mektupları)
  • Ama bizler, Osmanlı İmparatorluğu'nun «Padişahım çok yaşa» diye bağırtılan «tebası» değil, Atatürk Cumhuriyeti'nin özgür düşünceli yurttaşlarıyız. Bu yüzden, yurttaş olmanın verdiği hak ve özgürlükle, hiçbir korkuya ve hiçbir komplekse kapılmadan görüşlerimizi açıklamak isteriz. (Terörsüz Özgürlük)
  • Geleceğimiz ne kadar kararırsa, geçmişe dönüp kahramanlık türküleri söyleyeceğiz. Halkımız da böyle ninnilerle uyutulacak: - Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik. Evet öyleydik amma, şimdi ne haldeyiz? (Kontrgerilla Öğretileri)
  • Devletin temeline dinamit koymak... işte devletin temeline dinamit koymak budur. Devleti sadece iktidar partilerinin çevresinde oluşan bir güç sanmak. (Devlet, Silah, Adalet)
  • Bu gergin ortamda Hergün bir olay bekliyoruz. Çünkü artık kaba kuvvet bütün ülkede egemenliğini ilan etmiştir. Bu ortamda saldırganların amaçlarından biri de, ilerici basını susturmaktır. (Cumhuriyet 22 Mart 1977) (Kontrgerilla Öğretileri)
  • Şiddetin geçer akçe olduğu bir toplumda son sözü en güçlü şiddet araçlarına sahip olanlar söyler. Bu bir evrensel kuraldır. (Suçlular ve Güçlüler)

  • "Anayasaya bakarsanız, yasa önünde herkes eşittir. Uygulamaya göz atarsanız, insanlar çeşit çeşittir." (Milliyetçilik A.Ş.)
  • Kaç kişi öldürüldü bu güne kadar? Yetmedi mi? Vicdanlarınızın pansumanını bu kanlı kefenle mi yapıyorsunuz? (Tüfek İcat Oldu...)
  • ‘Evet ne olursa olsun ben, Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra, siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, onbinlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem!’ (Sakıncalı Piyade)
  • ne İslamcıdır ne de lâik.., Ya nedir? Ülkücüdür.... (Tarikat-Siyaset-Ticaret)
  • Aşiret ağalarının ellerinden topraklarını alıp yoksul köylülere dağıtmak bir toprak devrimidir! (Kürt Dosyası)
  • "Komutan ülkücülerde yakalanan silahları hiç önemsemez, ama solcu, bir pankart astı mı, savcılığı da herkesi de ayağa kaldırırdı." (12 Eylül Adaleti)
  • Bir başka gün, Dışişleri Bakanı kürsüde konuşurken, bu sayın üye "hür parlamenter rejimde" sık sık rastladığımız şu "zoolojik" yaklaşımla uyarıda bulunuyor: Eşşekleri susturun sayın başkan... (Söz Meclisten İçeri)

  • Ben diyorum ki, "tartışalım", bütün konuları tartışalım. Tartışmaya, bu tartışma uygarca olduğu sürece, hiçbir sınır, hiçbir yasak getirilmemeli; getirilmemeli ki, bu insanlık mirasından, özgürce ve eşitçe yararlanalım! (Söz Meclisten İçeri)
  • Sağcısı ve solcusu ile bu ülke bizim ülkemizdir. Yaşanan olay ise açıkça bölücülüktür. Ulusal barışı ve bütünlüğü sarsan her olaya nereden ve kimden gelirse gelsin yurttaşlık ve tarih bilinci ile karşı koymak zorundayız. Bölücülüğe karşı sağcının da solcunun da elbirliği yapması gereklidir. (Dersim)
  • Unutmayalım ki «cesur bir kez, korkak bin kez ölür». Önemli olan, insanın, böyle bir toplumda bir «mezar taşı» gibi suskunluk simgesi olmamasıdır. (Suçlular ve Güçlüler)
  • "Ne Amerikan emperyalizminin işbirlikçiliği, ne Sovyet güdümü, ne de Tanzimat batıcılığı... Ulusallık içinde devrimcilik, özgürlük ve bağımsızlık: Devrimci siyaset işte budur." (Devrimci ve Demokrat)
  • Mustafa Kemal, Ocak ayında çıktığı yurt gezisinde, İzmit’te, Musul sorununu gazetecilere şöyle anlatmıştı: Musul sorununa gelince… Biz bu ili eski sınırı ile ulusal sınırlarınız içine almıştık. Bu sorunda İsmet Paşa, Lord Curzon ile karşı karşıya geldi. Curzon diyor ki; “Musul, Irak’ın ayrılmaz parçasıdır. Musul, Irak için gereklidir. Bunu vermeyeceğiz. İsterseniz sizi petrollere ortak edelim.” Oysa Musul, bizim için petrol değil memleket sorunudur. En son aşama budur. Ve Musul sorununun Boğazlarla Adalar sorunu görüşüleceği zaman halledileceğini söyledi. Sorun da bu noktada kaldı. Musul sorunu nazım çözülecekti? Gazi Paşa, ne gibi bir çözüm düşünüyordu? Önce İngilizlerle görüşmelerde bir çözüm yolu aranacaktı. Olmazsa? Olmazsa savaş! Musul’u alacak komutan bile kafasında hazırdı: Kazım Karabekir! (Kürt-İslam Ayaklanması)
  • Bir hükumet düşünün ki, hırsızdır. Soyuyor memleketi. Meb'ussunuz, biliyorsunuz. Gelmişsiniz bu kürsüye, "arkadaşlar" diyorsunuz, "böyle bir hükumet bir saniye başta tutulmamalidir. (Söz Meclisten İçeri...)
  • Kürtler ve Ermeniler anlaşmışlardı. Ermeniler, büyük bir kısmı Kürtlerin devlet kurmak istedikleri topraklar üzerindeki haklarından vazgeçecekler ve Amerika ve Avrupa'da Kürtler lehine propaganda yapacaklardı. (Kürt Dosyası)

Yorum Yaz