Dini Anlama Kılavuzu - Şaban Ali Düzgün Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Dini Anlama Kılavuzu kimin eseri? Dini Anlama Kılavuzu kitabının yazarı kimdir? Dini Anlama Kılavuzu konusu ve anafikri nedir? Dini Anlama Kılavuzu kitabı ne anlatıyor? Dini Anlama Kılavuzu PDF indirme linki var mı? Dini Anlama Kılavuzu kitabının yazarı Şaban Ali Düzgün kimdir? İşte Dini Anlama Kılavuzu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi
Yazar: Şaban Ali Düzgün
Yayın Evi: Otto Yayınları
İSBN: 9786052300145
Sayfa Sayısı: 224
Dini Anlama Kılavuzu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Din, insanı hayatın gerçekleriyle yüzleştirir ve bunun gereği olarak da ona hayatında olmaması gerekenleri kaldırıp atma cesareti verir. Allah’ın insana verdiği bu hakkın kullanılması onu gerçek makamına, eşref-i mahlukat seviyesine ulaştırır.
Değişen dünya ve içinde bulunduğumuz teknoloji çağı yeni problemleri de beraberinde getirmekte, bu problemler, diğer alanlarda olduğu gibi dinî alanda da kendini göstermektedir. Bu kitap, din ile ilgili kafası karışan, cevap arayan, sorular soran insanlara akılcı çözümler sunmayı hedeflemektedir. Bu kitap, sorgulayan ve inanç için kapı aralayan bireylerin üzerinde durduğu konulara dinin doğasından hareketle cevaplar vermektedir.
Dini Anlama Kılavuzu Alıntıları - Sözleri
- "Allah'ın kulu, Allah'ın koludur." veciz sözü tam da bu durumu özetlemektedir. Aslında Tanrı'ya iman/güven duyma, Tanrı'nın yaşamımıza sessizce giriş anıdır. Sessizdir, ama son derece etkin.
- "Dua etmek, umutsuzluğu aşmanın anahtarıdır."
- "Bir eylem ek, bir alışkanlık biç, Bir alışkanlık ek, bir karakter biç ve bir karakter ek, bir kader biç."
- "İnsanın varlık gayesi, cennet olarak tanımlananın benzerini dünyada kurmaktır."
- Daha hayatın ne olduğunu anlayamadan ölümü nasıl anlayacaksın.!
- "İnsanın varoluşu bir ucuyla kaygıya bir ucuyla umuda bağlanmıştır ve insan yaşamı, kaygıyla umut arasında salınır."
- Var olan her şey, varlığına ilişkin bir açıklamaya muhtaçtır.
- Esas olan, insanların yöneldiği yönler (kıbleler ve onların temsil ettiği dinsel farklılıklar) değil, iyi olanı var etme yarışına girerek hep birlikte var olmaktır. Dostoyevski'nin dediği gibi 'ahlaki bir seçim yapmak'tır.
- İslam medeniyeti, karşısına çıkan zaman ve coğrafya alanlarının ürkütücü derinliğine meydan okuyan, kimi zaman onlarla barışan, kimi zaman çatışarak gelişen bir medeniyettir.
- "Evet, insan özgür bir varlıktır. İyiyi de kötüyü de seçme kudretindedir. Ama seçim anında yönlendiremediği (bencil) arzuları ve kontrolsüz ihtirasları onu yönlendirebilmektedir. İnsanın kendisiyle ilgili bilmesi gereken en temel gerçek muhtemelen şudur: İnsanın içinde biteviye bir savaş devam etmektedir. İyi ile kötünün savaşı. Ve insan, içindeki bu iki yetiden hangisini beslerse tercihi sırasında o yeti ona doğru, iyi ve güzel olanı seçtirmekte ya da seçtirmemektedir. Aksi takdirde şartlanmış ve yönlendirilmiş, bencil arzularının peşine takılmış, bilincin kontrolünden çıkmış bir insanın, tercih anında aklını kullanarak 'iyi' yi tercih etmesi çok da kolay değildir."
Dini Anlama Kılavuzu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dinle İlgili Temel Sorular Üzerine: Kitap kısa kısa birbiri ile konu itibariyle alakalı olsa da bağımsız yazılardan oluşuyor. Şaban Hoca'dan ilk okuduğum kitap. Kitabı da sohbetleri gibi akıcı ve şahane. Kesinlikle kendisini okumaya devam edeceğim. Zaten halihazırda kafamda dönen konularla ilgili hocayla sohbet ediyormuş gibi hissettim. Ancak tek bir eleştirim olabilir. Yazılar en tatlı yerinde bitiyor, bana çok kısa geldi. Hatta kitap farklı yerlerde yazılmış yazıların bir derlemesi mi diye düşündüm ancak buna dair bir bulguya rastlamadım. (Büşra Özdemir)
Eser muhtelif denemelerden oluşmakla beraber özde tek bir konuyu ihtiva ediyor. Bu konu; Ali Şeriati’nin ‘Dine karşı din’ adlı eserinde de ziyadesiyle karşılaştığımız; dinin bozulmuş yani kurumsal ve hegemonik hali ile bu halin tam karşısında konumlanan dinin özünü temsil eden aktüel ve canlı halinden oluşuyor. Şaban hoca, Ali Şeriati’nin de bozulmuş olarak nitelediği bozuk dinin karşısına, dinin özü olarak nitelediği dini doktrini koyuyor. Ve bu anlayış ile tekrardan hz peygamber dönemindeki evrensel dünya görüşünü oluşturulabilmeyi hedefliyor. Eserin bütünsel olarak kendi içerisinde tutarlı olduğunu da ifade edelim. Lakin aynı tutarlılığın bazı denemelerinde bulunmadığını itiraf etmemiz gerekiyor. Üstelik Hoca, temele aldığı konuları bir çok açıdan incelerken bazı denemeleri gelişi güzel kaleme almış. Öyleki bir çok deneme ayrıntılar içerisinde can vermiş. Diğer yandan yarım sayfayı içerisine alan uzun cümleler, bu cümlelerin içerisinde akışı bozan açıklamalar ve konunun kelime oyunlarına yahut edebiyata mâl edilmeye çalışılması okuyucu bir hayli sıkabilir. Biz eserin yazım dilini ve üslubunu da çok beğenmedik. Bizim ana kriterimiz de bu olduğu için, esere vereceğimiz puan bir hayli düştü. Hocanın fikirleri, fikirlerini olgunlaştıran muhtelif çalışmalarının elbetteki taktir edilmesi gerekir. Bu anlamda kendisini de kutluyoruz. Lakin bu fikirleri aynı güzellikte sunacak yazım dili geliştiremediği için kendimizi tenkit etmek mecburiyetinde hissediyoruz. Umarız çok daha güçlü bir yazım diliyle yeni eserler kaleme alır ve yeni fikirleriyle tanışma şerefine erişiriz... Eseri okuyacak olan arkadaşlara keyifli okumalar diler, saygılarımızı sunarız. (Muhammet İkbâl)
Çok iyi kitap. Giriş bölümünden itibaren okuyucuyu silkeleyen, soruları çoğaltan, cevapları sağaltan, "din-darlığı" azaltıp, imanı, insan ve kul olmanın anlamını ve kalitesini çoğaltan, bir dine inanıp inanmamanın, bir tanrıya güvenip güvenmemenin farkındalığı ve pratikteki karşılığı ile kişiyi yüzleştiren bir kitap. Şaban Ali Düzgün başka, bambaşka bir ilahiyatçı. Çok tavsiye ederim Tekrar tekrar okunur bir eser. (yazar okur okur yazar)
Dini Anlama Kılavuzu PDF indirme linki var mı?
Şaban Ali Düzgün - Dini Anlama Kılavuzu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dini Anlama Kılavuzu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Şaban Ali Düzgün Kimdir?
1968 Gümüşhane’de doğdu. 1989’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Seyyid Ahmet Han ve modernist hareketlerle ilgili yüksek lisans çalışmasını tamamladı. Bu çerçevede İngiltere’de, School of Oriental and African Studies’de (SOAS) çalıştı. Doktorasını Nesefi ve İslam Filozoflarında Allah-Alem İlişkisi adıyla verdi. 2000-2001 akademik yılında öğretim üyesi değişimi programı çerçevesinde Gregoryan Üniversitesi’nde (Roma); 2003-2004 akademik yılında ise Georgetown Üniversitesi’nde (Washington, DC) misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 2005’de profesör oldu. 2007-2008 eğitim öğretim yılında, Fulbright Muslim Scholar olarak Birmingham Southern College’da öğretim üyesi olarak çalıştı. Alabama Üniversitesi, Montevallo Üniversitesi, Samford Üniversitesi’nde ders ve seminerler verdi. Uluslar arası Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesinde (Kazakistan) ders verdi (2013). Fulbright Türkiye Seçici komisyon üyesidir. İngilizce İlahiyat Bölüm Başkanlığını yürütmüştür (2010-2012). İnternet Kelam Araştırmaları Dergisi’nin editörlüğünü yapmaktadır (www.kelam.org/dergi). Hali hazırda Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı başkanıdır.
Şaban Ali Düzgün Kitapları - Eserleri
- Dini Anlama Kılavuzu
- Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan
- Adem'den Öncesine Dönüş
- Sosyal Teoloji
- Kimliksiz Hakikatler
- Din, Birey ve Toplum
- Çağdaş Dünyada Din ve Dindarlar
- Allah, Tabiat ve Tarih
- Maturidi'nin Düşünce Dünyası
- Nesefi ve İslam Filozoflarına Göre Allah-Alem İlişkisi
- Aydınlanmanın Keşif Araçları
- Tanrı’nın Gözbebeği İnsan
- Uncovering İslam
- Dini Düşüncede Gelenek, Dönüşüm ve Gelecek
- Seyyid Ahmed Han ve Entellektüel Modernizmi
- Matüridi - Kayıp Aydınlanmanın İzinde
Şaban Ali Düzgün Alıntıları - Sözleri
- “Kuran’ın Mekke’de indiği, İstanbul’da yazıldığı, Mısır’da okunduğu ve Maveraünnehir bölgesinde özelde Semerkant’ta anlaşıldığı söylenir” (Maturidi'nin Düşünce Dünyası)
- |Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de başkalarına öyle davran! (Kimliksiz Hakikatler)
- Susuzluğumuzu dindirmek istiyorsak, susuzluğu açıklayan kitapları bir kenara bırakalım da bir yudum su içelim. (Allah, Tabiat ve Tarih)
- dinin varlığı değil, yokluğudur bunca problemin sebebi. (Adem'den Öncesine Dönüş)
- Pratik anlamda inanç rasyonel değildir. İnananın inanması rasyoneldir ki bu durumda ona inanmanın kendince sebepleri vardır. Ancak inanma için sağlanan bu pratik gerekçeler zorunlu olarak inanmanın teorik gerekçeleri değildir. Bir insan Tanrı'nın var olduğunu gösteremeyebilir; ama yine de O'na inanmanın Makul/rasyonel olduğu düşüncesini devam ettirebilir. Bu durumda rasyonellik, inancın bir özelliği olmaktan çok inanan kişinin inancıyla irtibatının bir niteliğidir. (Allah, Tabiat ve Tarih)
- insanları düşünceleri üzerinden değerlendirmek hem bir birikimi hem de bir çabayı gerektirir. birikim ve çaba fakiri insanlann en kolay yargı yolu, sembollerdir (Adem'den Öncesine Dönüş)
- papa 'tanrı böyle istiyor" dediğinde sürüler halinde harekete geçecek bir güruhun olduğunu biliyor. tarihte ve şimdi en büyük problem, dinin devletin kullandığı enstrümanlardan birine dönüşmesi. (Adem'den Öncesine Dönüş)
- Semerkant bölgesi, kendi aydınlık ortamında yeni bir retorik yaratmıştır. Bu bölge, İslam düşüncesinin en büyük usulcülerini, kelamcılarını, fakihlerini, muhaddislerini, müfessirlerini ve filozoflannı yetiştirmiştir. Bir şehirde yüzlerce medresenin eğitim verdiğini dikkate aldığımızda, buranın Kur'an'ı en iyi anlayan bölge olarak gösterilmesinde şaşılacak bir sey olmadığı anlaşılır. Mesela, Yakut el-Hamevi, Merv kentindeki kitaplardan ve kütüphanelerden bahsederken büyük şaşkınlık içindedir. 12 ayrı kütüphanenin her birinde bulunan Arapça, Farsça, Yunanca ve Süryanice 12.000 cilt kitaptan bahsetmekte ve bu kitaplarınkendisi için ev, eş, çocuk gibi bütün bağlılıkları unutturacak bir cazibeye sahip olduğunu aktarmaktadır. (Maturidi'nin Düşünce Dünyası)
- Değişimin en büyük engelleyicisi, insanın içinde bulunduğu ve başkaları tarafından oluşturulan hazır bulduğu şartları akılcılaştırmasıdır. (Çağdaş Dünyada Din ve Dindarlar)
- “Adalet adına Tanrı inkar edildi, fakat Tanrı fikri olmadan adaletin kendinden bahsetmek mümkün müdür?” |A.Camus (Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan)
- sarp yokuşu aşmak (Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan)
- Dinlerin daha doğrusu din mensuplarının zamana, tarihe ve gelişmeye direnmeleri, başka bir ifadeyle dünyaya ait olmaya alışamamaları ise hem sorunun hem de sonun başlangıcını oluşturur. (Allah, Tabiat ve Tarih)
- Evrendeki diğer insanlarla ve evrenin kendisiyle bir ve birlik olmak ruhunu da kaybeden insan, bireysel yokluk ve çaresizlik buhranına saplandı. Bu yeni hürriyet anlayışı insanda derin bir güvensizlik, güçsüzlük, şüphe, yalnızlık ve endişe hissi yarattı. Tanrı'ya meydan okuyan insan, kendi değerlerini Tanrısal değer olarak ilan edip, kendi standartlarını Tanrı'nın yerine koyuyor. Kendince haklılaştırdıgı bu isyan, devrim ideolojisi haline geliyor ve insan kendi idealiyle kurulan yeni bir zulmün kurbanı oluyor. İnsan insanın kurdudur' (Hama hamini lupus) sözü, İnsan insanın Tanrısıdır' (Hama hamini deus) söylemine dönüşüyor. Bu durumda sığınılıp bağışlanma dilenecek gerçek bir Tanrı da ortada bırakılmış değil. Seküler şehrin bir dramı bu. Bu dram, neden bu kadar insanın acı çekip, öldüğünü de açıklamaktadır. Hidrojen bombasından uyuşturucu bağımlılığına uzanan sefalet koridoru sakinlerinin yaşadığı trajedilerin arkasında da bu yatıyor. (Sosyal Teoloji)
- İslam, hakikatin keşfinde kullanılacak yöntemin, sadece fiziksel varlığa indirgenmesini reddeder. Böyle bir tutum, hakikatin bir bütün olarak elde edilmesini engeller. Gerçeklik sadece görünenden ibaret olmadığına göre, gerçekliğin keşfinde kullanılacak yöntemin de görünene uygulanan metotla sınırlanması söz konusu olamaz. (Din, Birey ve Toplum)
- Yorumlamaya çalıştığımız terimin mecaz seviyesi, bize kendini hemen açmayan, ilk kavramsallaştırma teşebbüsümüze direnen farklı bir hakikatle karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Öyle ‘gerçeklik’ler vardır ki haklarında söylenen onca söze karşın, ‘gerçek’ yapıları hiçbir şekilde deşifre edilemezler. Bu ‘gerçek’lerle ilgili konuşarak onlar hakkında yarattığımız ‘gerçeklik’ler, onları tam anlamıyla temsil edemez. Söz merkezli (logosentrik) geleneklerin bu konularda yapabileceği başka da bir şey yoktur. (Maturidi'nin Düşünce Dünyası)
- Esas olan, insanların yöneldiği yönler (kıbleler ve onların temsil ettiği dinsel farklılıklar) değil, iyi olanı var etme yarışına girerek hep birlikte var olmaktır. Dostoyevski'nin dediği gibi 'ahlaki bir seçim yapmak'tır. (Dini Anlama Kılavuzu)
- "Bir eylem ek, bir alışkanlık biç, Bir alışkanlık ek, bir karakter biç ve bir karakter ek, bir kader biç." (Dini Anlama Kılavuzu)
- Kendi kararlarını veren bireyler olduğumuz yanılgısı içinde yaşayan robotlar hâline dönüştük. (Sosyal Teoloji)
- Kader hak ettiğimiz yerde olmaktır. İnsanlar ya hak ettikleri yerdedir ya da oraya varacaklardır. (Sosyal Teoloji)
- Hicret, imkanların tükendiği yerden imkanların üretildiği bir yere göç etmektir. (Maturidi'nin Düşünce Dünyası)